Emin Çayırlı

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Çaycı Emin.png

Çaycı Emin Doğu'daki Kuresini[1] aşireti reislerinden olup 1928 yılında Şeyh Said olayı bahane edilerek Van'dan sürgün olarak gönderildiği Kastamonu'da Nasrullah Camiinin şadırvanında çay ocağı işletirken Bediüzzaman Hz. ile tanışıp talebe olmuş, Üstad Kastamonu'da kaldığı sürece Mehmet Feyzi ile beraber yakın hizmetinde bulunmuştur. Üstad'ın Kastamonu Lahikasına ders ettiği çok sayıda mektupta Feyzi ağabeyle beraber imzası vardır. 1943 yılında Üstad ile beraber Denizli hapsine girmiş ve 9 ay mevkuf kalmıştır. Afyon hapsine de nur talebeleriyle beraber girmiştir. Afyon hapsinden tahliye olunca memleketi Van'a dönmüş ve Risale-i Nuru neşretmiştir.[2]

Şahsi Bilgiler[düzenle]

Diğer İsimleri: Çaycı Emin, Kastamonu'nun Rüşdü'sü, Yemen Bey (esas adı bu iken Üstad Emin olarak değiştirmiştir)

Doğum Yeri ve Tarihi:

Vefat Yeri ve Tarihi: Van, 18 Ağustos 1967 (Van'da düzenlenen Bediüzzaman mevlidinden dönerken araba kazasında yanarak vefat etmiştir.)

Kabrinin Yeri: Van Kabristanı

Risale-i Nur ile Nasıl Tanıştığı[düzenle]

Üstad Kastamonu'dayken Risalelerle tanışmıştır.

Bediüzzaman Said Nursi ile Görüşmeleri[düzenle]

Eskişehir hapsinden sonra Üstad Kastamonu'ya geldiğinde 1936 yılında Nasrullah Camiinde tanışmış ve hizmetine girmiştir.

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği[düzenle]

Hâfız Ali’nin buradaki kardeşlerine çok yüksek, çok tesirli yazdığı mektuba karşı başta Feyzi, Emin olarak umum namına Feyzi diyor ki: “Biz bu memleket talebeleri, Isparta kahramanlarının küçük kardeşleri belki onların talebeleriyiz. Dersi, hizmeti ve ciddiyeti onlardan alıyoruz. Her birisi, bizim için birer üstaddır. Onların ellerinden öper, arz-ı hürmet ederiz. Cenab-ı Hak, o kahramanlardan ebeden razı olsun, âmin!” diyorlar.

(Kastamonu Lahikası)


İşte bu sekiz aydır, hususan bu heyecan veren bu hâdisenizle beraber; şimdi yanımdaki Feyzi ile Emin ve bütün bana temas eden dostlar şahittirler ki bu sekiz ay zarfında bir tek defa, ne Harb-i Umumî’yi ne siyaseti sormamışım. Ve odamdan işitilen radyoyu da üç senedir dinlemedim.

(Kastamonu Lahikası)


Kastamonu fedakârları namına Kastamonu’nun Hüsrev’i ve Rüşdü’sü olan Feyzi ve Emin’in tebrikli mektubu ve Feyzi’nin malûm hâdisede hiçbir endişe verecek bir hal vuku bulmadığını, bilakis bir teşvik kamçısı hükmüne geçtiğini yazması, bizim endişemizi izale etti.

(Emirdağ Lahikası 1)


Risale-i Nur’un Lâhika Risalesi’nde Feyzi ile Emin ehemmiyetli mevki kazanmışlar, acaba ne haldedirler? O ehemmiyetli mevkiye muvafık vaziyete muvaffak oluyorlar mı? Kederleri yok mu? Hem hapishanede hakikaten merdane ve fedakârane istirahatime çalışan ve on sene şahsıma hizmet kadar beni minnettar eden Taşköprülü Sadık ve Hilmi ve İhsan ne haldedirler? Ve o civarda hususan İnebolu’daki kardeşlerimi unutamıyorum beni merak etmesinler. Risale-i Nur’un –bazı ara sıra– bazı yerlerde tevakkufuna mukabil, pek tesirli ve ehemmiyetli bir tarzda perde altında fütuhatı var. Telaş etmesinler; ihtiyat ile beraber sebat, metanet ve yazıda devam etsinler.

(Emirdağ Lahikası 1)


Ve hapishanede dokuz ayda, dokuz sene kadar kıymettar hizmet eden Hilmi ve Sadık ve İhsan ve Beşkardeş namında Risale-i Nur’a kalemiyle çok hizmet eden ihtiyar Tahsin gibi ve Feyzi ve Emin’in mektubunda işaret edilen umum o civarda çok alâkadar olduğum kardeşlerimin hizmet-i Nuriyede devamları, beni sürurla ağlattırdı.

Fakat öz kardeşim Abdülmecid, beni çok merak ediyor; görüşemediğim buranın müftüsünden halimi anlamaya çalışıyor. Bundan sonra Feyzi ve Emin’in üçüncüsü Abdülmecid olsun. Safranbolu kahramanlarından aldıkları lüzumlu mektupları ona da göndersinler.

(Emirdağ Lahikası 1)


Sâniyen: Bu defa yedi sekiz mektuplarınızı aldım. Hususi cevaplara halim, kalemim ve vaktim müsaade etmediğinden gücenmeyiniz. Mehmed Feyzi ve Emin’in mektuplarını, ilişmeden Lâhika’ya geçirdik. O ikisi, sekiz sene hususi hizmetimde bulunmaları cihetiyle, haddimden çok ziyade tavsifatlarını bir nevi manevî dua ve sebeb-i teşvik ve kanaat bir hüsn-ü zan ve tercüman-ı Nur haysiyetiyle Üstadlarına bir alâmet-i sadakat ve bir vesika-i itikad ve irtibattır diye ilişmedim.

(Emirdağ Lahikası 1)


Kastamonu’nun Hüsrev’i ve Rüşdü’sü olan Mehmed Feyzi ve Emin’in gönderdikleri benim Kastamonu’da kalan bir kısım risaleler emanetlerini aldım. Size gönderdiğim Asâ-yı Musa’nın lügatnamesini hasta olduğu halde çok güzel ve âlimane yazan, lügatnamenin başında güzel bir fıkra derceden ve bana da ayrı mektup yazan Risale-i Nur’un sır kâtibi Mehmed Feyzi’nin oraca çok müşkülat ve manialara rağmen, hârika sadakatini ve Nurlara faik alâkasını, sarsılmadan imana hizmetini birkaç cihette yapması gösteriyor ki o, küçük bir Hüsrev olduğu gibi tam bir Hasan Feyzi’dir.

...

Feyzi’nin mektubunda Risale-i Nur şakirdlerinin teşebbüsüyle resmî Kur’an mektebi açılıp en evvel Nur’un masumları ve hususan Emin’in mahdumları en evvel mektebe girip en evvel onlar Kur’an’ı hatmederek kısmen hıfza başlamaları cihetinde, onları ve pederlerini ve oradaki şakirdleri tebrik ediyoruz ve o masumlara binler bârekellah deriz.

(Emirdağ Lahikası 1)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler[düzenle]

İlgili Resimler/Fotoğraflar[düzenle]

Çaycı Emin kabir.png

İlgili Maddeler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]