Lam (ل) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Kef (ك)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıMim (م): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Lam (ل) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ل Lam 3 55 156 1 2 59 58 37 161 117 28
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Lam-Elif (2) +
La Olumsuzluk edatı + Ve ehl-i Vahdetü'l-Vücudun mutedil kısmı "Lâ Mevcude illâ hu" bu sırra binaen, bu delaletin vuzuhuna ve bu münasebetin kemaline bir unvan olarak demişler.
Lasiyyema Bilhassa …bu risale kısaca olarak "Tevhid ve Risalet" hakikatlarından bahsederek esas mes'ele olan mes'ele-i haşriyeye "Lâsiyyema"larla geçmiştir.
Lam-Mim-Elif (1) +
Lima Niçin + Ey Fa'alün Limâ Yürîd!
Lam-Elif-Lam-Elif (2)
Lü'lü'/Lülü İnci + Hakaikının tenevvüüne işaret için bazı mücessem hurufatını elmas ve zümrüt ile ve bir kısmını lü'lü ve akik ile ve bir taifesini pırlanta ve mercanla ve bir nev'ini altın ve gümüş ile yazdı.
Telelü/Tele'lü' Parıldama + Nücum-u sema-yı hidayet olan o hakaik tamamen inkişaf ve tele'lü' ve lem'a-nisar olacaktır.
Lam-Be-Be (2) +
Elbab Akıllar + …belki muhtelifü'd-derecat zevil-efkâr ve elbabın herbiri, Nurların ancak yüzde birer hâssalarını ve fevaidini görerek,
Lübb İç, öz Çünki iman, kabuğunun içerisindeki lübbü gösterir. Küfür ise, lüb ile kabuğu tefrik etmez.
Lam-Be-Sin (11) +
Elbise Giysi Hem gayet kıymetdar ve şahane taamlar, kaplar, murassa' nişanlar, müzeyyen elbiseler, muhteşem ziyafetler vardır.
İlbas Giydirme Zulmetin onlara ilbas ve giydirilmesidir.
İltibas Karıştırma Ehl-i tarîkatın ekserinde sekr, ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikata muhalif telakkilerinde belki mazurdurlar.
Labis Giyen …mişvar-ı Ahmediyenin (A.S.M.) ve hilye-i Nebeviyenin (A.S.M.) hakikî lâbisi olduklarını gösterirler.
Libas Elbise + Meselâ, bahar mevsiminde cennet hurileri tarzında bütün ağaçları sündüs-misal libaslar ile giydirip, çiçek ve meyvelerin murassaatıyla süslendirip hizmetkâr ederek…
Melbes Giysi Binaenaleyh beşere mesken ve melbes ve me'keli, sanayi-i kesîre ile taltif etmesine muhtaçtır.
Mülabese/Mülabeset Karışma, ilgililik Esbab-ı zahiriyenin vaz'ındaki hikmet ise: İzhar-ı izzet ve saltanat tabir olunan dest-i kudret perdesiz daire-i esbaba mün'atıf olan nazara karşı, zahiren umûr-u hasise ile mübaşeret ve mülabeseti görülmemektedir.
Mültebis (Mültebise) Karışmış, karışık, karıştırılmış Dimağda meratib-i ilim muhtelifedir, mültebise
Mütelebbis Giyinmiş, kuşanmış Şu fırka, resulü dinleyip Kur'ana kulak vermekle kendilerini çok makamat-ı âliye içinde, çok vezaif-i latîfe ile mütelebbis gördüler.
Telbis Oyun, aldatma Onun nur-u nazarına hayal, kendini hakikat gösteremiyor ve hak olan mesleği telbisten müstağnidir.
Telebbüs Giymek, giyinmek Kendilerini, enva'-ı ibadatın fihristesi olan "namaz" ile birçok makamat-ı âliye içinde çok latîf vazifelerle telebbüs etmiş gördüler.
Lam-Be-Ye (1)
Lebbeyk Buyur, emredersin Bütün enva'-ı mahlukatı sana müteveccihen muavenet ellerini uzattıran ve senin hâcetlerine "Lebbeyk!" dedirten Zât-ı Zülcelal seni bilmesin, tanımasın, görmesin?
