Kef (ك) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Harf: Kaf (ق)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıLam (ل): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Kef (ك) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ك Kef - 57 195 2 3 59 61 45 198 164 65
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Kef-Elif-Sin (1) +
Kase/Ka'se Bardak, kap + İşte o tohumları nöbetle o kâseye koysak, herbiri hârika cihazatıyla, eşkâl ve vaziyetiyle zuhur edeceğini, vuku bulmuş gibi inanırsın.
Kef-Elif-Nun (1) +
Keenne (Kennehu) Sanki, güya + "Onlar benim" veyahut keennehu veyahut benim veledimdir...
Kef-Be-Be (1) +
Kebab/Kebap Ateşte pişen et Bir keçi dahi kesildi, pişirildi; yalnız ciğer ve böbrekleri kebap yapıldı.
Kef-Be-Ra (12) +
Ekabir Büyük zatlar Müşrikler içinde, o zamanda saff-ı Sahabede bulunan ekâbir-i Sahabeye istikbalde mukabil gelecek Hazret-i Hâlid gibi çok zâtlar bulunduğundan,...
Ekber En büyük, daha büyük + Demek, bir mecma-ı ekberde muamele, bunlar üzerine devam edip dönecek.
Kebair Büyük günahlar Zulümde, fıskta, kebairde birer menhus lezzet-i şeytaniye bulunabilir.
Kebir (Kebire) Büyük; Esma; Büyük günah (kebire) + Eğer gözü, gözün Sâni'-i Basîr'ine satsan ve onun hesabına ve izni dairesinde çalıştırsan; o zaman şu göz, şu kitab-ı kebir-i kâinatın bir mütalaacısı ve şu âlemdeki mu'cizat-ı san'at-ı Rabbaniyenin bir seyircisi ve şu Küre-i Arz bahçesindeki rahmet çiçeklerinin mübarek bir arısı derecesine çıkar.
Kiber Büyük(lük), yaşlı(lık) + Hüsn kubh, hayr şer, sıgar kiber gibi umûrun mahall-i tevarüdüdür.
Kibr/Kibir Kendini büyük görme + Bir ulü'l-emrin makamındaki ciddiyeti, vakardır; mahviyeti, zillettir.. hanesindeki ciddiyeti, kibirdir; mahviyeti tevazu'dur.
Kibriya Büyüklük, Allah'ın büyüklüğü + ...hem nihayetsiz kibriyasına, hadsiz kudretine ve acizsiz izzetine karşı rükûa gidip bütün kâinatla beraber zaaf ve aczini, fakr ve zilletini izhar etmekle...
Kübra Büyük Kâinatın heyet-i mecmuasındaki teavün, tesanüd, teanuk, tecavübden tezahür eden sikke-i kübra-i uluhiyettir ki, "Bismillah" ona bakıyor.
Mükebbir Tekbir getiren İşte bu Arz'ı böyle kendine sâcid ve âbid ve ibadına mescid ve mahluklarına beşik ve kendine müsebbih ve mükebbir eden Zât-ı Zülcelal'e, yerin zerratı adedince hamd ve tesbih ve tekbir edip ve mevcudatı adedince hamd ediyoruz ki;...
Mütekebbir Kibirli; Büyük olan Allah (esma) + Risale-i Nur'un en mahrem parçaları, en nâmahremlerin ellerine geçmek ve en mütekebbirlerin başlarına vurmak ve en baştakilerin yanlışlarını göstermek için...
Tekebbür Kibirlenme Kur'an, şahs-ı Âdem'e melaikelerin itaat ve inkıyadını ve Şeytan'ın tekebbür ve imtinaını zikretmesiyle;...
Tekbir Büyüklüğünü ilan (için Allahu ekber demek) + İşte bu Arz'ı böyle kendine sâcid ve âbid ve ibadına mescid ve mahluklarına beşik ve kendine müsebbih ve mükebbir eden Zât-ı Zülcelal'e, yerin zerratı adedince hamd ve tesbih ve tekbir edip ve mevcudatı adedince hamd ediyoruz ki;...
Kef-Be-Ra-Te (1)
Kibrit Kükürtlü ateş yakma çubuğu Bedeviler için kibrit yerine ateş çıkaran meşhur ağacın, yeşil iken iki dalı birbirine sürüldüğü vakit ateşi yaratan ve rutubetiyle yeşil ve hararetiyle kuru gibi iki zıd tabiatı cem'edip, onu buna menşe etmekle...
Kef-Be-Sin (1)
Kabus (Gece gelen) sıkıntı, kötü rüya Yoksa hem belalı olur, hem elemli, gamlı, kâbuslu olur, gider.
Kef-Be-Şın (1)
Kebş Koç Kur'an'da mezkûr olan naka-i Salih (A.S.) ve kebş-i İsmail (A.S.) ve kelb-i Ashab-ı Kehf ve Hüdhüd-ü Süleymanî (A.S.) ve nemli gibi...
Kef-Te-Be (7) +
Katib/Katip/Kâtib Yazan kişi + Bir harf kâtibsiz olamaz, biliyorsun.
Kitabet Yazma ...ehl-i gafletin lisanında tabiat denilen bu kitabet-i fıtriyeyi,...
Kitap/Kitab Sahifelerin toplamı + ...hem saltanat-ı rububiyetin dellâlı ve mübelliğ-i marziyatı ve kitab-ı kâinatın tercüman-ı âyâtı olan Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm...
