Sebe Suresi
Önceki Sure: Ahzab Suresi ← Kur'ân → Fatır Suresi: Sonraki Sure
Bu sureyi Sebe suresi okuma sayfasında mealiyle beraber okuyabilirsiniz
Surede kendisinden bahsedilen ve sureye adını veren bölge veya kabile için Sebe sayfasına bakın
Sebe (سبأ) Suresi Kur'ân-ı Kerim'in 34. suresi olup Ahzab ve Fatır sureleri arasında yer alır. Hz. Peygamber’in Sebe’ sûresinin de içinde yer aldığı otuz kadar sûre (mesânî) hakkında, “Bana İncil yerine bu sûreler verilmiştir” dediği nakledilmiştir.[1] Bu surede Hz. Davut ve Hz. Süleyman'dan bahis geçer. Ayrıca yoldan çıktığı için cezalandıran Sebe' kavminden bahis geçer.
Risale-i Nur'da Sebe Suresi ve ayetleri hakkındaki dersler
- Sebe Suresinin başındaki اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ'ın en kısa manası şudur: "Ne kadar hamd ve medih varsa kimden gelse kime karşı da olsa ezelden ebede kadar hastır ve lâyıktır o Zat-ı Vâcibü’l-vücud’a ki Allah denilir." Bu da Kur'an'ın ifadelerinin başka dile tam çevrilemeyeceğini ve insanların tercümesinin Kur'an yerine geçemeyeceğini gösterir.
- Kur'an'ın en kısa suresi olan Kevser suresinin harflerinin ebcedi makamı 3.000 küsur olduğu gibi Yasin, Furkan, Fatır, Sebe, Saffat, Sad, Ra'd, Rum, Zuhruf, Şura ve İbrahim surelerinin harf sayıları, Al-i İmran ve Nisa surelerinin kelime sayıları ile Bakara suresinin örfi kelime sayısı da 3.000 küsur eder. Elbette bu kör tesadüfün işi değildir ve rastgele şuursuz ittifakî bir vaziyet olamaz.
- اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ cümlesi, her biri niam-ı esasiyeden birine işaret olmak üzere, Kur’an’ın Sebe suresi dahil dört suresinde tekerrür etmiştir. O nimetler de “neş’e-i ûlâ ile neş’e-i ûlâda beka, neş’e-i uhra ile neş’e-i uhrada beka” nimetlerinden ibarettir.
- Kur'an'ın 3'te biri addedilen İhlas suresinin harflerinin Ebcedî makamı olan bin üç (1003) rakamı 14-15 surenin 1.000 küsur kelime adedine tevafuk ettiği gibi 11 surenin de (Sebe, Hakka, Mümtehine, İnsan, Tur, Secde, Zariyat, Rahman, Tahrim, Talak ve Duhan) 1.000 küsur harf adedine tevafuk etmesi hikmetsiz tesadüfün işi değildir.
- Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şeyin bile Allah'tan gizli kalmayacağından bahseden Sebe suresinin 3. ayetinin pek büyük hazinesinden bir cevheri gösteren ve zerrenin hareket ve vazifesinden bir nebze bahseden risale 30. Sözün 2. makamıdır.
- "Yaş ve kuru ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır." mealindeki ibare geçen En'am suresinin 59. ayeti, "Biz, her şeyi apaçık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) sayıp yazmışızdır." mealindeki ibare geçen Yasin suresinin 12. ayeti ve "Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan gizli kalmaz. Bundan daha küçük ve daha büyüğü de şüphesiz, apaçık kitaptadır (yazılıdır)." mealindeki ibare geçen Sebe suresinin 3. ayetinin ifade ettiği “Bütün eşya, bütün ahvaliyle vücuda gelmeden ve geldikten sonra ve gittikten sonra yazılıdır ve yazılır ve yazılıyor.” demek olan yüksek hakikate kanaat getirilmesi için 14. Söz'de bir misal verilmiştir.
- Yasin suresinin 12. ayetinde geçen "İmam-ı Mübin" ile En'am suresinin 59., Hud suresinin 6., Maide suresinin 15., Neml suresinin 1. ve 75., Sebe suresinin 3. ve Yunus suresinin 61. ayetlerinde geçen "Kitab-ı Mübin" ifadeleri 10. Mektup'ta izah edilmiştir.