Lam-Cim-Elif (4) +
İlca' (İlcaat) Mecbur etme Harekât-ı cihadiyem beni öyle bir mevkie ilca ediyordu ki, o mevkide, o anda bir kapı açmaya mecbur kalıyordum.
İltica' Sığınma Hem her şeyi kendi Rabbisinin emrine musahhar görür, Rabbisine iltica eder.
Melce' Sığınılan kişi, yer + Nev'-i beşerin hayat-ı dünyeviyesinde en cem'iyetli merkez ve en esaslı zenberek ve dünyevî saadet için bir Cennet, bir melce, bir tahassungâh ise; aile hayatıdır.
Mülteci Sığınan kişi Halbuki hikmet-i hükûmet ise, saltanatın cenah-ı himayesine iltica eden mültecilerin taltifini ister.
Lam-Cim-Mim (1)
Licam Gem Bu risale, öyle geveze mülhidlere bir licamdır, yani gemdir.
Lam-Ha-Ha (1)
İlhah Zorlama, aşırı ısrar İki dilenci bir şey istedikleri vakit, hırs ile ilhah eden dilenciden istiskal edip vermemek; diğer sâkin dilenciye merhamet edip vermek, herkes kalbinde hisseder.
Lam-Ha-Dal (2) +
İlhad Dinsizlik, haktan sapma + Ehl-i dalalet ve ilhad, mesleklerini muhafaza ve ehl-i imanın intibahlarına mukabele ve mümanaat etmek için, o derece garib bir temerrüd ve acib bir hamakat gösteriyorlar ki, insanı insaniyetten pişman eder.
Mülhid Dinsiz Eskiden bu iki kaydı muhal gören mülhidler, şimdi âdi görüyorlar!..
Lam-Ha-Zı (3)
Lahza An, bir anlık bakış Ve hayatlarının her lahzası, en yüksek terakki ve tekâmül hatıraları kaydediyor.
Mülahaza Düşünme, gözden geçirme Mecmu-u ziyasındaki Güneşin zâtını mülahaza etmek için gayet geniş bir tasavvur ve ihatalı bir nazar lâzım olduğundan; …
Melhuz Düşünülebilir, olabilir Kısa bir zamanda tevafukları, içtimaları varsa da, iftirakları ve dağılmaları her vakit melhuzdur.
Lam-Ha-Kaf (5) +
İlhak Ekleme Yirmiüçüncü Söz'ün âhirine ilhak edilmişti.
İltihak Katılma …ekser nâsın o zalim eşhasın harekâtına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla manen iştirak eder, musibet-i âmmeye sebebiyet verir.
İstilhak Kendinden olduğunu kabul etme Faraza tasavvuratı dimağdan kaçıp hariçte tecessüm etseler, hariç onları istilhak ve neseblerini inkâr etmesin ve desin:
Lahik/Lahika Ek(lenen) Ubudiyet, mukaddeme-i mükâfat-ı lâhika değil, belki netice-i nimet-i sâbıkadır.
Telahuk Birbirine eklenme Hem Kur'anın dostları, Kur'ana benzemek ve taklid etmek şevkiyle ve düşmanları dahi Kur'ana mukabele ve tenkid etmek sevkiyle o vakitten beri yazdıkları ve yazılan ve telahuk-u efkâr ile terakki eden milyonlar Arabî kitablar ortada geziyor.
Lam-Ha-Mim (2) +
İltiham Kaynaşma Onunla imtizaç ve iltiham etmiş; kabil-i tefrik değildir.
Lahm Et + …zîhayatın yediği gayet muhtelifü'l-cins taamlardan o zîhayata bir lahm-ı mahsus yapmak, bir cild-i basit dokumak gibi san'atlar;
Lam-Ha-Ye (1) +
Lihye Sakal + … Hadîsçe sabittir ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın Lihye-i Saadetinden düşen saçların taneleri mahduddur.
Lam-Hı-Sad (1)
Mülahhas Özetlenmiş Bu şeriat, ulûm-u esasiyenin hayatî noktalarını tamamıyla tazammun etmiş olan ulûm ve fünundan mülahhastır.
