-gah: Revizyonlar arasındaki fark
| 8. satır: | 8. satır: | ||
==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler== | ==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler== | ||
*'''Aramgah:''' Dinlenme yeri | |||
Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak. | |||
*'''Bargâh/Barigah:''' Huzur, makam | *'''Bargâh/Barigah:''' Huzur, makam | ||
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in,َ o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda... (9. Söz) | ...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in,َ o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda... (9. Söz) | ||
*'''Bargâh/Barigah:''' Huzur, makam | |||
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in,َ o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda... (9. Söz) | |||
*'''Cevelangah:''' Kendini gösterme yeri | |||
Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır. | |||
*'''Çimengah:''' Çimenlik | |||
Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır'av olan nazm-ı lâfız; | |||
*'''Dergâh:''' Bir büyüğün, büyük bir yerin herkes için başvurma yeri olan kapısı (Der: Kapı) | |||
Ubudiyet vaktinde ''dergâh''-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. (26. Mektup) | |||
*'''Dergâh:''' Bir büyüğün, büyük bir yerin herkes için başvurma yeri olan kapısı (Der: Kapı) | *'''Dergâh:''' Bir büyüğün, büyük bir yerin herkes için başvurma yeri olan kapısı (Der: Kapı) | ||
| 20. satır: | 40. satır: | ||
Dünya bir ''destgâh'' ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir. (24. Mektup) | Dünya bir ''destgâh'' ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir. (24. Mektup) | ||
*'''Destgâh:''' Tezgah (Dest: el) | |||
Dünya bir ''destgâh'' ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir. (24. Mektup) | |||
*'''Güzergah:''' İzlenen rota | |||
Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder. | |||
*'''Harabegah:''' Harabe yer | |||
Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar. | |||
*'''Haremgah:''' Mahrem yer | |||
Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün, | |||
*'''Hüzüngah:''' Üzüntü yeri | |||
Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel'abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;… | |||
*'''İbadetgah:''' Mabed | |||
...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup "Allahu Ekber" dediğinden… | |||
*'''İkametgah:''' Oturulan yer | |||
İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. | |||
*'''İlticagah:''' Sığınılan yer | |||
Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur'ân olmuştur. | |||
*'''İnzivagah:''' İnzivaya çekinilen yer | |||
...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi? | |||
*'''İstimdadgah:''' Yardım isteme makamı | |||
Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,… | |||
*'''İstinadgah:''' Dayanak noktası | |||
Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede? | |||
*'''Karargah:''' Ordu komuta merkezi | |||
Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir. | |||
*'''Kıblegah:''' Kıble yeri | |||
Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun? | |||
*'''Ma'rezgah:''' Hastalık yeri | |||
Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar. | |||
*'''Mel'abegah:''' Oyun yeri | |||
Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel'abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;… | |||
*'''Menzilgah:''' Oda, hedef | |||
Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, … | |||
*'''Mesiregah:''' Tenezzüh yeri | |||
...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi… | |||
*'''Meşegâh:''' Meşelik | |||
Nasıl şu zamanda manevra meydanında harb usûlünde,َ "Silâh al,َ süngü tak" emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşegâha benzediği gibi;... (10. Söz) | |||
*'''Meşegâh:''' Meşelik | *'''Meşegâh:''' Meşelik | ||
Nasıl şu zamanda manevra meydanında harb usûlünde,َ "Silâh al,َ süngü tak" emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşegâha benzediği gibi;... (10. Söz) | Nasıl şu zamanda manevra meydanında harb usûlünde,َ "Silâh al,َ süngü tak" emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşegâha benzediği gibi;... (10. Söz) | ||
*'''Meşhergah:''' Sergi yeri | |||
Hem, san'atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler. | |||
*'''Mütaalagah:''' Mütalaa yeri | |||
Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur. | |||
*'''Nagah:''' Ansızın | |||
Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh | |||
*'''Namazgah:''' Namaz yeri | |||
Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin. | |||
*'''Nazargah:''' Bakılacak yer | |||
...öyle bir surette o mu'cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, … | |||
*'''Numunegah:''' Örnek yeri | |||
Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;… | |||
*'''Nüzhetgâh:'''Tenezzüh yeri | |||
Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez.َ | |||
*'''Nüzhetgâh:'''Tenezzüh yeri | *'''Nüzhetgâh:'''Tenezzüh yeri | ||
| 32. satır: | 152. satır: | ||
"Formalarınızı takıp,َ nişanlarınızı asınız" emrine karşı ordugâh,َ seraser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (10. Söz) | "Formalarınızı takıp,َ nişanlarınızı asınız" emrine karşı ordugâh,َ seraser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (10. Söz) | ||
*'''Ordugâh:''' Kışla | |||
"Formalarınızı takıp,َ nişanlarınızı asınız" emrine karşı ordugâh,َ seraser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (10. Söz) | |||
*'''Secdegah:''' Secde yeri | |||
...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,… | |||
*'''Sehergah:''' Seher yeri | |||
Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh. | |||
*'''Seyrangâh:''' Gezme ve seyir yeri | |||
Demek, bir ''seyrangâh''-ı daimîye gidiliyor. (10. Söz) | |||
*'''Seyrangâh:''' Gezme ve seyir yeri | *'''Seyrangâh:''' Gezme ve seyir yeri | ||
Demek, bir ''seyrangâh''-ı daimîye gidiliyor. (10. Söz) | Demek, bir ''seyrangâh''-ı daimîye gidiliyor. (10. Söz) | ||
*'''Tahassüngah:''' Sığınak | |||
Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar. | |||
*'''Taklidgah:''' Taklid yeri | |||
...mensucat-ı ebediyenin sür'atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür'atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür'atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur. | |||
*'''Talimgâh:''' Talim yeri | |||
Onun nazarında şu dünya,َ bir zikirhane-i Rahman,َ bir talimgâh-ı beşer ve hayvan ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır.َ (2. Söz) | |||
*'''Talimgâh:''' Talim yeri | *'''Talimgâh:''' Talim yeri | ||
Onun nazarında şu dünya,َ bir zikirhane-i Rahman,َ bir talimgâh-ı beşer ve hayvan ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır.َ (2. Söz) | Onun nazarında şu dünya,َ bir zikirhane-i Rahman,َ bir talimgâh-ı beşer ve hayvan ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır.َ (2. Söz) | ||
*'''Tecelligah:''' Tecelli yeri | |||
...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir. | |||
*'''Temaşagah:''' Temaşa yeri | |||
...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san'at-ı İlâhiyeye çeviren Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan… | |||
*'''Terbiyegah:''' Terbiye yeri | |||
...mensucat-ı ebediyenin sür'atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür'atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür'atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur. | |||
*'''Teşhirgâh:''' Sergi yeri | *'''Teşhirgâh:''' Sergi yeri | ||
| 45. satır: | 205. satır: | ||
Hem bütün raiyet,َ padişahın kıymettar ihsanatının nümunelerini ve hârika san'atlarının antikalarını sergilerde temaşa etmek için şu teşhirgâhta birkaç dakika durup seyrediyorlar.َ (10. Söz) | Hem bütün raiyet,َ padişahın kıymettar ihsanatının nümunelerini ve hârika san'atlarının antikalarını sergilerde temaşa etmek için şu teşhirgâhta birkaç dakika durup seyrediyorlar.َ (10. Söz) | ||
*'''Teşhirgâh:''' Sergi yeri | |||
Hem bütün raiyet,َ padişahın kıymettar ihsanatının nümunelerini ve hârika san'atlarının antikalarını sergilerde temaşa etmek için şu teşhirgâhta birkaç dakika durup seyrediyorlar.َ (10. Söz) | |||
*'''Tevbegah:''' Tevbe yeri | |||
Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı, | |||
*'''Ticaretgah:''' Ticaret yeri | |||
...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;... | |||
*'''Vahşetgah:''' Vahşet yeri | |||
Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,… | |||
*'''Ziyafetgah:''' Ziyafet yeri | |||
Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz. | |||
*'''Ziyaretgah:''' Ziyaret yeri | |||
Kıbrıs'ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş. | |||
==İlgili Maddeler== | ==İlgili Maddeler== | ||
==Kaynakça== | ==Kaynakça== | ||
10.32, 5 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
-gâh, sonuna geldiği kelimeye yer ve zaman bildiren türemiş isimler yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: -
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Aramgah: Dinlenme yeri
Üstadım, öyle zannediyorum ki, âcizleri, hayatın ihtilâta mecbur eden ahvâlinden uzaklaşamadıkça, kalbim ârâmgâh-ı lezzetinde tam bir sükûnu bulamayacak.
- Bargâh/Barigah: Huzur, makam
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in,َ o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda... (9. Söz)
- Bargâh/Barigah: Huzur, makam
...şu insancık onlara iktidaen o Rahman-ı Zülkemal'in,َ o Rahîm-i Zülcemal'in bâr-gâh-ı huzurunda... (9. Söz)
- Cevelangah: Kendini gösterme yeri
Mülk ciheti ezdâdın cevelangâhıdır.
