Se (ث) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
Önceki Harf: Te (ت) ← Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası → Cim (ج): Sonraki Harf
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Se (ث) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
| Arapça Harf | Türkçe Okunuşu | 2 Harfli Kelime Sayısı | 3 Harfli Kök Sayısı | 3 Kök Harfli Kelime Sayısı | 4 Harfli Kök Sayısı | 4 Kök Harfli Kelime Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ث | Se | - | 13 | 47 | - | - | 13 | 23 | 11 | 47 | 58 | 20 |
| Kelime | Anlamı | Kur'an'da Geçiyor mu? |
Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| Se-Be-Te (7) | + | ||
| İsbat/İspat | Kanıtlama | İsbat-ı Ezelîyet ile tevhiddir. | |
| Müsbet | Olumlu, ispatlı | Müsbet netice için denilir: | |
| Müsbit | İspat eden | ihbarda iki müsbit, binler nâfîlere tercih edilir. | |
| Sabit | Yerleşik | + | Eşyanın bir vücudu vardır ve o vücud bir derece sâbittir. |
| Sevabit | Sabitler, sabit (gibi görünen) yıldızlar | Türkçe Samanyolu tabir olunan, bulut şeklindeki daire-i azîmenin bulunduğu tabaka, elbette sevâbit yıldızların tabakasına benzemiyor. | |
| Sübut | Sabit olma | ...âlem-i gaybdan sayılan geçmiş ve gelecek mahlûkatın dahi mânen hayattar bir vücud-u mânevîleri ve ruhlu birer sübut-u ilmîleri vardır ki, Levh-i Kazâ ve Kader vasıtasıyla o mânevî hayatın eseri, mukadderat namıyla görünür, tezahür eder. | |
| Tesbit/Tespit | Belirleme; sabitleme | + | İşte Risale-i Nur, hayat-ı içtimaiyeye baktığı vakit bu beş esası temin edip, âsâyişin temel taşını tesbit ve temin eder. |
| Se-Ra-Ye (3) | + | ||
| Sera/Serâ | Toprak, yer | + | Kâh Süreyya'dan serâya, kâh serâdan Süreyya'ya kadar bir sukut ve suud içerisinde çalkanıyorlardı. |
| Servet | Mal varlığı | "Risale-i Nur yerine şu kitapları istinsah et de Amerikalı milyarder Ford'un servetini sana verelim" | |
| Süreyya | Ülker yıldızı | Kâh Süreyya'dan serâya, kâh serâdan Süreyya'ya kadar bir sukut ve suud içerisinde çalkanıyorlardı. | |
| Se-Ayn-Be (1) | + | ||
| Su'ban/Suban | Yılan, ejderha | + | O su'ban ağzının, yani yılan ve ejderha ağzının bostan kapısına inkılâbı, kabre işarettir ki, ... |
| Se-Kaf-Be (1) | + | ||
| Sakib/Sakip | Delen geçen, aydınlatan | + | Böylece, her bir fenn evhamın şeytanlarını tard edip kovmada birer necm-i sakib gibidirler. |
| Se-Kaf-Lam (5) | + | ||
| İstiskal | Soğuk karşılama | Yoksa ihtiyarlıkta uzun zaman istiskale mâruz kalıp, me'yûsâne ağlayacak. | |
| Miskal | 4,5 gram; bir şeyin kendi benzerinden ölçüsü | + | ŞU ÂYETİN pek büyük hazinesinden bir miskal zerre miktarında, yani zerre sandukçasında olan cevheri gösterir ve zerrenin hareket ve vazifesinden bir nebze bahseder. |
| Müsteskal | Soğuk muamelede bulunulan | Volkan'da "erkek giyse müsteskal olur" ifadesiyledir. | |
| Sakil | Ağır | + | Melâikenin maksadı, beşerin şahsiyeti olmayıp, ancak kendilerine sakîl, ağır gelen bir mahlûkun Allah'a isyan etmesine işarettir. |
| Sıklet | Ağırlık | İdrâk-i maâlî bu küçük akla gerekmez, Zira bu terazi o kadar sıkleti çekmez! | |
| Se-Lam-Se (5) | + | ||
| Salis (Salisen) | Üçüncü (olarak) | + | Salisen: Risale-i Nur kendi kendine, hem dahilde, hem hariçte intişar edip fütuhat yapıyor. |
| Salise | Saniyenin 60'ta (veya 100'de) biri | Birisi altmış defa daha geniş bir daire içinde saniyeleri, diğeri yine altmış defa daha geniş bir dairede sâliseleri, ve hâkezâ râbiaları, hâmiseleri, sâdise, sâbia, sâmine, tâsia, tâ âşireleri sayacak gayet muntazam, azîm bir dairede birer ibre farz ediyoruz. | |
| Selas (Selase) | Üç | + | ...lâkin şemsin hissi hükmünde olan harareti, hayatı hükmünde olan ziyası, aklı hükmünde olan tenviri, havass-ı selâseyi camidir. |
| Sülüs | Üçte bir | + | Bâkire, iki sülüs kadın, bir sülüs erkektir. |
| Teslis | Üçleme | Ehl-i teslisin İsâ aleyhisselâma ve Râfızîlerin Hazret-i Ali radıyallahu anh'a muhabbetleri faidesiz kaldığı gibi. | |
