Risale-i Nur: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
109. satır: 109. satır:


====Risale-i Nur'a İtirazlar ve Muarızların Yedikleri Tokatlar====
====Risale-i Nur'a İtirazlar ve Muarızların Yedikleri Tokatlar====


===Risale-i Nur ve İlm-i Kelam===
===Risale-i Nur ve İlm-i Kelam===


===Risale-i Nur'un Şahs-ı Manevisi===
 


===Risale-i Nur ve Tekrarat===
===Risale-i Nur ve Tekrarat===
121. satır: 123. satır:


====İman Kurtarması====
====İman Kurtarması====
Kur’an-ı Hakîm’in feyziyle ve Hâlık-ı Rahîm’in rahmetiyle, şu taklidi kırılmış ve teslimi bozulmuş asırda, o derin ve yüksek yolu şu derece ihsan ettiğinden bin şükür etmeliyiz. Çünkü imanımızın kurtulmasına kâfi gelir. Fehmettiğimiz miktarına memnun olup tekrar mütalaa ile izdiyadına çalışmalıyız.
([[Risale:10. Söz#Hâtime|10. Söz, Hâtime]])
----
Eğer haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi kat’î bir surette anlamak istersen haşre dair Onuncu Söz ile Yirmi Dokuzuncu Söz’e dikkat ile bak, gör. Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok.


([[Risale:10. Söz#Zeylin Üçüncü Parçası|10. Söz, Zeylin Üçüncü Parçası]])
----
Melaike ve ruhaniyatın vücudlarına dair “Nokta” namında bir risalemde ve Yirmi Dokuzuncu Söz’de iki kere iki dört eder derecesinde bir kat’iyetle ispat edilmiştir. Eğer istersen ona müracaat et.
([[Risale:15. Söz#Birinci Basamak|15. Söz, Birinci Basamak]])
----
Şuâat-ı Marifeti’n-Nebi namındaki Türkçe bir risalede ve On Dokuzuncu Mektup’ta ve şu Söz’de icmalen işaret ettiğimiz delail-i nübüvvet-i Ahmediyeyi (asm) beyan etmişim. Hem onda Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazı icmalen zikredilmiş. Yine “Lemaat” namında Türkçe bir risalede ve Yirmi Beşinci Söz’de Kur’an’ın kırk vecihle mu’cize olduğunu icmalen beyan ve kırk vücuh-u i’cazına işaret etmişim. O kırk vecihte, yalnız nazımda olan belâgatı, “İşaratü’l-İ’caz” namındaki bir tefsir-i Arabîde kırk sahife içinde yazmışım. Eğer ihtiyacın varsa şu üç kitaba müracaat edebilirsin.
([[Risale:19. Söz#On Üçüncü Reşha|19. Söz, 13. Reşha]])
====Veciz Olması====
====Veciz Olması====


====Ahlakı Düzeltmesi====
Hattâ Denizli hapsindeki zatların az zamanda Nurlardan fevkalâde hüsn-ü ahlâk dersini alanlarını gören bazı alâkadar zatlar demişler ki: “Terbiye için on beş sene hapse atmaktan ise on beş hafta Risale-i Nur dersini alsalar daha ziyade onları ıslah eder.”
([[Risale:13. Söz#Risale-i Nur Mizanlarından On Üçüncü Söz’ün İkinci Makamı’nın Hâşiyesidir|13. Söz, 13. Söz’ün 2. Makamı’nın Hâşiyesi]])
====Kaynağının Yalnızca Kur'an Olması====
Madem Risale-i Nur, bu mu’cize-i kübranın elinde bir elmas kılınç hükmünde hizmetini göstermiş ve muannid düşmanlarını teslime mecbur etmiş. Hem kalbi hem ruhu hem hissiyatı tam tenvir edecek ve ilaçlarını verecek bir tarzda hazine-i Kur’aniyenin dellâllığını yapan ve ondan başka me’hazi ve mercii olmayan ve bir mu’cize-i maneviyesi bulunan Risale-i Nur, o vazifeyi tam yapıyor ve aleyhindeki dehşetli propagandalara ve gayet muannid zındıklara tam galebe çalmış ve dalaletin en sert kuvvetli kalesi olan tabiatı, Tabiat Risalesi’yle parça parça etmiş ve gafletin en kalın ve boğucu ve geniş daire-i âfakında ve fennin en geniş perdelerinde Asâ-yı Musa’daki Meyve’nin Altıncı Meselesi ve Birinci, İkinci, Üçüncü, Sekizinci Hüccetleriyle gayet parlak bir tarzda gafleti dağıtıp nur-u tevhidi göstermiş.
([[Risale:13. Söz#Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Bir Mesele-i Mühimme|13. Söz, Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Bir Mesele-i Mühimme]])
----
Sen Kur’an’ı pek âlî, çok parlak görüyorsun. Bîtarafane muhakeme et, öyle bak. Yani bir beşer kelâmı farz et, bak. Acaba o meziyetleri, o ziynetleri görecek misin?
Hakikaten ben de ona aldandım. Beşer kelâmı farz edip öyle baktım. Gördüm ki nasıl Bayezid’in elektrik düğmesi çevrilip söndürülünce ortalık karanlığa düşer. Öyle de o farz ile Kur’an’ın parlak ışıkları gizlenmeye başladı. O vakit anladım ki benim ile konuşan şeytandır. Beni vartaya yuvarlandırıyor. Kur’an’dan istimdad ettim. Birden bir nur kalbime geldi. Müdafaaya kat’î bir kuvvet verdi. O vakit şöylece şeytana karşı münazara başladı.
([[Risale:15. Söz#On Beşinci Söz’ün Zeyli|15. Söz, 15. Söz’ün Zeyli]])
----
Eğer istersen Kur’an’ın semavatına ve âyâtının nücumlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Sözleri, yirmi basamaklı (Hâşiye[6]) bir merdiven yaparak çık. Onunla gör ki Kur’an ne kadar parlak bir güneştir. Hakaik-i İlahiyeye ve hakaik-i mümkinat üstüne nasıl safi bir nur serpiyor ve parlak bir ziya neşrediyor bak.
([[Risale:20. Söz#cite_ref-6|20. Söz, 6. Hâşiye]])
====Mazhar Olduğu İsimler====
====Mazhar Olduğu İsimler====


====Teselli Vermesi====
Risale-i Nur’daki hakiki teselliye mahpuslar çok muhtaçtırlar. Hususan gençlik darbesini yiyip taze ve şirin ömrünü hapiste geçirenlerin Nurlara ekmek kadar ihtiyaçları var.
([[Risale:13. Söz#Risale-i Nur Mizanlarından On Üçüncü Söz’ün İkinci Makamı’nın Hâşiyesidir|13. Söz, 13. Söz’ün 2. Makamı’nın Hâşiyesi]])
====Başta Perdeli Gitmesi====
====Başta Perdeli Gitmesi====


====Zihni Bulandırmaması====
====Zihni Bulandırmaması====


====Öncelikle Tercümanın Nefsine Ders Olması====
Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.
([[Risale:1. Söz|1. Söz]])
----
“Ey insan!” dediğim vakit nefsimi murad ediyorum. Bu ders kendi nefsime has iken ruhen benimle münasebettar ve nefsi nefsimden daha hüşyar zatlara belki medar-ı istifade olur niyetiyle, On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı olarak müdakkik kardeşlerimin tasviplerine havale ediyorum. Bu ders akıldan ziyade kalbe bakar, delilden ziyade zevke nâzırdır.
([[Risale:1. Söz#On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı|On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı]])




136. satır: 183. satır:


====Temsilat====
====Temsilat====
Şu risalelerde teşbih ve temsilleri, hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi hem teshil hem hakaik-i İslâmiye ne kadar makul, mütenasip, muhkem, mütesanid olduğunu göstermektir. Hikâyelerin manaları, sonlarındaki hakikatlerdir. Kinaiyat kabîlinden yalnız onlara delâlet ederler. Demek, hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir.
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ
فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ
Birader, haşir ve âhireti basit ve avam lisanıyla ve vâzıh bir tarzda beyanını istersen öyle ise şu temsilî hikâyeciğe nefsimle beraber bak, dinle:
([[Risale:10. Söz|10. Söz]])
----
Temsil, i’caz-ı Kur’an’ın en parlak bir âyinesi olduğundan biz dahi bir temsil ile şu sırra bakacağız.
([[Risale:16. Söz#Birinci Şuâ|16. Söz, 1. Şua]])
----
====Akla Hitap Etmesi====
Deme, niçin bu Onuncu Söz’ü birden tamamıyla anlayamıyorum ve tamam anlamadığın için sıkılma! Çünkü İbn-i Sina gibi bir dâhî-yi hikmet, اَلْحَشْرُ لَيْسَ عَلٰى مَقَايٖيسَ عَقْلِيَّةٍ demiş. “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez.” diye hükmetmiştir. Hem bütün ulema-i İslâm “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez.” diye müttefikan hükmettikleri halde, elbette o kadar derin ve manen pek yüksek bir yol; birdenbire bir cadde-i umumiye-i akliye hükmüne geçemez.
([[Risale:10. Söz#Hâtime|10. Söz, Hâtime]])
----
====Kalbe Hitap Etmesi====