Lam-Dal-Nun (1) +
Ledun/Ledün (Ledünniyyat) Yanında (Değerli gizli ilim) …üç aylık bir tahsil müddeti içinde ulûm-u evvelîn ve âhirîne ve ledünniyat ve hakaik-i eşyaya ve esrar-ı kâinata ve hikmet-i İlahiyeye vâris kılınmıştır ki …
Lam-Zel-Zel (8) +
İstilzaz Lezzet alma "Tatlı" manasını tazammun eden عَذَابٌ lafzı, onların küfür ve musibetleriyle istilzaz ettiklerini tezkir ile, …
Lezaiz Lezzetler Hiç-ender-hiç olan muvakkat huzuzat-ı nefsaniyeye, geçici lezaiz-i dünyeviyeye sarfedip zayi' edersin!
Leziz Lezzetli Matbaha-i Kudret'ten bir kazan olur ki; çeşit çeşit pekçok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Lezzet (Lezzat) Zevk, tat (Zevkler) + İmanda ne kadar büyük bir saadet ve nimet ve ne kadar büyük bir lezzet ve rahat bulunduğunu anlamak istersen; şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle:
Mültez Lezzetlendiren Cesed ruhla mültezdir, ruh vicdanla mütelezziz.
Mütelezziz Lezzet alan İnsan binler çeşit elemler ile müteellim ve binler nevi lezzetler ile mütelezziz olacak bir zîhayat makine …
Telezzüz Lezzet alma Evet ârif-i billah, aczden, mehafetullahtan telezzüz eder.
Telziz Lezzet verme Zaika telgrafçıdır, telziz ile baştan çıkarma
Lam-Ze-Mim (14) +
Elzem Dahe/En gerekli Evet şöyle müzeyyen bir kâinatın, öyle mukaddes bir Sâni'ine böyle bir Resul-i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir.
İltizam Gerekli görme, taraftar olma Bâtılı iltizamdır, bîtarafane muhakeme değildir.
İlzam Susturma, iltizam ettirme Hakikaten ben de bu münazarada Yeni Said, nefsini bu derece ilzam ve iskât etmesini çok beğendim ve "Bin Bârekellah" dedim.
İstilzam Gerektirme Hâyır, belki kâinatın tedbirinde tecelli eden bütün esma-i İlahiye, âhireti iktiza eder, belki istilzam eder.
Lazım Gerekli Mecmu-u ziyasındaki Güneşin zâtını mülahaza etmek için gayet geniş bir tasavvur ve ihatalı bir nazar lâzım olduğundan; …
Levazım (Levazımat) Gerekli şeyler Bütün masarifatı ve levazımatı, ben deruhde ederim.
Lüzum Gerek Evet şöyle müzeyyen bir kâinatın, öyle mukaddes bir Sâni'ine böyle bir Resul-i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir.
Malzeme Gerekli madde ve alet …ve bir çekirdeğin "Fâliku'l-Habbi Ve'n-Neva" tarafından verilen izin ve kuvvete binaen koca bir ağacın cihazatını, malzemesini tazammun etmesi, yani içine alması bu hakikatı tenvir eden birer hakikattır.
Melzum Lazımla bağlı olan Bu sebeble iktisadla istiğna, lâzımla melzum kabîlindendir.
Mülazım Teğmen; bağlı Sonra çavuş olsa, o vakit kumandanlık numunesini ve cilvesini mülazım dairesinde görür.
Mültezim Tarafta olan Ve tarafdar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır, eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar...
Mülzem İlzam olmuş, susturulmuş Ehl-i dalaletin vekili, tutunacak ve dalaletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki:
Müstelzim Gerektiren …ve kat'iyyen cezayı müstelzim bir cihet bulunmadığını isbat ettiğim halde; …
Telazum Birbirini gerektirme Uluhiyet, risalet, âhiret, kâinat arasında hakikatta telazum vardır.
