Şın (ش) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 3 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Arapça Kök Harflere Göre Kelimeler]]
[[Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler]]
''Önceki Harf: [[Sin (س) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sin ({{Arabi|س}})]] ← [[:Kategori:Arapça Kök Harflere Göre Kelimeler|Harfler Ana Sayfası]] → [[Sad (ص) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sad ({{Arabi|ص}})]]: Sonraki Harf''
''Önceki Harf: [[Sin (س) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sin ({{Arabi|س}})]] ← [[:Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası]] → [[Sad (ص) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sad ({{Arabi|ص}})]]: Sonraki Harf''


Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Şın ({{Arabi|ش}}) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Şın ({{Arabi|ش}}) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.


{|class="wikitable"
{|class="wikitable"
13. satır: 13. satır:
!4 Harfli Kök Sayısı
!4 Harfli Kök Sayısı
!4 Kök Harfli Kelime Sayısı
!4 Kök Harfli Kelime Sayısı
!Toplam Kök Sayısı
!Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı
!Kur'an'da Geçen Kök Sayısı
!Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı
!Toplam Kelime Sayısı
!Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
!Kur'an'da Geçen Kelime Sayısı
!Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı
!Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı
!Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
|-
|-
|align=center|{{Arabi|ش}}
|align=center|{{Arabi|ش}}
32. satır: 34. satır:


{|class="wikitable"
{|class="wikitable"
|+Şın ({{Arabi|ش}}) kök harfi ile başlayan kelimeler
|+
!Kelime
!Kelime
!Anlamı
!Anlamı
38. satır: 40. satır:
!Örnek Cümle
!Örnek Cümle
|-
|-
|'''Şın-Eli-Mim (3)'''
|'''Şın-Elif-Mim (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|Meş'um
|Meş'um/Meşum
|Uğursuz
|Uğursuz
|
|
|
|İşte, ey akıl, dikkat et! Meş'um bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede?
|-
|-
|Şeamet
|Şeamet
|Uğursuzluk, kötülük
|Uğursuzluk, kötülük
|
|
|
|Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var, gafletkârâne bir lezzet var, şeâmetli bir kuvvet var.
|-
|-
|Şu'm
|Şu'm/Şum
|Uğursuzluk
|Uğursuzluk
|
|
|Nurun ilk kapısı 4. ders
|Hem ihbar ediyorlar ki, dalâlet ve batalet ve belâhet şu'muyla (uğursuzluğuyla) sol yolda gidenler, müddet-i seferlerinde, açlık ve korkudan azîm bir ıztırap çekiyorlar.
|-
|-
|'''Şın-Elif-Nun (3)'''
|'''Şın-Elif-Nun (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
68. satır: 68. satır:
|Ün, itibar
|Ün, itibar
|
|
|
|Şan ve şeref arzusuyla teveccüh-ü nâs ise, ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır.
|-
|-
|Şe'n/Şein
|Şe'n/Şein
|İş, tavır
|İş, tavır
|align=center|+
|align=center|+
|
|Menfaatin şe'ni, her arzuya kâfi gelmediğinden, üstünde boğuşmaktır.
|-
|-
|Şuun/Şuunat
|Şuun (Şuunat)
|Şe'nler
|Şe'nler
|
|
|
|Sıfâtın mükemmeliyeti, şuûnatın mükemmeliyetini tasrih eder.
|-
|-
|'''Şın-Be-Be (3)'''
|'''Şın-Be-Be (3)'''
|
|
|
|
|
89. satır: 88. satır:
|Genç
|Genç
|
|
|
|Baktım, birisi sakallı, ikisi şâbb-i emred.
|-
|-
|Şebab
|Şebab
|Genç
|Genç
|
|
|
|...cezâlet ve melâhattan hasıl olan ruhânî halâvet; aşk-ı şebâbîden, şevk-i baharîden neş'et eden semâvî neşe;...
|-
|-
|Şebabet
|Şebabet
|Gençlik
|Gençlik
|
|
|
|Hem öyle bir tazelik ve gençlik ve şebâbet ve garabet göstermiş ki, on dört asır yaşadığı ve herkesin eline kolayca girdiği halde, şimdi nazil olmuş gibi tazeliğini muhafaza ediyor.
|-
|-
|'''Şın-Be-Se (2)'''
|'''Şın-Be-Se (2)'''
|
|
|
|
|
|
|
|-
|-
|Müteşebbis(in)
|Müteşebbis (Müteşebbisin)
|Girişimde bulunan(lar)
|Girişimde bulunan(lar)
|
|
|
|...tesis edilecek Şark Darülfünununun ilk müteşebbisinin bir ders kitabı olan ve ulûm-u müsbete ve fenniye ile ulûm-u imaniyeyi barıştıran...
|-
|-
|Teşebbüs
|Teşebbüs
|Giriş
|Giriş
|
|
|
|Yani ityan (delil getirmek), tecrübeye lâzımdır; tecrübe taallüme, taallüm vücub-u teşebbüse, vücub-u teşebbüs de teşebbüse, teşebbüs de raybe lâzımdır.
|-
|-
|'''Şın-Be-Ayn (2)'''
|'''Şın-Be-Ayn (2)'''
|
|
|
|
|
126. satır: 123. satır:
|Doyurma
|Doyurma
|
|
|
|Aynen öyle de, Kur'ân'ın mânâları, dağ gibi akılları işbâ ettiği gibi, sinek gibi küçücük, basit akılları dahi aynı sözlerle talim eder, tatmin eder.
|-
|-
|Meşbu'
|Meşbu'
|Tok
|Tok
|
|
|
|Kabiliyetimin azlığı, istidadımın kısalığı, iktidarımın noksanlığıyla beraber uhdeme verilmiş olan birkaç maddî vazifelerin taht-ı tesirinde dimağım meşgul ve adeta meşbû olduğundan, o mübarek cevherlerinize mukabil âdi boncuk bile ibraz edemeyeceğim.
|-
|-
|'''Şın-Be-Kef (4)'''
|'''Şın-Be-Kef (4)'''
|
|
|
|
|
142. satır: 138. satır:
|Şebekelenme
|Şebekelenme
|
|
|
|Kelâmın selaseti ise: Bir derece hissiyattan tafralık ve iştibak etmemek; ve tabiatı taklit; ve harice temessül; ve mesîl-i garazda sedad; ve maksat ve müstekarrın temeyyüzüdür.
|-
|-
|Müteşabik(e)
|Müteşabik (Müteşabike)
|Birbiriyle şebeke oluşturan
|Birbiriyle şebeke oluşturan
|
|
|
|...tesâvir-i mütedahileye benzeyen mürekkebat-ı müteşâbike-i mütesâide-i kâinatın herbir makamında ve herbir nisbetinde ve herbir dairesinde,...
|-
|-
|Şebeke
|Şebeke
|Ağ; örgüt
|Ağ; örgüt
|
|
|
|Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir.
|-
|-
|Teşabük
|Teşabük
|Birbiriyle şebekelenme
|Birbiriyle şebekelenme
|
|
|Katre
|...her şeyde hattâ bir zerrede dahi teşarük ve teşabükleri; (yani birbirleriyle ortaklık etmeleri ve şebekelenmeleri)...
|-
|-
|'''Şın-Be-He (14)'''
|'''Şın-Be-He (14)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
168. satır: 163. satır:
|Benzerleri
|Benzerleri
|
|
|
|...Hem de {{Arabi|حَتّٰۤى اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِىعَيْنٍ حَمِئَةٍ}} ve eşbâhı...
|-
|-
|İştibah
|İştibah
|Benzeme
|Benzeme
|
|
|
|Eğer hakikat-i İslâmiyette şüphe etsen, bedihiyat ve zaruriyat-ı kat'iyede iştibah edersin.
|-
|-
|Müşabehet
|Müşabehet
|Benzerlik
|Benzerlik
|
|
|
|Bu şiiri güzel gösteren, içindeki hayalin hakikate bir derece müşabehetidir.
|-
|-
|Müşabih
|Müşabih
|Benzeyen, benzer
|Benzeyen, benzer
|
|
|
|Ve o ağaçtaki yemişler ise, dünyevî nimetlerdir ki, Cenâb-ı Kerîm-i Mutlak, onları âhiret nimetlerine bir liste, hem ihtar edici, hem müşabihleri, hem Cennet meyvelerine müşterileri davet eden nümuneler suretinde yapmış.
|-
|-
|Müşebbeh
|Müşebbeh
|Benzetilen
|Benzetilen
|
|
|İİ Bakara 17
|Öyleyse müşebbehün-bih olacak şey, mukadderdir.
|-
|-
|Müştebih
|Müştebih
|Şüphe edilen
|Şüphe edilen
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte, müştebih ağaçları gösteren semereleridir.
|-
|-
|Müteşabih
|Müteşabih
|Birbirine benzeyen
|Birbirine benzeyen; Ayet ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri
|align=center|+
|align=center|+
|
|Madem bu müteşabih hadîse, lüzumsuz ve zararlı bir tarzda nazar-ı dikkat celb edilmiş ve bu çeşit hadîsler çok varid olmuş.
|-
|-
|Şebih
|Şebih
|Benzeyen şey, benzer
|Benzeyen şey, benzer
|
|
|
|Ne zâtında ve ne sıfâtında ve ne ef'âlinde şeriki, şebihi yoktur.
