Risale:18. Mektup (Ayet-Hadis Mealleri)

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Önceki Kısım: On Yedinci Mektup Ayet-Hadis MealleriMektubat Ayet-Hadis MealleriOn Dokuzuncu Mektup Ayet-Hadis Mealleri: Sonraki Kısım

On Sekizinci Mektup[düzenle]

Onsekizinci Mektup, 1926-1934 yılları arasında Barla'da te'lif edilmiştir.

بِاسْمِه۪ سُبْحَانَهُ

Her türlü noksan sıfatlardan yüce olan Allah'ın adıyla.

وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪

Hiçbir şey yoktur ki Allah'ı hamd ile tesbih etmesin. (İsrâ Sûresi, 17:44)

حَقَٓائِقُ الْاَشْيَٓاءِ ثَابِتَةٌ

Varlıkların sabit birer hakikati vardır. (Ömer en-Nesefî, el-Akâid, 1)

لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ

Onun benzeri hiçbir şey yoktur. (Şûrâ Sûresi, 42:11)

لَا مَوْجُودَ اِلَّا هُوَ

Ondan başka hiçbir mevcut yoktur.

حَقَٓائِقُ الْاَشْيَٓاءِ ثَابِتَةٌ

Varlıkların sabit birer hakikati vardır. (Ömer en-Nesefî, el-Akâid,1)

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَٓا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَٓا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَل۪يمُ الْحَك۪يمُ

Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Sensin. (Bakara Sûresi, 2:32)

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:8)

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى مَنْ اَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ وَ عَلٰٓى اٰلِهِ وَ صَحْبِهِ اَجْمَع۪ينَ

Allahım! Âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Efendimize ve bütün âl ve ashabına salât ve selâm et.

فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُ

O dilediğini dilediği gibi yapar. (Burûc Sûresi, 85:16; Hûd Sûresi, 11:107)

كُلَّ يَوْمٍ هُوَ ف۪ى شَاْنٍ

O her an bir tasarruftadır. (Rahmân Sûresi, 55:29)

وَلِلّٰهِ الْمَثَلُ الْاَعْلٰى

En yüce misaller Allah içindir. (Nahl Sûresi, 16:60)

قُلِ اللّٰهُ ثُمَّ ذَرْهُمْ ف۪ى خَوْضِهِمْ يَلْعَبُونَ

Sen 'Allah' de, sonra da bırak onları, daldıkları batakta oynayıp dursunlar. (En'âm Sûresi, 6:91)

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ

Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalblerimizi sapıklığa meylettirme. Yüce katından bize bir rahmet bağışla. Muhakkak ki veren Sensin, dua edip istediklerimizi bize bağışlayan Sensin. (Âl-i İmrân Sûresi, 3:8)

اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَ سَلِّمْ عَلٰى كَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ بِعَدَدِ ذَرَّاتِ الْمَوْجُودَاتِ وَ عَلٰٓى اٰلِه۪ وَ صَحْبِه۪ مَا دَامَ الْاَرْضُ وَ السَّمٰوَاتُ

Allahım! Kâinatın tılsımını bizlere açan Efendimize ve âl ve ashabına, yer ve gökler devam ettikçe, mevcudatın zerreleri adedince salât ve selâm et.

اَلْبَاق۪ى هُوَ الْبَاق۪ى

Bâkî olan sadece Odur.








































Önceki Kısım: On Yedinci Mektup Ayet-Hadis MealleriMektubat Ayet-Hadis MealleriOn Dokuzuncu Mektup Ayet-Hadis Mealleri: Sonraki Kısım