- Sebe suresinin 10. ayetinde Hz. Davud ve Hz. Süleyman'ın demiri hamur gibi yumuşatma ve kuşlar ve dağların onun zikrine katılması gibi mucizelerinden bahis geçer. Bediüzzaman 20. Söz'de bu gibi ayetlerde hem maddi hem manevi sahada yol gösteren peygamberlere uymaya teşvik olduğunu izah eder.
- Sebe suresinin 12. ayetinde Hz. Süleyman'ın rüzgara binme, bakırı yumuşatma ve cinleri emrinde çalıştırma gibi mucizelerinden bahis geçer. Bediüzzaman 20. Söz'de bu gibi ayetlerde hem maddi hem manevi sahada yol gösteren peygamberlere uymaya teşvik olduğunu izah eder ve yerin, insandan sonra zîşuur olarak en mühim sekenesi olan cinlerin insana hizmetkâr olabileceğini söyler.
- Hz. Süleyman (as) asasına dayanmış haldeyken vefat etmiştir. Emrinde çalışan cinler ise Hz. Süleyman'ın ölümünü anlamadıkları için yorucu işlere ölümünden sonra bir süre daha devam ederler ve ancak ağaç kurtları Hz. Süleyman'ın dayandığı asayı kemirip Hz. Süleyman düşünce vefatını anlarlar. Sebe suresinin 14. ayetinde bu bahis geçer. Neml suresinin 82. ayetinde kıyametin kopmasına yakın ortaya çıkacağı bildirilen ve kıyametin büyük alâmetlerinden olan bir yaratıktan (dabbet-ül arz) bahis geçer. Bediüzzaman 5. Şua'da Sebe suresinin 14. ayetinin işaretiyle o hayvanın insanların kemiklerini ağaç gibi kemirecek ve insanın cisminde dişinden tırnağına kadar yerleşecek dabbetü’l-arz denilen ağaç kurtları olduğunu ve mü’minlerin iman bereketiyle kurtulacağını söyler.
- Bediüzzaman Sebe suresinin 15. ayetinde geçen "Güzel bir memleket" mealindeki "Beldetün Tayyibetün" ifadesinin ebced değerinin 600 seneye yakın İslami hilafetin mühim bir merkezi, Kur'an hükümlerinin neşir kaynağı ve Kur'an'ın muazzam ordusunun merkezi olarak Kur'an bayrağını 400 sene kâinata karşı galibane tutacak İstanbul'un İslâm eline geçmesi olan hicri 857 (miladi 1453) tarihine işaret ettiğini, Kevser suresindeki كَ الْكَوْثَرَ ف ibarenin de 857 ederek buna işaret ettiğini hatta "Kevser" kelimesinden önce gelen "Kef" ve sonra gelen "Fe" harfleri sayılmazsa 757 ettiğini ve Orhan Gazi zamanında Süleyman Paşa kumandasında İstanbul'un hükûmet-i İslâmiye akdi altına girdiğini ve fetihin başlangıcının o tarihte olduğunu beyan eder. Bu bahis Rumuzat-ı Semaniye'de okunabilir.
- Her tabaka insana yönelik mucizeleri olan Kur'an'ın yalnızca gözü bulunan kulaksız, kalpsiz ve ilimsiz tabakasına yönelik kelimelerindeki tevafuk mucizesinin bir numunesi şudur: Sebe suresinin 46. ayetinin sonundaki ve Fatır suresinin başındaki iki mesnâ (مَثْنٰى) kelimesi birbirine bakar. Bütün Kur’an’da yalnız üç (diğeri Nisa 3'tedir) defa geçen bu kelimenin ikisinin birbirine bakmaları tesadüfî değildir.
- Sebe suresinin 47. ayetinde ve daha pek çok ayette geçen "Benim ecrim (ücretim) Allah'tan başkasına ait değildir" ve benzeri ifadeler hakkında Risale-i Nur'da geçen bahisleri bu sayfada topluca okuyabilirsiniz.
Bilgiler
İsminin Anlamı ve Kaynağı: Adını Yemen'de bir bölge veya kabile ismi olan Sebe' kelimesinin geçtiği 15. âyetten alır.