Lam-Sin-Nun (2) +
Elsine Diller Demek her dağ, insanların lisanıyla aks-i sadâ sırrıyla tesbihat yaptıkları gibi, kendi elsine-i mahsusalarıyla dahi Hâlık-ı Zülcelal'e tesbihatları vardır.
Lisan Dil + Sizin okuduğunuz fenlerden her fen, kendi lisan-ı mahsusuyla mütemadiyen Allah'tan bahsedip Hâlıkı tanıttırıyorlar. Muallimleri değil, onları dinleyiniz.
Lam-Sad-Kaf (3)
İlsak Yapışma بِهٖ deki ب harfi, sebebiyet ile karışık ilsak manasınadır.
İltisak Bitişme Âlem-i gayb ve şehadetin nokta-i iltisakı ve berzahı ve iki âlemden birbirine gelen seyyaratın mültekası vicdan denilen fıtrat-ı zîşuurdur.
Mülsak Yapışık Su, semeratın husulüne sebeb olduğu gibi, semerata mülsak, karışık, yapışık olduğundan da, semeratın taravet ve tazeliğini muhafazaya vesiledir.
Lam-Tı-Fe (9) +
Eltaf Daha latif ve güzel; lütuflar Herbiri ötekinden daha eşeff ve eltaf pencereler açıyor bir âlem-i misale.
İltifat İlgi gösterme Onlar, şu iltifatı ve fermanı dinledikten sonra, o iki adamdan aklı başında olanı dedi:
Latif (Latife) Hoş, nazik, ince; Esma (İnce duygu; şaka) + Bizlere, Rezzak namına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
Letafet Latiflik, güzellik Elbette kesafetli topraktan ve küduretli sudan mütemadiyen letafetli hayatı ve nuraniyetli zevil-idraki halkeden Hâlık…
Letaif İnce duygular, latifeler Hüsn-ü mahfîsinin letaifinden bahsediyorlar.
Lütuf/Lutuf (Lütfen) İltifat, iyilik yapma Küre-i arz sîmasında nebatat ve hayvanatın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüb, intizam, insicam, lütuf ve merhametten tezahür eden Sikke-i Kübra-i Rahmaniyettir ki, "Bismillahirrahman" ona bakıyor.
Mülatefe/Mülatafe Şakalaşma Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, mülatafe suretinde ferman etti:
Mültefit İltifat eden Bana karşı gayet mültefit, memnunane bir tavır alır; eğer yanlış yapsam, güzelce, damarıma dokunmayarak beni ikaz eder.
Taltif Lütuflandırma Halbuki hikmet-i hükûmet ise, saltanatın cenah-ı himayesine iltica eden mültecilerin taltifini ister.
Lam-Tı-Mim (1)
Telatum Vuruşma Milliyet-i menfiye, unsuriyet, milliyet; şe'ni olur daima böyle müdhiş tesadüm, böyle feci' telatum, bundan çıkar helâket.
Lam-Ayn-Be (2) +
Lub/Lu'b Oyun O hayat, uyku içinde bir lu'b ve heva içinde bir lehivden başka birşey değildir.
Melab/Mel'ab (Melabe/Mel/abe, Melabegah/Mel'abegah) Oyuncak (Oyun yeri) İnsanın hevesatına bakan ve gaflet perdesi olan ve ehl-i dünyanın mel'abe-i hevesatı olan yüzdür.
Lam-Ayn-Nun (4) +
Lain Lanetlenmiş Ebu Cehil-i Laîn ile Ebu Bekir-i Sıddık müsavi görünecek. Sırr-ı teklif zayi' olacak.
Lanet/La'net Kötüleme + Muhalif tarafında eğer meleği görse; libasını değişmiş, onu şeytan zanneder, adavet lanet eder.
Melun/Mel'un Lanetlenmiş, kovulmuş + Hem der ki: "İman getirmezseniz mel'unsunuz. Cehennem'e gireceksiniz."
Telin/Tel'in Kötüleme Ehadîsinizde dünya tel'in edilmiş, "cîfe" ismiyle yâdedilmiş.
Lam-Ğayn-Mim (1)
Lağım Kanalizasyon Bir gün "Bismillah" yazılı kabir taşlarını lâğımlar üzerine konurken görürler.
