Enbiya 46: Revizyonlar arasındaki fark
Değişiklik özeti yok |
|||
| 15. satır: | 15. satır: | ||
==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği== | ==Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği== | ||
Kur’an’ın nazmında bir cezalet-i hârika var. | |||
O nazımdaki cezalet ve metaneti, İşaratü’l-İ’caz baştan aşağıya kadar bu cezalet-i nazmiyeyi beyan eder. Saatin saniye, dakika, saati sayan ve birbirinin nizamını tekmil eden ne ise Kur’an-ı Hakîm’in her bir cümledeki, hey’atındaki nazım ve kelimelerindeki nizam ve cümlelerin birbirine karşı münasebatındaki intizamı öyle bir tarzda İşaratü’l-İ’caz’da âhirine kadar beyan edilmiştir. Kim isterse ona bakabilir ve bu nazımdaki cezalet-i hârikayı bu surette görebilir. | |||
Yalnız bir iki misal, bir cümlenin hey’atındaki nazmı göstermek için zikredeceğiz. | |||
Mesela [[Enbiya 46|{{Arabi|وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ}}]] Bu cümlede, azabı dehşetli göstermek için en azının şiddetle tesirini göstermekle göstermek ister. Demek, taklili ifade edecek cümlenin bütün heyetleri de bu taklile bakıp ona kuvvet verecek. İşte: | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#2|{{Arabi|لَئِنْ}}]] lafzı, teşkiktir. Şek, kıllete bakar. | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#3|{{Arabi|مَسَّ}}]] lafzı, azıcık dokunmaktır. Yine kılleti ifade eder. | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#4|{{Arabi|نَفْحَةٌ}}]] lafzı maddesi, bir kokucuk olup kılleti ifade ettiği gibi sîgası bire delâlet eder. Masdar-ı merre tabir-i sarfiyesinde biricik demektir, kılleti ifade eder. | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#4|{{Arabi|نَفْحَةٌ}}]] deki tenvin-i tenkirî, taklili içindir ki o kadar küçük ki bilinemiyor demektir. | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#5|{{Arabi|مِنْ}}]] lafzı, teb’iz içindir, bir parça demektir. Kılleti ifade eder. | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#6|{{Arabi|عَذَابِ}}]] lafzı; nekal, ikaba nisbeten hafif bir nevi cezadır ki kıllete işaret eder. | |||
[[Risale:25. Söz (Ayet-Hadis Mealleri)#7|{{Arabi|رَبِّكَ}}]] lafzı; Kahhar, Cebbar, Müntakim’e bedel yine şefkati ihsas etmekle kılleti işaret ediyor. | |||
İşte bu kadar kılletteki bir parça azap böyle tesirli ise ikab-ı İlahî ne kadar dehşetli olur kıyas edebilirsiniz diye ifade eder. | |||
İşte şu cümlede küçük heyetler nasıl birbirine bakıp yardım eder. Maksad-ı küllîyi, her biri kendi lisanıyla takviye eder. Şu misal bir derece lafız ve maksada bakar. | |||
([[Risale:25._Söz#Birinci_Nokta|24. Söz]]) | |||
==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler== | ==Risale-i Nur'daki Diğer Alakalı Yerler== | ||
==İlgili Maddeler== | ==İlgili Maddeler== | ||
14.49, 29 Ocak 2023 tarihindeki hâli
Önceki Ayet: Enbiya 45 ← Enbiya Suresi → Enbiya 47: Sonraki Ayet
Meali: 46- Andolsun, onlara Rabbinin azabından ufak bir esinti dokunsa, hiç şüphesiz, "Vah bize! Hakikaten biz zalim kimselermişiz!" derler.
Kur'an'daki Yeri: 17. Cüz, 325. Sayfa
Tilavet Notları:
Diğer Notlar:
Risale-i Nur'da Nerede ve Nasıl Bahsedildiği
Kur’an’ın nazmında bir cezalet-i hârika var.
O nazımdaki cezalet ve metaneti, İşaratü’l-İ’caz baştan aşağıya kadar bu cezalet-i nazmiyeyi beyan eder. Saatin saniye, dakika, saati sayan ve birbirinin nizamını tekmil eden ne ise Kur’an-ı Hakîm’in her bir cümledeki, hey’atındaki nazım ve kelimelerindeki nizam ve cümlelerin birbirine karşı münasebatındaki intizamı öyle bir tarzda İşaratü’l-İ’caz’da âhirine kadar beyan edilmiştir. Kim isterse ona bakabilir ve bu nazımdaki cezalet-i hârikayı bu surette görebilir.
Yalnız bir iki misal, bir cümlenin hey’atındaki nazmı göstermek için zikredeceğiz.
Mesela وَلَئِنْ مَسَّتْهُمْ نَفْحَةٌ مِنْ عَذَابِ رَبِّكَ Bu cümlede, azabı dehşetli göstermek için en azının şiddetle tesirini göstermekle göstermek ister. Demek, taklili ifade edecek cümlenin bütün heyetleri de bu taklile bakıp ona kuvvet verecek. İşte:
لَئِنْ lafzı, teşkiktir. Şek, kıllete bakar.
مَسَّ lafzı, azıcık dokunmaktır. Yine kılleti ifade eder.
نَفْحَةٌ lafzı maddesi, bir kokucuk olup kılleti ifade ettiği gibi sîgası bire delâlet eder. Masdar-ı merre tabir-i sarfiyesinde biricik demektir, kılleti ifade eder.
نَفْحَةٌ deki tenvin-i tenkirî, taklili içindir ki o kadar küçük ki bilinemiyor demektir.
مِنْ lafzı, teb’iz içindir, bir parça demektir. Kılleti ifade eder.
عَذَابِ lafzı; nekal, ikaba nisbeten hafif bir nevi cezadır ki kıllete işaret eder.
رَبِّكَ lafzı; Kahhar, Cebbar, Müntakim’e bedel yine şefkati ihsas etmekle kılleti işaret ediyor.
İşte bu kadar kılletteki bir parça azap böyle tesirli ise ikab-ı İlahî ne kadar dehşetli olur kıyas edebilirsiniz diye ifade eder.
İşte şu cümlede küçük heyetler nasıl birbirine bakıp yardım eder. Maksad-ı küllîyi, her biri kendi lisanıyla takviye eder. Şu misal bir derece lafız ve maksada bakar.
(24. Söz)