|-
|-
|Şibh
|Şibh
|Benzeyen şey, benzer
|Benzeyen şey, benzer
|
|
|Habbe, zeylüzzeyl
|...sırlarıyla misli, misali, mesîli, şibhi, şebihi olmayan bir Semi' ve Basir olup,...
|-
|-
|Şübeh(at)
|Şübeh (Şübehat)
|Şüpheler
|Şüpheler
|
|
|
|Bu şübehatı ve itirazları bu zamanda def eden, başta Risalei'n-Nur ve şakirtleri göründüğünden,...
|-
|-
|Şübhe/Şüphe
|Şübhe/Şüphe
|Kuşku
|Kuşku
|
|
|
|Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi.
|-
|-
|Teşabüh
|Teşabüh
|Birbirine benzeme
|Birbirine benzeme
|
|
|
|İkincisi, küre-i arz simasında, nebâtat ve hayvanâtın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüp, intizam, insicam, lûtuf ve merhametten tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyettir ki, Bismillâhirrahmân ona bakıyor.
|-
|-
|Teşbih
|Teşbih
|Benzetme
|Benzetme
|
|
|
|Teşbih ve temsiller, havastan avâma geçtikçe, yani, ilmin elinden cehlin eline düştükçe, mürur-u zamanla hakikat telâkki edilir.
|-
|-
|Teşebbüh
|Teşebbüh
|Benzeme
|Benzeme
|
|
|
|Felsefenin "Teşebbüh-ü bi'l-Vâcib insaniyetin gayet-i kemâlidir" kaidesiyle, "Vâcibü'l-Vücuda benzemeye çalışınız" hodfuruşâne düsturu nerede?
|-
|-
|'''Şın-Te-Te (2)'''
|'''Şın-Te-Te (2)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
244. satır: 238. satır:
|Çeşitli, başka başka
|Çeşitli, başka başka
|
|
|10. Şua Fihrist 29. lema
|...ism-i âzam ve esma-i hüsna; melaike-i ulya ve mahlûkat-ı şetta, cemi-i enbiya-i uzma ve cemi-i evliya-i kübra ve cemi-i asfiya-i ulya,...
|-
|-
|Teşettüt
|Teşettüt
|Dağınıklık
|Dağınıklık
|
|
|
|...hem ikisinin isimde ve esmâ lâfzında tevafuk karinesiyle, hem teşettüt-ü hale ve sıkıntılı bir gurbete ve perişaniyete düşen müellifi onun telifi bereketiyle teselli ve tahammül bulmasına...
|-
|-
|'''Şın-Te-Mim (1)'''
|'''Şın-Te-Mim (1)'''
|
|
|
|
|
260. satır: 253. satır:
|Kötü söz, sövme
|Kötü söz, sövme
|
|
|
|Eğer kalb kabul etmezse, o şüpheden, şetme döner.
|-
|-
|'''Şın-Te-Vav (1)'''
|'''Şın-Te-Vav (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
271. satır: 263. satır:
|Kış
|Kış
|align=center|+
|align=center|+
|
|Evet, yirmi senedir devam eden şu mevsim-i şita, inşâallahu teâlâ nihayet bulmuş ola...
|-
|-
|'''Şın-Cim-Ra (2)'''
|'''Şın-Cim-Ra (2)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
282. satır: 273. satır:
|Ağaçlar
|Ağaçlar
|
|
|
|Bütün eşcar ve nebatatın envâları, bil'icmâ, beraber; Lâ ilâhe illâllâ Hû diyorlar gibi lisan-ı hallerinden anladı.
|-
|-
|Şecer/Şecere
|Şecer (Şecere)
|Ağaç
|Ağaç
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte, şu kâinata nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azîm bir şecere mânâsında görünür.
|-
|-
|'''Şın-Cim-Ayn (3)'''
|'''Şın-Cim-Ayn (3)'''
|
|
|
|
|
298. satır: 288. satır:
|Cesaret
|Cesaret
|
|
|
|Şecaat gibi her haslette fâik olduğunu o zaman düşmanları dahi tasdik ettiklerini tarihler naklediyorlar…
|-
|-
|Şeci'
|Şeci'
|Cesur
|Cesur
|
|
|
|Nüsha-i nâdire-i zaman olan Üstadımız, gayet şecî ve metin ve ulü'l-azmâne bir cesaret-i fevkalâdeye mâlik bir lisanü'l-haktır ki, hak yolunda söz söylemekten çekinmez ve levm-i lâimden korkmazlar.
|-
|-
|Teşci'
|Teşci'
|Cesaretlendirme
|Cesaretlendirme
|
|
|
|Zaaf ise, düşmanı tevkif etmez, teşci eder.
|-
|-
|'''Şın-Ha-Mim (1)'''
|'''Şın-Ha-Mim (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
319. satır: 308. satır:
|İç yağı
|İç yağı
|
|
|
|Çünkü o Hakîm-i Zülcelâl, zîhayatın bedenine gönderdiği rızkın bir kısmını ihtiyat için şahm ve içyağı suretinde iddihar eder.
|-
|-
|'''Şın-Ha-Nun (1)'''
|'''Şın-Ha-Nun (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
330. satır: 318. satır:
|Dolu
|Dolu
|align=center|+
|align=center|+
|
|Siyer ve tarihin kitapları onlarla meşhundur.
|-
|-
|'''Şın-Hı-Sad (5)'''
|'''Şın-Hı-Sad (5)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
341. satır: 328. satır:
|Şahıslar
|Şahıslar
|
|
|
|Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek.
|-
|-
|Müşahhas
|Müşahhas
|Belirlenmiş, somut
|Belirlenmiş, somut
|
|
|
|Müşahhas birtek zât nihayetsiz yerlerde nihayetsiz işleri külfetsiz yapabilir mi?
|-
|-
|Şahs/Şahıs/Şahsi/Şahsiyet
|Şahs/Şahıs (Şahsi, Şahsiyet)
|Kişi
|Kişi
|
|
|
|Halbuki şu zaman cemaat zamanıdır, şahıs zamanı değil.
|-
|-
|Teşahhus
|Teşahhus
|Belirli hale gelme
|Belirli hale gelme
|
|
|
|Adeta, o zîhayatın masnuiyeti arkasında muktedir, muhtar, işitici, bilici, görücü bir Zâtın mânevî bir teşahhusu, bir taayyünü, imana görünür.
|-
|-
|Teşhis
|Teşhis
|Belirleme, tanıma
|Belirleme, tanıma
|
|
|
|...kat'î senetle o saçın zâtını teşhis ve tayin lâzım değildir.
|-
|-
|'''Şın-Dal-Dal (8)'''
|'''Şın-Dal-Dal (8)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
372. satır: 358. satır:
|Daha/En şiddetli
|Daha/En şiddetli
|align=center|+
|align=center|+
|
|...ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahanesiyle çok bîçareleri yakacak; o hâlette o da azlem olacak ve mağlûp kalacak.
|-
|-
|Müşedded
|Müşedded
|Şeddeli
|Şeddeli
|
|
|
|{{Arabi|اَلْمُقَرَّبُ}} müşedded râ, bir sayılsa, Üstadımızın lâkabı olan "en-Nursî" kelimesinin aynıdır.
|-
|-
|Şeddad
|Şeddad
|Eski çağlarda Yemenli bir zorba
|Eski çağlarda Yemenli bir zorba
|
|
|
|O şecerenin kuvve-i gadabiye dalında, biçare beşerin başında küçük büyük Nemrutlar, Firavunlar, Şeddadlar meyvelerini yetiştirmiş;...
|-
|-
|Şedde
|Şedde
|U/ü okutan işaret
|U/ü okutan işaret
|
|
|
|...şeddeli {{Arabi|ك}} iki {{Arabi|ك}} sayılmak cihetiyle 1349 ederek,...
|-
|-
|Şedid/Şedide
|Şedid (Şedide)
|Şiddetli
|Şiddetli
|align=center|+
|align=center|+
|
|Medeniyet ve san'atın hakikî üstadı ve vesilelerin ve mebâdilerin tekemmülüyle cihazlanmış olan şedid bir ihtiyaç ve belimizi kıran tam bir fakr, öyle bir kuvvettir ki, susmaz ve kırılmaz.
|-
|-
|Şiddet
|Şiddet
|Güç, kuvvet
|Güç, kuvvet
|
|
|
|Üstadımız şiddetli hastalığından fazla konuşamadı.
|-
|-
|Teşdid
|Teşdid
|Güçlendirme
|Güçlendirme
|
|
|
|...ekseriyetin hatâsına terettüp eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler;...
|-
|-
|Teşeddüd
|Teşeddüd
|Şiddetlenme
|Şiddetlenme
|
|
|
|Amelin en iyi sûretini taharriden neş'et eden bir vesvesedir ki, takva zanniyle teşeddüd ettikçe hal ona şiddetlenir.
|-
|-
|'''Şın-Zel-Zel (2)'''
|'''Şın-Zel-Zel (2)'''
|
|
|
|
|
418. satır: 403. satır:
|Kaide harici olan
|Kaide harici olan
|
|
|Fihrist 2. şua
|Acaba mebdeinde ve hattâ her senede bu kadar şâzlarla yırtılmış, zedelenmiş bir kanunu, bin dokuz yüz senede bir ferdin şüzûzunu akla sığıştıramayan ve nusûs-u Kur'âniyeye karşı bir te'vîle yapışan bir akıl, kaç derece akılsızlık ettiğini kıyâs et.