Diğer İsimleri:
Kur'ân'daki Sırası: 34
Kur'ân'daki Yeri: 22. cüz, 427. sayfa
Mekkî/Medenî: Mekkî[1]
Nuzül (İnme) Sırası: 58
Kendisinden Önce Nazil Olan Sure: Lokman Suresi
Kendisinden Sonra Nazil Olan Sure: Zümer Suresi
Nuzülü (İnme) Hakkındaki Bilgiler: Mekke döneminin ikinci yarısında indiği tahmin edilmektedir.[1]
Uzunluğu: 6,3 sayfa
Ayet Sayısı: 54
Satır Sayısı: 94
Kelime Sayısı: 883 (Rumuzat-ı Semaniye)[2], 883[3]
Harf Sayısı: 3.512 (Rumuzat-ı Semaniye)[4], 3.549[3]
Fasıla Harfleri: Be, Dal, Ra, Zı, Lam, Mim, Nun
Bölüm (Ayn Durakları) Sayısı: 6
Secde Ayeti: -
Allah lafzı sayısı (Besmele hariç): 8
Rahman ismi sayısı (Besmele dahil): 1
Rahim ismi sayısı (Besmele dahil): 2
Rab ismi sayısı: 14
İçinde Kur'an kelimesi geçen ayetler: 1 (Sebe 31)
Hizb-ül Kur'an'da Geçen Ayetler Listesi: Sebe Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri (7 ayet)
Bu ayetleri okumak için: Hizb-i Azam-ı Kur'an, Sebe Kısmı
Münâcât-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetler: 1. ve 39. ayetler (2 ayet)
Risale-i Nur'da Geçen Ayet Sayısı: 7 (Bkz. Sebe Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri listesi)
Risale-i Nur'da Tamamı Geçen Ayetler: 3. ayet (Toplam 1 ayet)
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
İhlas'ın ebcedî makam-ı hurufîsi bin üçtür (1003). Küsurdan kat'-ı nazar Sure-i Nur, Sure-i Hacc, Enfal, Nahl ve İsra ve Kehf ve Enbiya ve Mü'minûn ve Zümer ve Yusuf ve Hûd ve Yunus ve Neml ve Şuara ve Tâhâ surelerinin her birinin bin küsur kelimat adetlerine tevafukuyla beraber;
Huruf cihetinde Sure-i Sebe' ve El-Hàkka ve Mümtehine ve İnsan ve Tûr ve Secde ve ve'z-Zariyat ve Rahman ve Tahrim ve Talak ve Duhan surelerinin her birinin bin adet küsur hurufuna manidar tevafuku elbette bir sülüs-ü Kur'an addedilen Sure-i İhlas'ın hikmettar bir nüktesidir ve bir sırr-ı azîmi var ve şuursuz ve hikmetsiz tesadüfün işi değildir.
Mezkûr surelerin küsuratı çendan bir kısmı büyükçedir, fakat Tenvirü'l-Mikbas tefsirine göre birbirine yakındırlar. Mesela; Sure-i Tûr ve Secde ve Mümtehine ve Sebe'in kesirleri beş yüzde müttefiktirler, yalnız küçük farkları var.
Üçüncü Misal: Sure-i İhlas'ın ebcedî makam-ı hurufîsi 1003'tür. Böyle büyük yekûndeki tevafuka zarar vermeyen küçük küsurattan kat'-ı nazar Sure-i Nur, Hacc, Enfal, Nahl, İsra, Kehf, Enbiya, Mü'minûn, Zümer, Yunus, Yusuf, Neml, Şuara, Tâhâ olan 14 surelerin her birinin 1000 küsur kelimat adetlerine tevafuku ile beraber; huruf cihetinde Sure-i Sebe', El-Hàkka, Mümtahine, Sure-i İnsan, Tûr, Secde, Ez-Zariyat, Rahman, Tahrim, Talak, Duhan surelerinin her birinin 1000 küsur aded-i huruflarına manidar tevafuk, elbette bir sülüs-ü Kur'an addedilen Sure-i İhlas'ın hikmettar bir nüktesidir. Ve bu tevafukun bir sırr-ı azîmi var ve şuursuz, hikmetsiz tesadüfün işi değildir. Belki şuaat-ı i'caziyenin in'ikasıdır.
