1926 Meşihat Dairesi Yangını
Osmanlı döneminde ilmiye teşkilâtının başındaki âlimin unvanı Şeyhülislam idi. Görev yaptığı yere ise Meşihat Dairesi adı verilirdi. Cumhuriyetin ilanından sonra İstanbul Kız Lisesi bu binaya taşındı.[1] 1926 yılının bahar aylarında sürgün edilmek üzere Van’dan alınıp İstanbul’a getirilen Bediüzzaman, Nisan-Mayıs aylarında İstanbul’da 20 gün kadar kalmıştır. Bu dönemde defalarca ifadesi alınmış ve Şeyh Said hadisesi ile ilgili olarak sorgulanmıştır. Bu sorgulanmalar neticesinde, hadise ile bir ilgisi olmadığı anlaşılmasına rağmen Burdur’a sürgün edilmiştir.[2] Bediüzzaman İstanbul'da kaldığı bu süre zarfında daha önce Dârülhikmeti’l-İslâmiye azası olarak görev yaptığı Meşihat Dairesinin durumunu sormuş, yüzlerce sene şeriat nurlarına hizmet eden o dairenin, büyük kızların lisesine dönüştürüldüğünü duyunca çok üzülmüş, kızmış ve o mekamın kurtulması için dua etmiştir. O gece (29 Nisan 1926) bina kısmen yanmıştır. Daha sonra 1947 Afyon Mahkemesindeki savunmasında bu kahraman milletin kılınçlarının yadigarı Ayasofya Camii’ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren kişiyi (Mustafa Kemal) sevmemenin bir suç olmadığını ve bu kumandanın keyfî kanun namındaki emirlerine fikren ve ilmen taraftar olmadığını ve şahsı itibarıyla da amel etmediğini söylemiştir.
Bu Konu Hakkında Risale-i Nur'daki Derslerin Özeti
- Bediüzzaman çok üzülüp kızdığında ettiği (bed)duaya kendisi gibi kalpleri yanan çok zatların da katıldığını, hatta Şeyh-i Geylanî’nin duasını ve himmetini, duasına yardım için isteyip istemediğini bilemediğini ve ateşin bazen sudan ziyade temizlik yaptığını söyler.
Diğer İsimleri
Gerçekleştiği Tarih ve Yer
29 Nisan 1926, Meşihat Dairesi[1]
Harita konumu
Yanan Meşihat Dairesinin bugün İstanbul Müftülüğü olarak kullanılan fetvahane binasının konumu: [1]
Hadiseye Dahil Olanlar
Neticesi
Yanan binalarla birlikte meşihatın arşivi de büyük hasara uğramıştır. Bir süre sonra giriş kapısının sağında yapılan üç katlı bina 15.000 m2 civarındaki bahçe ile birlikte İstanbul Üniversitesi Botanik Enstitüsü’ne verilmiş, ancak Süleymaniye Külliyesi’nin Haliç’ten görünüşünü engelleyen bu yapının iki katı yıktırılmıştır. Bâb-ı Meşîhat’ın günümüzde İstanbul Müftülüğü olarak kullanılan Fetvahâne binası 1982-1985 yılları arasında tamamen yıktırılarak aslına uygun şekilde yeniden yaptırılmıştır.[1]
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Ezcümle: Ben menfî olarak İstanbul’a getirildiğim vakit, bir zaman Meşihat-ı İslâmiye dairesinde bulunan Dârülhikmeti’l-İslâmiyedeki hizmet-i Kur’aniyeye çalıştığım için o alâkadarlık cihetinde “Meşihat Dairesi ne haldedir?” diye sordum. Eyvah! Öyle bir cevap aldım ki ruhum, kalbim ve fikrim titrediler ve ağladılar. Sorduğum adam dedi ki: “Yüzer sene envar-ı şeriatın mazharı olmuş olan o daire, şimdi büyük kızların lisesi ve mel’abegâhıdır.” İşte o vakit öyle bir halet-i ruhiyeye giriftar oldum ki dünya başıma yıkılmış gibi oldu. Kuvvetim yok, kerametim yok, kemal-i meyusiyetle âh vâh diyerek dergâh-ı İlahiyeye müteveccih oldum. Ve bizim gibi kalpleri yanan çok zatların hararetli âhları, benim âhıma iltihak ettiler. Hatırıma gelmiyor ki acaba Şeyh-i Geylanî’nin duasını ve himmetini, duamıza yardım için istedim mi, istemedim mi bilmiyorum. Fakat her halde o eskiden beri nurlar yeri olmuş bir yeri zulmetten kurtarmak için bizim gibilerin âhlarını ateşlendiren onun duasıdır ve himmetidir. İşte o gece Meşihat kısmen yandı. Herkes vâ-esefâ dedi. Ben ve benim gibi yananlar, elhamdülillah dedik. Zannederim ki bu fakir millete iki yüz milyon zarar veren adliye dairesindeki yangında böyle bir mana var. İnşâallah bu da bir ikaz ve intibahı verecektir. Ateş bazen sudan ziyade temizlik yapar.
Meşihat ve adliyenin yanması münâsebetiyle, bir sözüme yanlış ma’na verilmiş. Şöyle ki; bundan on dokuz sene evvel, haksız bir sûrette İstanbul'a menfi olarak perîşan bir sûrette gönderildiğim vakit, bir zaman meşihattaki Dârü’l-Hikmette bulunduğumdan meşihatı sordum, ne haldedir? Dediler: “Büyük kızların lisesi olmuş.” Ben de hiddet ettim. Bir bedduâ ettim. Hem dedim: “Yâ Rabbi meşihatı kurtar.” O gece kısmen yandı.
Ben de o münâsebetle dedim; ba’zan ateş temizlik yapıyor. Bu fakîr millete beş milyon zarar veren adliyenin yanması da, belki inşâallah bir temizliktir. O zarar telâfi edilir, dediğim halde, zararımıza bir rıza ma’nası verilmiş.
Diğer Bahisler
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
Hem bu kahraman milletin ebedî bir medar-ı şerefi ve Kur’an ve cihad hizmetinde dünyada pırlanta gibi pek büyük bir nişanı ve kılınçlarının pek büyük ve antika bir yadigârı olan Ayasofya Camii’ni puthaneye ve Meşihat Dairesini kızların lisesine çeviren bir adamı sevmemek bir suç olması imkânı var mı?
(14. Şua)
İşte bu hakikate binaendir ki Ayasofya’yı puthane ve Meşihatı kızların lisesi yapan bir kumandanın keyfî kanun namındaki emirlerine fikren ve ilmen taraftar değiliz ve şahsımız itibarıyla amel etmiyoruz.
İlgili Resimler/Fotoğraflar
Yangından haber veren 30 Nisan 1926 tarihli Cumhuriyet Gazetesi kupürü
İlgili Maddeler/Kategoriler
- Meşihat Dairesi: Şeyhülislamlık makamı ve binası
- Darül Hikmet-ül İslamiye: Meşihat binasında görev yapan ve Bediüzzaman'ın azası olduğu ilmi heyet
