Abdullah Bin Abdülmuttalib

Risale-i Nur Ansiklopedisi - Külliyat, istişareler, çalışmalar sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Abdullah Bin Abdülmuttalib Peygamber Efendimizin (sav) babasıdır. Babası Abdülmuttalib zemzem kuyusunu ortaya çıkardığında Hâris’ten başka oğlu olmadığı için müdafaasız kalmış, on erkek çocuğa sahip olursa birini kurban etmeyi adamıştı. Bu arzusu gerçekleşince çektiği kura Abdullah’a çıkmıştı. Abdülmuttalib, oğlu Abdullah’ı kurban etmeye kalkışınca halkı bunun kötü bir âdete dönüşmemesini isteyip engellemiştir. Abdülmuttalib o günkü örfe göre diyet olarak kabul edilen on deve getirtmiş, Abdullah ile develer arasında kura çektirmiş, fakat kura Abdullah’a çıkmış; deve sayısını onar onar artırarak kuraya devam etmiş, sayı yüze ulaşınca kura develere çıkmıştır. Bunun üzerine yüz deveyi kurban etmiştir. Abdullah’ın yüzünde diğer gençlerde bulunmayan bir güzellik ve parlaklık, yani “nübüvvet nuru” vardı. Babasının teşebbüsü üzerine Vehb kızı Âmine ile evlenmiştir. Evlendikten sonra çok yaşamamış ve Hz. Peygamber’i yetim bırakarak ölmüştür. Ticaret maksadıyla yaptığı Şam (Gazze) seyahati dönüşünde hastalanmış ve vefat etmiştir. İslâm âlimlerinin çoğunluğu, oğlunun nübüvvetine yetişemeyen Abdullah’ın âhirette azap görmeyip kurtuluşa ereceği kanaatindedir.[1]

Şahsi Bilgiler

Diğer İsimleri:

Künyesi: Ebû Kusem, Ebû Muhammed veya Ebû Ahmed[1]

Lakapları:

Kabilesi: Haşimoğulları, Kureyş

Doğum Yeri ve Tarihi: 552[1]

Vefat Yeri ve Tarihi: Medine, 570[1]

Kabrinin Yeri: Nâbiga ya da Tâbia adlı birine ait evin avlusuna defnedilmiştir (Medine - bugün yeri belli değildir).[1]

Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği

Diyorsunuz ki: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın peder ve valideleri ve ceddi Abdülmuttalib’in imanları hakkında akvâ ve esahh olan haber hangisidir?

Elcevap: Yeni Said on senedir yanında başka kitapları bulundurmuyor, bana Kur’an yeter diyor. Böyle teferruat mesailinde, bütün kütüb-ü ehadîsi tetkik edip en akvasını yazmaya vaktim müsaade etmiyor. Yalnız bu kadar derim ki: Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın peder ve valideleri ehl-i necattır ve ehl-i cennettir ve ehl-i imandır. Cenab-ı Hak, Habib-i Ekrem’inin mübarek kalbini ve o kalbin taşıdığı ferzendane şefkatini, elbette rencide etmez.

Eğer denilse: Madem öyledir, neden onlar Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma imana muvaffak olamadılar? Neden bi’setine yetişemediler?

Elcevap: Cenab-ı Hak, Habib-i Ekrem’inin peder ve validesini, kendi keremiyle, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın ferzendane hissini memnun etmek için valideynini minnet altında bulundurmuyor. Valideynlik mertebesinden, manevî evlat mertebesine getirmemek için hâlis kendi minnet-i rububiyeti altına alıp onları mesud etmek ve Habib-i Ekrem’ini de memnun etmekliği rahmeti iktiza etmiş ki valideynini ve ceddini, ona zahirî ümmet etmemiş. Fakat ümmetin meziyetini, faziletini, saadetini onlara ihsan etmiştir.

Evet, âlî bir müşirin yüzbaşı rütbesinde olan pederi huzuruna girmesi, birbirine zıt iki hissin taht-ı tesirinde bulunur. Padişah o müşir olan Yaver-i Ekrem’ine merhameten, pederini onun maiyetine vermiyor.

(Mektubat, 28. Mektup, 8. Risale, 7. Nükte)

Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler

İlgili Resimler/Fotoğraflar

İlgili Maddeler

Kaynakça

  1. 1,0 1,1 1,2 1,3 1,4 İslam Ansiklopedisi, Abdullah Bin Abdülmuttalib maddesi