-kar

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
18.39, 27 Haziran 2026 tarihinde Turker (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 61799 numaralı sürüm (Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

-kâr, -gâr veya -ger, sonuna geldiği kelimeye "-li, -ci" ekleri veya "eden, edici" kelimeleri gibi faillik ve sahiplik anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.

Bilgiler

Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -

Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler

  • Adavetkâr: Düşmanlık eden

Mabuduna karşı adavetkârane bir isyanı taşır. (26. Söz)

  • Aşikâr: Apaçık

Her şeyde aşikâre, vahdaniyetin çok delilleri var. (10. Söz)

  • Bid'akâr: Bidatçı

...onları bırakıp heveskârane yeni içtihadlar yapmak, bid'akârane bir hıyanettir. (27. Söz)

  • Cazibekâr: Çekici

...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)

  • Cezbekar: Cezbeli

...hakikatta biri enfüsî, diğeri âfâkî iki hareket-i cezbekâranede zikir ve tesbih-i İlahî ile Mevlevî gibi zikreden ve deverana kalkan... (30. Söz)

  • Cür'etkar: Cesur

O pek cür'etkâr, cesur adama herkes hayrette kalır. (19. Mektup)

  • Çilingir: Anahtarcı, demirci (Aslı: Celangar)

...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... (Lahikalar)

  • Dalaletkar: Sapkın

...beşeri müşevveş, perişan, âciz, fakir, hacatı hadsiz, a'dası nihayetsiz ve fâni, bekasız bir vaziyet-i dalaletkâraneden o insanı o nur, o meyve-i kudsiye ile... (31. Söz)

  • Ehemmiyetkar: Önem veren

Kur'an-ı Hakîm'in kâinattan ve mevcudattan ehemmiyetkârane, istihsankârane bahsi ise; evvelki iki yüze bakar. (32. Söz)

  • Elemkar: Elemli

Herbirinin, bütün divan-ı eş'arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar. (17. Söz)

  • Fedakâr: Özverili

...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren... (14. Lema)

  • Gafletkâr: Gafil

İşte o bataklık ise, gafletkârane ve dalalet-pîşe olan sefihane hayat-ı içtimaiye-i beşeriyedir. (13. Mektup)

  • Garazkâr: Kin besleyen

Avrupa'nın bir kısım idraksiz ve garazkâr feylesoflarının, müteşabih âyet-i kerime ve hadîs-i şeriflere yaptığı taarruzlarını... (Konferans)

  • Günahkâr: Günah işleyen

Bu millet-i günahkâr kanıyla abdest aldı. (Lemeat)

  • Hahişger: Arzulu, istekli (Hahiş: Arzu)

Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.

  • Halaskar: Kurtaran

İstimdadkârane, bir halaskârı için bağırır, çağırırız, ne kimse işitiyor, ne cevabı veriyor. (Lemeat)

  • Haşmetkar: Haşmetli

Kâinatın erkân-ı azîmesine bakıyoruz; mühim gayeler için haşmetkârane bir tedvir ve tenvir görüyoruz. (33. Söz)

  • Hatarkar: Tehlikeli

Fevkalâde eğer bir cesaretin var; gireriz de beraber, bu yol-u pür-hatarkâr. (Lemeat)

  • Hayatkar: Hayat sahibi

Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)

  • Hayretger: Hayret eden

Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir. (23. Söz)

  • Herzekar: Boş konuşan

Herzekârane fuzulî bir surette karışma. (17. Söz)

  • Heveskar: Hevesli

...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden... (13. Söz)

  • Himayetkar: Himaye eden

İstinadî noktamız, hem himayetkârımız def'eder düşmanları. (Lemeat)

  • Hizmetkar: Hizmet eden

Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. (6. Söz)

  • İbadetkar: İbadet eden

...o müdhiş cenazeler, huşu ve huzûda, zikir ve tesbihte birer ibadetkâr şeklinde görünse.. o yetimane ağlayışlar, senakârane "yaşasın"lar hükmüne girse.. (31. Söz)

  • İcazkar: Veciz

Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu'cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş. (26. Mektup)

  • İ'cazkar: Mucizeli

Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a'zamda öyle i'cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil. (10. Söz)

  • İfratkar: İfrat eden

İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını... (11. Şua)