Hattâ yalnız gözü bulunan (Hâşiye[5]) kulaksız, kalpsiz, ilimsiz tabakasına karşı da Kur’an’ın bir nevi alâmet-i i’cazı vardır. Şöyle ki: Hâfız Osman hattıyla ve basmasıyla olan Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın yazılan kelimeleri birbirine bakıyor.
Mesela, Sure-i Kehf’de وَثَامِنُهُمْ كَلْبُهُمْ kelimesi altında yapraklar delinse Sure-i Fâtır’daki قِطْمٖيرٍ kelimesi, az bir inhirafla görünecek ve o kelbin ismi de anlaşılacak.
Ve Sure-i Yâsin’de iki defa مُحْضَرُونَ birbiri üstüne, Ve’s-sâffat’taki مُحْضَرٖينَ ve مُحْضَرُونَ hem birbirine hem onlara bakıyor, biri delinse ötekiler az bir inhirafla görünecek.
Mesela, Sure-i Sebe’nin âhirinde, Sure-i Fâtır’ın evvelindeki iki مَثْنٰى birbirine bakar. Bütün Kur’an’da yalnız üç مَثْنٰى dan ikisi birbirine bakmaları tesadüfî olamaz.
Ve bunların emsali pek çoktur. Hattâ bir kelime, beş altı yerde yapraklar arkasında, az bir inhirafla birbirine bakıyorlar.
Nasıl ki Sure-i Kevser'in hurufatı, ebcedî makamı üç bin adet olmakla:
- Hem Sure-i Yâsin'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Furkan'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Fâtır'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Sebe'in üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Ve's-sâffât'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Sâd'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Ra'd'ın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Er-Rum'un üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Zuhruf'un üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i Şûra'nın üç bin adet hurufuna
- hem Sure-i İbrahim'in üç bin adet hurufuna tevafuku ve o on bir surenin birbiriyle muvafakatı ve mutabakatı bilbedahe tesadüf işi olamaz.
Aynen öyle de Sure-i Kevser'in en kısa sure olmakla beraber hurufunun makam-ı ebcedîsi olan üç bin adet ile;
- En uzun sure olan El-Bakara örfî kelimatının üç bin adedine...
- Hem Sure-i Âl-i İmran kelimatının üç bin adedine...
- Hem Sure-i Nisa kelimatının üç bin adedine muvafakatı...
Elbette kör tesadüfün işi değil ve rastgele şuursuz ittifakî bir vaziyet olamaz.
Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler
İlgili Resimler/Fotoğraflar
Ayetlerdeki Kelime ve Harf Sayıları
| Genel Ayet No | Sure No | Sure Ayet No | Kelime Sayısı | Harf Sayısı |
|---|---|---|---|---|
| 3607 | 34 | 1 | 17 | 66 |
| 3608 | 34 | 2 | 18 | 68 |
| 3609 | 34 | 3 | 32 | 119 |
| 3610 | 34 | 4 | 10 | 49 |
| 3611 | 34 | 5 | 11 | 44 |
| 3612 | 34 | 6 | 16 | 65 |
| 3613 | 34 | 7 | 16 | 61 |
| 3614 | 34 | 8 | 16 | 66 |
| 3615 | 34 | 9 | 29 | 106 |
| 3616 | 34 | 10 | 12 | 52 |
| 3617 | 34 | 11 | 12 | 48 |
| 3618 | 34 | 12 | 27 | 106 |
| 3619 | 34 | 13 | 19 | 84 |
| 3620 | 34 | 14 | 27 | 109 |
| 3621 | 34 | 15 | 20 | 75 |
| 3622 | 34 | 16 | 16 | 74 |
| 3623 | 34 | 17 | 8 | 33 |
| 3624 | 34 | 18 | 17 | 81 |
