Te (ت) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Be (ب)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıSe (ث): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Te (ت) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ت Te - 22 53 1 1 23 23 14 54 52 16
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Te-Elif-Mim (1)
Tev'em/Tevem İkiz Bir asıldan tev'em olarak neş'et eden eski Roma ve Yunan iki dehâları, ...
Te-Be-Be (1) +
Tebbet Helak olsun; Sure adı + Rumuzat-ı Semaniye
Te-Be-Te (1) +
Tabut Ölü sandığı + Ölümle bir hareket-i mezbuhânenin ıztırabını çeken cismimin cenazesini taşıyan bir tabut suretinde göründü
Te-Be-Ayn (14) +
Etba' Uyanlar, tabi olanlar Cenâb-ı Hakkın rızası ihlâs ile kazanılır; kesret-i etbâ' ile ve fazla muvaffakiyetle değildir.
İttiba Uymak + Ecnebîlerin tâğutlarıyla ve fünun-u tabiiyeleriyle dalâlete gidenlere ve onları körü körüne taklit edip ittibâ edenlere binler nefrin ve teessüfler!
Metbu' Kendisine uyulan Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.
Mutabaat Uymak, muvafakat etmek Hacet olmadığı veya münasip olmadığı vakitte cereyan-ı umumiyeye mutâbaatla âdatullahın kavâninine destedâd-ı teslim oluyor.
Müstetbeat Söze tabi olan manalar Ve takattur etmeyeni kelâmın müstetbeâtına havale eder.
Müttebi Bağlı olan + Her asır başında hadîsçe geleceği tebşir edilen dinin yüksek hâdimleri, emr-i dinde mübtedi' değil, müttebi'dirler.
Teb' (Teban/Teb'an) Bağlı (olarak) + ...cemâdata baktığın zaman azamet ve kudreti kastına hedef yap, başka isimlerin tecelliyatını teb'an düşün.
Tebei Kasti olmayan, tabi olarak, ikinci derece Sen âyineye baksan, eğer âyineyi şişe için bakarsan şişeyi kasden görürsün, içinde Re'fet'e tebeî, dolayısıyla nazar ilişir.
Tabi (Tabiyyet) Uyan, izleyen + Ve Kur'ân'a iktida ederek, o İsevîlik şahs-ı mânevîsi tâbi ve İslâmiyet metbû makamında kalacak, din-i hak bu iltihak neticesinde azîm bir kuvvet bulacaktır.
Tabiin Sahabeden sonraki nesil Fakat örf-ü ulemada Sahabeye radıyallahu anh, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîne rahimehullah, onlardan sonrakilere gaferahullah ve evliyaya kuddise sirruhu denilir.
Tebaiyyet Uyma, tabi olma Malûmdur ki, in'ikâs ve tebaiyetle, o nur-u âzam-ı nübüvvetle beraber en azîm bir mertebeye çıkabilir.
Tebe-i Tabiin Tabiinden sonraki nesil Fakat örf-ü ulemada Sahabeye radıyallahu anh, Tâbiîn ve Tebe-i Tâbiîne rahimehullah, onlardan sonrakilere gaferahullah ve evliyaya kuddise sirruhu denilir.
Tetebbu Araştırıp inceleme Risale-i Nur'un sair eczalarını dikkatle tetebbu etmeleri lâzımdır.
Tevabi Uyanlar, ikinci dereceler Evet, Kur'ân-ı Hakîmin envârıyla hasıl olan o inkılâb-ı azîm-i içtimaîde ezdad birbirinden çıkıp ayrılırken, şerler bütün tevâbiiyle, zulümâtıyla ve teferruâtıyla; ve hayır ve kemâlât bütün envârıyla ve netâiciyle karşı karşıya gelip,...
Te-Cim-Ra (3) +
Tacir Ticaret yapan Seyahatimde beni tanımayanlar kıyafetime bakıp, beni tâcir zannedip derlerdi ki:
Ticaret Alım-satım + Ticaret istiyorsan ger, şu fâni ömrünü bâkiye tebdilde.