Kutup/Kütüb/Kütüp Kitaplar + ...sair rükünlerin hususan "Rusül" ve "Kütüb"ün şehadetini, ...
Mekatib/Mekatip Okullar Hem de mekatib-i âliyede elif ve bâ okunmuyor.
Mekteb/Mektep Okul Ey kozmoğrafyanın ruhsuz mes'eleleriyle zihni darlaşan ve aklı gözüne inen ve şu âyetin azametli sırrını, o sıkışmış zihninde yerleştiremeyen mektebli efendi!
Mektup/Mektub (Mektubat) Yazılmış şey + Zira küfür; şu mektubat-ı Samedaniye derecesinde ve kıymetinde olan kâinatı manasız, gayesiz bir derekeye düşürdüğü için,...
Kef-Te-Fe (1)
Ketf/Ketif Omuz, kürek kemiği ve zirvesi semanın ketfine mümastır.. ilâ âhiri hayalâtihim...
Kef-Te-Lam (2)
Kitle Yığın Güneş, bir kitle-i azîme-i mayia-yi nariyedir.
Kütle Yığın Çünki o camid cirmleri, o şuursuz büyük kütleleri, nihayet derecede intizam ve mizan-ı hikmet içinde muhtelif şekillerde ve muhtelif mesafelerde ve muhtelif hareketlerde döndürmek,...
Kef-Te-Mim (2) +
Ketm/Ketim Gizleme Tevazu kasdıyla da o nimetleri ketmetmek iyi değildir.
Mektum Gizli, saklı ...nef' ve zarar hiçbir şeyin mektum bırakılmayacağını şiddetle ihtar eden,...
Kef-Se-Ra (7) +
Ekser Çoğu + Ekser küfür ve dalalet; istib'addan ileri gelir.
Kesir/Kesîr Çok + Öyle ise, şu musibetli vesvesenin aksam-ı kesîresinden kesîrü'l-vuku olan yalnız beş vechini beyan edeceğim.
Kesret Çokluk + Hadsiz kesret içinde vâhidiyet tecellisi, hitab-ı اِيَّاكَ نَعْبُدُ demekle herkese kâfi gelmiyor.
Kevser Cennet havuzu; Sure adı + ...aşağıya cemal ile indirmekle yine on parmağından kevser gibi su akıtan ...
Tekasür Sure + Evet, اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ ile beraber Duhâ, Elemneşrah leke, Zilzâl, Tekâsür, Mâûn, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel Alak, Ve't-Tîn, el-Karia ve Hümeze olan on sûrenin,...
Tekessür Çoğalma İnsan gibi mümkin, fâni, beka-i nev'ine muhtaç ve cismanî ve mütecezzi, tekessüre kabil ve âciz, dünyaperest, yardımcı bir vârise müştak mahluklar için...
Teksir Çoğaltma Çünki madem kâinatta en mühim netice hayattır ve en ziyade intişar eden ve kıymetdarlığı için nüshaları teksir edilen...
Kef-Dal-Ra (5) +
Keder Üzüntü Çünki beş-on senelik gençliğin gayr-ı meşru zevki için, dünyada çok seneler gam ve keder ve berzahta azab ve zarar ve âhirette cehennem ve sakar belasını çeken adam,...
Kuduret Bulanıklık Ve şulepâş beyyinatıyla onun kudûretini izale edip şeffaflaştırıyor.
Mükedder Kederli Ve en me'yus ve mükedder kalbi dahi ferahlandıracak derecede nurludur.
Tekdir Azarlama Daire-i iktidarımın haricindedir." der, müddeîyi tekdir eder.
Tekeddür Bulanıklaşma Sonra isyan ile tekeddür eder, şeffafiyetini kaybeder.
Kef-Zel-Be (5) +
Kazib/Kâzib Yalancı + Mana-yı aslî, kâzib dahi olsa sıdkını bozmaz.
Kezzab Çok yalancı + Müseylime-i Kezzab ile emsalini âlemde rezil ü rüsvay eden kizbdir.
Kizb Yalan Bir maslahata binaen kizbin caiz olduğu söylenilmektedir. Öyle midir?
Mükezzib Yalanlayan + Hem de istikrarsız, mütegayir ve mütegayyir, birbirine mükezzib fen ve felsefe nazariyatı; tarîk ve menbaca ayrı olan vahyin nususuna ayar olamaz, mihenk olamaz.
Tekzib Yalanmama + Ve hiçbir vechile hulf ve hilafa mecburiyeti olmayan ve hiçbir cihetle hilaf haysiyetine yakışmayan ve bütün görünen işler sıdkına şehadet eden bir zâtı tekzib ediyorsun.
Kef-Zel-Elif (1) +
Keza/Kezalik Böylece + Keza hayvanatın dahi, şeytanlar musallat olmadıkları için, mertebeleri sabittir, nâkıstır.
Kef-Ra-Be (2) +
Kerb Tasa, kaygı + Bu küçük insan, küçük bir mikroba mağlub ve edna bir kerb ile yere düştüğü ve o kadar zaîf olduğu halde;...
Kerrubiyyun Allah'a en yakın melekler Evet, balarısının ve hayvânâtın ilhâmâtından tut, tâ avâm-ı nâsın ve havâss-ı beşeriyenin ilhâmâtına kadar ve avâm-ı melâikenin ilhâmâtından tâ havâss-ı kerrûbiyyûnun ilhâmâtına kadar bütün ilhâmat, bir nevi kelimât-ı Rabbâniyedir.