|-
|-
|Şuzuz/Şüzuz/Şüzuzat
|Şuzuz/Şüzuz (Şüzuzat/Şuzuzat)
|Kaide dışı olma
|Kaide dışı olma
|
|
|
|...şuzûzât-ı kanuniye ile, âdetinin harikalarıyla, tagayyürat-ı sûriye ile, teşahhusatın ihtilâfâtıyla, zuhur ve nüzul zamanının tebeddülüyle meşietini, iradetini, fâil-i muhtar olduğunu...
|-
|-
|'''Şın-Ra-Be (9)'''
|'''Şın-Ra-Be (9)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
434. satır: 418. satır:
|İçecek kapı
|İçecek kapı
|
|
|
|Sizi kudsî hizmetinizde, alâ kaderi't-tâka tâkibe çalışan dost, kardeş ve talebelerinize birer maşrapa vererek, muhtaçlara gıda, zaif ve marizlere ilâç, zâlim ve kâfirlere semm-i katil olan mâ-i kevserden ulaştırmayı emrediyorsunuz.
|-
|-
|Meşarib
|Meşarib
|Meşrebler
|Meşrebler
|
|
|
|Mânâsında meşârib-i evliya, ezvâk-ı ârifîni, mezâhib-i sâlikîn, turuk-u mütekellimîn, menâhic-i hükema,...
|-
|-
|Meşreb
|Meşreb/Meşrep
|Tarz
|Tarz
|align=center|+ (İçme yeri anlamında)
|align=center|+ (İçme yeri anlamında)
|
|Ehl-i vahdetü'l-vücudun meşrebi mahv ve sekirdir.
|-
|-
|Meşrubat
|Meşrubat
|İçecek
|İçecek
|
|
|
|Fakat iman gözlüğüyle bakılırsa, Cenâb-ı Hakkın, Hâlık, Rahmân, Rahîmin insanlara ihzar ettiği çeşit çeşit nefis, leziz, me'külât ve meşrubata zarf olan bir mâide ve bir sofra-i Rahmânî şeklinde görünecektir.
|-
|-
|Şarab/Şarap/Şerab
|Şarab/Şarap/Şerab
|Haram içecek
|(Haram) içecek
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş!
|-
|-
|Şerbet
|Şerbet
|Meyve özlü şekerli içecek
|Meyve özlü şekerli içecek
|
|
|
|Şükre dair çok derin mânâlı, şeker gibi tatlı, şeker şerbetinizi besmeleyle içmeye başladım.
|-
|-
|Şurup
|Şurup
|Kaynatılarak koyulaşmış şerbet
|Kaynatılarak koyulaşmış şerbet
|
|
|
|Sinek pisliği, tıp cihetiyle zararı yok bir maddedir ki, bazan tatlı bir şuruptur.
|-
|-
|Şürb
|Şürb
|İçme
|İçme
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ekl ve şürb ve muamele-i zevciye, gerçi bu dünyada bir ihtiyaçtan gelir, bir vazifeye gider.
|-
|-
|Teşerrüb
|Teşerrüb
|İçme, kendine çekme
|İçme, kendine çekme
|
|
|
|Tâ canipler garazın kuvvetini teşerrüb etmekle ehemmiyetsiz etmesin.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Ha (6)'''
|'''Şın-Ra-Ha (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
485. satır: 468. satır:
|Ferahlanma; Sure adı
|Ferahlanma; Sure adı
|
|
|
|O hasene içinde, âhiretin maddî sevâbını andıracak mânevî bir lezzet, bir zevk, bir inşirâh-ı kalb derc edilmiştir.
|-
|-
|Meşruh/Meşruhat
|Meşruh (Meşruhat)
|Açıklama(lar)
|Açıklama(lar)
|
|
|
|Hükûmetin dosyalarında, benim künyem altında hiçbir meşruhat yoktur.
|-
|-
|Şarih
|Şarih
|Açıklayan
|Açıklayan
|
|
|
|...ve zat ve sıfât ve esmâ ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı kàtıı, tercüman-ı sâtıı,...
|-
|-
|Şerh
|Şerh
|İzah; genişleme
|İzah; genişleme
|
|
|
|Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, mesela Kur'ân'ın kelâmullah olduğuna ve i'câzî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı burhanlar cem edilse ve hâkezâ, mükemmel bir izah ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir.
|-
|-
|Şuruh
|Şuruh
|Şerhler
|Şerhler
|
|
|AB tarihçe
|Ve bunca havaşî ve şuruhla izaa-i vakit etmemekti.
|-
|-
|Teşrih/Teşrihat
|Teşrih (Teşrihat)
|Açıklama(lar)
|Açıklama(lar)
|
|
|
|Meselâ, tıbba ait teşrih-i beden-i insanî fenni ve kozmoğrafyaya tabi manzume-i şemsiye fenni, nebatât ve hayvanâta ait fenler gibi bütün fenlerin her birisi,...
|-
|-
|'''Şın-Ra-Ra (6)'''
|'''Şın-Ra-Ra (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|Eşrar
|Eşrar
|Kötüler
|Kötüler
|
|align=center|+
|align=center|+
|Meselâ, ashab-ı Nebî safında küffara karşı muharebe etmek için melâikeleri göndermesini iktiza eden hangi isim ve ünvan ise, o isim ve ünvan iktiza eder ki, melâike ile şeyâtin ortasında muharebe bulunsun ve ahyâr-ı semâviyyîn ve eşrâr-ı arzîn mabeynlerinde mübareze olsun.
|-
|-
|Şer
|Şer
|Kötülük
|Kötülük
|align=center|+
|align=center|+
|
|Kader Risalesinde izah edildiği gibi, halk-ı şer, şer değil; belki kesb-i şer, şerdir.
|-
|-
|Şerarat
|Şerarat
|Kıvılvımlar (Şerareler)
|Kıvılcımlar (Şerareler)
|
|
|
|İşte o fezlekelerde Kur'ân'ın hikmet-i ulviyesinden bazı işarat ve hidayet-i İlâhiyenin âb-ı hayatından bazı reşaşat, i'câz-ı Kur'ân'ın berklerinden bazı şerarat vardır.
|-
|-
|Şeraret
|Şeraret
|Kötülük
|Kötülük
|
|
|
|Çünkü mahiyetçe şeraret ve nuhusetleri vardır.
|-
|-
|Şerir/Şerire
|Şerir (Şerire)
|Kötü
|Kötü
|
|
|
|Arzlı şerirlerin ihtilâtından ve istimâlarından hoşlanmayan cünudullah bulunduğuna ilân ve işarettir.
|-
|-
|Şerur
|Şerur
|Çok kötü
|Çok kötü
|
|
|
|Sendeki nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, çirkin ve noksan ve şerûr ve sana muzır olan nefs-i emmârene verme.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Tı (6)'''
|'''Şın-Ra-Tı (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
557. satır: 538. satır:
|İşaretler, şartlar
|İşaretler, şartlar
|align=center|+
|align=center|+
|
|Otuz sene evvel yazılan matbu Muhakemat-ı Bediiyyede bahsedilen "Sedd-i Zülkarneyn" ve Ye'cüc, Me'cüc ve sâir eşrat-ı kıyametten yirmi mesele, o Muhakemat'a bir tetimme olarak on üç sene evvel bir kısım müsveddesi yazılmış idi.
|-
|-
|Meşrut
|Meşrut
|Şarta bağlı
|Şarta bağlı
|
|
|
|Dahil olduğu her iki cümleyi birincisi melzum, ikincisi lâzım veya evvelkisi şart, ötekisi meşrut olmak üzere, ikincisini birinci ile bağlar.
|-
|-
|Meşrutiyet
|Meşrutiyet
|Hükümdara bağlı meclisle yönetim
|Hükümdara bağlı meclisle yönetim
|
|
|
|Yaşasın meşrutiyet-i meşrua!
|-
|-
|Şart, işaret
|Şart
|Gereklilik
|Gereklilik
|
|
|
|Dahil olduğu her iki cümleyi birincisi melzum, ikincisi lâzım veya evvelkisi şart, ötekisi meşrut olmak üzere, ikincisini birinci ile bağlar.
|-
|-
|Şerait
|Şerait
|Şartlar
|Şartlar
|
|
|
|Fakat onların medar-ı taayyüşü ve hususî şerâit-i hayatiyeleri vardır ki, onların bir kısmı âkilü'n-nebattır, yalnız nebâtatla yaşıyorlar.
|-
|-
|Şerit
|Şerit
|Bükülmüş ip
|Bükülmüş ip
|
|
|
|Sanki Cenâb-ı Hakkın ahdi meşiet, hikmet, inayet'in ipleriyle örülmüş nûranî bir şerittir ki; ezelden ebede kadar uzanmıştır.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Ayn (7)'''
|'''Şın-Ra-Ayn (7)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|Meşru
|Meşru'
|Şeriata (dine) uygun
|Şeriata (dine) uygun
|
|
|
|Gayr-ı meşru muhabbetin âkıbeti, mükâfatı, mahbubun gaddârâne adavetidir.