  • İhtimamkar: Önem veren

...çok meharete muhtaç bir hüsn-ü san'atta, çok zamana muhtaç ihtimamkârane nakışlarla münakkaş,... (33. Söz)

  • İlticakar: Sığınan

Pek ilticakârane vicdanımıza girdik; içine bakıyoruz, bir çareyi bekleriz. (Lemeat)

  • İnayetkar: Yardım eden

Şimdi görüyoruz ki: İçindeki pergelin harekâtıyla tayin edilen a'zalar, san'atkârane ve inayetkârane düşüyor. (32. Söz)

  • İntikamkar: İntikam alan

...milel-i saire Hazret-i Hüseyin'in cemaatine intikamkârane ve müşevveş bir niyetle iltihak ettiklerinden,... (15. Mektup)

  • İrşadkar: İrşat eden

...o sade ve ümmiyet mertebesini ve avamın fehmini nazara alan basit ve cüz'î muhavere, o tarz ile ulvî ve cazibedar ve umumî ve irşadkâr bir mükâlemeye döner. (Meyve R.)

  • İstibşarkar: Müjdeleyen

...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,... (15. Mektup)

  • İstiğrabkar: Garipseyen

...ehl-i azab ise elemkârane, ehl-i saadet ise hayretkârane, istiğrabkârane, belki bir cihette istibşarkârane teessüratları bulunmasını,... (15. Mektup)

  • İstiğrakkar: Boğulan, dalan

İşte şu meşreb sahibi, eğer maddiyattan ve vesaitten tecerrüd etmiş ve esbab perdesini yırtmış bir ruh ise, istiğrakkârane bir şuhuda mazhar ise;... (18. Mektup)

  • İstitafkar: Yardım isteyen

Gözümüz de açıldı, şeş cihette biz baktık; evvel istîtafkârane önümüze bakarız. (Lemeat)

  • İstihsankar: Güzel gören

Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san'atları istihsankârane temaşa etmekle... (23. Söz)

  • İstimdadkar: Meded isteyen

Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: (10. Söz)

  • İstirhamkar: İsteyen

Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: (10. Söz)

  • İsyankar: İsyan eden

Kâh oluyor âyet, insanın isyankârane amellerini zikreder, şedid bir tehdid ile zecreder. (25. Söz)

  • İtaatkar: İtaat eden

Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir. (23. Söz)

  • Kanaatkar: Kanaat eden

...meşru dairesinde kanaatkârane kazanmak ve mütefekkirane, müteşekkirane yemektir. (32. Söz)

  • Kerametkar: Keramet gösteren

...Sâriye'ye işittirip, sevk-ül ceyş noktasından zaferine sebebiyet veren kerametkârane kumandası ne derece keskin nazarlı olduğunu gösterdiği halde,... (15. Mektup)

  • Lütufkar: Lütufta bulunan

İnayetkârane, lütufkârane iş gören; elbette bilir ve bilerek yapar. (20. Mektup)

  • Mahviyetkar: Tevazulu

...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,... (9. Söz)

  • Mededkâr: Yardım eden

Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir. (14. Lema)

  • Merhametkâr: Merhametli

Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz. (2. Söz)

  • Mes'udiyetkar: Mutluluk dolu

Ve öyle bir sevinç ve sürur-u mes'udiyetkârane veriyor ki, tasvir edilmez. (31. Söz)

  • Mu'cizekâr: Mucizeli, mucize gösteren

Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor. (10. Söz)

  • Mürüvvetkar: Mert

Dostlarına karşı mürüvvetkârane muaşeret ve düşmanlarına sulhkârane muamele etmektir. (22. Mektup)

  • Perestişkâr: Tapan

...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın... (17. Söz)

  • Riyakar: İki yüzlü

Eski Said'in Serkeş, Müftehir, Mağrur, Ucblu, Riyakâr Nefsini Susturan, Teslime Mecbur Eden Beş Fıkradır. (26. Söz)

  • Saadetkâr: Saadetli

...o ilim ve hikmetle dünyanın saadetkârane saltanatını, âhiretin saadet-i ebediyesiyle sizde birleştirmek,... (25. Söz)

  • Sahtekâr: Aldatıcı

Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek. (26. Mektup)