Tüccar Ticaret yapanlar Bir tüccara yüksek bir sermaye verilir.
Te-Ha-Te (1) +
Taht Altında + ...yalnız o Zat olabilir ki, istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir.
Te-Ha-Fe (1)
Tuhfe Hediye Bana tesellî tuhfeleri getirmiş.
Te-Ra-Be (2) +
Turab/Turap Toprak + Âlem-i turabda bir çekirdek âlem-i havada ondan bir şecer-i meyvedâr gibi.
Türbe Kabir Haremeyn-i Şerifeynin Vehhâbilerin eline geçmesi ve onların, eâzım-ı İslâmın türbeleri hakkındaki tahripkârâne hürmetsizliği ne hikmete mebnîdir?
Te-Ra-Cim (3)
Tercüman Tercüme eden ...ve âyât-ı tekviniyeyi okuyan mütenevvi dillerinin tercüman-ı ebedîsi,...
Tercüme (aslı Terceme) Çeviri, açıklama Kur'ân; Şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir tercüme-i ezeliyesi,...
Mütercim Çevirmen Mütercim: Abdülmecid Nursî
Te-Ra-Kef (7) +
Etrak Türkler Ehl-i ifratın bir kısmı, Araptan sonra İslâmiyetin kıvâmı olan Etraki tadlil ediyorlardı.
Metruk (Metrukat) Terk edilmiş, bırakmak Benim metrûkâtım ve Risale-i Nur'dan olan benim hususî kitaplarım ve güzel ciltlenmiş mecmualarım ve sair şeylerimin bütününü, Gül ve Nur fabrikaların heyetine, başta Hüsrev ve Tahirî olarak o heyetten on iki kahraman kardeşlerime vasiyet ediyorum.
Mütareke Anlaşma, barış Birinci Harbin Mütareke başında, bir Cuma gecesinde, bir rüya-yı sadıkada, misalî âleminde, bir meclis-i azîmde benden sual ettiler:
Tarik/Târik Terk eden + Kendini târik-i dünya gösterip halkın malını zahiren almaz, gizli alır bir kurnazlık olmadığını nasıl bileceğiz?
Tereke Ölenin bıraktıkları Eğer dünyayı istese ve dileseydi, kendisine sunulan hediye ve behiyeleri, zekât ve sadakaları ve bu teberru ve terekeleri alsaydı, bugün bir milyoner olurdu.
Terk Bırakma Terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk-i terk
Türk Bir ırk O Türkçülük perdesi altına giren ve hakikaten Türk düşmanı olan hamiyetfuruş mülhidlere derim ki:
Te-Sin-Ayn (3) +
Tasia (Tasian) Saatin 9. dereceden 60'ta biri; Dokuzuncu (olarak) Birisi altmış defa daha geniş bir daire içinde saniyeleri, diğeri yine altmış defa daha geniş bir dairede sâliseleri, ve hâkezâ râbiaları, hâmiseleri, sâdise, sâbia, sâmine, tâsia, tâ âşireleri sayacak gayet muntazam, azîm bir dairede birer ibre farz ediyoruz.
Tis'a/Tisa Dokuz + Dokuzuncu Kısım - Telvihât-ı Tis'a
Tüsü' Dokuzda bir Sülüsü sülüs ile darb etmek, tüsu' olur, yani dokuzda bir olur.
Te-Şın-Ra (1)
Teşrin (Teşrini Evvel, Teşrini Sâni) Ekim, Kasım ayları Teşrin 22'ye tehiri de hayırlıdır.
Te-Fe-Fe (1)
Tuff Yazık sana Tuuuh, tuf senin o münkir aklına!
Te-Kaf-Nun (2) +
İtkan Pürüzsüz yapılmak Ve şu kâinatta bir itkan-ı muhkem, bir insicam-ı ahkem görünüyor.
İttikan Muhkem yapılmak ...harika bir san'at, bir ittikan, bir mükemmeliyet ...