|-
|-
|Müşerri'
|Müşerri'
|Kanun koyan
|Kanun koyan
|
|
|
|Müstaid, müçtehid olabilir; müşerri' olamaz
|-
|-
|Şari'
|Şari'
|Hüküm koyan
|Hüküm koyan
|
|
|
|Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri' olamaz.
|-
|-
|Şer'/şer'an
|Şer' (Şer'an/Şeran)
|Hüküm koyma, şeriat
|Hüküm koyma, şeriat
|
|
|
|Şer'an ehl-i iman, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı gayet derecede sevmek ve hürmet etmek ve hiçbir şeyinden nefret etmemek ve her halini güzel görmekle mükellef olduğundan,...
|-
|-
|Şer'i
|Şer'i/Şeri (Şeriyye/Şer'iye)
|Şeriatla ilgili
|Şeriatla ilgili
|
|
|
|Sordukları mesele-i şer'iye ise, şimdiki mesleğimiz ve halimiz, o meselelerle meşgul olmaya müsaade etmiyor.
|-
|-
|Şeriat
|Şeriat
|Allah'ın kanunları
|Allah'ın kanunları
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri' olamaz.
|-
|-
|Teşri'
|Teşri'
|Hüküm koyma
|Hüküm koyma
|
|
|
|Ümmeti davetle teşri' edemez.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Fe (6)'''
|'''Şın-Ra-Fe (6)'''
|
|
|
|
|
634. satır: 613. satır:
|En (çok) şerefli
|En (çok) şerefli
|
|
|
|İşte, mevcudatın en eşrefi olan zîhayat ve zîhayat içinde en eşref olan zîşuur ve zîşuur içinde en eşref olan hakikî insan ve hakikî insan içinde geçmiş vezâifi en âzamî bir derecede, en ekmel bir surette ifa eden zât,...
|-
|-
|Müşerref
|Müşerref
|Şereflenen
|Şereflenen
|
|
|
|Hem vakidir ki, risaletiyle beraber saltanatla müşerref olan Hazret-i Süleyman aleyhisselâm,...
|-
|-
|Şeref
|Şeref
|Yükseklik, onur
|Yükseklik, onur
|
|
|
|Şeref, i'câz-ı Kur'ân'a ait olduğundan ve bana ait olmadığından, bilâpervâ derim:
|-
|-
|Şerif
|Şerif
|Şerefli; Hz. Hüseyin'in soyundan gelen
|Şerefli; Hz. Hüseyin'in soyundan gelen
|
|
|
|Nurlarıyla kara kalbimi nurlandırmış olduğunuz Mektubat'ınızdan, i'câz-ı Kur'ânîden İhlâs-ı Şerif, Muavvizeteyn, Fatiha-i Şerif surelerinin tevafukat-ı hurufiye sırlarını gösterir, Yirmi Dokuzuncu Mektubun Sekizinci Remzini din kardeşlerimle birlikte okuduk.
|-
|-
|Teşerrüf
|Teşerrüf
|Şereflenme
|Şereflenme
|
|
|
|Binaenaleyh, mânen asıl hakikat, ittihada intisap ile beraber sûreten onun nümunesi olan bu uhrevî ve sırf dinî cemaate intisap ile teşerrüf edecek.
|-
|-
|Teşrif/Teşrifat
|Teşrif (Teşrifat)
|Şereflendirme, karşılama
|Şereflendirme, karşılama
|
|
|
|Elfazca zengin değilim, israfı da sevmem, teşrifatçı elfâzı beğenmem, îcâzımdan darılma.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Kaf (5)'''
|'''Şın-Ra-Kaf (5)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
670. satır: 648. satır:
|Güneşin doğması; Gönüle doğma
|Güneşin doğması; Gönüle doğma
|align=center|+
|align=center|+
|
|Havâ-i zulmette işrâk eden şems-i tâbândır bu.
|-
|-
|İşrakiyyun
|İşrakiyyun
|Hakikatın sezgi ile bulunacağı görüşünde olanlar
|Hakikatın sezgi ile bulunacağı görüşünde olanlar
|
|
|
|Ne melekûta geçen evliyaların eserinde, ne umurun bâtınlarına geçen işrâkıyyunun kitaplarında, ne âlem-i gayba nüfuz eden ruhanîlerin maarifinde hiç bulunmuyor.
|-
|-
|Muşrık
|Muşrık
|Parlak
|Parlak
|
|
|
|Biz şu İşarette, o muşrık, parlak delile ve nâtık-ı sâdık burhana, hülâsatü'l-hülâsa bir icmal ile küçük bir tarif yapacağız.
|-
|-
|Müsteşrik
|Müsteşrik
|Doğubilimci batılı alim
|Doğubilimci batılı alim
|
|
|
|Meşhur muharrir, müsteşrik, edebiyat-ı Arabiye mütehassısı ve Kur'ân-ı Kerimin mütercimi Doktor Maurice şöyle diyor:
|-
|-
|Şark/Şarki
|Şark (Şarki, Şarkiye)
|Doğu/Doğuya ait
|Doğu (Doğuya ait)
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bediüzzaman, Ankara'da bulunduğu müddetçe, en birinci maksadı olan, Şark Darülfünununun tesisi için uğraşmaktan kat'iyen geri durmadı.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Kef (11)'''
|'''Şın-Ra-Kef (11)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
701. satır: 678. satır:
|Ortak olma
|Ortak olma
|
|
|
|İştirak etmeseniz de, iştirak edenleri tenkit etmeyiniz.
|-
|-
|Müşareket
|Müşareket
|Ortaklık; işteş fiil
|Ortaklık; işteş fiil
|
|
|
|{{{Arabi|يُخَادِعُونَ اللهَ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا}} cümlesinde münafıkların amelinden (müşareket babından) muzari sîgasıyla hud'a ünvanıyla tabir edilmiştir.
|-
|-
|Müşrik
|Müşrik
|Şirk koşan
|Şirk koşan
|align=center|+
|align=center|+
|
|...hem iman tâcını giyen hizbullahın galebesini ve hem zahir insan suretinde halk olunan müşrikînin ve onların bir nev'i olan, herşeyi inkâr edenlerin, Kur'ân nazarındaki kıymetlerini...
|-
|-
|Müşterek
|Müşterek
|Ortak
|Ortak
|
|
|
|Hattâ, hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi;...
|-
|-
|Şarik
|Şarik
|Ortak
|Ortak
|
|
|ii 20-21
|Yani şu bütün cümleler şöyle emrediyor, diyorlar ki: "Rabbinize ibadet ettiğinizde sakın başkalarını -ubudiyyet noktasında- ona şarik, ortak itikad edip de teşrik etmeyiniz.
|-
|-
|Şerik
|Şerik
|Ortak
|Ortak
|align=center|+
|align=center|+
|
|Maahaza, şerik hadd-i zâtında mümtenidir.
|-
|-
|Şirk
|Şirk
|Eş koşma
|Eş koşma
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şirk ve dalâletin ve fısk ve sefahetin yolu, insanı nihayet derecede sukut ettiriyor.
|-
|-
|Şirket
|Şirket
|Ortaklık
|Ortaklık
|
|
|
|Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan takarrur ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle,...
|-
|-
|Şüreka
|Şüreka
|Şerikler, ortaklar
|Şerikler, ortaklar
|
|
|
|Hem de şürekâya hiçbir ihtiyaç olmadığı ve kâinat onlardan müstağni-yi mutlak oldukları halde, şerik-i ulûhiyet gibi, rububiyet ve icad şerikleri dahi mümtenidirler, vücutları muhaldir.
|-
|-
|Teşarük
|Teşarük
|Ortaklık
|Ortaklık
|
|
|
|Mesailerinde teşarük düsturuyla işe girişildi, teavün düsturu ihmal edildi.
|-
|-
|Teşrik
|Teşrik
|Ortak etme
|Ortak etme
|
|
|
|Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder.
|-
|-
|'''Şın-Ra-Ye (2)'''
|'''Şın-Ra-Ye (2)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
762. satır: 738. satır:
|Satın alan; Jüpiter
|Satın alan; Jüpiter
|
|
|
|O zât müşteridir ki ilişmiş. Müşteri olmayan lâkayt kalır.
|-
|-
|Şira
|Şira
|Satma
|Satma
|
|
|
|Binaenaleyh, şu devr-i müşevveşte, hakaik-i Kur'âniyenin hakkıyla bey'u şirâsını yapan dellâl-ı Kur'ân'ın değil altı senedir, belki kırk seneden beri ehl-i İslâm'a hitâben,...
|-
|-
|'''Şın-Tı-Ha (1)'''
|'''Şın-Tı-Ha (1)'''
|
|
|
|
|
778. satır: 753. satır:
|Manevi sarhoşlukta söylenen ölçüsüz söz
|Manevi sarhoşlukta söylenen ölçüsüz söz
|
|
|
|Bu meşrepteki şatahat, hubb-u nefisten neş'et ediyor.
|-
|-
|'''Şın-Tı-Nun (3)'''
|'''Şın-Tı-Nun (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
789. satır: 763. satır:
|Şeytanlar
|Şeytanlar
|
|
|
|...o isim ve ünvan iktiza eder ki, melâike ile şeyâtin ortasında muharebe bulunsun...