Kef-Ra-Dal (2)
Ekrad Kürtler Ve bedevi Ekrad aşairi perdesi arkasında, bu zamanın medenî perdesini kendilerine maske yapan ...
Kürd/Kürt (Kürdçe/Kürtçe) Bir millet Birden Ahmed-i Cezerî'nin Kürdçe şu fıkrası:
Kef-Ra-Ra (7) +
Kere/Kerre Defa (Hücum anlamında) + Bu kere irsal buyurulan Mektubatü'n-Nur zeyilleri, emsali gibi hoş, güzel ve bedî'dir. Eserlerin Nur ism-i azîminin tecellisi olduğuna, ihtiyaca ve hal-i âleme göre yazdırıldığına bence asla şübhe kalmamıştır.
Kerr Döne döne saldırma Eğer ben o hortumlu sineğin yerinde olsaydım; bu san'atı, bu kerr u ferr harbini ve su çıkarmak hizmetini çok uzun dersler ve çok müteaddid tecrübelerle ancak öğrenebilirdim.
Kerrar Döne döne saldıran (Hz. Ali) Nasıl yapabilirim ki, onun hakikatlarını medheden Kur'ân-ı Mucizü'l-Beyandır. Haydar-ı Kerrâr-ı Şâh-ı Cihan'dır.
Mükerrer Tekrar edilmiş Bak, mükerrer va'dediyor ve şiddetli tehdid ediyor ki:
Tekerrür Tekrarlanma Çünki ihtiyaç tekerrür ettiğinden, usanç değil belki telezzüz ediyorsun.
Tekrar Yineleme Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın manasını te'kid ve takviye için şu kelimat-ı mübareke, otuzüç defa tekrar edilir.
Tekrir Tekrarlama Teyid için takrir, tahkik, tekrir lâzımdır.
Kef-Ra-Sin (1) +
Kürsi/Kürsü Taht, iskemle + İtiraf edeyim ki, bu konferansın verildiği kürsüde bulunmuş olmak itibariyle sizlerden farkım yoktur.
Kef-Ra-Mim (12) +
Ekrem Daha/En kerim + Ya mahvolur veya tebeddül eder gider. Padişah, o iki nefere kemal-i merhametinden bir yaver-i ekremini gönderdi.
İkram İyilik, lütuf + Öyle ulvî bir keremle ziyafetler, ikramlar olunuyor ki, nihayetsiz bir kerem eli içinde işlediğini bedaheten gösteriyor.
İkramiye/İkramiyye Ödül Onun yanında bir piyango (fakat pek büyük bir ikramiye biletleri veren) dairesi var.
Keramet Velilerdeki harika hal Bütün enbiya mu'cizelerine istinad ederek sözünü teyid ettikleri ve bütün evliya keşf ve kerametlerine istinad edip davasını tasdik ettikleri ...
Kerem İyilik, cömertlik Öyle ulvî bir keremle ziyafetler, ikramlar olunuyor ki, nihayetsiz bir kerem eli içinde işlediğini bedaheten gösteriyor.
Kerim/Kerîm Kerem sahibi; Esma + Hem bizim efendimiz kerimdir; belki merhamet eder, ettiğin kusuru afveder.
Kerime Kız çocuk Medrese-i Nuriye olan Sava Köyü'nün başta Hacı Hâfız olarak Ahmed'leri, Mehmed'leri, hattâ muhterem hanımları (Tahir'in refika ve kerimeleri gibi) ve...
Kiram Kerimler + Resul-i Ekrem (Aleyhissalâtü Vesselâm) Efendimiz, dünyanın en muazzam siyasî hâdisesi olan Bedir Muharebesinde; sahabe-i kirama, nöbet nöbet cemaatla namaz kıldırmıştır.
Mekreme İkram yeri Onda bir mahkeme-i kübra, bir ma'dele-i ulyâ, bir mekreme-i uzma vardır ki; tâ şu merhamet ve hikmet ve inayet ve adalet tamamen tezahür etsinler...
Mükerrem Saygıdeğer ...şu dünyada Cenab-ı Hakk'ın nazlı ve niyazdar bir abdi, mükerrem ve muhterem bir misafiri olursun.
Mükrim (Mükrimane) İkram eden + Kerim olan zât, başka mükrimlere tefevvuk cihetiyle aldığı lezzet-i nisbiyeden bin defa daha hoş bir lezzeti, ikram ettiği adamların telezzüzleriyle, ferahlarıyla alır.
Tekrim Hürmet etme Umum kadirşinas insanlar Risale-i Nur'u ve sizi ebediyen tebcil ve tekrim edeceklerdir.
Kef-Ra-He (7) +
İkrah Zorlama; iğrenme + Gerçi o tarihte, dini dünyadan tefrik ile dinde ikraha ve icbara ve mücahede-i diniyeye ve din için silâhla cihada muarız olan hürriyet-i vicdan, ...
İstikrah Çirkin görme Ezan-ı Muhammedîyi (A.S.M.) işitmekten kulağı müteneffirane, havftan gelen bir istikrah ile, kalktı kaçtı.
Kerahat/Kerahet Çirkinlik, istememe Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı.
Kerh (Kerhen) Hoşlanılmayan şey; zorlama + Bu keffarette mana-yı ukubetle mana-yı ibadet ikisi dahi münderic olduğu için, hem kerhen icbar edilmeyecek, hem tedahül eder.
