-suz: Revizyonlar arasındaki fark
Değişiklik özeti yok |
Değişiklik özeti yok |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 4 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
[[Kategori:Farsça Ekler]] | [[Kategori:Farsça Ekler]] | ||
'''-sûz''', sonuna geldiği kelimeye yakan, yakıcı anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir. | [[Kategori:Ekler]] | ||
'''-sûz''', sonuna geldiği kelimeye "yakan, yakıcı" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir. | |||
==Bilgiler== | ==Bilgiler== | ||
| 8. satır: | 9. satır: | ||
==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler== | ==Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler== | ||
*''' | *'''Akılsuz:''' Aklı sızlatan | ||
Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: ''Akıl-sûz'', evham-sâz! (Lemeat) | |||
*'''Ciğersûz:''' Ciğer/yürek yakan, çok üzücü | *'''Ciğersûz:''' Ciğer/yürek yakan, çok üzücü | ||
Elli sene sonra, aynı vak’a-i ''ciğersûz'' vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. (19. Mektup) | Elli sene sonra, aynı vak’a-i ''ciğersûz'' vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. (19. Mektup) | ||
*'''Mukavemetsûz:''' Mukavemeti yok eden, dayanılmaz hâle getiren. | |||
O vakit söz ''mukavemetsûz'' olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder. (25. Söz) | |||
*'''Sabırsûz:''' Sabrı yakan, sabredilemez | *'''Sabırsûz:''' Sabrı yakan, sabredilemez | ||
Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve ''sabırsûz'' hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. (19. Mektup) | Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve ''sabırsûz'' hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. (19. Mektup) | ||
*'''Tahammülsûz:''' Tahammül edilemez | |||
Ciğer‑şikâf ve ''tahammül‑sûz'' ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran‑ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet‑i ebediye olacaktır. (Muhakemat) | |||
*'''Vicdansûz:''' Vicdanı sızlatan | |||
Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra'şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb ''vicdan-sûz''. (Lemeat) | |||
==İlgili Maddeler== | ==İlgili Maddeler== | ||
==Kaynakça== | ==Kaynakça== | ||
09.49, 25 Temmuz 2026 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
-sûz, sonuna geldiği kelimeye "yakan, yakıcı" anlamı katarak Farsça usulüyle birleşik sıfat yapan Farsça bir sonektir.
Bilgiler
Kökeni olan Farsça fiil ve anlamı: Suhten (سوختن): yanmak
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
- Akılsuz: Aklı sızlatan
Râbian: Biz ecram-ı ulviyeye baktıkça, onlar nazara verir bir havf ile dehşeti. Hem vicdanın müz’ici bir tevahhuş geliyor: Akıl-sûz, evham-sâz! (Lemeat)
- Ciğersûz: Ciğer/yürek yakan, çok üzücü
Elli sene sonra, aynı vak’a-i ciğersûz vukua gelip o ihbar-ı gaybîyi tasdik etmiş. (19. Mektup)
- Mukavemetsûz: Mukavemeti yok eden, dayanılmaz hâle getiren.
O vakit söz mukavemetsûz olur; maddî elektrik gibi tesir eder, kelâmın ulviyet ve kuvveti o nisbette tezayüd eder. (25. Söz)
- Sabırsûz: Sabrı yakan, sabredilemez
Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki: وَعَسٰى اَنْ يَقُومَ مَقَامًا يَسُرُّكَ يَا عُمَرُ diye Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vefatı hengâmında olan dehşet-engiz ve sabırsûz hâdisede, Hazret-i Ebubekiri’s-Sıddık nasıl ki Medine-i Münevvere’de kemal-i metanetle herkese teselli verip mühim bir hutbe ile sahabeleri teskin etmiş. (19. Mektup)
- Tahammülsûz: Tahammül edilemez
Ciğer‑şikâf ve tahammül‑sûz ve emel öldürücü, bütün kemâlâtı zîr ü zeber eden, hicran‑ı ebedî olan ademi, insana musallat etmez; demek, saâdet‑i ebediye olacaktır. (Muhakemat)
- Vicdansûz: Vicdanı sızlatan
Ki yapılmış o halet, hem havf ile dehşetten, hem acz ile ra'şetten, hem kalâk ve vahşetten, hem yütm ve hem yeisten mürekkeb vicdan-sûz. (Lemeat)