|-
|-
|Şeytan
|Şeytan
|İblis
|İblis
|align=center|+
|align=center|+
|
|Umumun altındaki şık ise, muhal olmakla beraber, hiçbir düşman, hattâ Şeytan dahi diyemez ve kabul etmez.
|-
|-
|Şeytanet
|Şeytanet
|Şeytanlık
|Şeytanlık
|
|
|
|Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nur'a karşı çevrilen plânlar ve hücumlar inşaallah bozulacaklar.
|-
|-
|'''Şın-Ayn-Be (7)'''
|'''Şın-Ayn-Be (7)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
810. satır: 783. satır:
|Şubelenen
|Şubelenen
|
|
|Divan-ı Örfi Sadayı Hakikat
|İttihadın hedef ve maksadı, o kadar uzun, münşaib ve muhit ve merakiz ve meabid-i İslâmiyeyi birbirine rapt ettiren bir silsile-i nuranîyi ihtizaza getirmekle,...
|-
|-
|Müteşaib
|Müteşaib
|Şubelenen
|Şubelenen
|
|
|
|...istidâdât-ı gayr-ı mahdude-i insaniyeyle mütenasip olan âmâl ve müyûl-ü müteşâibeye neşr-i hayat eder.
|-
|-
|Şaban/Şa'ban
|Şaban/Şa'ban
|Kameri 8. ay
|Kameri 8. ay
|
|
|
|Hususan Şaban ve Ramazan'da, akıldan ziyade kalb hissedardır, ruh hareket eder.
|-
|-
|Şuab
|Şuab
|Şubeler
|Şubeler
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ashâb-ı Kütüb-i Sitteden İmam-ı Hâkim, Müstedrek'inde ve Ebu Davud, Kitab-ı Sünen'inde; Beyhakî, Şuab-ı İman'da tahriç buyurdukları,...
|-
|-
|Şu'be/Şube
|Şu'be/Şube
|Dal, kısım
|Dal, kısım
|
|
|
|Nil-i mübarek Cebel-i Kamer'den çıktığı gibi, Dicle'nin en mühim bir şubesi Van vilâyetinden, Müküs nahiyesinden bir kayanın mağarasından çıkıyor.
|-
|-
|Şuub
|Şuub (Şuubat)
|Kavimler
|Kavimler
|align=center|+
|align=center|+
|
|Kâinatta gâlib-i mutlak hayır olduğundan, pekçok envâ ve şuubât-ı heyet-i içtimâiyede meşrutiyet hükümfermâ olmuştur. Cidâl berdevam, harb ise sicaldir.
|-
|-
|Teşaub
|Teşaub
|Şube olarak ayrılmak
|Şube olarak ayrılmak
|
|
|
|Bu iki asıl, filvaki Kur'ân'dan teşaub etmişlerdir.
|-
|-
|'''Şın-Ayn-Ra (14)'''
|'''Şın-Ayn-Ra (14)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|Eş'ar
|Eş'ar/Eşar
|Şiirler
|Şiirler
|align=center|+ (Kıllar anlamında)
|align=center|+ (Kıllar anlamında)
|
|Herbirinin bütün divan-ı eş'ârının ruhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryat damlar.
|-
|-
|Eş'ari
|Eş'ari/Eşari
|İtikatta bir hak mezheb
|İtikatta bir hak mezheb
|
|
|
|Abdin bir fiile olan meyelânı, Eş'arîlerin mezhebi gibi mevcut bir emir ise de, o meyelânı bir fiilden diğer bir fiille çevirmekle yapılan tasarruf, itibarî bir emir olup abdin elindedir.
|-
|-
|İş'ar
|İş'ar/İşar
|Bildirme
|Bildirme
|
|
|
|En sevimli ve muhabbetli ve endişeli ve nokta-i istinada en muhtaç ve sahibini ve malikini bulmaya en müştak, hem fakir ve âciz bulunan mahlûkatlarına, acz ve iştiyakı, fakr ve ihtiyacı ve endişe-i istikbali ve muhabbeti ve perestişi veren bir Zât, elbette Kendi vücudunu onlara tekellümüyle iş'ar etmek, ulûhiyetin muktezasıdır.
|-
|-
|Meş'ur
|Meş'ur/Meşur
|Şuurlu, bilinen
|Şuurlu, bilinen
|
|
|
|...gayr-ı meş'ur, sâika ve şâika hisleriyle beraber, o arı, dünyanın ekser envâıyla ihtisas ve ünsiyet ve mübadele ve tasarrufa sahip olur.
|-
|-
|Müş'ir
|Müş'ir/Müşir
|Haber veren, bildiren
|Haber veren, bildiren
|
|
|
|Hem hiç mümkün olur mu ki, bu kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş'ir tılsım-ı muğlâkını, hem mevcudatın "Nereden? Nereye? Necisin?" üç sual-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla açtırmasın?
|-
|-
|Şa're
|Şa're/Şare
|Saç, kıl
|Saç, kıl
|
|
|
|Evvelki vecih itibarıyla öyle bir biçare mahlûktur ki, sermayesi, yalnız, ihtiyardan bir şa're (saç) gibi cüz'î bir cüz-ü ihtiyarî;...
|-
|-
|Şair
|Şair
|Şiir söyleyen
|Şiir söyleyen
|align=center|+  
|align=center|+  
|
|Bülbül şairâne konuştuğu için, şu bahsimiz de bir parça şairâne düşüyor.
|-
|-
|Şeair
|Şeair
|Şiarlar
|Şiarlar
|
|
|
|Belki, şeâir-i İslâmiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) gibi zâtlar beyan ediyorlar.
|-
|-
|Şehriye
|Şehriye
|Çorbalık makarna
|Çorbalık makarna
|
|
|
|Bir seneden beri bir parça, yani bir kilo kadar şehriye ve pirinçten sarf ediyordum.
|-
|-
|Şiar
|Şiar
|Sembol
|Sembol
|
|
|
|Fakat, {{Arabi|اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ}} kazaya rıza, kadere teslim İslâmiyetin bir şiârıdır.
|-
|-
|Şiir/Şi'r
|Şiir/Şi'r
|Nazım
|Nazım
|align=center|+  
|align=center|+  
|
|Şiir ise, çendan kıymettar, şirin bir vasıta-i ifadedir.
|-
|-
|Şi'ra
|Şi'ra/Şira
|Sirius yıldızı
|Sirius yıldızı
|align=center|+  
|align=center|+  
|
|İşte semâvât ve arzın Rabbi, o Şemsü'ş-Şümus ve Şi'râ'nın Hâlıkı hitap ettiği vakit, o semâvât ve arzın ecramına ve âlemlerine bakan kudsî kelâmında o eyyamları zikreder ve zikretmesi gayet yerindedir.
|-
|-
|Şuara
|Şuara
|Şairler; Sure adı
|Şairler; Sure adı
|
|
|
|Saniyen, cesedi libasa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.
|-
|-
|Şuur
|Şuur
|Bilinç
|Bilinç
|
|
|
|Hayat, vücudun nurudur. Şuur, hayatın ziyasıdır.
|-
|-
|'''Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)'''
|'''Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)'''
|
|
|
|
|
|
|
|-
|-
|Müşa'şaa/Müşa'şa'
|Müşa'şaa/Müşa'şa'/Müşaşaa
|Parlak
|Parlak
|
|
|
|Envâr-ı Muhammediyeyi (a.s.m.) ve maarif-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ve füyuzât-ı şem'-i İlâhîyi en müşa'şa bir şekilde parlatması...
|-
|-
|Şa'şaa/Şa'şa'
|Şa'şaa/Şa'şa'/Şaşaa
|Parlaklık, gösteriş
|Parlaklık, gösteriş
|
|
|
|...bu fâni âlemde rahîmâne cilveleri, nümuneleri müşahede edilen ihsanatının daha şa'şaalı bir tarzda dar-ı saadette istimrarına...
|-
|-
|'''Şın-Ayn-Ayn (1)'''
|'''Şın-Ayn-Ayn (1)'''
|
|
|
|
|
|
|
|-
|-
|Şua'/Şuaat
|Şua' (Şuaat, Şualar)
|Işın/Işınlar
|Işın/Işınlar
|
|
|
|Tevhid hakkında iki makamdan ibaret Yedinci Şua olan Âyetü'l-Kübrâ risalesinin ikinci makamının bir kısmıdır.
|-
|-
|'''Şın-Ayn-Lam (4)'''
|'''Şın-Ayn-Lam (4)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|İş'al
|İş'al/İşal
|Alevlendirme, tutuşturma
|Alevlendirme, tutuşturma
|
|
|
|...İstahrâbâd'da bin senedir daima iş'âl edilen, yanan ve sönmeyen, Mecusîlerin mâbud ittihaz ettikleri ateşin, velâdet gecesinde sönmesi.
|-
|-
|İştial
|İştial
|Tutuşma
|Tutuşma
|
|
|
|Yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mucizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir.
|-
|-
|Meş'ale/Meşale
|Meş'ale/Meşale
|Aydınlatıcı değnek
|Aydınlatıcı değnek
|
|
|
|...hiçbir eserin nail olmadığı bir şekilde meş'ale-i İlâhiye ve şems-i hidayet ve neyyir-i saadet olan Hazret-i Kur'ân'ın füyuzatına vâris olduğu meşhud olduğundan,...