Kerih Çirkin Veyahut bir sene zarfında birisinden gelen rayiha-i keriheyi, cerbeze ile tayy-ı zaman ederek, bir dakika-i vâhidede, o şahs-ı hazırda sudûrunu tasavvur etse; ...
Mekruh Dinen hoş görülmeyen + Diğer birisine, az zarar verir; tıbben ona mekruhtur.
Müstekreh Çirkin görülen Fıtratınız bozulmuş mu ki, en muhterem bir halde bir kardeşine karşı, etini yemek gibi en müstekreh bir iş yapılıyor?
Kef-Ra-Ye (1)
Kira Kullanma ücreti Sonra döner, geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister.
Kef-Ra-Vav (2)
Küre Top (gibi olan) Küre-i arz sîmasında nebatat ve hayvanatın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüb, intizam, insicam, lütuf ve merhametten tezahür eden Sikke-i Kübra-i Rahmaniyettir ki, "Bismillahirrahman" ona bakıyor.
Küreyvat Küçük küreler ...rızka muhtaç a'zâ ve hüceyratın imdadına yetişmek için kandaki küreyvat-ı hamraya yüklenip bir kanun-u keremle imdada yetişirler.
Kef-Sin-Be (4) +
İktisab Kazanma, edinme Cenab-ı Hakk'a ilmelyakîn ve hattâ aynelyakîn derecesinde iktisab-ı marifet ederek ubudiyetin (kema hiye hakkıha) iktiza ettiği acz ve fakr-ı tâmmı izhar ederek ...
Kasib Yapan, kazanan Öyle hâlât oluyor ki; küçük bir hareket, kâsibini indiriyor tâ esfel-i safilîn...
Kesb/Kisb Kazanma, edinme ...şu âciz ve nihayetsiz zaîf ve nihayetsiz fakir ve nihayetsiz muhtaç ve yalnız cüz'î bir ihtiyar ile icada kabiliyeti olmayan zaîf bir kesb ile mücehhez benî-Âdeme karşı ...
Meksub (Meksube) Kazanılan Mehasinin hep mevhubedir; seyyiatın meksûbedir.
Kef-Sin-Dal (2) +
Kasid Eksik, verimsiz İşte ehl-i izzet ve tefahur olan kavm-i Arab'ın tabiatlarındaki meylü'r-râic saikasıyla müsabaka ederek o kâsid kizbi terkedip ve râic sıdk ile tecemmül ederek adaletlerini âleme kabul ettirmişlerdir.
Kesad/Kesat Durgunluk + Halbuki ya ticaret veya işlerinde bir kesad ve muvaffakıyetsizlik olduğundan, bize ve Risale-i Nur'a, muvaffakıyet için ve zarardan kurtulmak niyetiyle müracaat edip, dua ve istişare istediklerini anladım.
Kef-Sin-Ra (5)
İksir Çok etkili ilaç İçilmeyen, fakat bazı şeyler için ihzar edilen iksirlerden içtiler.
İnkisar Kırılma Onda ziyadaki yedi renk inhilal ve inkisar eder.
Kesr/Kesir Bütünün parçalarından biri; artan parça; kırma Cemaatte vâhid-i sahih olmazsa; cem' ve zamm, kesir darbı gibi küçültür.
Kesre Esre Bazı müfessir melik "lâm'ın kesriyle", bazı melek "lâm'ın fethiyle", bazı nebi, bazı veli, ilââhir demişlerdir.
Küsur Artan parçalar, kesirler Demek merkeze kadar nısf-ı kutr-u Arz, altıbin küsur kilometre olduğundan, ...
Kef-Sin-Ra (1)
Kisra İran hükümdarı Veladet-i Ahmediye (A.S.M.) gecesinde Kâ'be'deki sanemlerin sukutuyla, Kisra-yı Faris'in saray-ı meşhuresi olan Eyvan'ı inşikak etmesi gibi, irhasat denilen yüzer hârika, tarihçe meşhurdur.
Kef-Sin-Fe (2) +
İnkisaf Tutulma Hem de İslâmiyet güneşinin tutulmasına (inkisafına) ve beşeri tenvir etmesine mümanaat eden perdeler açılmaya başlamışlar.
Küsuf Tutulma (güneş) Hacdan sonra şu manayı, ulvî ve küllî muhtelif derecelerde bayram namazında, yağmur namazında, husuf küsuf namazında, cemaatle kılınan namazda bulunur.
Kef-Sin-Lam (4) +
Kesalet Tembellik Bunu, fakirin atalet, betalet ve kesaletine haml buyurmayınız.
Kesel Tembellik Fakat (dünya bu) sevk-i menfaat, hırs-ı câh, küfür ve inad, gaflet ve kesel, şirk ve dalal gibi ilâçsız hastalıklara tutulanlar için, ...
Mütekasil Tembel Bazı mütekâsil var, onlardan şikayet ederiz.
Tekasül Tembellik Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihatında tekâsül göstermesine binaen dedim:
Kef-Sin-Vav (2) +
İktisa Giyme Güya herbir eser, Arab abâsını iktisâ ve Türk pantolonu giymiş külahlı bir Kürddür.
Kisve Elbise + Eski kisve-i ilmiyemi, sarığı bağlamak niyetiyle muvakkaten o hizmete fütur verip, bilmeyerek çekildim.
Kef-Şın-Fe (6) +
İnkişaf Ortaya çıkma, ilerleme ...geniş ve bâki ve azametli âlem-i âhiretin inkişafında Hâlık-ı Arz ve Semavat'ın tasarrufat-ı celaliyesini ve tecelliyat-ı cemaliyesini andırır, hatırlattırır bir zamandır.
