Kiramen Katibin: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
"Kategori:Zihayat Kategori:Melaike/Ruhani '''Kiramen Katibin''' veya '''Hafaza (Melekleri)''' insanların yaptıkları iyilik ve kötülükleri yazan ve bu amaçla onları takip etmekle görevli bulunan meleklerdir. Sözlükte “yazan, kayda geçiren” anlamındaki kâtib ile “iyi, dürüst ve değerli” anlamındaki kerîm kelimesinin çoğulundan oluşan kirâmen kâtibîn terkibi “değerli yazıcılar” mânasına gelir. Hafaza Meleği..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu
 
Turker (mesaj | katkılar)
Etiket: Elle geri alma
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 8 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Zihayat]]
[[Kategori:Zihayat]]
[[Kategori:Melaike/Ruhani]]
[[Kategori:Melaike/Ruhani]]
'''Kiramen Katibin''' veya '''Hafaza (Melekleri)''' insanların yaptıkları iyilik ve kötülükleri yazan ve bu amaçla onları takip etmekle görevli bulunan meleklerdir. Sözlükte “yazan, kayda geçiren” anlamındaki kâtib ile “iyi, dürüst ve değerli” anlamındaki kerîm kelimesinin çoğulundan oluşan kirâmen kâtibîn terkibi “değerli yazıcılar” mânasına gelir. Hafaza Meleği tabiri bazen insanları koruyan [[Sıyanet Meleği]] yerine de kullanılır.  
'''Kiramen Katibin''' veya '''Hafaza (Melekleri)''' insanların yaptıkları iyilik ve kötülükleri yazan ve bu amaçla onları takip etmekle görevli bulunan meleklerdir. Sözlükte “yazan, kayda geçiren” anlamındaki kâtib ile “iyi, dürüst ve değerli” anlamındaki kerîm kelimesinin çoğulundan oluşan kirâmen kâtibîn terkibi “değerli yazıcılar” mânasına gelir. Hafaza Meleği tabiri bazen insanları koruyan [[Sıyanet Meleği]] yerine de kullanılır. Kiramen Katibin meleklerinden Kur'an'da Elçi (Rasul) (Zuhruf 80), Mutelakkiyan (Kaf 17), Rakîbun Atîd (Kaf 18), Hafizîn (İnfitar 10), Kiramen Katibin (İnfitar 11), Muakkibât (Ra'd 11), Hafezah (En'am 61) olarak bahis geçer. Ayrıca alimler Enbiya 94 ve Casiye 29 ayetlerinde CenabAllah'ın "yazmaktayız, kaydetmekteyiz" ifadeleriyle ve Kaf 21'deki şahit ve sürücü ifadeleriyle Kiramen Katibin'in kast edildiği görüşündedir. Bazı hadis rivayetlerinde “el-kirâmü’l-kâtibûn” terkibi geçmektedir. (Müslim). Tine hadislerde kirâmen kâtibînin yazdıklarının şahitlik olarak yeteceği (Müslim), yazıcı meleklerin kayıtlarının asla zulüm niteliği taşımayacağı (Tirmizî), kul kötü bir fiil yapmaya niyet ettiğinde onu işlemedikçe Allah’ın meleklere bunu yazmamalarını, işlediği takdirde ise bir kötülük olarak kaydetmelerini, iyi bir fiile niyet etmesiyle bir sevap, o fiili gerçekleştirmesiyle ondan yedi yüze kadar sevap yazmalarını emrettiği (Buhârî) ve cuma günleri meleklerin camilere gelip giriş sırasına göre insanların alacağı sevapları kaydettikleri (Buhârî) belirtilmiştir.<ref name='a'>https://islamansiklopedisi.org.tr/hafaza</ref><ref name='b'>https://islamansiklopedisi.org.tr/melek</ref><ref name='c'>https://islamansiklopedisi.org.tr/kiramen-katibin</ref>
 
 
Öte yandan insanların söz ve davranışlarını kaydeden ve Kur’an’da “değerli kâtipler” şeklinde nitelenen yazıcı melekler (ez-Zuhruf 43/80; Kāf 50/17-18; el-İnfitâr 82/11), ayrıca “muakkibât” (takipçiler) (er-Ra‘d 13/10-11), “rakîbün atîd” (her an hazır gözetleyiciler) (Kāf 50/18) ve “hafaza” (koruyucular) (el-En‘âm 6/61) melekleri de mevcuttur (bk. KİRÂMEN KÂTİBÎN).
 