- Çimengah: Çimenlik
Bu sırra binaen, cereyan-ı efkâra mecrâ ve belâğat çiçeklerine çimengâh olmaya çok derece nâkıs ve kısa ve kuru ve kır'av olan nazm-ı lâfız;
- Dergâh: Bir büyüğün, büyük bir yerin herkes için başvurma yeri olan kapısı (Der: Kapı)
Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. (26. Mektup)
- Dergâh: Bir büyüğün, büyük bir yerin herkes için başvurma yeri olan kapısı (Der: Kapı)
Ubudiyet vaktinde dergâh-ı İlahiyeye müteveccih olduğum vakit, Cenab-ı Hakk’ın ihsanıyla bir şahsiyet veriliyor ki o şahsiyet bazı âsârı gösteriyor. (26. Mektup)
- Destgâh: Tezgah (Dest: el)
Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir. (24. Mektup)
- Destgâh: Tezgah (Dest: el)
Dünya bir destgâh ve bir mezraadır âhiret pazarına münasib olan mahsulâtı yetiştirir. (24. Mektup)
- Güzergah: İzlenen rota
Nur u îmân ile ziyâfet i Rahmâniye’nin güzergâhı olan cinân ı müzeyyeneye intikal eder.
- Harabegah: Harabe yer
Eskiden beri şairler şiirlerinde, ahbaplarıyla görüştükleri menzillerin mürur-u zamanla harabegâhlarına ağlamışlar.
- Haremgah: Mahrem yer
Haremgâh-ı İlâhîde süveyda hücresine yükümüzü düşürdün,
- Hüzüngah: Üzüntü yeri
Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel'abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…
- İbadetgah: Mabed
...ve hususî ibadetgâhında ezan-ı Muhammedî okuyup "Allahu Ekber" dediğinden…
- İkametgah: Oturulan yer
İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum.
- İlticagah: Sığınılan yer
Müslümanların ilham kaynağı ve en kuvvetli ilticagâhı Kur'ân olmuştur.
- İnzivagah: İnzivaya çekinilen yer
...onun menzilini ve inzivagâhını basıp, hasta halinde emsalsiz bir sıkıntı ruhuna vermek, hiçbir kanuna muvafık gelir mi?
- İstimdadgah: Yardım isteme makamı
Zira uyanmış bir beşer, kâinatın tehacümüne karşı istinad edecek ve gayr-ı mahdud âmâline (amellerine) neşvünemâ verecek ve istimdatgâhı olacak noktayı,…
- İstinadgah: Dayanak noktası
Senin tesadüfün nerede, tabiat dediğin ve güvendiğin şuursuz yoldaşın ve dalâlette istinadgâhın ve arkadaşın nerede?
- Karargah: Ordu komuta merkezi
Bu adamın meseli, gayet büyük askerî bir karargâhı hâvi büyük bir şehirde, karargâhın bayrağını görmediğinden, sultanın ve askeriyeye ait bütün şeylerin inkârına veya teviline başlayan adamın meseli gibidir.
- Kıblegah: Kıble yeri
Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerremeyi ve Kâbe-i Muazzamayı hârikulâde bir surette düşmanlardan kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?
- Ma'rezgah: Hastalık yeri
Meşhur olan âlem-i misal, onların cevelangâhıdır. Biz elbisemizi çıkardığımız gibi onlar da cesedlerini çıkarıp seyr-i ruhanî ile o ma’rezgâh-ı acaibe temaşa ediyorlar.
- Mel'abegah: Oyun yeri
Elbette bu gözümüzle gördüğümüz kemâlli ve hikmetli kâinatı, fena ve zevâlde yuvarlanan ve neticesiz olarak, tesadüfün oyuncağı, tabiatın mel'abegâhı, zîhayatın zâlimâne mezbahası, zîşuurun dehşetli hüzüngâhı suretine çeviren;…
- Menzilgah: Oda, hedef
Ehl-i gaflete karanlıklı bir vahşetgâh görünen âlem-i berzah, o nuranîlerin vücutlarıyla tenevvür etmiş menzilgâhları suretinde sana göründüğü için, …
- Mesiregah: Tenezzüh yeri
...bir aylık bir memleketten ve bir senelik bir mesiregâhta seyahatinden ağzıyla, kulağıyla, gözüyle, zevkiyle, zâikasıyla, sair duygularıyla istifade ettiği gibi…
- Meşegâh: Meşelik
Nasıl şu zamanda manevra meydanında harb usûlünde,َ "Silâh al,َ süngü tak" emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşegâha benzediği gibi;... (10. Söz)
- Meşegâh: Meşelik
Nasıl şu zamanda manevra meydanında harb usûlünde,َ "Silâh al,َ süngü tak" emriyle koca bir ordu baştan başa dikenli bir meşegâha benzediği gibi;... (10. Söz)
- Meşhergah: Sergi yeri
Hem, san'atının lâtifelerini ve hârikalarını ve antikalarını sergilerle meşhergâh-ı enamda teşhir etmesine karşı, takdir ve istihsan ve müşahede ve şehadet ve işhad ile mukabele ettiler.
