-kar
-kâr, -gâr veya -ger, sonuna geldiği kelimeye "-li, -ci" ekleri veya "eden, edici" kelimeleri gibi faillik ve sahiplik anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- kâr:
()
- Aşikâr: Apaçık
Her şeyde aşikâre, vahdaniyetin çok delilleri var. (10. Söz)
- Çilingir: Anahtarcı, demirci (Aslı: Celangar)
...hizmet-i Nuriyede çok çalışkan Çilingir Ali ... (Lahikalar)
- Elemkar: Elemli
Herbirinin, bütün divan-ı eş'arının ruhunu eğer sıksan, elemkârane birer feryad damlar. (17. Söz)
- Fedakâr: Özverili
...nebatî ve hayvanî olan umum vâlidelerin gayet şirin ve fedakârane şefkatleriyle şefkatini gösteren... (14. Lema)
- Hahişger: Arzulu, istekli (Hahiş: Arzu)
Her ruh işitse بَارَكَ اللّٰهُ ، مَاشَاءَ اللّٰهُ ، فَتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمٖينَ demeye hâhişger olur.
- Hayretger: Hayret eden
Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir. (23. Söz)
- Herzekar: Boş konuşan
Herzekârane fuzulî bir surette karışma. (17. Söz)
- Heveskar: Hevesli
...gençlik saikasıyla, o hadsiz elemler ile âlûde zehirli bir bala benzeyen sefihane ve heveskârane muvakkat bir lezzet-i gayr-ı meşruayı ihtiyar eden... (13. Söz)
- Hizmetkar: Hizmet eden
Bir zaman bir büyük hâkim, iki hizmetkârını, -herbirisine yirmidört altun verip- iki ay uzaklıkta has ve güzel bir çiftliğine ikamet etmek için gönderiyor. (6. Söz)
- İcazkar: Veciz
Kısa birkaç cümle ile, Tufan hâdise-i azîmesini netaiciyle öyle îcazkârane ve mu'cizane beyan ediyor ki; çok ehl-i belâgatı, belâgatına secde ettirmiş. (26. Mektup)
- İ'cazkar: Mucizeli
Sen de görüyorsun ki; o ferman-ı a'zamda öyle i'cazkâr bir turra var ki, hiçbir veçhile kabil-i taklid değil. (10. Söz)
- İfratkar: İfrat eden
İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını... (11. Şua)
- İstihsankar: Güzel gören
Sonra, şu mevcudattaki zînetleri ve latif san'atları istihsankârane temaşa etmekle... (23. Söz)
- İstimdadkar: Meded isteyen
Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: (10. Söz)
- İstirhamkar: İsteyen
Bak hem öyle yüksek bir fîzâr-ı istimdadkârane ile istiyor ve öyle tatlı bir niyaz-ı istirhamkârane ile yalvarıyor ki: (10. Söz)
- İtaatkar: İtaat eden
Birinci vecih şudur ki: Kâinatta görünen saltanat-ı rububiyeti, itaatkârane tasdik edip kemalâtına ve mehasinine hayretkârane nezaretidir. (23. Söz)
- Mahviyetkar: Tevazulu
...sermediyet-i uluhiyetine karşı mahviyetkârane secde ederek,... (9. Söz)
- Mededkâr: Yardım eden
Ey insan, madem rahmet böyle kuvvetli ve cazibedar ve sevimli ve mededkâr bir hakikat-ı mahbubedir. (14. Lema)
- Merhametkâr: Merhametli
Zira nihayet derecede âdil, merhametkâr, raiyet-perver, muktedir, intizam-perver, müşfik bir melikin memleketi hem bu derece göz önünde âsâr-ı terakkiyat ve kemalât gösteren bir memleket, senin vehminin gösterdiği surette olamaz. (2. Söz)
- Mu'cizekâr: Mucizeli, mucize gösteren
Şu mu’cizekâr zatın, sair yerlerde ne çeşit mu’cizeler gösterdiğini görelim. İşte bak, gördüğümüz menzil ve meydan ve meşher gibi acayipler, her tarafta bulunuyor. (10. Söz)
- Perestişkâr: Tapan
...berr ve bahri cezbeye getirecek bir zemzeme-i şükran ve tekbir ile perestişkârane ona müteveccih olan en güzel masnuuna karşı lâkayd kalsın... (17. Söz)
- Sahtekâr: Aldatıcı
Çünki ehl-i dikkat nazarında alâküllihal etvar ve ahvali içindeki tasannuatlar ve tekellüfatlar sahtekârlığını gösterecek. (26. Mektup)
- Sanatkar: Sanat sahibi
Hattâ herbir taşında, bir saray kadar san'at dercedilmiş. Ustasız olmak, hiçbir akıl kabul edemez, gayet mahir bir san'atkâr ister. (10. Söz)
- Sefahetkar: Günahkar
...hikmet-i âmmesi sefahetkârane abesiyetten ve rahmet-i vasiası lâhiyane tazibden ve izzet-i kudreti zelilane acizden kurtulurlar, takaddüs ederler. (11. Şua)
- Sehavetkar: Cömert
Öyle sehavetkârane, san'atperverane bir ziyafet-i âmme ihzar etti ki,... (11. Söz)
- Şefkatkar: Şefkatli
Mahpuslara şefkatkârane hizmetle yardım etmek ve muhtaç oldukları rızıklarını ellerine vermek... (13. Söz)
- Şuurkar: Şuurlu
Evet nebatat ve behimiyat gibi şuursuzların gayet derecede şuurkârane ve hakîmane işler görmesi bizzarure gösterir ki: (10. Söz)
- Takdirkar: Takdir eden
...şübhesiz bedahetle o hârika kumandanı gösterir, takdirkârane sevdirir. (Meyve Risalesi)
- Taklitkar: Taklit eden
Farz-ı muhal olarak Müseylime gibi hadsiz derece haddinden çıkıp taklidkârane o izzet ve ceberut sahibi olan Hâlık-ı Zülcelalini kendi fikriyle konuşturup... (25. Söz)
- Tazarrukar: Niyaz eden
Öyle hazînane, öyle mahbubane, öyle müştakane, öyle tazarrukârane saadet-i bâkiye istiyor ki; bütün kâinatı ağlattırıp, duasına iştirak ettiriyor. (10. Söz)
- Teşvikkar: Teşvik eden
...hem zafer veya harbe ve ulvî fedakârlıklara sevketmek için teşvikkârane kasaid-i vataniyeye nisbeti gibidir. (25. Söz)
- Tevbekar/Tövbekar: Tevbe eden
Çıktığı zaman bir katil, bir müntakim olarak değil, belki tövbekâr, tecrübeli, terbiyeli, millete menfaatli bir adam çıkar. (13. Söz)
- Ümitkar: Ümit besleyen
...ulvî bir âşıkın muvakkat bir iftiraktan müştakane, ümidkârane bir hüzün ile gınası (şarkısı);... (25. Söz)
- Yadigâr veya yadgâr: Hatıra, hatırlatan (Yad: Hatıra)
Mesela, nasıl ki ehl-i medeniyet, fâni vaziyetlere bir nevi beka vermek ve ehl-i istikbale yadigâr bırakmak için; (24. Mektup)