====İspatiyecilik====
====BÜtün Latifelere Hitap Etmesi====




143. satır: 210. satır:




===Risale-i Nur Talebeleri===
===Risale-i Nur Talebeleri ve Şahsı Manevi===


===Risale-i Nur ve Mahkemeler===
===Risale-i Nur ve Mahkemeler===

17.38, 17 Kasım 2016 tarihindeki hâli

Risale-i Nur okumak için Risale okuma ana sayfasına gidin.

Eski Said döneminde telif edilen eserler için Eski Said Dönemi Eserleri maddesine gidin.

Risale-i Nur Bediüzzaman'ın kendi ifadesiyle Yeni Said döneminde telif ettiği ve Kur’an’ın imanî olan hakikatlerini kuvvetli hüccetlerle ve müsbet ilim anlayışına uygun bir tarzda beyan, ispat ve izah eden, her insan için en mühim mesele olan “Ben neyim? Nereden geliyorum? Nereye gideceğim? Vazifem nedir? Bu mevcudat nereden gelip nereye gidiyorlar? Mahiyet ve hakikatleri nedir?” gibi suallerin cevabını vâzıh ve kat’î bir şekilde, çekici bir üslup ve güzel bir ifade ile beyan edip ruh ve akılları tenvir ve tatmin eden, asrın ihtiyaçlarına tam cevap verip aklı ve kalbi tatmin eden büyüklü küçüklü risaleler halinde yüz otuz eserden oluşan lafzî değil, manevî bir Kur'an tefsiridir.

Bilgiler

Diğer İsimleri: Risale-i Nur Külliyatı, Risale-in Nur[1], Sirac-ün Nur[2], Sirac-üs Sürc[2], Resail-in Nur[1], Sözler[3], Resail-in Nuriye[4], Risalet-ün Nur[1], Nur Risaleleri[5], Bediül Beyan[6], Bediüzzaman[6]

Telif Yeri ve Tarihi: 1926-1949 yılları arasında çoğunluğu Barla'da olmak üzere Kastamonu ve Isparta'da ve ayrıca Eskişehir, Denizli ve Afyon hapishanelerinde telif edilmiştir.[7] Bediüzzaman hazretleri 1914-1916 yılları arasında 1. DÜnya savaşının birinci senesinde harp cephesinde telif edilen İşarat-ül İ'caz'ı (30. Mektup), 1921'de İstanbul'da telif edilen Lemeat'ı (32. Mektup ve 32. Lem'a) ve 1922-1923 yıllarında İstanbul'da telif edilen Mesnevi-i Nuriye'yi de (33. Lem'a) Risale-i Nur'a dahil etmiştir.

Telif Dili: Çoğunluğu Türkçe ve bir kısmı Arapça. Farsça kısa bahisler de vardır.

İçeriği: Sözler, Mektubat, Lem’alar, Şuâlar diye dört büyük kısımdan müteşekkil olup yekûnü yüz otuz risaledir.[8]

Telifiyle İlgili Diğer Bilgiler:

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Risale-i Nur'un İsimleri

Risale-i Nur'un Bir Tefsir Olması

Risale-i Nur'un Telifi ve Neşri

Telifi

Neşrinin Ehemmiyeti

Elle Yazılarak Neşri

Teksir Makinesiyle Neşri

Matbaa Yoluyla Neşri

(diyanet vb)

Risale-i Nur Dersi

Okunması

Yazılması

Dinlenilmesi

Dersi

(izah, şerh vb)