- Mütaalagah: Mütalaa yeri
Onlara şirin bir mütalaagâh, birer kitab-ı marifet olur.
- Nagah: Ansızın
Sarsıldı cihan, öldü de bir gümgüme nâgâh
- Namazgah: Namaz yeri
Nasıl ki böyle şöhret divanelerinden birisi namazgâhı telvis etmiş, ta herkes ondan bahsetsin.
- Nazargah: Bakılacak yer
...öyle bir surette o mu'cizeyi nazargâh-ı enâma koyuyor, …
- Numunegah: Örnek yeri
Nasıl ki bir insan, bir memlekette münteşir bulunan çiçekler envâını, nümunegâh küçük bir bahçesinde cem eder;…
- Nüzhetgâh:Tenezzüh yeri
Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez.َ
- Nüzhetgâh:Tenezzüh yeri
Bu misafirhanelerdeki muvakkat nüzhetgâhlar kadar ağır gelmez.َ
- Ordugâh: Kışla
"Formalarınızı takıp,َ nişanlarınızı asınız" emrine karşı ordugâh,َ seraser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (10. Söz)
- Ordugâh: Kışla
"Formalarınızı takıp,َ nişanlarınızı asınız" emrine karşı ordugâh,َ seraser rengârenk çiçek açmış müzeyyen bir bahçeyi temsil ettiği misillü;... (10. Söz)
- Secdegah: Secde yeri
...bu abd-i âciz de, tayin ve kabul edilmekliğimdeki tevfikat-ı Sübhâniyeye karşı, secdegâh-ı Rabbaniyede mütalâa ve riya olmasın,…
- Sehergah: Seher yeri
Demek şu Sûre-i İhlâsta, kendi miktar-ı kametinde müselsel, hem mürettep otuz sûre münderiç; bu bunlara sehergâh.
- Seyrangâh: Gezme ve seyir yeri
Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. (10. Söz)
- Seyrangâh: Gezme ve seyir yeri
Demek, bir seyrangâh-ı daimîye gidiliyor. (10. Söz)
- Tahassüngah: Sığınak
Oldu mülhidler tahassüngâhı, seninle tar ü mar.
- Taklidgah: Taklid yeri
...mensucat-ı ebediyenin sür'atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür'atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür'atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.
- Talimgâh: Talim yeri
Onun nazarında şu dünya,َ bir zikirhane-i Rahman,َ bir talimgâh-ı beşer ve hayvan ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır.َ (2. Söz)
- Talimgâh: Talim yeri
Onun nazarında şu dünya,َ bir zikirhane-i Rahman,َ bir talimgâh-ı beşer ve hayvan ve bir meydan-ı imtihan-ı ins ü cândır.َ (2. Söz)
- Tecelligah: Tecelli yeri
...ve seyl-i şuûnatın ve mahsulât-ı mâneviye-i arziyenin iki mahzeni, lütuf ve kahrın iki tecelligâhı olduğunu gösterir.
- Temaşagah: Temaşa yeri
...ve zemini bir zikirhane, bir mescit, bir temâşâgâh-ı san'at-ı İlâhiyeye çeviren Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan…
- Terbiyegah: Terbiye yeri
...mensucat-ı ebediyenin sür'atle işleyen tezgâhı ve menazır-ı sermediyenin sür'atle değişen taklidgâhı ve besatîn-i daimenin tohumcuklarına sür'atle sünbüllenen dar ve muvakkat mezraası ve terbiyegâhı olmuştur.
- Teşhirgâh: Sergi yeri
Hem bütün raiyet,َ padişahın kıymettar ihsanatının nümunelerini ve hârika san'atlarının antikalarını sergilerde temaşa etmek için şu teşhirgâhta birkaç dakika durup seyrediyorlar.َ (10. Söz)
- Teşhirgâh: Sergi yeri
Hem bütün raiyet,َ padişahın kıymettar ihsanatının nümunelerini ve hârika san'atlarının antikalarını sergilerde temaşa etmek için şu teşhirgâhta birkaç dakika durup seyrediyorlar.َ (10. Söz)
- Tevbegah: Tevbe yeri
Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,
- Ticaretgah: Ticaret yeri
...ve koca küre-i zemini onlara bir beşik, bir menzil, bir ticaretgâh;...
- Vahşetgah: Vahşet yeri
Cennetin bir nevi mânevî lezzetini dünyada dahi tattırdığı gibi gelecek istikbal zamanı, değil vahşetgâh ve karanlık,…
- Ziyafetgah: Ziyafet yeri
Ve ziyafetgâh-ı ebedîsi olan Cennete çağırılıyorsunuz.
- Ziyaretgah: Ziyaret yeri
Kıbrıs'ta vefat edip, mezarı ziyaretgâh olmuş.