Şanlıurfa: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Halil Doğan (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Halil Doğan (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
28. satır: 28. satır:
[[Kategori:Yer]]
[[Kategori:Yer]]
[[Kategori:Şehir]]
[[Kategori:Şehir]]
[[Kategori:Kabri Urfa Dergah Camii Mezarlığında Olanlar]]

14.15, 21 Şubat 2026 tarihindeki hâli

Şanlıurfa, eski ve halk arasındaki kısa adıyla Urfa, Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde bir ili ve en kalabalık dokuzuncu şehridir.

Doğuda Mardin, batıda Gaziantep, kuzeyde Adıyaman, kuzeydoğuda Diyarbakır illeri ve güneyde Suriye ile sınırı vardır.

Şehrin eski isimleri Ur, Urhoy, Urhei, Orhei, Orhayi, Ruhai, Ruhha, Ar-Ruha, Reha ve Edessa'dır.

Ortalama yükseltisi 518 metre olan Şanlıurfa, 19.451 km2'lik yüz ölçümü ile Türkiye'nin en büyük yedinci ilidir.

1919 yılında, önce İngilizlerin, daha sonra Fransızların işgaline uğrayan Urfa, 11 Nisan 1920'de Urfalı milisler tarafından işgalden kurtarılmıştır.

Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı, TBMM tarafından 6 Aralık 1984 tarihinde kabul edilen kanunla Urfa ilinin adı Şanlıurfa olarak değiştirilmiştir.

2016 yılında ise Şanlıurfa halkının Türk Kurtuluş Savaşı'nda gösterdiği kahramanlıktan dolayı TBMM tarafından bu kente İstiklal Madalyası verilmiştir.

Bediüzzaman Hazretleri Urfa’ya ömründe iki defa uğramıştır. Biri 1911 târihi başlarında Şam'a giderken uğrayıp, Urfa Yusuf Paşa Camii’nde 1,5 saatlik bir konferans vermiştir.

Bediüzzaman'ın yazdığı risale-i nur külliyatında Urfa bahsi geçen metinler:

“Ben çok zaman evvel bekliyordum ki Urfa tarafından Nurlar’a karşı kuvvetli eller sahip çıksın. Çünkü orası hem Anadolu’nun, hem Arabistan’ın, hem Şark’ın bir nevi merkezi hükmündedir. Nurlar orada yerleşse o üç memlekette intişarına vesile olur. Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükürler ediyorum ki: O havalinin dindarları ve hamiyetkârları sahip çıkmağa başladılar. Ben de kendi paramla aldığım ve zehir hastalığının fazla rahahsızlığı içinde tashih ettiğim bana mahsus bir kısım mecmualarımı onlara gönderiyorum. Çok yerlerden ve çok mühim zatlar istedikleri halde ben Urfa’yı her yere tercih ediyorum, Urfa medrese-i Nuriyesine veriyorum. İnşâallah bir kısım daha onlara göndereceğim. Orada inşâallah Kur’ân’a ve îmana tam hizmet edecek. Orayı Isparta’daki Medreset-üz-Zehra ve Mısır’daki Câmi-ül-Ezher’in küçük bir nûmunesi haline getirmeğe vesile olmağa ve Şam ve Bağdat’taki medrese-i İslâmiye’nin bir nûmunesini yapmağa yol açmalarını rahmet-i İlâhiyyeden ümid ediyoruz. Hem mâdem Risale-i Nur’un mesleği hıllettir. Ve Urfa ise, İbrahim Halîlullah’ın (as) bir menzilidir. İnşâallah bu meslek-i hıllet-i İbrahimiyye orada parlayacaktır. Hem ihtimal-i kavîdir ki; bu dehşetli, semli hastalıktan kurtulsam, gelecek kışta Urfa’ya gitmeyi cidden arzu ediyorum. Bütün Urfa halkına, çoluk ve çocuğuna ve mezarda yatanlarına her sabah duâ ediyorum. Ve bütün Urfalılara selâm ediyorum. Urfa taşıyla, toprağıyla mübarektir. Ben çok hastayım. Onlar da bana duâ etsinler.

Bediüzzaman’ın lisânında “Urfa taşıyla, toprağıyla mübarektir.”

Ayrıca “Şimdi Şam’a, Halep’e yakın olan Urfa’da bir Medrese-i Nuriye ileride teşekkül etmesini kuvvetli ümit ediyoruz.” 2 der