-ân
-ân veya sonu -â, -î, -û ile biten kelimelerde -yân veya sonu -e ile biten kelimelerde -gân Farsça'da canlılar için kullanılan çoğul ekidir. Cansız isimlerin Farsçada çoğulu -ha ekiyle yapılır.
Bilgiler
Risale-i Nur'da Bu Eki Taşıyan Kelimeler, Anlamları ve Örnek Cümleler
Gözden kaçmış misaller olabilir
- Aşıkân: Aşıklar
Rûz sâim, leyl kâim,/Çû makam‑ı âşıkan (Lahikalar)
- Bendegan: Kullar, köleler
O vakit Hàlık’ın sanat-ı Rabbâniye’sinden ve Sultan’ın nezâret‑i şâhânesinden ve ziyâ ve hava ve toprağın hizmet‑i bendegânesinden başka... (14. Söz)
- Bezirgan: Aşıklar
...o sahte siyaset bezirgânlarının, çocukları dahi kandıramayacakları acemîce bir iftira ve bir uydurmalarından ibarettir. (Lahikalar)
- Biçaregân: Biçareler
Bîçaregân-ı ümmete, izn-i İlahî ile beyan buyurduğunuz i'caz-ı Kur'an hürmetine, Allah-u Zülcelal muhterem üstadımızdan ebeden razı olsun. (Barla L.)
- Canân: Canlar, sevgili (Anlam kayması ile "sevgili" anlamındadır)
Risale‑i Nur, rûhların sevgilisi, kalplerin mahbûbu, âşıkların mâşuku, canların cânânı olmuş; icâbında bu cânân için canlar fedâ edilmiştir. (Tarihçe)
- Cavidân: Cavidler, ebedi kalanlar
İşte Risale-i Nur dahi bu asırda bütün âlem-i beşeriyete hayat-ı câvidân ve âdeme kâmil-i insan ve kulûbe neş'e-i îman ve ukule yakîn-i itmi'nan ve efkâra inkişaf ve nüfusa teslim-i rıza ve can şuâlarını Kur'an-ı Mu'ciz-ül-Beyandan alıp saçmaktadır. (Lahikalar)
- Destan: (Eller kelimesinden) Öğreti, anlatı
Üstad’ın, hayatı boyunca cemiyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir. (Önsöz)
- Ebruvan: Kaşlar
Sen ol Mahbûb‑u âlemsin ki, zülf‑ü ebruvânındır, (Şuaat-ı Marifetinnebi)
- Füruzân: Parlak şeyler
Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu füruzân eden bir Zât-ı âli kadrın ... (Hulusi Ağabey'e Mektuplar)
- Hâcegân: Hocalar
Risale-i Nur şakirdlerinin etrafınızda olarak Nakşî’de, hatme-i hacegân tarzında fakat çok büyük bir mikyasta... (Kastamonu L.)
- Hezarân: Binler
Nefrin, hezârân nefrin, cehlin yüzüne… (Muhakemat)
- Kalbân: Kalpler
Sensin hakîm-i kalbân. (Lahikalar)
- Kehkeşan: Kehkeşler, Samanyolu
Hep kehkeşân ağsânına. (Mektubat)
- Küngân: Künkler, su boruları
Bazı Sözlerde ulema-i ilm-i kelâmın mesleğiyle, Kur’an’dan alınan minhac-ı hakikinin farkları hakkında şöyle bir temsil söylemişiz ki mesela, bir su getirmek için bazıları küngân (su borusu) ile uzak yerden, dağlar altında kazar, su getirir. (26. Mektup)
- Merdân: Adamlar
Sensin ol dellâl‑ı Kur'ân, yoluna canlar fedâ,/İltifat‑ı Şah-ı Merdân ile sensin muktedâ. (Lahikalar)
- Muhibbân: Dostlar
Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem'ası ile Üçüncü Lem'ası’nı, hazine‑i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,... (Barla L.)
- Mürşidan: Mürşitler
...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah‑ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden... (Barla L.)
- Müştahan: İştiyaklılar
Bu hafta Otuzbirinci Mektûbun Yedinci Lem'ası ile Üçüncü Lem'ası’nı, hazine‑i Mektûbat’a ilâve ve muhibbân ve müştâkâna tilâvet eylemekle,... (Barla L.)
- Pehlivan: Yiğitler
Birinci defaki yazdığım yazılarımla son yazdığım yazılarımı karşılaştırdığım vakit, böyle çapraşık bir yazı ile, nasıl olur da dilâver bir pehlivan gibi ortaya atıldığımı düşünerek evvelce çok meyûs oldum. (Barla L.)
- Peygamberan: Peygamberler
Bütün Peygamberân-ı İzam hazarâtını birer birer ziyaret eder, Peygamber Efendimizi de ziyarete mazhar olunca uyanır. (Tarihçe)
- Pirdân: Pirler, büyükler
...bütün pîr, pîrân ve mürşidân ve Şah‑ı Nakşibend Kuddise Sırruhu Hazretlerinden... (Barla L.)
- Yarân: Dostlar
YÂRÂN İSTERSEN KUR'ÂN YETER. (Mektubat)