  • Sanatkar: Sanat sahibi

Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san'at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san'atkâr ister. (10. Söz)

  • Sefahetkar: Günahkar

...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler. (11. Şua)

  • Sehavetkar: Cömert

Öyle sehavetkârane, san'atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,... (11. Söz)

  • Senakar: Öven

...o yetimane ağlayışlar, senakârane "yaşasın"lar hükmüne girse.. (31. Söz)

  • Sitayişkar: Takdir eden

Yoksa Sure-i Feth'in âhirinde sitayişkârane tavsifat-ı Rabbaniyeye mazhar... (27. Söz)

  • Şefaatkar: Şefaat eden

...onun ruhuna şefaatkârane bir hoş-âmedî nev'inden bir istikbal ettikleri hatırıma geldi. (12. Mektup)

  • Şefkatkar: Şefkatli

Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek... (13. Söz)

  • Şematetkar: Kuru gürültü yapan

Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde pek şematetkârane bir istifham ile dört şey sordu bizden.

  • Şuurkar: Şuurlu

Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki: (10. Söz)

  • Takdirkar: Takdir eden

...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir. (Meyve Risalesi)

  • Tahripkar: Tahrip eden

Menfîce müteharrik, daim tahribkâr olur. (Lemeat)

  • Taklitkar: Taklit eden

Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup... (25. Söz)

  • Tazarrukar: Niyaz eden

Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor. (10. Söz)

  • Tebessümkar: Tebessüm eden

Evet, herbir nebatın çiçek açması zamanında ve sünbül vermesi anında, tebessümkârane manevî tekellümleri hengâmındaki tesbihleri, kendileri gibi güzel ve zahirdir. (33. Söz)

  • Tehditkar: Tehdit eden

...bütün mahlukatın hukuklarına tecavüzlerini asırlara ve arza ve semavata tehdidkârane haykıran bu iki âyet,... (Meyve Risalesi)

  • Temellukkar: Yaltaklanan

Eğer hile olsaydı, bu beş sene zarfında sizlere temellukkârane bir müracaat edilecekti. (16. Mektup)

  • Terbiyekar: Terbiye eden

...bilbedahe terbiyekârane bir Rezzakıyet ve şefkatkârane bir rububiyeti gösterir. (33. Söz)

  • Tesbihkar: Tesbih eden

...her gece ve her sene, şaşaalı tesbihkârane bir seyeran ve cereyan vermek demek olan... (20. Mektup)

  • Teşvikkar: Teşvik eden

...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir. (25. Söz)

  • Tevbekar/Tövbekar: Tevbe eden

Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar. (13. Söz)

  • Tevhidkar: Tevhid içeren

Madem her şeyde ve bütün eşyada bir birlik var, demek birtek zâtın icadıdır" diye olan tevhidkârane düsturu nerede? (30. Söz)

  • Tezyifkar: Küçümseyen

İki sene evvel benim hakkımda bir müdür sebebsiz, gıyabımda tezyifkârane, hakaretli sözler söylemişti. (16. Mektup)

  • Ubudiyetkar: İbadet eden

Fakat Sâni' tarafından tavzif edilen vezaif-i ubudiyetkâranelerinden ve Sâniin isimlerine ne vechile ve nasıl delalet ettikleri... (25. Söz)

  • Uhuvvetkar: Dostluk gösteren

Her nereye geliriz, herhangi taifeye misafir oluyoruz, pek uhuvvetkârane istikbal görüyoruz. (Lemeat)

  • Ümitkar: Ümit besleyen

...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);... (25. Söz)

  • Ünsiyetkar: Yabancılık çekmeyen

Cisim libasını mazide bırakıp, kendileri istikbal salonu olan berzah âleminde kemal-i rahatla ikametlerini düşünür, mezaristana ünsiyetkârane bakar.

  • Yadigâr veya yadgâr: Hatıra, hatırlatan (Yad: Hatıra)

Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için; (24. Mektup)

  • Zecirkar: Azarlayan

"Edebsizlik ediyorsunuz, zındıkaya giriyorsunuz, zındıkları yetiştiriyorsunuz" diye zecirkârane te'dib tokatlarını almışlar. (30. Söz)

İlgili Maddeler

Kaynakça