Lam-Ğayn-Vav (4) +
İlga Kaldırma "Said Nursî'nin reddettiği maddeler biri: "Saltanat ve hilafetin ilgası."
Lağv Faydasız boş söz; ortadan kaldırma + Hamidiye denilen asakir-i milliye-i Kürdî intizam ister, lağvı kabul etmez.
Lügat Sözlük; sözlükteki kelimeler; dil Bunun için, bazı lügatların manalarını söyleyerek aynen okumak daha müessir ve daha efdaldir.
Mülga Ortadan kaldırılmış Hâşâ!.. Hazret-i Kur'anı Hazret-i Peygamber'in yazdığını ve İslâmiyet'in artık mülga olunacağını, medeniyetin ilerlediğini, bu asırda Kur'ana ittiba etmek büyük bir hata ve gerilik olduğunu,…
Lam-Fe-Zı (4) +
Elfaz Lafızlar, sözler …bir tayr-ı müsebbih ve hâmid olan şu zeminin dahi elfaz-ı tahmidiyesi; hayvanlar, nebatlar ve ağaçlardır.
Lafz/Lafız (Lafzullah) Söz (Allah sözü, kelimesi) Hem en münteşir ve mütedavil derkenar Mushaflarda Lafzullah'ın tevafukat-ı latîfe-i i'caziyesinden birisi şudur ki:
Melfuz (Gayr-ı Melfuz) Hemze, melfuz ve gayr-ı melfuz yirmibeştir ve hemzenin sâkin kardeşi elif'ten üç derece yukarıdır.
Telaffuz Söyleyiş, söyleniş …Sâni'inin cilve-i kudreti ile bir anda şimşek sür'atinde ve هُوَ telaffuzu ve havanın temevvücü suhuletinde yapılır.
Lam-Fe-Fe (2) +
Leffen İlişikte …Feyzi'ye hitaben beyan edilen hakikat o tarafa da faidesi olur diye leffen size gönderildi.
Telafif Büklüm, kıvrım (şeklinde olma) Acaba şu mu'cize-i kudrete hangi sebeb gösterilebilir? Telâfif-i dimağiye mi?
Lam-Fe-Vav (1) +
Telafi Tamamlama, eksiği giderme Bir kadın ise, bir kocaya gider, nafakasını ona yükler; irsiyetteki noksanını telafi eder.
Lam-Kaf-Be (2) +
Lakab/Lakap Takma ad Dost ve düşmanın ittifakıyla kıraatsız, kitabetsiz, emanetle maruf, ümmi lakabıyla mevsuf bir zâta nüzul ediyor.
Telkib/Telkip Lakab verme Hatta "Meşhur Molla Said" lakabıyla telkib olundu.
Lam-Kaf-Ha (2) +
Telakkuh Aşılanma, döllenme Elbette, bir senede yalnız bir defa tevellüde kabil ve ayın yalnız yarısında kabil-i telakkuh olan ve elli senede ye'se düşen bir kadın, …
Telkih/Telkıh Aşılama, dölleme …bütün nebatat ve hayvanata teneffüs ve telkîh gibi hayata lüzumu bulunan levazımatı kemal-i intizam ile yetiştiriyor.
Lam-Kaf-Tı (1) +
Lakita Buluntu O vücudu yolda bulmuş, lakîta olarak temellük de etmiş değildir.
Lam-Kaf-Mim (1)
Lokma Bir seferde yenen yiyecek Çünki anlamış ki; onu beslemek ve cihazatını vermek, hasta olsa tedavi etmek, hattâ indelhace lokmayı ağzına koymaya kadar devletin vazifesidir.
Lam-Kaf-Nun (1)
Telkin Aşılama Güya herbir şey, ona bir muallim hükmüne geçip, onun fıtrat ve istidadına, içtihada bir istidad-ı ihzarî telkin ediyordu.
Lam-Kaf-Ye (8) +
İlka (İlkaat) Koyma, atma Belki, def'î ve ânî bir tavrı var ve ilka olunuyor bir gidişatı var…
Lika Kavuşma + Bak dinle: Saadet-i ebediye istiyor, beka istiyor, lika istiyor, Cennet istiyor.
