Ye (ي) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Önceki Harf: Vav (و) ← Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Ye (ي) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
| Arapça Harf | Türkçe Okunuşu | 2 Harfli Kelime Sayısı | 3 Harfli Kök Sayısı | 3 Kök Harfli Kelime Sayısı | 4 Harfli Kök Sayısı | 4 Kök Harfli Kelime Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ي | Ye | 1 | 10 | 29 | 2 | 2 | 13 | 21 | 12 | 32 | 41 | 12 |
| Kelime | Anlamı | Kur'an'da Geçiyor mu? |
Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Ye-Ye (1) | + | ||
| Yâ/Ya | Çağırma edatı | + | Bidâyette hırhırları arkasında "Yâ Rahîm" fark edilir. |
| Ye-Elif-Sin (2) | + | ||
| Ye's/Yeis | Ümitsizlik | Yaşasın sıdk! Ölsün yeis! | |
| Me'yus/Meyus | Ümitsiz | ...feryad edip me'yus olmayınız. | |
| Ye-Be-Se (1) | + | ||
| Yabis | Kuru | + | Zîrâ hiçbir ratb ve yabis yoktur ki; o tenezzühgâhta ya çiçek veya gonca halinde bulunmasın. |
| Ye-Te-Mim (2) | + | ||
| Eytam | Yetimler | Hayvan ve insanlar, eytam gibi zeval ve firakın korkusundan vâveylâlara düşeceklerdi. | |
| Yetim | Babası ölmüş | + | Bu ahbabı yetim gördüm. |
| Ye-Dal-Ye (2) | + | ||
| Eyadi | Eller | ...pek çok semereleri olan bir ağaç yed-i vâhide, tek bir semerenin yapılışı da eyâdi-i kesireye tevdi edildiği zaman, her iki tarafın yapılışları suhuletçe bir olur. | |
| Yed | El | + | ...pek çok semereleri olan bir ağaç yed-i vâhide, tek bir semerenin yapılışı da eyâdi-i kesireye tevdi edildiği zaman, her iki tarafın yapılışları suhuletçe bir olur. |
| Ye-Sin-Ra (5) | + | ||
| Meysur | Kolay | + | Ey mümeyyiz akl-ı vâhid, söyleyen meysurunu |
| Müyesser | Kolay(laşmış) | Şimdiye kadar emsaline tesadüf etmediğim bu güzel ve yüksek Sözler'i birden bire kavramak herkese müyesser olamayacağı için, affımı rica ediyorum. | |
| Teysir | Kolaylaştırma | Yâ Rab, şu Kitab-ı Mübînin infaz-ı ahkâmını teshil ve teysir ve dellâl-ı Kur'ân'ı da, âmâl ve makasıdında muvaffak ve cemi' ihvanımla beraber bu kemter kulunu da, hulûl-i ecelime değin, Kitab-ı Mübîne hâdim buyur | |
| Yesar | Sol taraf | Mecazât ve teşbihât, ne vakit cehlin yesar-ı muzlimanesi, ilmin yemin-i nuranîsinden kaçırıp gasbetse veyahut mecaz ile teşbih bir uzun ömür sürseler, ... | |
| Yüsr | Kolaylık | + | Şu hâl, harecdir. Yüsr-ü dine münafidir. |
| Ye-Ayn-Be-Mim (1) | |||
| Ya'sub/Yasub | Arı beyi (kraliçe) | Karıncayı emirsiz, arıyı ya'subsuz bırakmayan Kudret-i Fâtıra, beşeri nebîsiz bırakmaz. | |
| Ye-Kaf-Te (1) | + | ||
| Yakut | Değerli bir taş | + | Diğeri kürevî bir yakutu bulur. |
| Ye-Kaf-Tı-Nun (1) | + | ||
| Yaktin | Kabak | + | Tâ sahil-i selâmete çıktı, şecere-i yaktîn altında o lûtf-u Rabbânîyi müşahede etti. |
| Ye-Kaf-Zı (6) | + | ||
| İkaz | Uyarı | Ve dinde lâübali kısmını dahi cidden îkaz edip ... | |
| Mukiz | İkaz eden | Eğer zaruriyat-ı diniyede doğrudan doğruya Kur'ân gösterilse idi, zihin tabiî olarak müşevvik-i imtisal ve mûkız-ı vicdan ve lâzım-ı zâtî olan "kudsiyet"e intikal ederdi. | |
| Müteyakkız | Uyanık, dikkatli | Aziz, sıddık, müteyakkız, samimî, müttehid, mübarek kardeşlerim, | |
| Teyakkuz | Uyanıklık | İfrâta varmamak, hem galebe çalmamak şartıyla, asl-ı vesvese teyakkuza sebeptir, taharrîye dâîdir, ciddiyete vesiledir. | |
| Yakaza | Uyanıklık hali | Ben de birden uyandım, belki yakaza ile yeni yattım. Bence yakaza rüyadır. | |
| Yakzan | Uyanık | ...hakikî hüşyar ve yakzan olan zâtın gördüğünü, sen kendi rüyanda inkâr değil, tabir et. | |
| Ye-Kaf-Nun (3) | + | ||
| İkan/Îkân | Tam ve kesin bilme | Gördüm ve hissettim ve hakkalyakîn zevkettim ki, bekàmın lezzet ve saadeti, aynen ve daha mükemmel bir tarzda Bâki-i Zülkemâlin bekàsına ve benim Rabbim ve İlâhım olduğuna imanımda ve iz'ânımda ve îkanımda vardır. | |
| Teyakkun | Şüphesiz bilme | ...kuvvetli püştibane, fütur götürmez bir mesnede mâlik olmak lâzım geldiğini teyakkun edebildim. | |
| Yakin (Yakiniyat, Yakinen) | Kesin bilgi | + | Hem sırr-ı temsil penceresiyle, hakaik-i gaybiyeye, esâsât-ı İslâmiyeye, şuhuda yakın bir yakîn-i imaniye hâsıl oldu. |
| Ye-Mim-Nun (5) | + | ||
| Meymenet (Meymenetsiz) | Uğur(suz) | + | Fakat meymenetsiz bir zamana rastgeldi. |
| Meymun | Uğurlu | Ey maymûn-ü meymûn! | |
| Teyemmün | Uğurlu kabul etme | Ve keza, teyemmün, teberrük ve istiane gibi çok vecihleri hâvi;... | |
| Yemin | Sağ el; ant | + | Zira yemin-i yümn-ü imandır, Verir emn ü eman ile enâma. |
| Yümn/Yümün | Bereket | Zira yemin-i yümn-ü imandır, Verir emn ü eman ile enâma. | |
| Ye-Vav-Mim (2) | + | ||
| Eyyam | Günler | Çünkü eyyâm-ı şer'iyenin, dört saatten elli bin seneye kadar hükmü ve şümulü var. | |
| Yevm (Yevmiye) | Gün(delik) | + | ...neticesinde, yevm-i fasl olan haşri, netice olarak zikrediyor. |