|-
|-
|Şule/Şu'le
|Şule/Şu'le
|Alev
|Alev
|
|
|
|Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet, hakkıyet şu'le-i cevvale gibi;...
|-
|-
|'''Şın-Ğayn-Lam (6)'''
|'''Şın-Ğayn-Lam (5)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
980. satır: 948. satır:
|Meşguliyetler
|Meşguliyetler
|
|
|
|Akıl tâtil-i eşgal etse de, nazarını ihmal etse, vicdan Sânii unutamaz.
|-
|-
|İşgal
|İşgal
|Doldurma, meşgul etme
|Doldurma, meşgul etme
|
|
|
|Böyle ahmaklardan mühim bir mevkiyi işgal eden birisi demiş ki:
|-
|-
|İştigal
|İştigal
|Uğraşma
|Uğraşma
|
|
|
|...Risale-i Nur ile kıraeten ve kitabeten iştigal, sıkıntıyı çok hafifleştirir, ferah verir.
|-
|-
|Meşagil/Meşağil
|Meşagil/Meşağil
|Meşgaleler
|Meşgaleler
|
|
|
|Ve zuhr zamanında—ki o zaman gündüzün kemâli ve zevâle meyli ve yevmî işlerin âvân-ı tekemmülü ve meşâğilin tazyikinden muvakkat bir istirahat zamanı...
|-
|-
|Meşgale
|Meşgale
|Uğraş
|Uğraş
|
|
|
|Düşmanâne taarruzdan vazgeçip, dostâne hulûl edip, has talebeleri Risale-i Nur'un hizmetinden geri bırakmak için memuriyet gibi bir meşgale buluyorlar,...
|-
|-
|Meşgul
|Meşgul
|Uğraşan, dolu
|Uğraşan, dolu
|
|
|
|Nasıl bir parmak yaralansa göz, akıl, kalb ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar.
|-
|-
|'''Şın-Fe-Ayn (4)'''
|'''Şın-Fe-Ayn (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.016. satır: 983. satır:
|Şefaat dileme
|Şefaat dileme
|
|
|
|Bir zât def-i beliyyât için istişfâ ({{Arabi| اِسْتِشْفَۤاءْ}}) ve istişfa' ({{Arabi|اِسْتِشْفَاعْ}}) için böyle demiş:
|-
|Müşeffa'
|Allah'tan şefaat etme hakkı verilen Peygamberimiz
|
|
|-
|-
|Şefaat
|Şefaat
|Af için vesilelik
|Af için vesilelik
|align=center|+
|align=center|+
|
|O dergâhta en makbul bir şefaatçi, acz ve zaaftır.
|-
|-
|Şefi'
|Şefi'
|Şefaatçi
|Şefaatçi
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hem Risale-i Nur'u, hem bizi hizmet-i Kur'aniyede sebkat eden Hüsrev ve Rüştü ve Sabri gibi kardeşlerimi şefi' tutarak bu kusurumun afvını Üstadımdan istedim.
|-
|-
|'''Şın-Fe-Fe (2)'''
|'''Şın-Fe-Fe (2)'''
|
|
|
|
|
1.042. satır: 1.003. satır:
|En/Daha şeffaf
|En/Daha şeffaf
|
|
|
|Birbirinden eltaf ve eşeff, kudretin çok âyineleri vardır.
|-
|-
|Şeffaf/Şeffafe
|Şeffaf (Şeffafe, Şeffafiyet)
|Işık geçiren
|Işık geçiren
|
|
|
|İman ile küfür arasındaki berzah ne kadar şeffaf ve ne kadar kesiftir!
|-
|-
|'''Şın-Fe-Kaf (4)'''
|'''Şın-Fe-Kaf (4)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.058. satır: 1.018. satır:
|Şefkatli
|Şefkatli
|align=center|+ (Çekinen anlamında)
|align=center|+ (Çekinen anlamında)
|
|Sizin zabitleriniz, müşfik pederlerinizdir.
|-
|-
|Şafak
|Şafak
|Güneşin doğmasına yakın vakit
|Güneşin doğmasına yakın vakit
|align=center|+
|align=center|+
|
|Afyon hapishanesinde de saat onda âdet iken, Bediüzzaman'ı fevkalâde bir tezahüratla karşılamaya hazırlanan halkın istikbaline mâni olmak için, şafak vakti ile sabah namazı arasında hapishaneden tahliye etmişlerdir.
|-
|-
|Şefik
|Şefik
|Şefkatli
|Şefkatli
|
|
|
|...hem incir ağacı, kendi çamur yiyerek, yavrusu olan meyvelerine halis süt vermesi, bilbedâhe, nihayetsiz Rahîm, Kerîm, Şefîk bir Zâtın hesabıyla hareket ettiklerini, kör olmayana gösteriyorlar.
|-
|-
|Şefkat
|Şefkat
|Acıma
|Acıma
|
|
|
|Şefkat, vicdan, hakikat bizi siyasetten men ediyor.
|-
|-
|'''Şın-Fe-He (3)'''
|'''Şın-Fe-He (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.084. satır: 1.043. satır:
|Dudak
|Dudak
|align=center|+
|align=center|+
|
|Böyle şeylerde şakk-ı şefe etmeyiniz, bu kapıyı kapayınız demektir.
|-
|-
|Şifahen
|Şifahen
|Sözlü olarak, karşılıklı
|Sözlü olarak, karşılıklı
|
|
|
|Daha şifahen söylediklerimi sen bilirsin; sen benim mektubumsun.
|-
|-
|Şifahi
|Şifahi
|Sözlü olarak, karşılıklı
|Sözlü olarak, karşılıklı
|
|
|
|Barla'ya dönsem, arzunuz vechile sizden ziyade müştak olduğum şifahî bir musahabe çaresini arayacağız.
|-
|-
|'''Şın-Fe-Ye (5)'''
|'''Şın-Fe-Ye (5)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.105. satır: 1.063. satır:
|Şifa isteme
|Şifa isteme
|
|
|
|Bir zât def-i beliyyât için istişfâ ({{Arabi| اِسْتِشْفَۤاءْ}}) ve istişfa' ({{Arabi|اِسْتِشْفَاعْ}}) için böyle demiş:
|-
|-
|Şafi
|Şafi
|Şifa veren Allah
|Şifa veren Allah
|
|
|
|Bir tiryak-ı şâfi, bir elektrik-i muzî tevellüd eder.
|-
|-
|Şifa
|Şifa
|Afiyet, iyileştirme
|Afiyet, iyileştirme
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şu şifalı âyet çok zamandır benim dertlerimin şifası ve ilâcı olduğu gibi...
|-
|-
|Teşeffi
|Teşeffi
|Şifa bulma
|Şifa bulma
|
|
|
|Tenkidin sâiki, ya nefretin teşeffisidir, veya şefkatin tatminidir. (Dostun veya düşmanın ayıbını görmek gibi.)
|-
|-
|Teşfiye
|Teşfiye
|Şifa verme
|Şifa verme
|
|
|AB şuaat MN
|Bir kısmı da; İhyâ-yı emvat, hastaları teşfiyeye aittir.
|-
|-
|'''Şın-Kaf-Kaf (8)'''
|'''Şın-Kaf-Kaf (8)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.136. satır: 1.093. satır:
|Yarılma; türeme; Sure adı
|Yarılma; türeme; Sure adı
|align=center|+
|align=center|+
|
|Hattâ Kur'ân'ı inkâr edenlerden bir kısmı, inşikak-ı kamer mânâsında tasarruf etmemişlerdir.
|-
|-
|İştikak
|İştikak
|Türemek, türemiş kelimeler
|Türemek, türemiş kelimeler
|
|
|Münaz.
|Hem de hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikakı, illet-i hüküm gösterir.  
|-
|-
|Meşakk
|Meşakk
|Zorluklar, zahmetler
|Zorluklar, zahmetler
|
|
|
|...bizim mestur bir mevkide seyreylediğimiz o meşakk ve mezahime iştirak ettirilmediğimiz, ancak Üstad-ı Muhteremimin, Cenâb-ı Hak nezdinde duasının kabulüdür.
|-
|-
|Meşakkat
|Meşakkat
|Zorluk, zahmet
|Zorluk, zahmet
|
|
|
|Demek, meşakkat ve çalışmakla, ömrün lezzetini ve hayatın kıymetini anlıyor.
|-
|-
|Müştak
|Müştak
|Türemiş
|Türemiş
|
|
|26. Söz 2. mebhas
|Çünkü, ilm-i sarf kaidesince, ism-i fail, bir emr-i nisbî olan masdardan müştaktır.
|-
|-
|Şakk
|Şakk
|Yarılma
|Yarılma
|align=center|+
|align=center|+
|
|Meleklerde Mirac, insanlarda şakk-ı kamer gibidir
|-
|-
|Şık/Şıkk
|Şık/Şıkk
|Taraf, yarım, kısım
|Taraf, yarım, kısım
|align=center|+
|align=center|+
|
|Çünkü bu şıkkı dinleyecek ve kabul edecek, dünyada yoktur.
|-
|-
|Şikak
|Şikak
|İkilik, ayrılık
|İkilik, ayrılık
|align=center|+
|align=center|+
|
|MÜ'MİNLERDE nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.