Kaşif Keşfeden + İşte o zât, bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi, bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi ve künuz-u esma-i İlahiyenin keşşafı, göstericisi olduğundan; ...
Keşşaf Keşfedici Şu sahaif-i Arz ve Semada müstetir künuz-u esma-i İlahiyenin keşşafı...
Keşf/Keşif Ortaya çıkarma + ...Cennet yemişleri suretinde sana verileceğine; ehl-i zevk ve keşif ve ehl-i ihtisas ve müşahede ittifak etmişler.
Mekşuf Keşfedilmiş Dünyaya arkasını çeviren Üstad, Hazret-i Gavs'ın teşvikiyle belki delaletiyle Kur'anın gayr-ı mekşuf bir hazinesinden "Bismillah" ile giriyor,....
Münkeşif İnkişaf etmiş ...onunla o meratib-i münkeşife-i meşhude veya mutasavvire ilân edilebilir.
Kef-Ayn-Be (1) +
Kabe/Ka’be Allah’ın evi + Meselâ: Sen namazda, münacatta, Kâ'be karşısında, huzur-u İlahîde iken, âyâtı tefekkürde olduğun bir halde; ...
Kef-Fe-Ra (8) +
Kafir (Kafire) Allah’ı inkar eden + Evvelki adam kâfirdir veya fâsık-ı gafildir.
Kafirun Sure adı "Fatiha'nın Kur'an kadar sevabı vardır." "Sure-i İhlas sülüs-ü Kur'an", "Sure-i İza Zülziletil-ardu, rubu'" "Sure-i Kul ya eyyühel-kâfirûn rubu'", "Sure-i Yâsin on defa Kur'an kadar" olduğuna rivayet vardır.
Kefere Kafirler Fakat maatteessüf, bazı zevzek kefere, safsatalı adamlar şu kasr-ı âlînin metin esaslarına ilişir buldukça imkân.
Keffaret/Kefaret Kabahatin affı için yapılması/verilmesi gereken + Belki öyle hâdiseler, bir Hakîm-i Rahîm'in emriyle ehl-i imanın fâni malını, sadaka hükmüne çevirip ibka etmektir ve küfran-ı nimetten gelen günahlara keffarettir.
Küffar Kafirler Ashab-ı Nebi safında küffara karşı muharebe etmek için melaikeleri göndermesini iktiza eden hangi isim ve unvan ise, ...
Küfran İnkar, nankörlük + Sol ise, tarîk-ı isyan ve küfrandır.
Küfür/Küfr Allah’ı inkar + Küfür ise manevî bir zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.
Tekfir Kafirlikle itham ...o mesleğin nefs-i emmareyi okşayan zevkiyle zevklenmesi sebebiyle, ehl-i hakikat ve kemalden bir sille-i tahkir ve tekfir yiyip; ...
Kef-Fe-Fe (3) +
Kaffe Hepsi, bütün + Bir kitabda Mehdi'ye dair hadîslerin kâffesi zaîftir denilmiş.
Kefe Terazinin bir yanı O iki kefesinde bulunan iki cevizi birini semavata, birini yere indiren aynı kuvvetle, iki şems bulunsa; birini arşa, diğerini ferşe kaldırır, indirir.
Mekfuf Durulmuş Fakat eyyam-ı İlahiye ile beşyüz sene bizim küreden uzak olmakla beraber mevc-i mekfuf olan semaya temas etmek, imkân-ı aklîden hariç değildir.
Kef-Fe-Lam (5) +
Kafil Kefil olan Ve keza dünya ve âhiret saadetlerini temine kâfil ve kâfi olan şeriatı,
Kefalet Kefillik Tatar mahallesi, kefaletle beni o Volga Nehri'nin kenarındaki küçük câmiye aldılar.
Kefil Koruyucu, garantör + ...ahkâm-ı âdilanesiyle nev'-i beşerin nizam ve muvazenet ve terakkisine kefil-i mutlak ve üstad-ı küll olmuştur.
Mütekeffil Kefil olan Zira senin idarene millet mütekeffildir.
Tekeffül Kefil olma ...bütün şerait-i hayatiyelerini tekeffül eden öyle bir vekilleri var ki,
Kef-Fe-Nun (1)
Kefen Ölünün kıyafeti İşâ' vakti ise, âlem-i zulümat, nehar âleminin bütün âsârını siyah kefeni ile setretmesini, hem kışın beyaz kefeni ile ölmüş yerin yüzünü örtmesini, ...
Kef-Fe-Vav veya Kef-Fe-Ye (5) +
Kafi Yeterli + Hadsiz kesret içinde vâhidiyet tecellisi, hitab-ı اِيَّاكَ نَعْبُدُ demekle herkese kâfi gelmiyor.
Kifayet/Kifaet Yeterlilik Eğer bu asma çubuğu, ballı su musluğu olsa, daim su verse, şu hararete karşı o yüzer rahmetin şurub tulumbacıklarını emziren salkımlara ancak kifayet edecek.
Küfv/Küfüv Denk + ...Zeyd, izzetli zevcesini kendine küfüv bulmadığı için tatlik etmiş.
İktifa Yeterli görme, kanaat etme Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz; meşru dairedeki keyfe iktifa ediniz.
Mükafat Ödül Orada, vazifesini güzelce yapan bir namuslu askere münasib bir mükâfat görür.