Mülakat Kavuşma Der-akab zeval ile acılanan mülâkatlar, keder ve meraka değmez.
Mülaki Kavuşan + İlk şeref-i mülâki olduğum zamanda verdiğiniz ders, bütün risale ve mektublarda vücudunu hissettirmektedir.
Mülteka Buluşma yeri Âlem-i gayb ve şehadetin nokta-i iltisakı ve berzahı ve iki âlemden birbirine gelen seyyaratın mültekası vicdan denilen fıtrat-ı zîşuurdur.
Telaki Kavuşma + Çünki maksadda ittifak lâzım gelirken, öylelerin efkârının Küre-i Arz'da dahi nokta-i telakisi bulunmaz.
Telakki Kabul etme, karşılama Ehl-i tarîkatın ekserinde sekr, ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikata muhalif telakkilerinde belki mazurdurlar.
Tilka Cihet + Bunların Kitabullah'ın tefsiri ve ahkâm-ı diniyenin izahı ve zamanın fehmine ve mertebe-i ilmine göre tarz-ı tevcihi sadedinde yazdıkları eserler, kendi tilka-yı nefislerinin ve kariha-i ulviyelerinin mahsulü değildir, …
Lam-Kef-Nun (1)
Lakin Ama Lâkin san'atça, suretçe birbirinden ayrıdırlar.
Lam-Mim-Ha (2) +
Lemha Göz açıp kapayıncaya kadar + Burada bir günde ve bir senede yapılan işler, âhirette bir anda, bir lemhada inşasına işareten …
Telmih Söz arasında imayla başka mana da anlatmak Bu sebebden, bütün tefsirlerde görünen ve sarahat, işaret, remiz, îma, telvih, telmih gibi tabakalarla müfessirînin beyan ettikleri manalar, kavaid-i Arabiyeye ve usûl-ü nahve ve usûl-ü dine muhalif olmamak şartıyla, o manalar, o kelâmdan bizzât muraddır, maksuddur.
Lam-Mim-Sin (2) +
İltimas Risa, yapılmasını isteme
Lamise Dokunma duyusu …bâsıra, sâmia, zaika, lâmise, şâmme gibi havâss-ı zahirînin istiab ettikleri manevî sahalara nisbetle, nihayet derecede küçük bir dimağımda yerleştikleri halde, …
Lam-Mim-Ayn (7)
Lami' Parlak Bâhusus mecmu'-u harekâtının imtizacından ciddiyet ve hakkıyet şu'le-i cevvale gibi ve in'ikasatından ve muvazenatından sıdk ve isabet, berk-i lâmi' gibi tezahür ve tecelli ediyor.
Lem'/Lem'a/Lema Parlama Yeryüzünde bulunan parlak şeylerin Güneşin akisleriyle parlamaları ve denizlerin yüzlerinde kabarcıklar, ziyanın lem'alarıyla parlayıp sönmeleri, arkalarından gelen kabarcıklar, gidenler gibi yine hayalî Güneşçiklere âyinelik etmeleri; bilbedahe gösteriyor ki:
Lemean Parlama, parıldama Bir milletin gençliği ne zaman Kur'an ve ondan lemean eden ilimlerle techiz ve tahkim edilmiş ise, o vakit o millet terakki ve teali etmeğe başlamıştır.
Lemeat/Lemaat Parıltılar …ehl-i ilhad ve fennin kusur zannettikleri noktalar i'cazın lemaatı ve belâgat-ı Kur'aniyenin kemalâtının menşe'leri olduğu, ilmî kaideleriyle isbat edilmiş.
Lümeya/Lümey'a Küçük parıltı O feyz-i tecellînin küçücük bir aksidir o katre-misal güneş. Eder mücella camını o lümey'a zücace dürri-misal parlıyor
Mütelemmi' Parıldayan …nasılki Güneşe karşı parlayan ve akan büyük bir ırmağın kabarcıkları ve zemin yüzünün mütelemmi' şeffafatı, …
Telemmu' Parıldama Sözler güzeldirler, hakikattırlar; fakat benim değildirler, Kur'an-ı Kerim'in hakaikinden telemmu' etmiş şuâlardır.
