Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Alvarlı Muhammed Lütfü (Efe) Hazretleri Mevlana Halid-i Bağdadi'nin halifesi Seyyid Taha Hakkari'den hilafet almış olan Şeyh Muhammed Küfrevi'nin son halifesi şair ve mutasavvıf bir zattır. Babasından icâzet aldıktan sonra Erzurum’da tanınmış bazı âlimlerin derslerini takip etti ve imamlık yaptı. Bitlis’e giderek Nakşibendî şeyhi Muhammed Pîr-i Küfrevî’ye intisap etti ve halifesi oldu. 1. Dünya savaşına katıldı. Hasankale’ye (şimdiki adıyla pasinler) bağlı Alvar köyüne yerleşti ve Erzurum havalisinde irşad faaliyetleri yürüttü. Arapça, Farsça ve Türkçe şiirler yazdı ve nasihatlarını şiir halinde de ifade etti.[1]

Bediüzzaman nurların birinci talebesi Hulusi Bey'ye yazdığı bir mektupta Alvarlı Muhammed Lütfi Efendi’ye ve ihvanlarına selâm gönderdi. Hulusi bey aracılığıyla gönderilen selam için Alvarlı Efe hazretleri "kıymet-i dünya ve mâfihâ olan eşyadan değerlidir." diyerek mukabele etti. Hulusi Bey Bediüzzaman ile tanışıp Risale-i Nur'a talebe olmadan önce Üstad'ın henüz bir çocukken son dersini aldığı Muhammed Küfrevî Hazretlerine bağlıydı ve onun son halifesi Alvarlı Muhammet Efendi ile irtibatı vardı.

Şahsi Bilgiler

Diğer İsimleri: Alvarlı Muhammed Lütfü (Efe) Hazretleri, Alvarlı Efe Hazretleri, Alvar İmamı

Doğum Yeri ve Tarihi: Erzurum’un Hasankale (Pasinler) ilçesinin Kındığı köyü, 1868[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: Erzurum, 12 Mart 1956[1]

Kabrinin Yeri: Alvarlı Köyü, Pasinler, Erzurum

Harita Konumu: [1]

Eserleri ve Risale-i Nur'da Eserlerinden Alıntılar

Risale-i Nur ile Nasıl Tanıştığı

Bediüzzaman Said Nursi ile Görüşmeleri

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Hulusi Bey’e hitaptır

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

وَ اِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا

Aziz, sıddık, muhlis kardeşim!

Evvela: Biraderzademin (Halil Naci’nin) dünyevî musibeti, beni de cidden mahzun eyledi. Cenab-ı Hak onu kurtarsın, size de sabır ve tahammül ihsan eylesin, âmin! Nur’un eskiden beri hiç sarsılmayan muhlis bir kahramanı elbette dünyanın geçici, kıymetsiz, fâni vaziyetleri karşısında telaş etmez, mağlup olmaz inşâallah.

Sâniyen: Silsile-i ilmiyede bana en son ve en mübarek dersi veren ve haddimden çok ziyade şefkatini gösteren, Hazret-i Şeyh Muhammedü’l-Küfrevî kuddise sırruhunun hulefasından Alvarlı Hoca Muhammed Efendi’ye ve ihvanlarına çok selâm ve arz-ı hürmet ederim. Ve o havalide Nurlarla alâkadar senin dostlarına çok selâm ve Nur hizmetinde muvaffakıyetlerine dua ederiz.

اَلْبَاقٖى هُوَ الْبَاقٖى

Hasta kardeşiniz Said Nursî

(Barla Lahikası


Üstad Hz.'nin Hulusi Ağabeye Gönderdiği Mektuplar

TAKDİM

Merhum Hulusi Ağabeyin Üstad ve Risale-i Nurlarla tanışması 1929 Nisan’ında olmuş ve bu alâka gittikçe kopmaz hale gelmişti. İlk ziyaret Barla’da olmakla birlikte vazife icabı ayrılıklardan dolayı, görüşmeler daha çok mektuplarla oluyordu.

Hulusi Ağabeyin bu mektuplardaki sorularının ekserisinden koca Mektubat Mecmuası meydana çıkmıştır. İşte bu Mektubat Mecmuası neşredilirken bazı bahisler kısmen Hulusi Ağabey ve kısmen de diğer ağabeylerin hususi ahvalinden bahsettiğinden, bu meselelerin herkesi de çok alâkadar etmediğinden, Üstad tarafından gerek Osmanlıca risalelerde gerek yeni yazılarda neşredilmemiştir.

Sonra bu bahislerin Hulusi Ağabey tarafından tashihleri yapılmıştır. Bu mektupları Ağabeyimizin vefatından önce verdiği emir ile Üstadın vazifelendirdiği naşirler tarafından yayınlanmak kaydıyla Muhammed Orakçıoğlu’na teslim edilmiştir. Ayrıca Alvarlı Muhammed Lütfü (Efe) Hazretlerinin kendisine gönderdiği mektupların da faydalı olur mülazasıyla neşredilmesini arzu etmişlerdir.

Muhterem Muhammed Orakçıoğlu’nun gayretleriyle hazırlanan bu bahisleri, bir hatıra olarak ve hayra vesile olması dileğiyle neşrediyoruz.

Envâr Neşriyat

...

Alvarlı Muhammed Lutfi Efendinin Mektubudur

التوفيق من اللّٰه اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ يَا أَخِى فِى اللّٰهِ اَعَزَّكَ اللّٰهُ فِى الدَّارَيْنِ اَعْطَكَ اللَّهُ مَا تَطْلُبُ مِنَ اللّٰهِ

Dest-gîr’in dâreynde, Hazreti Allah ola

Pîşrevin Nûr-i hüdâ, feyz-i Resûlullah ola.

هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Bediüzzaman nâmıyla teşehhür eden, Zâtı âl-i kadrin, himmet-i merhametlerini hakk-ı âcizânemde celb etmeniz, dünya ve mâfiha değer.

Yâdigâr-ı Fahr-i Âlemdir o zat, bu ümmete,

Nâil ettin dû dîdem sen bizi, bu himmete,

Kaddesallahu sirrehu ve ahsenehu birrehu

Bu meydân-ı hidayette nice bir şîr-i ner var

O Zât-ı âli kadr-veş bize bugün siper var.

Cenâb-ı Zülkerem, O Zât-ı Muhteremin ömr-i zî saadetlerini bu Ümmet-i Muhammed’e sâyebân olması için, lütuf-u keremiyle uzun ömürle muammer buyursun ve sizler gibi bir yâr-ı Sâdıkın sıdk-ı sadâkatini müzdâd ederek, o Zâtın feyzinden istifade etmeye müyesser buyursun, âmin!

Yâr-ı vefâdarım, muhabbet-i iktisârım Hulûsî Bey!

Ba’desselam vedduâ:

Cümle ihvan-ı îmaniyle beraber cânâ seni dilşâd ede, Hazret-i Hak nur-ı basar.

Bu tarafta olan ihvân-ı din, sizin selamınızı müteşekkirâne aldıkları gibi, o Zât-ı âli kadrin de göndermiş olduğu merhamet-i selamlarını can beraberi kabul etmişlerdir.

Muhammed Lütfî,

(Rahmetullahi Aleyh)

...

Alvarlı Muhammed Lutfi Efendinin Mektubudur

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ

Hâlde hâldaşım, yolda yoldaşım, dinde kardeşim Muhammed Hulûsi Efendi Kardeşim!

Hamden lillâh, Nur-u tevhid, yâr-ı gârındır senin

Nur-u tevhid, nur-u didem, dilde yarındır senin.

Rahm-i Rahmân ez-ezel tâ be-ebed İhsân-ı Hak.

Mahza fadlından, Hüdaya bâki vârındır senin.

Bir Kerîmdir, bir Rahimdir, Bir Hakîmdir Zülcelâl,

Kerem-i fadl-ı ilâhî, yâr-ı ğârındır senin.

Nice hamd etmek gerektir, Lütfî’yâ bu ni’mete.

Gübâr-ı kadem-i cânân müşkbârındır senin.

Biinâyetillâhi teâla meyân-ı Ümmet-i Muhammed’de Şem’a-i hidayet nurunu füruzân eden bir Zât-ı âli kadrın huzur-u saa-detine nâ-mı kemteranemi tahrir ile, tezekkürde bulunduğunuz ve bize hüsn-ü himmetlerini celb ve selamlarını tebliğiniz, kıymet-i dünya ve mâfihâ olan eşyadan değerlidir. Ol zât-ı âli kadrin himmetlerini istirhamda, bir bende-i âciz ve bir müznib-i kemterim. Ol babda himmetlerine havale.

Esselam ey şem’a-i nûr-u hidayet Esselam

Esselam ey matla-i mihr-i saadet Esselam.

Gülbin-i tevhidde gonca-i hemrâh,

Muhammed Hulûsî Efendi Kardaş,

Nur-u tevhid ise, dilde dilârâ,

Bir Hak nüma zâta olmuşsun yoldaş,

Tuttuğun dâmeni elden bırakma,

İlm-i Ledundan olmuşsun sırdaş,

Kerem-i Kerîme bu mazhariyet,

Bir kadr-i vâlâya olduğun haldaş,

Hamd eyle Mevlaya rû-ber-zemin ol,

Nâ ehle esrarı eyleme sen fâş.

Muhammed Lütfi (R.A.)

...

Envâr-ı dûdidem, birâder-i bergüzidem

Muhammed Hulûsî Efendi kardaş!

Bâdesselam veddua e’azzeke-llâhu fiddareyn

Hasta dilânın derdine derman eder Allah.

Allah diyenin affına ferman eder Allah.

Her kim ki der-i dergâh-ı İlâhîde sâil

Sıdk ile yapışanlara ihsan eder Allah.

Âşık ile ma’şûk bâzârı bizlere mektum,

İsmaili suretâ kurban eder, Allah.

Hafîz ism-i şerifine olan mazhar efendinâ

Kerem-i Kerîmi gözle, açar hurşidveş (Hâşiye 1[2]) ma’na

Bu kanun-u ezelîdir, belâ ehl-i velayete

Olup âşık-ı belâ, âhir olur bir gonca-i rânâ

Hüda dostlarını dâim belâya müptela eyler.

Belânın âhiri baldır, Hayat-ı ebedî cânâ

Belâ ile bulan buldu Velayı (Hâşiye 2[3]), her dü âlemde.

(Üstad Hz.'nin Hulusi Ağabeye Gönderdiği Mektuplar (Küçük Kitap))

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

Alvarlı Hacı Muhammed Lütfi Efendi, Osmanlıca olarak neşredilen divanındaki bir şiirinde de, Albay Hulûsi Yahyagil'in üstadı Bediüzzaman Said Nursî'den şu mısrasında bahsetmektedir:

"Emrolduğu gibi itaat eyler,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban.


"Huzur-u kalble eyler niyazı,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban."


"Kur'ân emriyledir her harekâtı,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban."


"Cenab-ı Allah'tan diler kavmini,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban."


"Muhabbetullahtır dilde iradı,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban."


"Tevhid eder her dem ezelde Said,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban."


"Ehl-i hayâ lâyık olur gufrana,

Ehl-i tevhid olan cana can kurban.

Gözünde, gönlünde tavf-ı Rabbanî."[4]

İlgili Maddeler/Kategoriler

Kaynakça