Risale-i Nur'un Kerametleri ve Cenab-ı Hakk'ın İnayetleri

Tevafuk

Risale-i Nur Mesleği, Esasları ve Düsturları

İhlas

Şefkat

Acz

Fakr

Tefekkür

Şükür

Şevk

Tefekkür

Uhuvvet

Siyasete Karışmama

Müsbet Hareket Etme Ve Asayişi Bozmama

Kavl-i Leyyin, Nezihane

Şahıs Değil Cemaat Zamanı

Tarikat Değil Hakikat Mesleği

Risale-i Nur'un Manevi Makamı, Vazifeleri ve Kazandırdıkları

Mehdiyet

Müceddidlik

Ferdiyet

Kutbiyet

Vazifeleri

Belalara Sed Olması

Vazifesinin Ne Kadar Devam Edeceği

Kazandırdıkları

Risale-i Nur'a İtirazlar ve Muarızların Yedikleri Tokatlar

Risale-i Nur ve İlm-i Kelam

Risale-i Nur ve Tekrarat

Risale-i Nur'un Hususiyetleri

İman Kurtarması

Kur’an-ı Hakîm’in feyziyle ve Hâlık-ı Rahîm’in rahmetiyle, şu taklidi kırılmış ve teslimi bozulmuş asırda, o derin ve yüksek yolu şu derece ihsan ettiğinden bin şükür etmeliyiz. Çünkü imanımızın kurtulmasına kâfi gelir. Fehmettiğimiz miktarına memnun olup tekrar mütalaa ile izdiyadına çalışmalıyız.

(10. Söz, Hâtime)


Eğer haşrin gelmesini, gelecek baharın gelmesi gibi kat’î bir surette anlamak istersen haşre dair Onuncu Söz ile Yirmi Dokuzuncu Söz’e dikkat ile bak, gör. Eğer baharın gelmesi gibi inanmaz isen, gel parmağını gözüme sok.

(10. Söz, Zeylin Üçüncü Parçası)


Melaike ve ruhaniyatın vücudlarına dair “Nokta” namında bir risalemde ve Yirmi Dokuzuncu Söz’de iki kere iki dört eder derecesinde bir kat’iyetle ispat edilmiştir. Eğer istersen ona müracaat et.

(15. Söz, Birinci Basamak)


Şuâat-ı Marifeti’n-Nebi namındaki Türkçe bir risalede ve On Dokuzuncu Mektup’ta ve şu Söz’de icmalen işaret ettiğimiz delail-i nübüvvet-i Ahmediyeyi (asm) beyan etmişim. Hem onda Kur’an-ı Hakîm’in vücuh-u i’cazı icmalen zikredilmiş. Yine “Lemaat” namında Türkçe bir risalede ve Yirmi Beşinci Söz’de Kur’an’ın kırk vecihle mu’cize olduğunu icmalen beyan ve kırk vücuh-u i’cazına işaret etmişim. O kırk vecihte, yalnız nazımda olan belâgatı, “İşaratü’l-İ’caz” namındaki bir tefsir-i Arabîde kırk sahife içinde yazmışım. Eğer ihtiyacın varsa şu üç kitaba müracaat edebilirsin.

(19. Söz, 13. Reşha)

Veciz Olması

Ahlakı Düzeltmesi

Hattâ Denizli hapsindeki zatların az zamanda Nurlardan fevkalâde hüsn-ü ahlâk dersini alanlarını gören bazı alâkadar zatlar demişler ki: “Terbiye için on beş sene hapse atmaktan ise on beş hafta Risale-i Nur dersini alsalar daha ziyade onları ıslah eder.”

(13. Söz, 13. Söz’ün 2. Makamı’nın Hâşiyesi)

Kaynağının Yalnızca Kur'an Olması

Madem Risale-i Nur, bu mu’cize-i kübranın elinde bir elmas kılınç hükmünde hizmetini göstermiş ve muannid düşmanlarını teslime mecbur etmiş. Hem kalbi hem ruhu hem hissiyatı tam tenvir edecek ve ilaçlarını verecek bir tarzda hazine-i Kur’aniyenin dellâllığını yapan ve ondan başka me’hazi ve mercii olmayan ve bir mu’cize-i maneviyesi bulunan Risale-i Nur, o vazifeyi tam yapıyor ve aleyhindeki dehşetli propagandalara ve gayet muannid zındıklara tam galebe çalmış ve dalaletin en sert kuvvetli kalesi olan tabiatı, Tabiat Risalesi’yle parça parça etmiş ve gafletin en kalın ve boğucu ve geniş daire-i âfakında ve fennin en geniş perdelerinde Asâ-yı Musa’daki Meyve’nin Altıncı Meselesi ve Birinci, İkinci, Üçüncü, Sekizinci Hüccetleriyle gayet parlak bir tarzda gafleti dağıtıp nur-u tevhidi göstermiş.

(13. Söz, Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Bir Mesele-i Mühimme)


Sen Kur’an’ı pek âlî, çok parlak görüyorsun. Bîtarafane muhakeme et, öyle bak. Yani bir beşer kelâmı farz et, bak. Acaba o meziyetleri, o ziynetleri görecek misin?