Kur’ânKerîm’de ceza ve mükâfat günü olarak nitelendirilen kıyametin vukuunu inkâr edenlere hitap edilirken insanların üzerinde yaptıklarını bilen gözetleyicilerin bulunduğu ifade edilir ve bunların Allah nezdinde makbul yazıcılar olduğu belirtilir (el-İnfitâr 82/9-12). Âyetin “makbul yazıcılar” anlamındaki kısmı cümle kuralları gereği kirâmen kâtibîn şeklini almıştır. Bazı hadis rivayetlerinde ise “el-kirâmü’l-kâtibûn” terkibi de geçmektedir (Müslim, “Zühd”, 17).
Kur’an’da yazıcı meleklere atıfta bulunan çeşitli âyetler vardır. Allah’ın insana şah damarından daha yakın olduğu, kişinin sağında ve solunda karşılıklı oturan iki meleğin (mütelakkī = alıcı) bulunduğu ve onun ağzından çıkan her sözü meleğin kaydettiği belirtilmektedir (Kāf 50/16-18). Her ne kadar Muhammed Esed “iki alıcı” ile, insanın içinde üstünlük kurmak için mücadele eden iç dürtü ile aklın kastedildiğini söylüyorsa da (Kur’an Mesajı, s. 1062-1063) bunun isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Zira bütün müfessirler, bu ifadenin sevapları ve günahları yazan iki meleğe işaret ettiğini ittifakla söylediği gibi (meselâ bk. Taberî, XXVI, 98; Âlûsî, XXVI, 179-181), gerek âyetin bağlamı gerekse diğer bazı âyetlerde yazıcı meleklere açıkça temas edilmiş olması bunun insanın iç duyguları ve aklıyla yorumlanamayacağını göstermektedir. Aynı sûrede, sûra üfürüldükten sonra insanın mahşere “sürücü” (sâik) ve “şahit”le gideceğini belirten âyet de (Kāf 50/21) bazı müfessirlerce iyilik ve kötülükleri yazan iki melek, bazılarınca sürücü olan ayrı bir melek, şahit ise yazıcı melek olarak kabul edilmiştir (Âlûsî, XXVI, 183-184; Elmalılı, VI, 4515). Diğer taraftan müşriklerin kendi aralarındaki sırları ve gizli konuşmaları kimsenin işitmediği yolundaki zanlarının yanlışlığına temas edilen âyette, “Yanlarında bulunan elçilerimiz her şeyi yazmaktadır” (ez-Zuhruf 43/80) cümlesi de açıkça yazıcı melekleri anlatmaktadır. Bazı âyetlerde yazma işi doğrudan Allah’a izâfe edilmekteyse de (el-Enbiyâ 21/94; el-Câsiye 45/29) bu beyanı müfessirler O’nun tarafından görevlendirilen melekler şeklinde yorumlamışlardır (Fahreddin er-Râzî, XXVII, 272). Ayrıca insanların benimsediği inançların ve işlediği bütün fiillerin tesbit edilmiş olup kıyamet gününde yazılı bir belge (kitap) halinde kendilerine sunulacağı (el-İsrâ 17/13-14), bu belgenin cennete gireceklere sağdan, cehenneme gireceklere soldan veya arkadan verileceği (el-Hâkka 69/19-26; el-İnşikāk 84/7-12) bildirilmektedir. Yazılı belgeden bahseden âyetler dolaylı olarak yazıcılara da işaret etmektedir. Yazıcı melekler -Kāf sûresindeki âyet hariç (50/17)- çoğul şeklindeki kelimelerle zikredilmiştir. Müfessirler adı geçen sûredeki âyetten hareketle bunların sayısının iki olduğunu, diğer âyetlerde bütün insanların yazıcı meleklerine işaret edildiği için çoğul olarak kullanıldığını söylemişlerdir (a.g.e., XXXI, 83). Kur’ân-ı Kerîm’de kaydedici meleklerin kayıtlarını nereye yazdıkları belirtilmemiştir. Kıyamet gününde yazılı belgelerden başka insanın el ve ayak gibi organlarının da konuşacağını ifade eden âyetler (Yâsîn 36/65; Fussılet 41/20-21) dikkate alındığında bu kaydın insanın fizik yapısı üzerine yapılmış olacağını söylemek mümkün görünmektedir.
 