Lam-Mim-Elif (1) +
Lima Ne için, niçin? + Öyle ise bilbedahe bütün kâinattaki bütün imkânlar, bütün infialler, bütün mahlukıyetler, bütün kesret ve terkibler bir Zât-ı Vâcibü'l-Vücud, Fa'alün Limâ Yürîd, Hâlık-ı Külli Şey', Vâhid-i Ehad'e şehadet eder.
Lam-Nun (1)
Len Gelecek zaman olumsuzluk eki Risale-i Nur ki, Aliyyü'l-Murtaza ve Gavs-ı A'zam / Celcelutiye'de ve bazı kasaidde etmişler işaret/Risale-i Nur ki, urvetü'l-vüska, lenfisam
Lam-He-Be (2) +
İltihab Alevlenme Evet onbeş yaşından kırk yaşına kadar, hararet-i gariziyenin galeyanı hengâmında ve hevesat-ı nefsaniyenin iltihabı zamanında, …
Mültehib İltihaplanmış …yahut eşkıyalık ve husumet derdiyle mültehib bulunan o vücuda iltihabı tezyid eden "Hamidîlik" icra etmek ve ilâ âhirihi.
Lam-He-Te (1)
Lahuti (bkz. Elif-Lam-He) Uluhiyet alemine mahsus …şecere-i kâinatın hassas meyvesi olan nev'-i insandaki ciddî aşk-ı lahutî gösterir ki;…
Lam-He-Fe (1)
Telehhüf Ah çekme, hasretle yanma Bunu görmeyen bed nazarlar için/Telehhüf derim ben, teessüf değil
Lam-He-Mim (3) +
İlham Allah tarafından kalbe gelen mana Ve telefon ise, ma'kes-i vahy ve mazhar-ı ilham olan kalbden uzanan bir nisbet-i Rabbaniyedir ki, kalb o telefonun başıdır ve kulağı hükmündedir.
Mülhim İlham eden Hadîs, maden-i hayat ve mülhim-i hakikattır.
Mülhem Kendisine ilham gelen …elbette ekalliyet teşkil eden muhterem san'atkârlar ve mülhem keşşaflar,…
Lam-He-Vav (1) +
Lehv (Lehviyat) Günah eğlence + Bazı âlât-ı lehvi tahrim edip, bir kısmı helâl diye izin verip..
Lam-Vav (1)
Lev (Velev; Levlake) Eğer (Her ne kadar; Eğer sen olmasaydın) Zararsız yol, zararlı yola -velev on ihtimalden bir ihtimal ile olsa- tercih edilir.
Lam-Vav-Be (1)
Luab/Lüab Salya Koyun verir kuzusuna hazmolmuş musaffâ sütünü./Kuş veriyor ferhine lüab-âlûd kayyını.
Lam-Vav-Se (3)
Mülevves (Mülevvese) Kirli Eğer manalar münezzeh ve temiz iseler, suretler mülevves ve rezil ise giymek yoktur, fakat temas var.
Televvüs Kirlenme Geçeceklere ne beis vardır, ne televvüs var ve ne zarar var ve ne hatar var.
Telvis Kirletme Muzahrefat-ı arziyenin mümessilât-ı habîseleri olan casus şeytanları, temiz ve temizlerin meskeni olan semayı telvis etmemek…
Lam-Vav-Ha (4) +
Elvah Levhalar …her zîhayatın sergüzeşt-i hayatiyelerini kuvve-i hâfızalarında ve çekirdeklerinde ve sair elvah-ı misaliyede yazmak …
Layiha Resmi makama verilen açıklamalı yazı, tasarı Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan lâyiha-i Temyiz'in müdafaatından bir parçadır.
Levha (levh) Yazı tablosu Sabahleyin kalbime bu iki levha hutur etti.
Telvih (Telvihat) Dolaylı anlatım Kur'an-ı Hakîm'in âyât-ı beyyinatıyla tasrih ve telvih ve remiz ve işaratıyla kat'iyyen sabittir.
