Der-: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
 
7. satır: 7. satır:
'''Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:''' -
'''Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı:''' -


==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler==
==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler==


*'''Derakab:''' Akabinde
*'''Derakab:''' Akabinde
16. satır: 16. satır:


Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime "hâk-i ''der-i âl-i abâ''" tam düşürdün. (Lahikalar)
Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime "hâk-i ''der-i âl-i abâ''" tam düşürdün. (Lahikalar)
*'''Dercan:''' Can içinde
Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini ''dercân'' etmekten başka bir his asla taşımamıştır. (Barla L.)


*'''Derdest:''' Ele geçirme, tutma
*'''Derdest:''' Ele geçirme, tutma

21.43, 14 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Der-, başına geldiği kelimelere "-de, -da, içinde" anlamı katarak zarflar yapan Farsça bir önektir. Bir örnekte aynı anlamda "-derun" şeklinde sonek olarak kullanılmıştır.

Bilgiler

Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -

Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler

  • Derakab: Akabinde

Yalnız göründü ve derakab kapandı. (Rumuzat-ı Semaniye)

  • Der-i âl-i abâ: Al-i Aba'nın Altında

Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime "hâk-i der-i âl-i abâ" tam düşürdün. (Lahikalar)

  • Dercan: Can içinde

Sıddıkınız, elhamdülillâh, mübârek eserlerde delâlet ettikleri mânâlarda, işâret ettikleri hakâikta, bütün mevcûdiyetle kabûl ve tasdik ve kudsî maânîsini dercân etmekten başka bir his asla taşımamıştır. (Barla L.)

  • Derdest: Ele geçirme, tutma

Senin Kürdistan'da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela'da derdest-i tezekkürdür. (Asar-ı B.)

  • Dergah: Tekke

Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil (Hulusi Ağabeye Mektuplar)

  • Derhal: Anında

Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi. (Tarihçe-i H.)

  • Derhatır: Hatırda

Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi. (33. Söz)

  • Derkenar: Kenara çıkma şeklinde yazılmış

Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât‑ı latîfe-i i'câziyesinden birisi şudur ki: (Lemalar)

  • Dermeyan: Ortada

...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum (Lahikalar)

  • Deruhde: Uhdesinde bulundurmak

Şu meclisin şahsiyet‑i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ‑yı saltanatı deruhte etmiştir. (Mesnevi)

  • Peyderpey: Adım adım

Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa‑i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet‑i Sâni'dir… (Muhakemat)

  • Safderun: İçi temiz olduğu için kolay aldatılabilen

Bu asırdaki ehl‑i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk‑u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev'i taraftar çıkmasıdır. (Sikke-i T. G.)

İlgili Maddeler

Kaynakça