Hakikaten ben de ona aldandım. Beşer kelâmı farz edip öyle baktım. Gördüm ki nasıl Bayezid’in elektrik düğmesi çevrilip söndürülünce ortalık karanlığa düşer. Öyle de o farz ile Kur’an’ın parlak ışıkları gizlenmeye başladı. O vakit anladım ki benim ile konuşan şeytandır. Beni vartaya yuvarlandırıyor. Kur’an’dan istimdad ettim. Birden bir nur kalbime geldi. Müdafaaya kat’î bir kuvvet verdi. O vakit şöylece şeytana karşı münazara başladı.

(15. Söz, 15. Söz’ün Zeyli)


Eğer istersen Kur’an’ın semavatına ve âyâtının nücumlarına yetişesin; geçmiş olan yirmi adet Sözleri, yirmi basamaklı (Hâşiye[6]) bir merdiven yaparak çık. Onunla gör ki Kur’an ne kadar parlak bir güneştir. Hakaik-i İlahiyeye ve hakaik-i mümkinat üstüne nasıl safi bir nur serpiyor ve parlak bir ziya neşrediyor bak.

(20. Söz, 6. Hâşiye)

Mazhar Olduğu İsimler

Teselli Vermesi

Risale-i Nur’daki hakiki teselliye mahpuslar çok muhtaçtırlar. Hususan gençlik darbesini yiyip taze ve şirin ömrünü hapiste geçirenlerin Nurlara ekmek kadar ihtiyaçları var.

(13. Söz, 13. Söz’ün 2. Makamı’nın Hâşiyesi)

Başta Perdeli Gitmesi

Zihni Bulandırmaması

Öncelikle Tercümanın Nefsine Ders Olması

Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için askerlik temsilatıyla, sekiz hikâyecikler ile birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim sekiz sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.

(1. Söz)


“Ey insan!” dediğim vakit nefsimi murad ediyorum. Bu ders kendi nefsime has iken ruhen benimle münasebettar ve nefsi nefsimden daha hüşyar zatlara belki medar-ı istifade olur niyetiyle, On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı olarak müdakkik kardeşlerimin tasviplerine havale ediyorum. Bu ders akıldan ziyade kalbe bakar, delilden ziyade zevke nâzırdır.

(On Dördüncü Lem’a’nın İkinci Makamı)


Risale-i Nur'un İrşad Metodu

Temsilat

Şu risalelerde teşbih ve temsilleri, hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi hem teshil hem hakaik-i İslâmiye ne kadar makul, mütenasip, muhkem, mütesanid olduğunu göstermektir. Hikâyelerin manaları, sonlarındaki hakikatlerdir. Kinaiyat kabîlinden yalnız onlara delâlet ederler. Demek, hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir.

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ كَيْفَ يُحْيِى الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا اِنَّ ذٰلِكَ لَمُحْيِى الْمَوْتٰى وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ قَدٖيرٌ

Birader, haşir ve âhireti basit ve avam lisanıyla ve vâzıh bir tarzda beyanını istersen öyle ise şu temsilî hikâyeciğe nefsimle beraber bak, dinle:

(10. Söz)


Temsil, i’caz-ı Kur’an’ın en parlak bir âyinesi olduğundan biz dahi bir temsil ile şu sırra bakacağız.

(16. Söz, 1. Şua)


Akla Hitap Etmesi

Deme, niçin bu Onuncu Söz’ü birden tamamıyla anlayamıyorum ve tamam anlamadığın için sıkılma! Çünkü İbn-i Sina gibi bir dâhî-yi hikmet, اَلْحَشْرُ لَيْسَ عَلٰى مَقَايٖيسَ عَقْلِيَّةٍ demiş. “İman ederiz fakat akıl bu yolda gidemez.” diye hükmetmiştir. Hem bütün ulema-i İslâm “Haşir, bir mesele-i nakliyedir, delili nakildir, akıl ile ona gidilmez.” diye müttefikan hükmettikleri halde, elbette o kadar derin ve manen pek yüksek bir yol; birdenbire bir cadde-i umumiye-i akliye hükmüne geçemez.

(10. Söz, Hâtime)


Kalbe Hitap Etmesi

BÜtün Latifelere Hitap Etmesi

Risale-i Nur Talebeleri ve Şahsı Manevi

Risale-i Nur ve Mahkemeler

Risale-i Nur'a İşaretler

Kur'an'ın İşareti

Hadislerin İşaretleri

Hz. Ali'nin (ra) İşareti

(Celcelutiiye vb)

Gavs-ı Azam Abdülkadir-i Geylani'nin (kv) İşareti

Sair Evliyanın İşaretleri

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler

Kaynakça