Hacer-ül Esved

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Hacerülesved.jpg

Hacer-ül Esved tavafın başlangıç noktasını belirlemek amacıyla Kâbe’nin güneydoğu köşesine yerden 1,5 m. kadar yükseklikte yerleştirilen, yaklaşık 30 cm. çapında ve yumurta biçimindeki olan, asırlar içinde parçalanıp bugün 9 parça halinde olduğu için gümüş bir muhafaza içinde korunan ve siyaha yakın koyu kırmızı renkte olması sebebiyle Arapça’da “siyah taş” anlamında isimlendirilen bir taştır. Cennetten indirildiği, Nûh tûfanında Ebû Kubeys dağında korunduğu ve Hz. İbrâhim’in Kâbe’yi inşası esnasında oradan getirilerek yerine konulduğu ifade edilmektedir. Zaman içinde sel, yangın ve insanların saldırıları nedeniyle hasar görüp parçalanmıştır. Peygamberimizden önce Mekke’den çıkarılan Cürhümlüler alarak saklamış, uzun aramalardan sonra bulunarak tekrar yerine yerleştirilmiştir. Hz. Muhammed 35 yaşında iken Kâbe Kureyşliler tarafından yeniden inşa edilirken yerine yerleştirilmesi hususunda kabileler anlaşamamış, kapıdan giren ilk kişi olduğu için hakem kabul edilen Hz. Muhammed (SAV), Hacerülesved’i bir örtü içine koyarak bütün kabile reislerinin iştirakiyle kaldırmış ve kendi eliyle yerine koyarak büyük bir ihtilafı önlemiştir. 930'da Karmatîler Hacerülesved’i sökerek götürmüş, 20 sene sonra 30.000 dinar fidye ödenerek yerine konulmuştur. Bu taşa ait küçük bir parça Kanûnî Sultan Süleyman türbe kapısının üst tarafına konulmuştur. Tavafa Hacerülesved’den başlanır, şavtlar sırasında Hacerülesved’in hizasına gelindiğinde elle dokunularak, öpülerek ya da eller havaya kaldırılıp tekbir getirilerek uzaktan selâmlanır (istilam).[1] Bediüzzaman imanın tercümanı olan kelimeyi şehadeti mübarek "Hacerü’l-Esved’e tevdi edip emanet bırakıyorum" der ve mü'minlerin şehadetlerinin Hacerü’l-Esved’e muhafaza için tevdi ettirilmesinden bahseder. Kabe'yi ittihad-ı İslâmın hacer-ül esvedi olarak adlandırır. Eskiden müslümanlar bir adet olarak, bir eserin makbuliyetini anlamak için söz konusu eseri Hz. Peygamberin kabrinin üzerine koyup beklermiş. Zaman geçmesine rağmen eser orada durmaya devam ederse bunu o eserin ve müellifinin makbuliyetine emare olarak görürlermiş. Asa-yı Musa risalesi de bu şekilde hacılar tarafından konulmuş, durmaya devam ettiği görülmüş, bu durum Risalelerin ve Bediüzzaman'ın makbuliyetine emare olarak görülmüş ve risale hürmeten Hacer-ül Esved'in üzerine de konulmuştur.

Bilgiler[düzenle]

Diğer İsimleri: El-Hacer'ül Esved

Türü: Cemadat

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği[düzenle]

Câbir’in bir rivayetinde, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş: اِنّٖى لَاَعْرِفُ حَجَرًا كَانَ يُسَلِّمُ عَلَىَّ Bazıları demişler ki: O, Hacerü’l-Esved’e işarettir.

(Mektubat, 19. Mektup, 11. İşaret, 3. Misal)


Onda dahi rûy-i zemin mescidinde, Kâbe-i Mükerreme etrafında dairevî saflar içinde kendimi gördüm. اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ dedim. Benim bu kadar şefaatçilerim var; benim namazda söylediğim her bir sözü aynen söylüyorlar, tasdik ediyorlar. Madem hayalen bu perde açıldı; Kâbe-i Mükerreme mihrab hükmüne geçti. Ben bu fırsattan istifade ederek o safları işhad edip tahiyyatta getirdiğim اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ olan imanın tercümanını mübarek Hacerü’l-Esved’e tevdi edip emanet bırakıyorum derken, birden bir vaziyet daha açıldı.