Hadislerde de bazan doğrudan, bazan yazıcılık fonksiyonlarına atıf yapılarak kirâmen kâtibînden söz edilmektedir. Hesap gününde insanların işledikleri kötülükleri organlarının haber vereceği bildirilmiş, ayrıca kirâmen kâtibînin yazdıklarının şahitlik olarak yeteceği (Müslim, “Zühd”, 17), yazıcı meleklerin kayıtlarının asla zulüm niteliği taşımayacağı (Tirmizî, “Îmân”, 17), kul kötü bir fiil yapmaya niyet ettiğinde onu işlemedikçe Allah’ın meleklere bunu yazmamalarını, işlediği takdirde ise bir kötülük olarak kaydetmelerini, iyi bir fiile niyet etmesiyle bir sevap, o fiili gerçekleştirmesiyle ondan yedi yüze kadar sevap yazmalarını emrettiği (Buhârî, “Tevḥîd”, 35), cuma günleri meleklerin camilere gelip giriş sırasına göre insanların alacağı sevapları kaydettikleri (Buhârî, “Cumʿa”, 24; “Bedʾü’l-ḫalḳ”, 6) belirtilmiştir.
 
 
 
<ref name='a'>https://islamansiklopedisi.org.tr/hafaza</ref><ref name='b'>https://islamansiklopedisi.org.tr/melek</ref><ref name='c'>https://islamansiklopedisi.org.tr/kiramen-katibin</ref>


==Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti==
==Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti==


*  
* Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır ve o günah istiğfar ile çabuk imha edilmelidir. Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının haberdar olmasından çok utandığında hafaza meleklerinin varlığı ona çok ağır gelir ve küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu eder.
* Beyyine suresinin [[Beyyine 2|2.]] ve [[Beyyine 3|3.]] ayetlerinde geçen "(İşte o apaçık delil,) Allah tarafından gönderilen ve en doğru hükümleri havi tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir." mealindeki ibareleri zikreden Bediüzzaman [[Risale:Lemeat%27tan_Önceki_Mektuplar_(Kastamonu)#39._Parça|Kastamonu Lahikasındaki bir mektupta]] bu ayetlerin Risale-i Nur’un eczalarına ve suhuflarına ve kitaplarına mana-yı işariyle baktığını fakat cifir hesabıyla, bin üç yüz altmış (1360) küsurdan sonra bu parlak vaziyeti göstereceklerini anladığını beyan eder.
* Bediüzzaman her insanın kıymetli sözünü ve fiilini bâki kılmak için yazarak veya görüntüsünü kaydederek korumaya çalıştığını, özellikle o fiillerin cennette bâki meyveleri bulunsa daha ziyade merak edeceğini, insanın amelini kazan kiramen katibin meleklerinin insanın omuzlarında durup onları ebedî manzaralarda göstermesinin ve sahiplerine daimî mükâfat kazandırmasının kendisine tarif edemeyeceği kadar şirin geldiğini söyler.
 


==Diğer İsimleri==
==Diğer İsimleri==


 
Hafaza Melekleri, Elçi (Rasul), Mutelakkiyan, Rakîbun Atîd, Hafizîn, Muakkibât, Hafezah, Şahid ve Sürücü


==Kur'an'da İsminin Geçtiği Yerler==
==Kur'an'da İsminin Geçtiği Yerler==


[[:Kategori:Cebrail'in İsmi Geçen Ayetler|Cebrail'in İsmi Geçen Ayetler]]
[[:Kategori:Kiramen Katibin'in İsmi Geçen Ayetler|Kiramen Katibin'in İsmi Geçen Ayetler]]


==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==
==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği==


([[|]])
----
Hazret-i Eyyüb aleyhisselâmın zahirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb’den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar. Hazret-i Eyyüb aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim manevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcat-ı Eyyübiyeye, o Hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.
Hazret-i Eyyüb aleyhisselâmın zahirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb’den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar. Hazret-i Eyyüb aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim manevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcat-ı Eyyübiyeye, o Hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.


49. satır: 32. satır:
([[Risale:2._Lem%27a#Birinci_Nükte|2. Lem'a]])
([[Risale:2._Lem%27a#Birinci_Nükte|2. Lem'a]])
----
----
([[|]])
{{Arabi|اِعْلَمْ}} Ey kardeş bil ki! Masiyetin mahiyetinde, -hususan o masiyet devam edip çoğalırsa- bir küfür tohumu vardır. Çünkü masiyet içinde devam edip giden bir fâsık, o masiyetle bir ülfet peyda edip tiryaki olur ki; emel gibi panzehir zannettiği şeylerin aynısı, ona daimî zehir olurlar. İşte bu vaziyette olan bir insan, masiyeti terketmek, ona çok ağır gelir. Ve bu halin neticesi olarak o adam, kendisini bekleyen bir ikabın olmamasını temenniye başlar. Bu da devam ede ede, tâ azabın inkârına ve dar-ı ikabın reddine kadar gider.
----


([[|]])
Ve keza, masiyetten nedamet edip tövbe ile kökünü kesmeyen adam, o masiyetten gelen bir hacalet ile bir gün olur ki, kendi sahibini o masiyetin bir masiyet olmadığına, hem onun haline muttali olan [[Kiramen Katibin|Hafaza melaikeleri]] ve saireyi inkâra kadar dayandırır ve nihayet de bir gün gelir şiddet-i hacaletinden gelen bir hal ile, yevm-i hesabın olmamasını temenni etmeye kadar gider. İşte şu vaziyette kalan o adam, âhiret gününün nefyine dair vâhî bir vehme de rastlasa, hemen kavi bir bürhan gibi telakki edip yapışır. Ve hakeza, tâ kalbi karartıncaya kadar gider. El'iyazü billah!..
----


([[|]])
([[Risale:Habbe_(Mesnevi_Badıllı)#22._Parça|Habbe (Mesnevi Badıllı)]])
----
----
Melaikeye iman rüknünün bu cüz’î ferdinin pek çok meyvelerinden yalnız bir cüz’î meyvesine gayet kısa bir işaret ederiz.


Birisi: İnsanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı, onun ruhudur. Onu zayi olmaktan ve fenadan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslimin derin bir sevinç verdiğini kat’î hissettim. Ve [[Kiramen Katibin|insanın amelini yazan melekler]] hatırıma geldi. Baktım, aynen bu meyve gibi çok tatlı meyveleri var.


Birisi: Her insan kıymetli bir sözünü ve fiilini bâkileştirmek için iştiyakla kitabet ve şiir hattâ sinema ile hıfzına çalışır. Hususan o fiillerin cennette bâki meyveleri bulunsa daha ziyade merak eder. “[[Kiramen Katibin|Kiramen Kâtibîn]]” insanın omuzlarında durup onları ebedî manzaralarda göstermek ve sahiplerine daimî mükâfat kazandırmak, o kadar bana şirin geldi ki tarif edemem.


([[|]])
([[Risale:11._Şuâ#On_Birinci_Mesele|11. Şua]])
----
----
Eğer sen, Tenzilin nazm-ı i'cazından Hazret-i Müellifin istihrac eylediği letaiflerde şübhe içinde isen; ben de sana derim ki, bu meseleyi, âşık-ı hakikî Ömer İbn-ül Farıd'ın divanından tefe'ül ederek istişare ettiğimde, karşıma şu beyti çıktı: <br />


{{Arabi|كَاَنَّ كِرَامَ الْكَاتِبٖينَ تَنَزَّلُوا عَلٰى قَلْبِهٖ وَحْيًا بِمَا فٖى صَحٖيفَةٍ}}<br />


"Sanki [[Kiramen Katibin|Kiramen Kâtibin]] melekleri onun kalbine sahifedekini ilham etmek için inmişlerdir. Habib Eşşehid


([[|]])
([[Risale:Bakara_31-33:_Talim-i_Esma_(İ.İ._Badıllı)#cite_ref-1|İ.İ. Badıllı]])
----
----
Nev-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler; hevesatları galeyanda, hissiyata mağlup, cüretkâr, akıllarını her vakit başına almayan o gençler, âhiret imanını kaybetseler ve cehennem azabını tahattur etmezlerse; hayat-ı içtimaiyede ehl-i namusun malı ve ırzı ve zayıf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Bazı bir dakika lezzeti için bir mesud hanenin saadetini mahveder ve bu gibi hapiste dört beş sene azap çeker, canavar bir hayvan hükmüne geçer.


Eğer iman-ı âhiret onun imdadına gelse çabuk aklını başına alır. “Gerçi hükûmet hafiyeleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim fakat cehennem gibi bir zindanı bulunan bir [[Kiramen Katibin|Padişah-ı Zülcelal’in melaikeleri beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar]]. Ben başıboş değilim ve vazifedar bir yolcuyum. Ben de onlar gibi ihtiyar ve zayıf olacağım.” diye birden, zulmen tecavüz etmek istediği adamlara karşı bir şefkat, bir hürmet hissetmeye başlar. Bu mananın dahi Risale-i Nur’da bürhanlarıyla izahına iktifaen kısa kesiyoruz.


([[Risale:11._Şuâ#Dördüncü_bir_faydası_ki_insanın_hayat-ı_içtimaiyesine_bakıyor|11. Şua]])


([[|]])
==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler==


==İlgili Resimler/Fotoğraflar==
==İlgili Resimler/Fotoğraflar==
78. satır: 68. satır:
* [[Melek]]: Kiramen Katibin gibi Allah’ın emirlerine tam itaat eden iyi nitelikteki ruhanî varlıklara verilen ad.
* [[Melek]]: Kiramen Katibin gibi Allah’ın emirlerine tam itaat eden iyi nitelikteki ruhanî varlıklara verilen ad.
* [[Amel Defteri]]: İnsanların dünyada benimsediği inanç ve işlediği fiillerin kaydedildiği belge.
* [[Amel Defteri]]: İnsanların dünyada benimsediği inanç ve işlediği fiillerin kaydedildiği belge.
* [[Sidret-ül Münteha]]:


==Kaynakça==
==Kaynakça==

06.31, 13 Ocak 2025 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Kiramen Katibin veya Hafaza (Melekleri) insanların yaptıkları iyilik ve kötülükleri yazan ve bu amaçla onları takip etmekle görevli bulunan meleklerdir. Sözlükte “yazan, kayda geçiren” anlamındaki kâtib ile “iyi, dürüst ve değerli” anlamındaki kerîm kelimesinin çoğulundan oluşan kirâmen kâtibîn terkibi “değerli yazıcılar” mânasına gelir. Hafaza Meleği tabiri bazen insanları koruyan Sıyanet Meleği yerine de kullanılır. Kiramen Katibin meleklerinden Kur'an'da Elçi (Rasul) (Zuhruf 80), Mutelakkiyan (Kaf 17), Rakîbun Atîd (Kaf 18), Hafizîn (İnfitar 10), Kiramen Katibin (İnfitar 11), Muakkibât (Ra'd 11), Hafezah (En'am 61) olarak bahis geçer. Ayrıca alimler Enbiya 94 ve Casiye 29 ayetlerinde Cenab-ı Allah'ın "yazmaktayız, kaydetmekteyiz" ifadeleriyle ve Kaf 21'deki şahit ve sürücü ifadeleriyle Kiramen Katibin'in kast edildiği görüşündedir. Bazı hadis rivayetlerinde “el-kirâmü’l-kâtibûn” terkibi geçmektedir. (Müslim). Tine hadislerde kirâmen kâtibînin yazdıklarının şahitlik olarak yeteceği (Müslim), yazıcı meleklerin kayıtlarının asla zulüm niteliği taşımayacağı (Tirmizî), kul kötü bir fiil yapmaya niyet ettiğinde onu işlemedikçe Allah’ın meleklere bunu yazmamalarını, işlediği takdirde ise bir kötülük olarak kaydetmelerini, iyi bir fiile niyet etmesiyle bir sevap, o fiili gerçekleştirmesiyle ondan yedi yüze kadar sevap yazmalarını emrettiği (Buhârî) ve cuma günleri meleklerin camilere gelip giriş sırasına göre insanların alacağı sevapları kaydettikleri (Buhârî) belirtilmiştir.[1][2][3]

Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti

  • Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır ve o günah istiğfar ile çabuk imha edilmelidir. Utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının haberdar olmasından çok utandığında hafaza meleklerinin varlığı ona çok ağır gelir ve küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu eder.
  • Bediüzzaman her insanın kıymetli sözünü ve fiilini bâki kılmak için yazarak veya görüntüsünü kaydederek korumaya çalıştığını, özellikle o fiillerin cennette bâki meyveleri bulunsa daha ziyade merak edeceğini, insanın amelini kazan kiramen katibin meleklerinin insanın omuzlarında durup onları ebedî manzaralarda göstermesinin ve sahiplerine daimî mükâfat kazandırmasının kendisine tarif edemeyeceği kadar şirin geldiğini söyler.

Diğer İsimleri

Hafaza Melekleri, Elçi (Rasul), Mutelakkiyan, Rakîbun Atîd, Hafizîn, Muakkibât, Hafezah, Şahid ve Sürücü

Kur'an'da İsminin Geçtiği Yerler

Kiramen Katibin'in İsmi Geçen Ayetler

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Hazret-i Eyyüb aleyhisselâmın zahirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır. İç dışa, dış içe bir çevrilsek, Hazret-i Eyyüb’den daha ziyade yaralı ve hastalıklı görüneceğiz. Çünkü işlediğimiz her bir günah, kafamıza giren her bir şüphe, kalp ve ruhumuza yaralar açar. Hazret-i Eyyüb aleyhisselâmın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdit ediyordu. Bizim manevî yaralarımız, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdit ediyor. O münâcat-ı Eyyübiyeye, o Hazretten bin defa daha ziyade muhtacız.

Bâhusus nasıl ki o Hazretin yaralarından neş’et eden kurtlar, kalp ve lisanına ilişmişler; öyle de bizleri, günahlardan gelen yaralar ve yaralardan hasıl olan vesveseler, şüpheler (neûzü billah) mahall-i iman olan bâtın-ı kalbe ilişip imanı zedeler ve imanın tercümanı olan lisanın zevk-i ruhanîsine ilişip zikirden nefretkârane uzaklaştırarak susturuyorlar.

Evet, günah kalbe işleyip siyahlandıra siyahlandıra tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor. Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfar ile çabuk imha edilmezse kurt değil belki küçük bir manevî yılan olarak kalbi ısırıyor.

Mesela, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılaından çok hicab ettiği zaman, melaike ve ruhaniyatın vücudu ona çok ağır geliyor. Küçük bir emare ile onları inkâr etmek arzu ediyor.

Hem mesela, cehennem azabını intac eden büyük bir günahı işleyen bir adam, cehennemin tehdidatını işittikçe istiğfar ile ona karşı siper almazsa bütün ruhuyla cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emare ve bir şüphe, cehennemin inkârına cesaret veriyor.

Hem mesela, farz namazını kılmayan ve vazife-i ubudiyeti yerine getirmeyen bir adamın küçük bir âmirinden küçük bir vazifesizlik yüzünden aldığı tekdirden müteessir olan o adam, Sultan-ı ezel ve ebed’in mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tembellik, büyük bir sıkıntı veriyor ve o sıkıntıdan arzu ediyor ve manen diyor ki: “Keşke o vazife-i ubudiyeti bulunmasa idi.” Ve bu arzudan bir manevî adâvet-i İlahiyeyi işmam eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şüphe, vücud-u İlahiyeye dair kalbe gelse kat’î bir delil gibi ona yapışmaya meyleder. Büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki inkâr vasıtasıyla, gayet cüz’î bir sıkıntı vazife-i ubudiyetten gelmeye mukabil, inkârda milyonlar ile o sıkıntıdan daha müthiş manevî sıkıntılara kendini hedef eder. Sineğin ısırmasından kaçıp yılanın ısırmasını kabul eder. Ve hâkeza… Bu üç misale kıyas edilsin ki بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ sırrı anlaşılsın.

(2. Lem'a)


اِعْلَمْ Ey kardeş bil ki! Masiyetin mahiyetinde, -hususan o masiyet devam edip çoğalırsa- bir küfür tohumu vardır. Çünkü masiyet içinde devam edip giden bir fâsık, o masiyetle bir ülfet peyda edip tiryaki olur ki; emel gibi panzehir zannettiği şeylerin aynısı, ona daimî zehir olurlar. İşte bu vaziyette olan bir insan, masiyeti terketmek, ona çok ağır gelir. Ve bu halin neticesi olarak o adam, kendisini bekleyen bir ikabın olmamasını temenniye başlar. Bu da devam ede ede, tâ azabın inkârına ve dar-ı ikabın reddine kadar gider.

Ve keza, masiyetten nedamet edip tövbe ile kökünü kesmeyen adam, o masiyetten gelen bir hacalet ile bir gün olur ki, kendi sahibini o masiyetin bir masiyet olmadığına, hem onun haline muttali olan Hafaza melaikeleri ve saireyi inkâra kadar dayandırır ve nihayet de bir gün gelir şiddet-i hacaletinden gelen bir hal ile, yevm-i hesabın olmamasını temenni etmeye kadar gider. İşte şu vaziyette kalan o adam, âhiret gününün nefyine dair vâhî bir vehme de rastlasa, hemen kavi bir bürhan gibi telakki edip yapışır. Ve hakeza, tâ kalbi karartıncaya kadar gider. El'iyazü billah!..

(Habbe (Mesnevi Badıllı))


Melaikeye iman rüknünün bu cüz’î ferdinin pek çok meyvelerinden yalnız bir cüz’î meyvesine gayet kısa bir işaret ederiz.

Birisi: İnsanın en kıymetli ve üstünde titrediği malı, onun ruhudur. Onu zayi olmaktan ve fenadan ve başıboşluktan muhafaza etmek için kuvvetli ve emin bir ele teslimin derin bir sevinç verdiğini kat’î hissettim. Ve insanın amelini yazan melekler hatırıma geldi. Baktım, aynen bu meyve gibi çok tatlı meyveleri var.

Birisi: Her insan kıymetli bir sözünü ve fiilini bâkileştirmek için iştiyakla kitabet ve şiir hattâ sinema ile hıfzına çalışır. Hususan o fiillerin cennette bâki meyveleri bulunsa daha ziyade merak eder. “Kiramen Kâtibîn” insanın omuzlarında durup onları ebedî manzaralarda göstermek ve sahiplerine daimî mükâfat kazandırmak, o kadar bana şirin geldi ki tarif edemem.

(11. Şua)


Eğer sen, Tenzilin nazm-ı i'cazından Hazret-i Müellifin istihrac eylediği letaiflerde şübhe içinde isen; ben de sana derim ki, bu meseleyi, âşık-ı hakikî Ömer İbn-ül Farıd'ın divanından tefe'ül ederek istişare ettiğimde, karşıma şu beyti çıktı:

كَاَنَّ كِرَامَ الْكَاتِبٖينَ تَنَزَّلُوا عَلٰى قَلْبِهٖ وَحْيًا بِمَا فٖى صَحٖيفَةٍ

"Sanki Kiramen Kâtibin melekleri onun kalbine sahifedekini ilham etmek için inmişlerdir. Habib Eşşehid

(İ.İ. Badıllı)


Nev-i insanın üçten birisini teşkil eden gençler; hevesatları galeyanda, hissiyata mağlup, cüretkâr, akıllarını her vakit başına almayan o gençler, âhiret imanını kaybetseler ve cehennem azabını tahattur etmezlerse; hayat-ı içtimaiyede ehl-i namusun malı ve ırzı ve zayıf ve ihtiyarların rahatı ve haysiyeti tehlikede kalır. Bazı bir dakika lezzeti için bir mesud hanenin saadetini mahveder ve bu gibi hapiste dört beş sene azap çeker, canavar bir hayvan hükmüne geçer.

Eğer iman-ı âhiret onun imdadına gelse çabuk aklını başına alır. “Gerçi hükûmet hafiyeleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim fakat cehennem gibi bir zindanı bulunan bir Padişah-ı Zülcelal’in melaikeleri beni görüyorlar ve fenalıklarımı kaydediyorlar. Ben başıboş değilim ve vazifedar bir yolcuyum. Ben de onlar gibi ihtiyar ve zayıf olacağım.” diye birden, zulmen tecavüz etmek istediği adamlara karşı bir şefkat, bir hürmet hissetmeye başlar. Bu mananın dahi Risale-i Nur’da bürhanlarıyla izahına iktifaen kısa kesiyoruz.

(11. Şua)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler

  • Melek: Kiramen Katibin gibi Allah’ın emirlerine tam itaat eden iyi nitelikteki ruhanî varlıklara verilen ad.
  • Amel Defteri: İnsanların dünyada benimsediği inanç ve işlediği fiillerin kaydedildiği belge.

Kaynakça