Kef-Lam-Be (1) +
Kelp/Kelb (Kelbiyet) Köpek + Okşandığı vakit hoşlarına giden taltifleri gördükleri zaman, o nimete bir hamd olarak, kelbin hilafına olarak esbabı bırakıp yalnız kendi Hâlık-ı Rahîm'inin rahmetini kendi âleminde ilân ile nevm-i gaflette olan insanları ikaz ve "Yâ Rahîm" nidasıyla: Kimden meded gelir ve kimden rahmet beklenir, esbabperestlere ihtar ediyorlar.
Kef-Lam-Fe (6) +
Külfet Zahmet, zorluk Hem idare ve muhafaza zahmeti ve külfeti başınıza kalacak.
Mükellef Mükemmel hazırlanmış Nasıl en fakir, en zaîften tut, tâ herkese mükemmel, mükellef erzak veriliyor;
Mütekellif Yapmacık hareket eden + Mütekellif olanlar, bazan hodbinane bir tezahür ve tefahur tavrı ve muvakkat soğuk bir riyakâr vaziyeti takınmaktan kurtulmaz.
Tekalif Teklifler Halbuki hayatın tekâlifi gayet ağırdır.
Tekellüf Yapmacık hareket Nasıl bir yıldız böceği bin sene tekellüfsüz hakikî bir yıldız olarak rasad ehline görünsün.
Teklif Sorumlu tutma İmtihan ve teklif iktiza ederler ki, hakikatlar perdeli kalıp, tâ müsabaka ve mücahede ile Ebubekirler a'lâ-yı illiyyîne çıksınlar ve Ebucehiller esfel-i safilîne girsinler.
Kef-Lam-Lam (3) +
Küll Bütün + Evet, bir şeyi her şey ve her şeyi bir şey yapmak; her şeyin hâlıkına has ve Kàdir-i Küll-i Şey'e mahsus bir nişandır, bir âyettir.
Külli/Külliye Bütünün özelliğini taşıyan parçalardan oluşan Elbette böyle bir rahmet, senden küllî ve hâlis bir şükür ve ciddî ve safî bir hürmet ister.
Külliyat Bütünün hepsi; birisinin tüm eserleri …zerrattan yıldızlara kadar bütün cüz'iyat ve külliyatı, tek bir zâtın elinde ve tasarrufunda bulunduğunu isbat edecek…
Kef-Lam-Mim (7) +
Kelam Söz; Allah'ın sıfatı; İslami bir ilim + Çünki Kur'ana kelâm-ı beşer diye bakmak ve öyle muhakeme etmek, şıkk-ı muhalifi esas tutmaktır.
Kelimat Sözler kitabının Arapçası; kelimeler Hem ondandır ki, namazdan sonra, namazın manasını te'kid ve takviye için şu kelimat-ı mübareke, otuzüç defa tekrar edilir.
Kelim (Cevamiül Kelim) Kelimeler (Zengin anlamlı) + İşte bu kısacık hadîsin câmiiyetine, sair cevamiü'l-kelim olan hadîsler kıyas edilsin.
Kelime En küçük söz parçası + Bil ey nefsim, şu mübarek kelime İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudatın lisan-ı haliyle vird-i zebanıdır.
Mükaleme/Mukaleme Konuşma, sohbet Melaikenin vücudunu ve vazife-i ubudiyetlerini isbat eden bütün deliller ve hadsiz müşahedeler, mükâlemeler,…
Mütekellim Konuşan (1. tekil şahıs); esma Mütekellim nefsim değil, tilmiz-i Kur'an namına kalbimdir.
Tekellüm Konuşma Ve bilhâssa o Arabî lafızlar ile, kelâmullah ve tekellüm-ü İlahî olduğunu tahattur etmekle, daimî bir feyze medardır.
Kef-Lam-Elif (1)
Kella Asla Hâşâ ve kellâ, yüzbin defa hâşâ!
Kef-Mim-Elif (1) +
Kema (Ev kema kal) Gibi + (ev kema kal) Bu hadîsi, bir kısım ehl-i tarîkat, akaid-i imaniyeye münasib düşmeyen acib bir tarzda tefsir etmişler.
Kef-Mim-Lam (12) +
Ekmel En mükemmel Onun hikmetinden daha ekmel bir hikmet ve inayetinden daha ecmel bir inayet ve merhametinden daha eşmel bir merhamet ve adaletinden daha ecell bir adalet olamaz ve tasavvur edilemez.
İkmal Tamamlama Ve ef'alinin cilvelerinde çeşit çeşit, fakat birbirini ikmal eder hikmetli tasarrufatı var.
İstikmal Eksiksiz ve tam olma Şecere-i âlemde, meylü'l-istikmal vardır.
Kamil/Kamile/Kamilen Kusursuz, olgun + Ölümün hakikatını gören kâmil insanlar, ölümü sevmişler.
Kemal (Kemalat) Olgunluk, yüksek vasıf …celal ve azametine karşı rükû ile aczini izhar etmek ve kemal-i bîzevaline ve cemal-i bîmisaline karşı secde edip hayret ve muhabbet ve mahviyetini ilân etmek …
Kümmelin Kamiller, olgunlar bütün fünun ve kemalât-ı beşeriye ve tabakat-ı kümmelîn-i insaniyenin hakikatları, esma-i İlahiyeye istinad eder.
Mükemmel Eksiksiz Nasıl en fakir, en zaîften tut, tâ herkese mükemmel, mükellef erzak veriliyor; kimsesiz hastalara çok güzel bakılıyor.
