Ebu Temmam

Ebu Temmam, el-Hamâse adlı eseriyle tanınan ve Abbasi döneminde yaşamış olan bir Arap şairidir. Babası Hıristiyan kökenli veya Tay kabilesindendir. Bir yandan farklı işler yaparken diğer yandan ders halkalarında ve şairlerin meclislerinde şiir sanatını geliştirdi. Horasan Valisi şiirlerini takdir edip ödüller verdi. Çok seyahat edip çeşitli devlet büyüklerine kasideler takdim etti. Biraz kekemeydi ama fasih konuşurdu. Hazırcevap ve nüktedan olup hâfızası güçlüydü. Eser veren pek az şairden birisidir. Şiirlerinde mantıkî dokuya ve ince kinayelere en fazla yer veren şairlerdendir. Garîb lafızları, tasvirleri ve bediî sanatları çok kullandı. Vakıf olduğu tarih, kelâm, felsefe ve mantık gibi ilimleri de şiirlerinde ustaca kullandı. Şiirlerinde Kur’an’dan yaptığı iktibaslar çok geçen şair, Kur’an’dan en çok etkilenen şairlerden biridir.[1] Yapmacık (masnû') şiir üslubunun temsilcisi kabul edilmektedir.[2]
Bediüzzaman Muhakemat adlı eserinde kelâmın servet ve vüs’atini izah ettiği kısımda onun bir mısrasını misal olarak verir.
Şahsi Bilgiler
Diğer İsimleri: Ebû Temmâm Habîb b. Evs b. Hâris et-Tâî, Havrânî, Ceydûrî, Câsimî[1]
Doğum Yeri ve Tarihi: Taberiye gölünün kuzeybatısında Havran bölgesinin Ceydûr kasabası köylerinden Câsim, h. 190 (m. 805-806) (Doğum yılına ait başka rivayetler de vardır)[1]
Vefat Yeri ve Tarihi: Musul, Muharrem 232/29 Ağustos 845
Kabrinin Yeri: Musul şehrini çevreleyen hendeklerin kenarında, Midân Meydanı'nın dışı. Yakın zamanda naaşı çıkarılıp bir kamu parkına defnedildi.
Harita Konumu:
Eserleri
- el-Hamâse: En meşhur kitabı olup 465 şairden 884 şiir içerir ve Arap edebiyatının en büyük antaloji kitaplarından biri olarak kabul edilir.
- Dîvân vb.
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Kelâmın servet ve vüs’ati ise –nasıl suret-i terkip, nefs-i maksadı gösterir, öyle de– müstetbeatının telmihatıyla ve esalibin işaratıyla garazın levazım ve tevabiini göstermek ve ihtizaza getirmektir.
Zira telmih ve işaret ise sakin olan hayalatı ihtizaza ve sâkit olan cevanibini söylettirmekle kalplerin en uzak köşelerindeki istihsanı ve alkışlamayı tehyic etmeye büyük bir esastır. Evet, telmih ve işaret ise yolun etrafını temaşa ile tenezzüh etmek içindir. Kasd ve talep ve tasarruf için değildir. Demek, mütekellim onda mes’ul olmaz. Eğer istersen bu beyitlerin içlerine gir, bir derece seyre şâyan noktalar vardır:
...
Hem de:
وَلَا يُرَوِّعْكِ اٖيمَاضُ الْقَتٖيرِ بِهٖ § فَاِنَّ ذَاكَ ابْتِسَامُ الرَّاْىِ وَالْاَدَبِ
Yani sakalımın beyazlanmakla parlaması seni korkutmasın. Zira nur-u mütecessim gibi dimağdan erimiş, sakaldan mecra bulup kendini gösteren fikir ve edebin tebessümüdür.
(Muhakemat) (Not: Bu Arapça satır Ebu Temmam'a aittir)