| 3625 | 34 | 19 | 19 | 84 |
| 3626 | 34 | 20 | 10 | 45 |
| 3627 | 34 | 21 | 21 | 70 |
| 3628 | 34 | 22 | 26 | 91 |
| 3629 | 34 | 23 | 22 | 84 |
| 3630 | 34 | 24 | 17 | 59 |
| 3631 | 34 | 25 | 9 | 35 |
| 3632 | 34 | 26 | 11 | 46 |
| 3633 | 34 | 27 | 12 | 48 |
| 3634 | 34 | 28 | 12 | 53 |
| 3635 | 34 | 29 | 7 | 29 |
| 3636 | 34 | 30 | 10 | 41 |
| 3637 | 34 | 31 | 32 | 143 |
| 3638 | 34 | 32 | 15 | 68 |
| 3639 | 34 | 33 | 34 | 158 |
| 3640 | 34 | 34 | 14 | 53 |
| 3641 | 34 | 35 | 8 | 37 |
| 3642 | 34 | 36 | 13 | 49 |
| 3643 | 34 | 37 | 23 | 98 |
| 3644 | 34 | 38 | 9 | 44 |
| 3645 | 34 | 39 | 20 | 72 |
| 3646 | 34 | 40 | 10 | 50 |
| 3647 | 34 | 41 | 13 | 57 |
| 3648 | 34 | 42 | 18 | 77 |
| 3649 | 34 | 43 | 34 | 130 |
| 3650 | 34 | 44 | 11 | 47 |
| 3651 | 34 | 45 | 14 | 59 |
| 3652 | 34 | 46 | 24 | 87 |
| 3653 | 34 | 47 | 17 | 52 |
| 3654 | 34 | 48 | 7 | 25 |
| 3655 | 34 | 49 | 8 | 28 |
| 3656 | 34 | 50 | 16 | 57 |
| 3657 | 34 | 51 | 10 | 35 |
| 3658 | 34 | 52 | 9 | 37 |
| 3659 | 34 | 53 | 10 | 38 |
| 3660 | 34 | 54 | 15 | 57 |
| Toplam | - | 54 | 883 | 3.549 |
İlgili Maddeler/Sayfalar
- Sebe Suresinin Münacat-ül Kur'an'da İktibas Edilen Ayetleri
- Hamdele: Fatiha sûresinin başında geçen Elhamdülillâh cümlesinin kısaltılmış adı.
- Davud (as): Surede kendisinden ve mucizelerinden bahsedilen paygamber.
- Süleyman (as): Surede kendisinden ve mucizelerinden bahsedilen paygamber.
- Sebe: Surede kendisinden bahsedilen ve sureye adını veren bölge veya kabile.
- Bakır: Surede "kıtr" olarak bahsi geçen ve Hz. Süleyman'ın emrine verilerek kaynağından erimiş halinin sel gibi akıtıldığından bahsedilen element.
- Dabbet-ül Arz: Neml suresinde bahsi geçen ve Sebe suresinin 14. ayetinde kendisine işaret olan kıyametin kopmasına yakın, ortaya çıkacağı bildirilen ve kıyametin büyük alâmetlerinden olan bir yaratık.
İlgili Kategoriler
- Sebe Suresindeki Hizb-ül Kur'an Ayetleri
- Sebe Suresinin Risale-i Nur'da Geçen Ayetleri
- Elhamdülillah İle Başlayan Sureler
Kaynakça
- ↑ 1,0 1,1 1,2 https://islamansiklopedisi.org.tr/sebe-suresi
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ 3,0 3,1 3,2 https://binimad.com/wp-content/uploads/2020/11/Letters-and-Word-Count-of-The-Entire-Quran.pdf
- ↑ https://nurpedia.org/wiki/Risale:29._Mektubun_8._K%C4%B1sm%C4%B1_(Rumuzat-%C4%B1_Semaniye)#Birinci_Par%C3%A7as%C4%B1
- ↑ Yalnız gözü bulunan; kulaksız, kalpsiz tabakasına karşı vech-i i’cazı, burada gayet mücmel ve muhtasar ve nâkıs kalmıştır. Fakat bu vech-i i’cazı Yirmi Dokuzuncu ve Otuzuncu Mektuplarda (*) gayet parlak ve nurani ve zahir ve bâhir gösterilmiştir, hattâ körler de görebilir. O vech-i i’cazı gösterecek bir Kur’an yazdırdık. İnşâallah tabedilecek, herkes de o güzel vechi görecektir.
(*) Otuzuncu Mektup pek parlak tasavvur ve niyet edilmişti; fakat yerini başkasına, İşaratü’l-İ’caz’a verdi. Kendisi meydana çıkmadı.