Be-
Be-, başına geldiği kelimeye "ile, için, -e kadar, -e göre" anlamı katarak zarf oluşturan Farsça bir önektir. Tekrarlanan iki kelime arasına veya tâ edatından sonra getirilerek zarflar teşkil eder.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- An be an: Anı anına
Olan İslâmî şeair, dinî minarat, İlahî maabid, şer'î maalim itfa olmazsa, İslâmiyet parlayacak an be-an!.. (Lemeat)
- Aşır be aşır: Aşir aşir
Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,... (Asar-ı B.)
- Ayet be ayet: Ayet ayet
Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,... (Asar-ı B.)
- Be-ebed: Ebede kadar
Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak (Huklusi Ağabey'e Mektuplar)
- Behemehal: Ne olursa olsun, mutlaka (Be-hem-hal)
Binaenaleyh cemal, sermedî ve daim olursa behemehal onun inceliklerini gösteren âyinelerinin de ebedî ve daimî olması zarurîdir. (Mesnevi-i Nuriye, Lasiyyemalar)
- Beher: Her bir
...Risale-i Nur'un yüzyirmi parçasından beher parçası birer mürşid-i a'zam, birer mürşid-i ekmel, birer kal'a-i hasin, birer elmas kılınç olarak sabittir. (Barla L.)
- Be-mahal: Yerinden
Zahirperest âlim-i cahil, veyahut cahil-i âlimin taassubat-ı nâ-be-mahallinden... (Makaleler)
- Benam: Nam sahibi
...hukemâyı hayran ve şuarâ-yı benâmı haddelgaye istihsan ile huzur-u mânevîsinde ser-fürû ettirerek,... (Fihrist Risalesi)
- Cüz be-cüz: Cüz cüz
Ben yeniden cüz be-cüz tetkik ettim. (Rumuzat-ı Semaniye)
- Dest be dest: El ele
Öyle bir şeriat ki; akıl ve nakil, dest be-dest ittifak vererek ol şeriatın hakâikinin hakkaniyetini tasdik etmişlerdir. (Muhakemat)
- Hatve be hatve: Adım adım
Hattâ dikkatle bakılsa görülüyor ki, bu saray-ı âlem inkıraza hatve be-hatve yaklaşmakta. (Lahikalar)
- Gah-be-gah: Arada sırada
Ki İsa (A.S.) ya Üzeyr'in, ya melaik, ya ukûlün tevellüd şirki meydan alıyor nev-i beşerde gâh bâ-gâh... (Lemeat)
- Kafile be kafile: Kafileler halinde
Bütün canlı mahlukat -insan olsun, hayvan olsun- kafile be-kafile büyük bir sür'atle o cihete gidip kaybolurlar. (Şualar)
- Kelime be kelime: Kelime
Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,... (Asar-ı B.)
- Mevsim-be-mevsim: Mevsim mevsim
...yeryüzünün mevsim-be-mevsim tazelenen hayretfeza nukuşlarının, manidar mektubatının bir kâtibi, bir nakkaşı vardır. (31. Söz)
- Serbeser: Baştan başa
Kâinâtta serbeser sırr-ı tesânüt müstetir, hem münteşir. Hem cevânibde tecâvüb, hem teâvün gösterir;... (Lemeat)
- Sure be sure: Sure sure
Kelâmın havassına ve mezaya ve letaifine âşina olan ehl-i tetkik ve tenkid, Kur’ânı sûre be sûre, aşır be aşır, âyet be âyet, kelime be kelime cadde-i tetkikten geçirdikten sonra,... (Asar-ı B.)
- Tekrar-be-tekrar: Tekrar tekrar
Ve keza bu âlemin mâliki, kendi kudretine pek kolay ve pek ehven ve ibadına fevkalâde mühim ve pek şedidü’l-ihtiyaç olan haşrin tekrar be-tekrar vaadinde bulunmuştur. (Mesnevi-i Nuriye, Lasiyyemalar)
- Vakit be-vakit: Zaman zaman
Vakit be-vakit başınızı kaldırıp esma-i hüsnama dikkat ederek,... (20. Söz)