| Se-Lam-Cim (1) | |||
| Selc | Kar | اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَ رَحْمَةُ اللّٰهِ وَ بَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ قَطَرَاتِ الثَّلْجِ (Meali: Kar'ın taneleri adedince, Allah'ın selâmı, rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun.) | |
| Se-Mim-Ra (4) | + | ||
| İsmar | Meyve (olarak) vermek | Kur'ân dahi, seyyar yıldızları ismar eden şems gibi, İslâmiyetin on bir rüknünü intaç etmiştir. | |
| İstismar | Kendi yararına kullanma, sömürme | Biri, İngiliz ceberutuna, İngiliz emperyalizmine ve onun korkunç istilâ ve istismarına baş kaldırmış ve yıllarca büyük dâvâsına hizmet ederek İngiltere'nin bütün haşmet ve kudretini, azîm iradesi önünde âciz ve meflûç bir hale getirmiştir. | |
| Müsmir | Faydalı, meyvedar | Cumhur-u nasta olmaz ne müsmir ve müessir. | |
| Semer (Semere) | Meyve, fayda | + | Maahaza, bir semere, bir şecerenin bir misal-i musağğarıdır. |
| Se-Mim-Mim (1) | + | ||
| Sümme | Sonra | + | Hâşâ! Sümme hâşâ! |
| Se-Mim-Nun (3) | + | ||
| Samine (Saminen) | Sekizinci (olarak); saatin 8. derece 60'ta biri | + | Birisi altmış defa daha geniş bir daire içinde saniyeleri, diğeri yine altmış defa daha geniş bir dairede sâliseleri, ve hâkezâ râbiaları, hâmiseleri, sâdise, sâbia, sâmine, tâsia, tâ âşireleri sayacak gayet muntazam, azîm bir dairede birer ibre farz ediyoruz. |
| Semaniye | Sekiz | + | ...huruf-u Kur'âniyenin esrarından bahseden ve Rumuzât-ı Semaniye namında bulunan sekiz küçük risalelerin mahiyetlerini andırır bir tarzda,... |
| Semen | Kıymet | + | Cenâb-ı Hakkın insanlara fazl ü keremi o kadar büyüktür ki, insana vedia olarak verdiği malı, büyük bir semeni ile insandan satın alır, ibka ve himaye eder. |
| Se-Nun-Ye (12) | + | ||
| Esna | Sıra | O esnada Üstadım karşıma çıkarak, "Niçin Sözler'i saklıyorsunuz? | |
| İsna (aşer) | (On) iki | İşte bu hakikat içindir ki, ehl-i hakikat, başta Eimme-i Erbaa ve Ehl-i Beytin Eimme-i İsnâ Aşer olarak Ehl-i Sünnet,... | |
| İstisna | Kaide dışı | Nasıl mantıkça kıyas-ı istisnâî misali olarak deniliyor: | |
| Mesna | İkişer | + | ...Besmele'siz hemze 14 olmakla şu Seb'ul-mesanî'nin Mesna (Not: bazı nüshalarda müsenna) olan 7 adet âyâtını göstererek 2 defa nüzulüne... |
| Mesnevi | Beyitler şeklinde yazılmış manzume | Risale-i Nur Külliyatından Mesnevî-i Nuriye | |
| Müsenna | Kat kat; 2 defa inmiş Fatiha | + | Şu cümle Kur'ân-ı Azîmüşşanı ve Fâtiha Sûresini müsennâ senâsıyla ifade ettiği gibi,... |
| Müstesna | Hariç | Diğerinde ikinci, üçüncü cüz'ünde beş-altı sahife müstesna, bütün sahifelerde salâvatları birbirine müvâzi, birbirine bakıyor, işaretler vaz ettim. | |
| Sanevi | İkinci derecede | Ancak "maânî-i sânevî" ile tâbir olunan maksat ve garaza teveccüh ederler. | |
| Sani | İkinci | + | Yirmi Yedinci Mektubun ikinci kısmı olan "Zeyl"i dahi, elhak bir Hulûsi-i Sâni olan Sabri Efendinin Risaletü'n-Nur hakkındaki takdiratını gösteren hususî mektuplarındaki fıkralardır. |
| Saniye | Dakikanın 60'ta biri | Birisi altmış defa daha geniş bir daire içinde saniyeleri, diğeri yine altmış defa daha geniş bir dairede sâliseleri, ve hâkezâ râbiaları, hâmiseleri, sâdise, sâbia, sâmine, tâsia, tâ âşireleri sayacak gayet muntazam, azîm bir dairede birer ibre farz ediyoruz. | |
| Saniyen | İkinci olarak | Saniyen: Nazif'e bin bârekâllah, bin mâşaallah! | |
| Sena | Övme | Türkler hakkında senâ-i Peygamberî muhakkaktır. | |
| Se-Vav-Be (3) | + | ||
| Esvab | Giyecekler | Bediüzzaman'a zurafâdan biri bir gün irfanıyla mütenasip bir esvap iktisaı lüzumundan bahseder. | |
| Mesabe | Derece | + | Dünya fânidir; binler sene yaşamak olsa, bâki olan hayat-ı uhreviyenin yanında, hiç-ender-hiç mesabesindedir. |
| Sevap/Sevab | Hasene | + | Hem hak ve hakikati dinleyen ve söyleyene sevap kazandıranlar yalnız insanlar değildir. |
| Se-Vav-Ra (1) | |||
| Sevr | Öküz | O meleklerin birinin ismi "Sevr" ve diğerinin ismi "Hût"tur. |