(Mektubat, 29. Mektup, 1. Kısım, 6. Nükte)


Ve keza o habbe-i kalp için pek çok hizmetçi vardır ki o hâdimler kalbin hayatıyla hayat bulup inbisat ederlerse kocaman kâinat onlara tenezzüh ve seyrangâh olur. Hattâ kalbin hâdimlerinden bulunan hayal –mesela– en zayıf en kıymetsiz iken, hapiste ve zindanda kayıtlı olan sahibini bütün dünyada gezdirir, ferahlandırır. Ve şarkta namaz kılanın başını Hacerü’l-Esved’in altına koydurur. Ve şehadetlerini Hacerü’l-Esved’e muhafaza için tevdi ettirir.

(Mesnevi Nuriye, Habbe, 2. Parça)


Risale-i Nur’un diğer eczalarıyla beraber Denizli ve Ankara Mahkemelerinde beraet verilip kaziye-i muhkeme haline gelerek iade edildiği ve iki defa Temyiz Mahkemesi beraet ettirdiği halde ve Mısır, Şam, Halep, Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere gibi âlem-i İslâm’ın mühim merkezlerinde fevkalâde bir takdir ve tahsine mazhar olan ve makbuliyetine hürmeten Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın kabr-i şerifi ve Hacerü’l-Esved üzerine konulan bu eserler hakkındaki bu müthiş muamele, Halk Partisinin yaptığı diğer azîm cürümleri gibi tarihte emsali görülmemiş bir cinayettir.

(Emirdağ Lahikası 2)


İşte Anadolu’nun her tarafında hârika bir kuvvet-i imaniye ile fevkalâde bir fedakârlıkla bu milletin iman ve İslâmiyet’ine hizmet edip cebbarlar saltanatının esasından ve kökünden yıkılmasına medar olan Nur talebelerini Demokratlardan nefret ettirmek için; uhrevî ve dünyevî hayatlarının halâskârı olan, yüz binlerle ehl-i imanı ve bir kısım yüksek tahsil gençliğini tenvir ve irşad eden ve Arabistan’da ve Mısır’da büyük bir takdir ve tahsine mazhar olan ve mübarekliğine hürmeten Peygamberimizin kabr-i şerifi ve Hacerü’l-Esved üzerine konulan Zülfikar ve Asâ-yı Musa mecmualarının Isparta Adliyesi tarafından yakılmasına karar verilmek gibi arz ve semavatı hiddete getirecek ve mevcudatı ağlatacak derecedeki bir hükmü haber aldık.

(Emirdağ Lahikası 2)


Mekke-i Mükerreme’de Hacerü’l-Esved yanında hürmet için konulduğunu, hacıların gördükleri Zülfikar Mu’cizat-ı Kur’aniye mecmuasıyla Medine-i Münevvere’de de Peygamber aleyhissalâtü vesselâmın kabri üzerinde konulduğunu gördükleri Asâ-yı Musa mecmuası gibi Risale-i Nur’un bir kısım eczaları, âlem-i İslâm’ın bizimle hakiki uhuvvetini temine vesile oldukları halde;...

(Emirdağ Lahikası 2)


İşte kâbe-i saadetimiz olan ittihad-ı münevver-i İslâmın hacer-ül esvedi, Kabe-i Mükerreme'dir... Ve dürret-i beyzası, Ravza-i Mutahharadır. Mekke-i Mükerremesi, Ceziret-ül Arabdır. Medine-i Medeniyet-i Münevveresi, Devlet-i Osmaniyedir.

(Asar-ı Bediiyye, Rumuz)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler[düzenle]

İlgili Resimler/Fotoğraflar[düzenle]

İlgili Maddeler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]