Te-Lam-Mim (2)
İtlaf Yok etme, öldürme Güz mevsiminde, sineklerin terhisat zamanına yakın bir vakitte, hodgâm insanlar, cüz'î tâcizleri için sinekleri itlâf etmek üzere hapishanedeki odamızda bir ilâç istimâl ettiler.
Telef Yok olma/etme Hem o Rahmân'ın nihayetsiz rahmetinden uzak değil ki, nasıl vazife uğrunda, mücahede işinde telef olan bir nefere şehadet rütbesini veriyor...
Te-Lam-Mim-Zel (1)
Tilmiz Talebe Senin tilmizin, nefsi için kardeşinden kaçar. Kur'ân'ın tilmizi ise, bütün ibadı, belki bütün mahlûkatı kendine kardeş görür.
Te-Lam-Vav (1) +
Tilavet Okumak + Meselâ, dilini yalandan, gıybetten ve galiz tabirlerden ayırmakla ona oruç tutturmak; ve o lisanı, tilâvet-i Kur'ân ve zikir ve tesbih ve salâvat ve istiğfar gibi şeylerle meşgul etmek; ...
Te-Mim-Mim (7) +
Etemm En tam ...insanın suret-i câmiasında, küçük bir mikyasta, zeminin siması ve kâinatın siması gibi yine o ism-i Rahmân'ın cilve-i etemmini gösterir demektir.
İtmam Tamamlama ...insanlar, ticaretlerini yapıp, vazifelerini bitirip ve hizmetlerini itmam ettikten sonra, yine onları gönderen Hâlık-ı Zülcelâllerine dönecekler ve Mevlâ-yı Kerîmlerine kavuşacaklar.
Mütemmim Tamamlayan Evet, kaşlar göze, gem ata mütemmim oldukları ve onların noksanlarını ikmal ettikleri gibi, küçük nîmetler de büyük nimetlere mütemmimdirler.
Tam Eksiksiz Tam tevafukla mukarrebden murad Nurslu olduğunu gösteriyor.
Tamam (Tamamen) Bitmiş, eksiksizce + Hem de munsıfane ve müdakkikane ile dinle, kelâm tamam olmadan itiraz etme.
Tamme Eksiksiz Ve ism-i Adlin cilve-i âzamından gelen kâinattaki adalet-i tâmme, umum eşyanın muvazenelerini idare ediyor.
Tetimme Tamamlayıcı şey Bu defa, evvelce size gönderilen gençler ikaznâmesinin bir tetimmesi olarak bu havalideki tehlikeli vaziyette bulunan gençlere bir ihtarname namında bir fıkra gönderiyoruz; ...
Te-Nun-Ra (1) +
Tandır Fırın Oradaki tandır ve mutfak ise, burada, arz ve sath-ı arzdır.
Te-Nun-Nun (1)
Tinnin Ejderha, büyük yılan İki kavs-ı mevhûme tinnîneyn yad edilmiş, hayalî bir teşbihle isim müsemmâ olmuş. Tinnîn ise yılandır.
Te-Vav-Be (2) +
Taib Tevbe eden + Târik-ı dünya ve tâib.
Tevbe/Tövbe Pişmanlık; Sure adı + Tevbe etmemek şartıyla, benim intikamım, senden pek muzaaf bir sûrette alınıyor bildiğimden, hiddet değil, hattâ sana acıyorum!
Te-Vav-Te (1)
Dut Meyve İşte, o hadsiz acaib-i san'at içinde, yeryüzünün Rahmânî sofrasında, yalnız, kudretin şekerlemeleri olan dutların nevilerine bak, kemâl-i rahmeti kemâl-i san'at içinde gör.
Te-Ye-Nun (1) +
Tin İncir; Sure adı + Cenâb-ı Hak, tîn ve zeytinle kasem vasıtasıyla azamet-i kudretini ve kemâl-i rahmetini ve büyük nimetlerini ihtar ederek,...