Ahmed Cevdet Paşa

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Ahmed Cevdet Paşa 19. yüzyılın ünlü âlimi, devlet ve ilim adamı, tarihçi, hukukçu ve şairidir. Borçlar, kısmen de eşya ve şahıs hukuku hükümleri hakkındaki Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye adlı kanunu 1868-1876 yıllarında hazırlayan heyetin başkanıdır. Beş defa adliye, üç defa eğitim, üç defa vakıflar, bir defa içişleri ve bir defa da ticaret ve ziraat bakanlığı yapmış bir devlet adamıdır. İstanbul kadılığı ve Halep valiliği de yaptı. Devrinde hazırlanan kanunların ve kurulan kurumların büyük kısmı onun elinden çıkmıştı. Fransız medeni kanununun tercüme edilerek Osmanlı Devletinde tatbik edilmesi gerektiğini ileri sürenlere karşılık İslam Hukukunun bir dalı olan Hanefi fıkhının sistematik hale getirilerek kanunlaştırılması fikrini müdafaa etti.[1][2]

Risale-i Nur'da Bu Konudaki Derslerin Özeti

Bediüzzaman bir makalesinde mebuslara hitaben İslam şeriatında medeniyetin hakiki güzelliğinden daha güzeli bulunduğunu, buna bir misalin Mecelle olduğunu, İslâmiyet'in mebuslardan çok büyük şeyler beklediğini, kuvvetin kanunda olması gerektiğini, aksi takdirde istibdadın bölünerek çoğalacağını beyan etmiştir.

Risale-i Nur'da Mecellenin genel hukuk prensiplerine dair ilk 100 maddesinin bazılarına doğrudan bazılarına dolaylı olarak atıflar vardır.

Şahsi Bilgiler

Diğer İsimleri: Lofçalı Ahmed Cevdet Paşa, Cevdet Paşa

Doğum Yeri ve Tarihi: Lofça (Şimdi Bulgaristan'da), Osmanlı İmparatorluğu, 27 Mart 1822[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 26 Mayıs 1895[1]

Kabrinin Yeri: Fatih Camii, İstanbul

Harita Konumu: [1]

Eserleri ve Risale-i Nur'da Eserlerinden Alıntılar

(Bkz. Risale-i Nur'da Mecelle'nin Maddeleri Hakkındaki Bahisler)

Tarih-i Cevdet: Osmanlı tarihini anlatan on iki ciltlik ünlü eseri

Kavâ'id-i Osmâniyye: Türk dilinin Türkçe yazılmış ilk dil bilgisi kitabı

Kısas-ı Enbiya: En ünlü eserlerinden olup bütün peygamberleri ve İslam tarihini sade bir dille okuyuculara aktarmıştır

Tezakir-i Cevdet: Dönemin siyasi olaylarını yazdığı kitap

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Milyonlarca dahilerin nüsus-u katıadan istihracıyla şecere-i tuba gibi teşaüb etmiş ve siyaseten ve maslâhaten hangisinin hangi meselesine temessük caiz bulunmuş

ﻭَﻟﺎَ ﺭَﻃْﺐٍ ﻭَﻟﺎَ ﻳَﺎﺑِﺲٍٍ ﺍِﻟﺎَّ ﻓِﻰ ﻛِﺘَﺎﺏٍ ﻣُﺒِﻴﻦٍٍ

sırrını tefsir eylemiş olan mezahib-i erbaadan o define-i bîpayan ve bîintiha, o cevahir ile memludur. Ya, o Şeriat-ı Garradan ahkâm-ı adile ve hakaik-i ulviyeyi düstur olmak üzere tanzim için hamele-i şeriatın efkâr-ı umumiyesine müracaat ediniz. Tâ ki, meşrutiyetteki hakaiki ve Kanun-u Esasîdeki ahkâmı daha mükemmel, daha vazıh şeriat-ı garradan istihrac ve tanzim etsinler. Nasıl ki az himmetle Mecelle-i Ahkâmı tanzim ettiler. zira hablü'l-metin-i hayatımız olan ittihad-ı umumî bununla tahakkuk edecek ve kuvvet bulacaktır.

(Makaleler (Asar-ı Bediiyye))

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

Eğer denilse: Acaba medeniyetin revabıtı ve fünundaki hakaikı şeriat-ı garradan nasıl çıkarılacak ve tatbik..?

Ben derim: Ulema-yı dinin efkâr-ı umumiyelerine müracaat ediniz ve ezhan-ı nukkada havale ediniz. Fahr olmasın derim ki, o külliyetten cüz'iyetim cihetiyle iddia ediyorum ki benden sual ediniz; medeniyetin mehasin-i hakikiyesini şeriat-ı garrada daha ekmelini göstereceğim ve fünundaki hakaik-i yakîniyenin hiçbir nusus-u katı'a-i İslâmiyeye muhalif olmadığını isbat edeceğim. Muhalefet ancak fünunun bazı nazariyat veyahut faraziyattadır ki, gençlerimiz tutî taklidi gibi, yakîn zannetmişler. Ve nususun bazı zevahir-i gayr-ı murad meyanında vuku bulur.

Ey mebuslar, Mecelletü'l-Ahkâm bir hüsn-ü misaldir. İslâmiyet sizden çok büyük şeyler bekliyor. Peygamber de zaman-ı saadette elini kaldırmış gibi size nida ediyor.

Hem de kuvvet kanunda olsun. Yoksa istibdad münkasim olmuş olur. Kanunun kuvveti, mukanninin kuvvetiyledir.

ﺍِﻥَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻫُﻮَ ﺍﻟْﻘَﻮِﻯُّ ﺍﻟْﻤَﺘِﻴﻦُ

kanun-u İlâhideki kuvvet ve akaid-i hakka cihetiyledir ki, bir zaman-ı kasirde şark ve garbı adalete mazhar ve istilâ etti. Şeriatın büyüğüne itaat istibdadın gayrıdır. Zira şeriatta tefevvuk eden en büyük bir adama esaret-i nefsten tahallus ve hürriyet-i şer'iyeden tekemmül için hiss-i ihtiram ve muhabbetle itaat, hibr ve havf üzre müesses ve tenebbüh-ü efkâr cihetiyle şimdiki zamanda istidadı kalmayan istibdadın gayrıdır. Mesalik ve edillede ihtilâf, maksad ve neticede ittihaddır. Kuvve-i dafia ve cazibe gibi bir kıyasta bulunmalı, tâ muvazene bozulmasın. Sırf ittihad taklidi intac ediyor.

(Makaleler (Asar-ı Bediiyye))

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler

Kaynakça