Lam-Vav-Mim (5) +
Laim Kınayan + Nüsha-i nadire-i zaman olan Üstadımız, gayet şeci' ve metin ve ulü'l-azmane bir cesaret-i fevkalâdeye mâlik bir lisanü'l-haktır ki, hak yolunda söz söylemekten çekinmez ve levm-i lâimden korkmazlar.
Leim Alçak, rezil Zahiren leîm bile olsa, iman cihetinde kerimdir.
Levvam (Levvame) Kınayan + Fakat bazan olur ki, nefs-i emmare, ya levvameye veya mutmainneye inkılab eder; fakat silâhlarını ve cihazatını a'saba devreder.
Levm (Levme) Kötüleme + ...haktan geldiğini ve hakikat olduğunu tasdik etmezse, nefsine levmetsin...
Melamilik Kendini kınamayı esas alan bir tarikat Hâdisat-ı zamaniye bahanesiyle Vehhabîlik ve Melâmîliğin bir nev'ine zemin ihzar etmek tarzında, bazı ruhsat-ı şer'iyeyi perde yapıp eserler yazılmış.
Lam-Vav-Nun (4) +
Elvan Renkler Güneşin ziya ve hararet ve ziyadaki elvan-ı seb'a gibi keyfiyatlarının her birisi dahi, umum mukabilindeki şeyleri ihata ediyor.
Levn Renk + İşte zaman, (Çünki) harekâtın bir rengi, bir levni yahut bir şeridi hükmünde olduğundan, harekâtta cari olan bir hüküm, zamanda dahi caridir.
Mülevven Renkli Zira âyinenin iki vechi gibi, herşeyin bir "mülk" ciheti var ki, âyinenin mülevven yüzüne benzer.
Televvün Renklenme …bered ve karın beyazıyla televvün ve rutubet ve bürudetiyle tekeyyüf eder.
Lam-Vav-Ye (1) +
Liva Sancak Haşirde de liva-yı Muhammedî (A.S.M.) altında haşr u cem' olmaklığımızdır.
Lam-Ye-Te (1)
Leyte Keşke …istidadındaki lâyetenahîliğin hükmünce bir "âh.. âh.. leyte"yi çekecektir.
Lam-Ye-Sin (1)
Leys (aslı lâyese) Yokluk اَلْاَيْسُ: Mevcud demektir. اَللَّيْسُ: Adem-i sırf demektir..
Lam-Ye-Kaf (2)
Layık Uygun, yaraşır Hakikaten mü'min Cennet'e lâyık ve kâfir Cehennem'e muvafık bir mahiyet kesbeder.
Liyakat Hak etme …istidad-ı insanîyi öyle ifsad eder ki, salah ve hayrı kabule liyakatı kalmaz.
Lam-Ye-Lam (3) +
Leyali Geceler …hem Cum'ada, hususan saat-i icabede; hem şuhur-u selâsede, hususan leyali-i meşhurede; …
Leyl (Leyli; leyle) Gece (Gececi; gece) + Leyle-i Kadir'de kalbe gelen pek geniş ve uzun bir hakikate, pek kısaca bir işaret edeceğiz.
Leyla Çok karanlık gece Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnun seni leyla
Lam-Ye-Nun (4) +
Leyyin Yumuşak + Yoksa Risale-i Nur'un mesleği, nezihane ve nazikane ve kavl-i leyyindir.
Mülaemet veya Mülayemet Uygunluk, yumuşaklık Halbuki kör, şuursuz tabiat, kat'iyyen kalbi ikna edecek ve fikre kendini beğendirecek ve nazar-ı hakikat ona ünsiyet edecek hiçbir mülâyemet ve münasebet yok iken …
Mülayim (Mülayimane) Yumuşak …hem ölüm, vazife-i hayattan bir paydos ve bir rahat olduğunu ve ehl-i dalalet için gayet korkunç bir zulümat-ı ebediye olduğunu bildiren gayet mülayimane güzel bir devadır.
Telyin Yumuşatma Telyin-i hadîd, en büyük bir nimet-i İlahiyedir ki; büyük bir peygamberinin fazlını, onunla gösteriyor.