|-
|-
|'''Şın-Kaf-Lam (1)'''
|'''Şın-Kaf-Lam (1)'''
|
|
|
|
|
|
|
|-
|-
|Şakul/Şakulen
|Şakul/Şakül (Şakulen)
|Dikey (olarak)
|Dikey (olarak)
|
|
|
|Kamer batn-ı arzdan sür'atle çıkarak, şâkulen semâvâta yükselmeye başladı.
|-
|-
|'''Şın-Kaf-Vav (4)'''
|'''Şın-Kaf-Vav (4)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.193. satır: 1.148. satır:
|Şakiler
|Şakiler
|
|
|
|Ve hapishane memurları ve müdürleri ve müdebbirleri dahi, câni ve eşkiya ve serseri ve katil ve sefahetçi ve vatana muzır zannettikleri adamları, bir mübarek dershanede çalışan talebeler görsünler ve müftehirâne Allah'a şükretsinler.
|-
|-
|Şaka
|Şaka
|Latife
|Latife
|
|
|
|Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adâvet musalâhaya, husumet şakaya döner, adâvet küçülür, mahvolur, tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir.
|-
|-
|Şaki
|Şaki
|Haydut, bedbaht
|Haydut, bedbaht
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şakî def olur gider, ilişemez.
|-
|-
|Şekavet
|Şekavet
|Şakilik
|Şakilik
|
|
|
|Belki insan ebede meb'ustur ve saadet-i ebediyeye ve şekavet-i daimeye namzettir.
|-
|-
|'''Şın-Kef-Ra (7)'''
|'''Şın-Kef-Ra (7)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.219. satır: 1.173. satır:
|Şükredilen Allah
|Şükredilen Allah
|align=center|+
|align=center|+
|
|Sen öyle şükre lâyık bir meşkûrsun ki, bütün kâinata serilmiş bütün ihsânâtın açık lisan-ı hâlleri, şükür ve senânızı okuyorlar.
|-
|-
|Müteşekkir
|Müteşekkir
|Şükreden, teşekkür eden
|Şükreden, teşekkür eden
|
|
|
|Fakat sizin yakınınızda ve beraber bir binada bulunduğumdan, çok bahtiyarım ve müteşekkirim.
|-
|-
|Şakir
|Şakir
|Şükreden
|Şükreden
|align=center|+
|align=center|+
|
|Ve o ağlayıcı ve şekvâ edici, kimsesiz yetimler, birer tesbih içinde zâkir veya vazife paydosundan şâkir suretine girdi.
|-
|-
|Şekur
|Şekur
|Şükre layık Allah
|Şükre layık Allah
|align=center|+
|align=center|+
|
|Misbah-ı müeyyede kıldı seni Zât-ı Şekûr.
|-
|-
|Şükr/Şükür
|Şükr/Şükür
|Teşekkür
|Teşekkür
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şükür, Mün'ime edilir; yani nimetleri veren Zâta şükretmek vaciptir.
|-
|-
|Şükran
|Şükran
|Şükretme, minnetdarlık
|Şükretme, minnetdarlık
|
|
|
|Şekvâ edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için, hakları Fâtırına şükrandır.
|-
|-
|Teşekkür
|Teşekkür
|Minnet ifadesi
|Minnet ifadesi
|
|
|
|Ona teşekkür lâzımken, teşekküre bedel kalbinden kızıyor.
|-
|-
|'''Şın-Kef-Sin (1)'''
|'''Şın-Kef-Sin (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.260. satır: 1.213. satır:
|Birbirine ters
|Birbirine ters
|align=center|+
|align=center|+
|Katre
|...bütün mevhum olan kör, sağır ve birbirine zıd ve müteşâkis erbabın arasında mütezebzib ve mütereddid bir şekilde kalmaktansa; ...
|-
|-
|'''Şın-Kef-Kef (6)'''
|'''Şın-Kef-Kef (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.271. satır: 1.223. satır:
|Şüpheli
|Şüpheli
|
|
|
|Akıbeti meşkuk, belâları çok, hem uzun, hem tehlikeli.
|-
|-
|Müteşekkik
|Müteşekkik
|Şüphe eden
|Şüphe eden
|
|
|Katrenin zeyli
|İşte şu desise-i şeytaniye ile, kâfir-i mütereddid ve müteşekkiki ve hem fâsık-ı mahrumu;
|-
|-
|Şek/Şekk
|Şekk
|Şüphe
|Şüphe
|align=center|+
|align=center|+
|
|O adam şekk-i küfrî cihetiyle der: "Bâkiki yoktur. Yok için neden çalışayım?"
|-
|-
|Şükuk
|Şükuk
|Şekler, şüpheler
|Şekler, şüpheler
|
|
|
|...her bir tılsımın bilinmemesinden, çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddütlerden kurtulmayıp, bazan imanını kaybederdi.
|-
|-
|Teşekkük
|Teşekkük
|Şüphe etme
|Şüphe etme
|
|
|Ayetül kübra küçük kitap
|Teşekkükün tevesvüsün gelmesine mani' bu...
|-
|-
|Teşkik
|Teşkik (Teşkikat)
|Şüphelendirme
|Şüphelendirme
|
|
|
|...fakat şeytan gibi, vahdete dair teşkikât yapmak için üç mühim sual ile, ehadiyete ve vahdete dair, ehl-i tevhide vesvese yapmak istedi.
|-
|-
|'''Şın-Kef-Lam (9)'''
|'''Şın-Kef-Lam (9)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.307. satır: 1.258. satır:
|Şekiller
|Şekiller
|
|
|
|Öyle de, bütün otlarda ve ağaçlardaki bütün yaprakların türlü türlü eşkâl-i muntazamaları ve ayrı ayrı vaziyetleri ve cezbekârâne mevzun hareketleri, yapraklar adedince, yine o Sâni-i Hakîmin vücub-u vücudunu ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.
|-
|-
|İşkal
|İşkal
|Zorlaştırma
|Zorlaştırma
|
|
|
|Fakat, ibaresindeki işkâl ve îcazdan tevahhuş edip, mütâlaasından vazgeçme.
|-
|-
|Müşakele/Müşakelet
|Müşakele (Müşakelet)
|Şekilce ve cinsçe benzeme
|Şekilce ve cinsçe benzeme
|
|
|
|Sebeb-i muhabbet, ya lezzet veya menfaat, ya müşâkelet (yani meyl-i cinsiyet), ya kemâldir.
|-
|-
|Müşkil/Müşkilat
|Müşkil (Müşkilat)
|Zor, çetin
|Zor(luklar), çetin
|
|
|
|Müteşabihat dahi ince ve müşkil istiarelerin bir kısmıdır.
|-
|-
|Müteşekkil
|Müteşekkil
|Oluşmuş
|Oluşmuş
|
|
|
|Halbuki yüz on dokuz parçadan müteşekkil Risale-i Nur Külliyatından olan bu büyük mecmuaların parçaları da...
|-
|-
|Şekil/Şekl
|Şekil/Şekl
|Biçim, görünüş
|Biçim, görünüş
|align=center|+
|align=center|+
|
|Tabiatları lâtif, ince ve lâtif san'atlara meftun bazı insanlar, bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları,...
|-
|-
|Teşekkül
|Teşekkül
|Oluşma
|Oluşma
|
|
|
|Çünkü ikinci teşekkül, yani ikinci yapılış, birinci teşekkülden daha kolaydır.
|-
|-
|Teşkil
|Teşkil
|Oluşturma
|Oluşturma
|
|
|
|Teşkil ettiği hakikatli âlem-i İslâmiyet, izhar ettiği esaslı şeriat ve gösterdiği âli kemâlâtın şehadetiyle, âlem-i gayba ait olan bahislerinde dahi, âlem-i şehadetteki bahisleri gibi ayn-ı hakaik olduğunu ve içinde hilâf bulunmadığını ispat eder.
|-
|-
|Teşkilat
|Teşkilat
|Oluşma; Kurum, kuruluş
|Oluşma; Kurum, kuruluş
|
|
|
|Meselâ, elmas madeninde teşkilât başladığı vakit, o maddeden hem ramad, yani hem kül, hem kömür, hem elmas nevileri tevellüt ediyor.
|-
|-
|'''Şın-Kef-Vav (6)'''
|'''Şın-Kef-Vav (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.358. satır: 1.308. satır:
|Lamba yeri, kandil
|Lamba yeri, kandil
|align=center|+
|align=center|+
|
|O kudretin ziyasına güneş mişkât olmuştur.
|-
|-
|Müşteki
|Müşteki (Müştekiyane)
|Şikayetçi
|Şikayetçi (olarak)
|
|
|
|İşte bu yirmi üç senede yüzer işkenceli musibetlerden on tanesini, Âdil-i Hâkim-i Zülcelâlin dergâh-ı adaletine müştekiyâne takdim ediyorum.
|-
|-
|Müteşekki
|Müteşekki
|Şikayet eden
|Şikayet eden
|
|
|MN reşhalar
|...o iktidarlı ihsanperver Sâni-i Zülcelal, bu müteşekkir ve istihsankâr zata karşı alâkasız kalsın.
|-
|-
|Şekva
|Şekva
|Şikayet
|Şikayet
|
|
|
|Ey kanaatsiz, hırslı ve iktisatsız, israflı ve haksız, şekvâlı, gafil insan!