Mükemmil Tamamlayan Bu dalalet devrinde bizlere zât-ı âlîleri gibi yüksek bir üstadı lütuf buyuran ve şimdiye kadar emsaline tesadüf olunmayan mükemmel ve mükemmil eserler okutup ezvak-ı nâmütenahiye içinde yaşatan Hâlık-ı Zülcelal'e nihayetsiz şükürler etmekle, îfa-yı vazife-i ubudiyet edebilirsek bahtiyarız.
Mütekamil Olgunlaşmış Muhammedîlerin düşmanları, bu kitab Muhammed'in (A.S.M.) zade-i tab'ı olduğunu iddia ediyorlarsa da, en mükemmel hattâ en mütekâmil bir dimağdan böyle hârikanın zuhurunu iddia etmek,…
Tekamül Olgunlaşma, gelişme Zararları menfaatlara mezcederek, şerleri hayırlara idhal ederek, çirkinlikleri güzelliklerle cem'ederek, hamur gibi yoğurarak şu kâinatı tebeddül ve tagayyür kanununa ve tahavvül ve tekâmül düsturuna tâbi' kıldı.
Tekemmül Olgunlaşma, gelişme Demek hayvanın vazife-i asliyesi; taallümle tekemmül etmek değildir ve marifet kesbetmekle terakki etmek değildir ve aczini göstermekle meded istemek, dua etmek değildir.
Tekmil Tamamlama Keşke şâir olsaydım, bunu tekmil etseydim.
Kef-Mim-Mim (1) +
Kemmiyet Sayı, adet Kemmiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok. Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar.
Kef-Mim-He (1) +
Ekmeh Anadan doğma kör + Hem yine beşerin birbirlerinden öğrenerek ve tecrübelerinin neticesi olarak ulaştığı Tıbb'ın harika vaziyetidir ki; nerede ise, -biiznillah- Ekmeh ve Ebrası (Yani anadan doğma gözsüzleri ve Baras dedikleri cesedi istila eden müdhiş hastalığı) ve daha birçok müzmin hastalıkları iyi etmeye başlamış gibidir.
Kef-Nun-Ze (3) +
Kenz Hazine + … bahr-i Furkan'dan akan bir âyetin ırmağından tek bir katresi ve bir kenz-i a'zam-ı Kitabullah'ta herbiri bir sandukça-i cevahir olan âyetlerin bir tek âyetinin bir tek incisidir.
Künuz Hazineler İşte o zât, bir saadet-i ebediyenin muhbiri, müjdecisi, bir rahmet-i bînihayenin kâşifi ve ilâncısı ve saltanat-ı rububiyetin mehasininin dellâlı, seyircisi ve künuz-u esma-i İlahiyenin keşşafı, göstericisi olduğundan;…
Meknuz Hazine O hakikat-i uzma ki, nısf-ı küre-i arzda meknuz uruk-u zeheb gibi bir köşesini keşf ile tecelli etmiş yeni bir meş'aledir.
Kef-Nun-Sin (1) +
Künnes Gündüz gizlenip gece ortaya çıkan gezegenler (Mars, Merkür, Satürn, Venüs, Jüpiter) + Şimdi şu "Hunnes, Künnes" tabir edilen seyyarelerle şu zeminimizi kâinat fezasında birer gemi, birer tayyare suretinde kemal-i intizamla döndüren ve seyr ü seyahat ettiren Zât'ın haşmet-i rububiyetini ve şaşaa-i saltanat-ı uluhiyetini güneş gibi parlaklığıyla gösteriyorlar.
Kef-Nun-Nun (2) +
Kanun-u Sani Ocak ayı 14 Şevval 1352, Kânun-u sâni 1934
Meknun Gizli + Evet eczahane-i Kur'anın müstahzaratından ve ancak binden bir nisbetindeki hikmetinden olan işbu dürr-i meknun, es'ile ve ecvibe, işaret ve sarahatıyla tedavi ile, mağmum kalbimi tesrir ve müteessir vicdanımı tenvir ve mükedder ruhumu mahzuz edince dedim:
Kef-Nun-He (1)
Künh Mahiyet, öz … bütün ukûl-ü beşer ittihad edip bir akıl olsa, yine onların künhüne yetişemez ve ihata edemez.
Kef-Nun-Vav (2)
Kinaye Gerçeğin örtülü anlatımı İşte haşir ve âhiretten kinaye ve ibaret olan şu hikâye-i temsiliye burada tamam oldu.
Künye Hüviyet, kimlik Zira o vekayi-i mezkûrenin künyesiyle, mevkiiyle, an'anesiyle kat'iyyen müşahede ve ol vecihle nakl ve tahrir buyurduğunuza kani' ve kailim.
Kef-He-Fe (1) +
Kehf Mağara; sure adı + … ve Ashab-ı Kehf misillü Nur şakirdleri o sıkıntılı çilehaneyi Ashab-ı Kehf ve eski zaman ehl-i riyazatının mağaralarına çevirmesi ve istirahat-i kalble Nurların neşrine ve yazmasına sa'yleriyle, inayet-i Rabbaniyenin imdadımıza yetiştiğini isbat etti.
Kef-He-Lam (1) +
Kühulet/Kuhulet Olgunluk yaşı, orta yaş (30-50 arası) …evlâd-ı beşerin sinn-i tekemmül ve kühûlette olan üstadı ve medrese-i Ceziretü'l-Arab'da menba-ı ulûm-u âliye ve muallimi olan Zât-ı Muhammed'de daha ekmel ve daha azhar bulunur.
Kef-He-Nun (2) +
Kahin Falcı + …hâtiflerin meşhur beşaratı ve kâhinlerin mütevatir şehadatı ve şakk-ı Kamer gibi binler mu'cizatının delalatı ve şeriatın hakkaniyeti ile teyid ve tasdik ettikleri gibi, …
Kehanet Kahinin verdiği haber Cin ve şeytana uyup kehanetfüruşlar, ispirtizmacılar gibi, âlem-i gayba başka bir yol mu bulunmuş zannederler?
Kef-Vav-Ra (2) +
Küvar/Kuvar Kovan O da aldatmak için bir boş petekte yabancı arıları doldurup balı başka yerden hırsızlar, küvarda saklıyor idi.
Tekvir Sarmak, toplamak; sure adı + Şu kelâm, tekvir lafzıyla yani sarmak ve toplamak manasıyla parlak bir temsile işaret ettiği gibi, nazirini dahi îma eder.
Kef-Vav-Kef-Be (2) +
Kevakib Kevkebler, yıldızlar Nasılki zahiren, perde-i esbab olan Güneş'ten, Kamer'den ve kevakibden bütün kâinat tenevvür ve tezeyyün ve bütün eşya neşv ü nema ve hayat buluyor.
Kevkeb Yıldız + …erbab-ı gafleti uyandıran pek haşmetli, çok nurlu birinci kadirden bir kevkeb-i nevvardır.
Kef-Vav-Nun (13) +
Ekvan Yaratılmış varlıklar Onun huzur-u kibriyasına perdesiz girmek istenilse, zulmanî ve nurani, yani maddî ve ekvanî ve esmaî ve sıfâtî yetmiş binler hicabdan geçmek, her ismin binler hususî ve küllî derecat-ı tecellisinden çıkmak,…
Emkine Mekanlar İhtilaf-ı milel ve akvam, tehalüf-ü emkine ve aktar; ihtilaf-ı ezmine ve a'sar gibidir.
Feyekun (O da) Olur Emr-i kün feyekûne karşı kemal-i inkıyad ile serfüru eder.
Kain Var olan Ancak kalbin melekûtunda yani iç yüzünde kâin bir marazdır.
Kainat Evren Kâinat sîmasında, arz sîmasında ve insan sîmasında birbiri içinde birbirinin numunesini gösteren üç sikke-i rububiyet var.
Kevn Varlık alemi Ve keza ism-i Evvel itibariyle وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَٓاءِ âyetinin işaret ettiği kevnin bidayetini içine alıyor.
Kun Ol! Emr-i kün feyekûne karşı kemal-i inkıyad ile serfüru eder.
Mekan Yer + Eğer faraza tevehhüm ettiğin gibi, daire-i memleketinde daimî menziller, âlî mekânlar, sabit makamlar, bâki meskenler, mukim ahali, mes'ud raiyeti bulunmazsa;…
Mükevvenat Bütün yaratılmışlar Daire-i imkânda bu mükevvenattan daha bedî' daha güzel yoktur.
Mükevvin Yaratıcı Belki ancak o Nar meyvesi, başta mükevvin-i kâinat nazarına, sonra bütün kâinat enzarına manasını ifade eden yazılmış bir kelimedir.
Tekevvün Yaratılma Şu sıfatlar ve bu şekiller ve şu ömürler ile tekevvün ediniz, meydana çıkınız!
Tekvin Yaratma; Allah'ın sıfatı; oluşturma Halbuki tekvin-i âlemde bir kısmını maddesiz ibda' ve bir kısmını dahi maddeden inşa ile şu kadar hayret-feza âsâr-ı mu'cize ile kudret-i kâmile-i İlahiyeyi göstermekle beraber ondan sarf-ı nazar etmek, gaibi şahid suretinde görmek olan kıyas-ı hâdi' ile ve ebna-yı cinsini muhakeme ettiği gibi;…
Yekün/Yekun Toplam Ruh-u beşer, o tazyikten kurtulup, o gafletten sıyrılıp, o manasız ve bekasız şeylerden çıkıp Kayyum-u Bâki olan Mün'im-i Hakikî'nin dergâhına gidip el bağlayarak, yekûn nimetlerine şükür ve hamd edip ve istiane etmek…
Kef-Ye-Fe (4) +
Keyfiyet Nitelik Kemmiyetin, keyfiyete nisbeten ehemmiyeti yok. Asıl ekseriyet, keyfiyete bakar.
Keyif/Keyf İç açıklığı Bir vakit iki adam, hem keyif, hem ticaret için seyahate giderler.
Keyfe (Keyfemayeşa) Nasıl? (Canı istediği gibi) + Yalnız nefs-i emmarenin cüz'î hürriyetini selbeder ve firavuniyetini ve rububiyetini ve keyfemâyeşa hareketini kırar.
Tekeyyüf Keyfiyetlenmek Cemi' zerrat-ı kâinat birer birer zât ve sıfât ve saire vücuh ile hadsiz imkânat mabeyninde mütereddid iken; birdenbire bir ciheti takib, muayyen bir sıfatla ittisaf, mahsus bir keyfiyetle tekeyyüf ederek hayretbahşa hikemi intac ettiğinden,…
Kef-Ye-Lam (1) +
Kile Bir ölçek Şu altı aydır otuzaltı ekmekten ibaret bir kile buğday bana kâfi geldi.