Der-: Revizyonlar arasındaki fark
Değişiklik özeti yok |
Değişiklik özeti yok |
||
| 44. satır: | 44. satır: | ||
Şu meclisin şahsiyet‑i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ‑yı saltanatı ''deruhte'' etmiştir. (Mesnevi) | Şu meclisin şahsiyet‑i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ‑yı saltanatı ''deruhte'' etmiştir. (Mesnevi) | ||
*'''Peyderpey:''' Adım adım | |||
Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa‑i hayata ''peyderpey'' hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet‑i Sâni'dir… (Muhakemat) | |||
*'''Safderun:''' İçi temiz olduğu için kolay aldatılabilen | *'''Safderun:''' İçi temiz olduğu için kolay aldatılabilen | ||
02.51, 14 Temmuz 2026 tarihindeki hâli
Der-, başına geldiği kelimelere "-de, -da, içinde" anlamı katarak zarflar yapan Farsça bir önektir. Bir örnekte aynı anlamda "-derun" şeklinde sonek olarak kullanılmıştır.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Derakab: Akabinde
Yalnız göründü ve derakab kapandı. (Rumuzat-ı Semaniye)
- Der-i âl-i abâ: Al-i Aba'nın Altında
Bu âciz nâtuvan onların bir hakir kemteri,/Halil İbrahime "hâk-i der-i âl-i abâ" tam düşürdün. (Lahikalar)
- Derdest: Ele geçirme, tutma
Senin Kürdistan'da neşr-i maarif olan maksadın meclis-i vükela'da derdest-i tezekkürdür. (Asar-ı B.)
- Dergah: Tekke
Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil (Hulusi Ağabeye Mektuplar)
- Derhal: Anında
Sorulan her ilmi suale derhal ve bilâtereddüd cevap verirdi. (Tarihçe-i H.)
- Derhatır: Hatırda
Eskiden vatanımda ve sair memleketlerde gördüğüm o cins sarıçiçekleri derhatır ettirdi. (33. Söz)
- Derkenar: Kenara çıkma şeklinde yazılmış
Hem, en münteşir ve mütedâvil derkenar Mushaflarda Lafzullâhın tevâfukât‑ı latîfe-i i'câziyesinden birisi şudur ki: (Lemalar)
- Dermeyan: Ortada
...bu bâbda bir mütâlaa dermeyânına imkân göremiyorum (Lahikalar)
- Deruhde: Uhdesinde bulundurmak
Şu meclisin şahsiyet‑i maneviyesi, sâhip olduğu kuvvet cihetiyle, mânâ‑yı saltanatı deruhte etmiştir. (Mesnevi)
- Peyderpey: Adım adım
Hem de bununla beraber, kavga ve müzâhemetin meydânı olan dağdağa‑i hayata peyderpey hücum gösteren âlemin binler musîbet ve mezâhimlere karşı yegâne nokta-i istinat, mârifet‑i Sâni'dir… (Muhakemat)
- Safderun: İçi temiz olduğu için kolay aldatılabilen
Bu asırdaki ehl‑i îmânın fevkalâde sâfderunluğu ve dehşetli cânîleri âlîcenâbâne affetmesi ve bir tek haseneyi, binler seyyiâtı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk‑u ibâdı mahveden adamdan görse, ona bir nev'i taraftar çıkmasıdır. (Sikke-i T. G.)