-dar: Revizyonlar arasındaki fark
Değişiklik özeti yok |
|||
| 8. satır: | 8. satır: | ||
==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler== | ==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler== | ||
*'''Cazibedâr:''' Cazibeli | |||
Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir. | |||
*'''Dağdâr/Dağidar:''' Çok üzgün | |||
Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş. | |||
*'''Dehadâr:''' Deha sahibi | |||
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr | |||
*'''Dindâr:''' Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip | |||
Evvela: ''Dindar'' bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup) | |||
*'''Hatadâr:''' Hatalı | |||
Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir. | |||
*'''Hikmettâr:''' Hikmetli yapan | *'''Hikmettâr:''' Hikmetli yapan | ||
| 13. satır: | 33. satır: | ||
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve ''hikmettar'' bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz) | Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve ''hikmettar'' bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz) | ||
*''' | *'''Hissedâr:''' Hisse sahibi | ||
Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur. | |||
*'''İ'cazdâr:''' Mucizevi | |||
...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i'cazdârâne bast edilmiştir ki... | |||
*'''Kıymetdâr:''' Kıymetli | |||
Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor. | |||
*'''Lekedâr:''' Lekelendiren | |||
Milletimin namını lekedâr etmedim. | |||
*'''Meyvedâr:''' Meyve veren | |||
Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi.. | |||
*'''Namdâr:''' Ünlü, namı olan | *'''Namdâr:''' Ünlü, namı olan | ||
Hem sahtekâr, âmî bir nefer; ''namdar'', âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup) | Hem sahtekâr, âmî bir nefer; ''namdar'', âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup) | ||
*'''Nazdâr:''' Nazlı | |||
Hazret-i Gavs'ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni'met suretinde... | |||
*'''Pişdâr:''' Öncü | |||
Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler! | |||
*'''Takvadâr:''' Takvalı | |||
Hem Nur'un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;... | |||
*'''Teselliyetdâr:''' Teselli veren | |||
...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur'ânîdir. | |||
*'''Ziyadâr:''' Işık veren | |||
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar | |||
*'''Vefadâr:''' Vefalı | |||
Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim! | |||
*'''Zulmetdâr:''' Karanlık veren | |||
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar | |||
==İlgili Maddeler== | ==İlgili Maddeler== | ||
==Kaynakça== | ==Kaynakça== | ||
09.06, 23 Haziran 2026 tarihindeki hâli
-dâr veya -târ, sonuna geldiği kelimeye "tutan, sâhip ve mâlik olan" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: Daşten (داشتن): tutmak, sahip olmak
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Cazibedâr: Cazibeli
Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.
- Dağdâr/Dağidar: Çok üzgün
Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.
- Dehadâr: Deha sahibi
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr
- Dindâr: Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip
Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)
- Hatadâr: Hatalı
Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.
- Hikmettâr: Hikmetli yapan
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)
- Hissedâr: Hisse sahibi
Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.
- İ'cazdâr: Mucizevi
...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i'cazdârâne bast edilmiştir ki...
- Kıymetdâr: Kıymetli
Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.
- Lekedâr: Lekelendiren
Milletimin namını lekedâr etmedim.
- Meyvedâr: Meyve veren
Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..
- Namdâr: Ünlü, namı olan
Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)
- Nazdâr: Nazlı
Hazret-i Gavs'ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni'met suretinde...
- Pişdâr: Öncü
Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!
- Takvadâr: Takvalı
Hem Nur'un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;...
- Teselliyetdâr: Teselli veren
...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur'ânîdir.
- Ziyadâr: Işık veren
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar
- Vefadâr: Vefalı
Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!
- Zulmetdâr: Karanlık veren
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar