-dar: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 15 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Farsça Ekler]]
[[Kategori:Farsça Ekler]]
'''-dâr''' veya '''-târ''', sonuna geldiği kelimeye tutan, sâhip ve mâlik olan anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
[[Kategori:Ekler]]
'''-dâr''' veya '''-târ''', sonuna geldiği kelimeye "tutan, sâhip ve mâlik olan" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.


==Bilgiler==
==Bilgiler==
7. satır: 8. satır:


==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==
==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler,  Anlamları ve Örnek Cümleler==
(Gözden kaçan başka örnekler olabilir)
*'''Alakadar:''' İlgili
O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç ''alakadar'' görünmezdi. (Tarihçe)
*'''Alemdar:''' Sancaktar
Görürsün en ziyadarın, zekâvette ''alemdarın'',... (17. Söz)
*'''Bayraktar:''' Bayrak tutan
Ey, bin seneden beri İslâmiyetin ''bayraktarlığını'' yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! (Konferans)
*'''Cazibedâr:''' Cazibeli
Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı ''cazibedârın'' cezbiyledir.
*'''Cezbedar:''' Çekici
...havanın dokunmasıyla ''cezbedarane'' ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)
*'''Dağdâr/Dağidar:''' Çok üzgün
Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı ''dağidâr-ı'' teesüf etmiş.
*'''Deftardar:''' Defter tutan
...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, ''defterdar'' olmaz.. (30. Lema)
*'''Dehadâr:''' Deha sahibi
Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr ''dehadâr''
*'''Dindâr:''' Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip
Evvela: ''Dindar'' bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)
*'''Hatadâr:''' Hatalı
Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i ''hatâdârın'' hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.


*'''Hikmettâr:''' Hikmetli yapan
*'''Hikmettâr:''' Hikmetli yapan
12. satır: 55. satır:
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve ''hikmettar'' bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)
Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve ''hikmettar'' bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)


*'''Dindâr:''' Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip
*'''Hissedâr:''' Hisse sahibi
 
Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden ''hissedâr'' olur.
 
*'''Hükümdâr:''' Hüküm süren
 
Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle... (30. Lema)
 
*'''İ'cazdâr:''' Mucizevi
 
...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve ''i'cazdârâne'' bast edilmiştir ki...
 
*'''Kıymetdâr:''' Kıymetli
 
Mecmuundan haber verdiği gibi ''kıymetdâr'' risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.
 
*'''Lekedâr:''' Lekelendiren
 
Milletimin namını ''lekedâr'' etmedim.
 
*'''Meyvedâr:''' Meyve veren
 
Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i ''meyvedâr'' gibi..
 
*'''Mihmandâr:''' Ağırlayan
 
Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi. (15. Şua)
 
*'''Minnetdâr:''' Minnet eden
 
Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı. (15. Şua)
 
*'''Muhabbetdar:''' Muhabbet içeren
 
Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud'un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve ''muhabbetdarane'' taltif... (24. Mektup)
 
*'''Mumdâr:''' Mum görevi gören
 
Madem Cenab-ı Hakk'ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir ''mumdarı'', Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. (2. Şua)
 
*'''Münasebetdar:''' Alakalı


Evvela: ''Dindar'' bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)
...ve birbirinin içine girmesi ve ''münasebetdarane'' ve belki muavenetkârane birleşmesi,... (2. Şua)  


*'''Namdâr:''' Ünlü, namı olan
*'''Namdâr:''' Ünlü, namı olan


Hem sahtekâr, âmî bir nefer; ''namdar'', âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)
Hem sahtekâr, âmî bir nefer; ''namdar'', âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)
*'''Nazdâr:''' Nazlı
Hazret-i Gavs'ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, ''nazdârâne'' tahdis-i ni'met suretinde...
*'''Perdedar:''' Perdeci
İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, ''perdedâr''-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. (Lemeat)
*'''Pişdâr:''' Öncü
Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında ''pişdâr'', kahraman askerleri olan arslan Kürdler!
*'''Revnakdar:''' Güzel, parlak
...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli ''revnakdar'' bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;... (7. Söz)
*'''Sancaktar:''' Sancak tutan
...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde ''sancaktarı'' kıl,... (Barla L.)
*'''Serdar:''' Başkomutan
Siz, Risale‑i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet ''serdarısınız''. (Emirdağ L.)
*'''Şuurdar:''' Şuurlu
Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve ''şuurdarane'' vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)
*'''Tahsildar:''' Tahsil eden
Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. (Barla L.)
*'''Takvadâr:''' Takvalı
Hem Nur'un ''takvadârâne'' ve riyazetkârâne meşrebi;...
*'''Tarafdâr:''' Taraf olan
...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...
*'''Teselliyetdâr:''' Teselli veren
...elbette şefkatkârane, ''teselliyetdârâne'' bir remz-i Kur'ânîdir.
*'''Vefadâr:''' Vefalı
Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, ''vefadâr'' kardeşlerim!
*'''Ziyadâr:''' Işık veren
Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri ''Ziyadar''
*'''Zulmetdâr:''' Karanlık veren
Tarz-ı Nazar İkidir biri ''Zulmettar'' diğeri Ziyadar


==İlgili Maddeler==
==İlgili Maddeler==


==Kaynakça==
==Kaynakça==

09.27, 5 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

-dâr veya -târ, sonuna geldiği kelimeye "tutan, sâhip ve mâlik olan" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.

Bilgiler

Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: Daşten (داشتن): tutmak, sahip olmak

Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler

(Gözden kaçan başka örnekler olabilir)

  • Alakadar: İlgili

O derece ilme dalmıştı ki; hayat-ı zahiriye ile hiç alakadar görünmezdi. (Tarihçe)

  • Alemdar: Sancaktar

Görürsün en ziyadarın, zekâvette alemdarın,... (17. Söz)

  • Bayraktar: Bayrak tutan

Ey, bin seneden beri İslâmiyetin bayraktarlığını yapan bir milletin torunları olan cengâver ruhlu kardeşlerim! (Konferans)

  • Cazibedâr: Cazibeli

Şu fıtrattaki incizab ve cezbe, bir hakikat-ı cazibedârın cezbiyledir.

  • Cezbedar: Çekici

...havanın dokunmasıyla cezbedarane ve cazibekârane hareketle raksları,... (Meyve R.)

  • Dağdâr/Dağidar: Çok üzgün

Hem de efkâr-ı ammenin meşverette feveranı olsa, har-u haşak makamında olan bazı akâid-i bâtıla ve fırak-ı dâllenin bid’atları ki, umum ehl-i İslâmı dağidâr-ı teesüf etmiş.

  • Deftardar: Defter tutan

...bir nakıştır, nakkaş olamaz.. bir defterdir, defterdar olmaz.. (30. Lema)

  • Dehadâr: Deha sahibi

Ulaşmaz dest-i ede-i garb-i hevesbâr, hevakâr dehadâr

  • Dindâr: Dînin emir ve yasaklarına hakkıyle uyan, dînine sahip

Evvela: Dindar bir adam din muhabbeti için “Hak böyledir. Hakikat budur. Allah’ın emri böyledir.” der. (26. Mektup)

  • Hatadâr: Hatalı

Musibet-zede mükâfat ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenatı verilecektir, o ise hiç hükmünde, veya hazine-i gayb verecektir.

  • Hikmettâr: Hikmetli yapan

Evet, kemik gibi bir kuru ağacın ucundaki tel gibi incecik bir sapta gayet münakkaş, müzeyyen bir çiçek ve gayet musanna ve murassa bir meyve, elbette gayet sanat-perver, mu’cizekâr ve hikmettar bir Sâni’in mehasin-i sanatını zîşuura okutturan bir ilannamedir. (10. Söz)

  • Hissedâr: Hisse sahibi

Masum ekall, günahkâr ekserin musibetinden hissedâr olur.

  • Hükümdâr: Hüküm süren

Hem meselâ bir hükümdar-ı âdil, ihkak-ı hak için mazlumların hakkını zalimlerden almakla ve fakirleri kavîlerin şerrinden muhafaza etmekle... (30. Lema)

  • İ'cazdâr: Mucizevi

...satırları, kelimeleri, harfleri öyle intizamkârâne ve i'cazdârâne bast edilmiştir ki...

  • Kıymetdâr: Kıymetli

Mecmuundan haber verdiği gibi kıymetdâr risalelerine de işaret derecesinde remzedip îmâ ediyor.

  • Lekedâr: Lekelendiren

Milletimin namını lekedâr etmedim.

  • Meyvedâr: Meyve veren

Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi..

  • Mihmandâr: Ağırlayan

Ve bu şâyan-ı temaşa, güzel ibretli misafirhanenin mihmandar-ı kerimini tam bildirdiklerini bildi. (15. Şua)

  • Minnetdâr: Minnet eden

Şâkirane, minnetdarane ricalar, dualar, belki mütezellilane ubudiyet kapıları kapanırdı. (15. Şua)

  • Muhabbetdar: Muhabbet içeren

Eazım-ı Esma-i İlahiyeden olan Rahîm ve Hakîm ve Vedud'un iktiza ettikleri şefkatperverane terbiye ve maslahatkârane tedbir ve muhabbetdarane taltif... (24. Mektup)

  • Mumdâr: Mum görevi gören

Madem Cenab-ı Hakk'ın elektrik gibi bir mahluku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. (2. Şua)

  • Münasebetdar: Alakalı

...ve birbirinin içine girmesi ve münasebetdarane ve belki muavenetkârane birleşmesi,... (2. Şua)

  • Namdâr: Ünlü, namı olan

Hem sahtekâr, âmî bir nefer; namdar, âlî bir müşirin tavrını takınsın, makamında otursun, çok zaman öyle kalsın, hilesini ihsas etmesin. (26. Mektup)

  • Nazdâr: Nazlı

Hazret-i Gavs'ın kasidesinin başında bu beş satırdan evvel, acib, pek garib, çok beliğ, nazdârâne tahdis-i ni'met suretinde...

  • Perdedar: Perdeci

İzzet-i azamet ister ki; esbâb-ı tabîi, perdedâr-ı dest-i kudret ola aklın nazarında. (Lemeat)

  • Pişdâr: Öncü

Ey Asurîler ve Kiyanîlerin cihangirlik zamanında pişdâr, kahraman askerleri olan arslan Kürdler!

  • Revnakdar: Güzel, parlak

...ebed-ül âbâd yolculuğunda ne kadar mühim, değerli revnakdar bir bilet, bir zâd-ı âhiret, bir nur-u kabir olduğunu anlamak istersen;... (7. Söz)

  • Sancaktar: Sancak tutan

...ve son musannif bulunan Said-ün Nursî Hazretlerinin yevm-i mahşerde sancaktarı kıl,... (Barla L.)

  • Serdar: Başkomutan

Siz, Risale‑i Nurun tercümânı haysiyetiyle ve bu îmân hizmetinizin İslâm ufuklarında parlaması cihetiyle, bu asrın bir hidayet serdarısınız. (Emirdağ L.)

  • Şuurdar: Şuurlu

Mevcudat-ı hariciyenin herbiri, sureten camid, şuursuz iken, gayet hayatkârane ve şuurdarane vazifeleri ve tesbihatları vardır. (29. Söz)

  • Tahsildar: Tahsil eden

Bir müessesenin başmüdürü, muavini, kâtibi, müvezzii, tahsildari, hademesi olur. (Barla L.)

  • Takvadâr: Takvalı

Hem Nur'un takvadârâne ve riyazetkârâne meşrebi;...

  • Tarafdâr: Taraf olan

...şübheli, dağdağalı, faidesiz bir düşmana (İngiliz) tarafdarlık göstermekle muzaaf bir surette ve zararlı bir yolu tercih etmek, ...

  • Teselliyetdâr: Teselli veren

...elbette şefkatkârane, teselliyetdârâne bir remz-i Kur'ânîdir.

  • Vefadâr: Vefalı

Aziz, sıddık, sarsılmaz, sebatkâr, fedakâr, vefadâr kardeşlerim!

  • Ziyadâr: Işık veren

Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar

  • Zulmetdâr: Karanlık veren

Tarz-ı Nazar İkidir biri Zulmettar diğeri Ziyadar

İlgili Maddeler

Kaynakça