|-
|-
|Şikayet
|Şikayet
|Yakınma
|Yakınma
|
|
|
|...bütün o vazifedarlar namına gemi sahibi ondan şedit şikâyet eder.
|-
|-
|Teşekki/Teşekkiyat
|Teşekki (Teşekkiyat)
|Şikayet etme
|Şikayet etme(ler)
|
|
|
|Fikir, o neylerden, başta Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî olarak bütün âşıkların işittikleri elemkârâne teşekkiyât-ı firâkı işitmiyor.
|-
|-
|'''Şın-Lam-Lam (1)'''
|'''Şın-Lam-Lam (1)'''
|
|
|
|
|
1.394. satır: 1.343. satır:
|Çağlayan
|Çağlayan
|
|
|
|Yirmi Yedinci Mektup gittikçe coşan berrak bir şelâle gibi çağlamaktadır.
|-
|-
|'''Şın-Mim-Ra (1)'''
|'''Şın-Mim-Ra (1)'''
|
|
|
|
|
1.405. satır: 1.353. satır:
|(Kolları) sıvama
|(Kolları) sıvama
|
|
|Makaleler
|...nara-yı merdanesiyle teşmir-i sak ederek, zincir-i âtaleti kırmak ve perde-i sefaleti yırtmakla meydan-ı terakkiye atılacaktır.
|-
|-
|'''Şın-Mim-Sin (3)'''
|'''Şın-Mim-Sin (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|Şems
|Şems (Şemsi; Şemsiyye)
|Güneş
|Güneş
|align=center|+
|align=center|+
|
|Maahaza, bütün şeffaf şeylerde görünen şemsin timsallerinin herbirisi, "Şems benimdir. Şems yanımdadır. Şems bendedir" diyebilir.
|-
|-
|Şemsiye
|Şemsiye
|Güneşlik/Yağmurluk
|Güneşlik/Yağmurluk
|
|
|KL 256
|Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ediyorum, el ayağım kırılmamış, çok ziyade incinmiş iken yine şemsiye ile yürüyebildim.
|-
|-
|Şümus
|Şümus
|Güneşler
|Güneşler
|
|
|
|Demek, arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak, çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dâvâ-yı halk ve iddia-yı icad edemez.
|-
|-
|'''Şın-Mim-Tı (1)'''
|'''Şın-Mim-Tı (1)'''
|
|
|
|
|
1.437. satır: 1.383. satır:
|Saçı ağarmış
|Saçı ağarmış
|
|
|Muh
|...ve nazenîn ve hasnâ iken acuze-i şemtâ ve kocakarı olur.
|-
|-
|'''Şın-Mim-Lam (8)'''
|'''Şın-Mim-Lam (8)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.448. satır: 1.393. satır:
|Daha kapsamlı
|Daha kapsamlı
|
|
|
|Ve o semeratı görünen merhametten daha eşmel bir merhamet tasavvur edilemez.
|-
|-
|Müştemil
|Müştemil
|Kapsayan
|Kapsayan
|
|
|
|...kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil,...
|-
|-
|Müştemilat
|Müştemilat
|Kapsam dahilindekiler
|Kapsam dahilindekiler
|
|
|
|Müştemilat
|-
|-
|Şamil
|Şamil
|Kapsayan
|Kapsayan
|
|
|
|Nev'en umuma şamil, bir müşterek sebebi, maddiyyunluktan gelen dalâlet-i fikri idi.
|-
|-
|Şemail
|Şemail
|Huylar, şimaller
|Huylar, şimaller
|
|
|
|Rüyamda, Şemâil-i Şerife muvafık, gayet nuranî bir surette Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmı oturduğu yere dayanmış bir vaziyette gördüm.
|-
|-
|Şimal
|Şimal
|Kuzey; sol; huy
|Kuzey; sol; huy
|align=center|+
|align=center|+
|
|...hem denizle beraber Şark, Garp, Şimal, Cenup, bu yüzdeki ve Yeni Dünya yüzündeki malûm yedi kıt'ası,...
|-
|-
|Şümul
|Şümul
|Kapsama
|Kapsama
|
|
|
|Çünkü kendisi bu kaidenin şümulünden hariç kalmıştır.
|-
|-
|Teşmil
|Teşmil
|Kapsamına alma
|Kapsamına alma
|
|
|
|...bir kısım tefsir bu noktayı izah etmeden, umum çocuklara teşmil etmişler.
|-
|-
|'''Şın-Mim-Mim (3)'''
|'''Şın-Mim-Mim (3)'''
|
|
|
|
|
1.494. satır: 1.438. satır:
|Hafifçe duyurma
|Hafifçe duyurma
|
|
|
|İşte, beşerin nazik san'atlarından olan celb-i suret ve savtların çok ilerisindeki nihayât hududunu, şu âyet remzen gösteriyor ve teşviki işmam ediyor.
|-
|-
|(Kuvve-i) Şamme
|(Kuvve-i) Şamme
|Koku (duyusu); burun
|Koku (duyusu); burun
|
|
|
|Meselâ, kuvve-i şâmme, kokular taifesindeki letâif-i rahmeti hisseder.
|-
|-
|Şemme
|Şemme
|1 defa koklama, kokucuk
|1 defa koklama, kokucuk
|
|
|
|Şu meseleye dair, Şemme isminde bir risale-i Arabiyemde şöyle bahsetmişiz ki:
|-
|-
|'''Şın-Nun-Ayn (3)'''
|'''Şın-Nun-Ayn (3)'''
|
|
|
|
|
1.515. satır: 1.458. satır:
|Kötülük, aşağılık
|Kötülük, aşağılık
|
|
|
|Belki haşmetin izharı ve düşman şenaatinin teşhiri gibi sebeplerden ileri geliyor.
|-
|-
|Şeni/Şen'i
|Şeni'
|Kötü
|Kötü
|
|
|15. Sözün zeyli
|...sofestaîleri ve şeytanları dahi utandıracak ve titretecek şenî' bir hezeyan-ı küfrî olmakla beraber…
|-
|-
|Teşniat
|Teşniat
|Ayıplamalar
|Ayıplamalar
|
|
|İİ münafıklar
|Bunun içindir ki, Kur'ân-ı Azîmüşşan, ehl-i nifaka fazlaca teşniat ve takbihatta bulunmuştur.
|-
|-
|'''Şın-He-Be (2)'''
|'''Şın-He-Be (2)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.536. satır: 1.478. satır:
|Ak
|Ak
|
|
|
|Dest-i gaybın da Gavs-ı A'zam Sultan-ı Evliya Bâzü'l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir-i Geylanî kuddise sırruhu'l-âlî Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.
|-
|-
|Şahab/Şihab
|Şahab/Şihab
|Kayan yıldız
|Kayan yıldız
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte bu recm-i şeyâtîn için atılan şahapların üç mânâsı olabilir.
|-
|-
|'''Şın-He-Dal (15)'''
|'''Şın-He-Dal (15)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.552. satır: 1.493. satır:
|Şahidler
|Şahidler
|
|
|Muh
|... tam serbestiyetle bilâperva ve kemâl-i vüsûk ile alâ ruûs-il eşhad zikir ve naklinden güneş gibi sıdkın tulû' edeceğini göreceksin.
|-
|-
|Eşhedü
|Eşhedü
|Şahitlik ederim
|Şahitlik ederim
|
|
|
|Kalb kulağıyla hangisini dinlesen "Eşhedü en lâ ilâhe illâllah" dediğini işitirsin.
|-
|-
|İstişhad
|İstişhad
|Şahid gösterme
|Şahid gösterme
|
|
|
|Üstünde sikke-i i'câz, içinde nur-u hidayet, altında mantık ve delil, sağında aklı istintak, solunda vicdanı istişhad, önünde hayır, hedefinde saadet-i dareyn, nokta-i istinadı vahy-i mahzdır.
|-
|-
|İşhad
|İşhad
|Şahid gösterme
|Şahid gösterme
|
|
|
|...gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin bir hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü'minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder.
|-
|-
|Meşhud
|Meşhud
|Görülen
|Görülen
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte, meşhud, bedihî kader, o zîhayatın mânevî hâlâtında dahi bir kader kalemiyle çizilmiş muntazam meyvedar hudutları, nihayetleri var olduğunu gösterir.
|-
|-
|Müşahede
|Müşahede
|Görme
|Görme
|
|
|
|Gizli, kusursuz kemâl ise, takdir edici, istihsan edici, "Maşaallah" deyip müşahede edicilerin başlarında teşhir ister.
|-
|-
|Müşahid
|Müşahid
|Gören
|Gören
|
|
|
|...mazinin a'mâk-ı hafâsına girerek, hazır ve müşahid gibi enbiya-yı sâlifenin ahvallerini ve esrarlarını teşrih etmesiyle, ...
|-
|-
|Şahid/Şahit
|Şahid/Şahit
|Tanık
|Tanık
|
|align=center|+
|align=center|+
|
|Bu şâhid, binlerce binlerdir. Bu şahidlerin sıdkına şâhid şudur ki; ...
|-
|-
|Şehadet
|Şehadet
|Şahitlik; şehitlik
|Şahitlik; şehitlik
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte bu on beş küllî şehadetler, her biri pek çok şehadetleri, hattâ Üçüncü Şehadet, mu'cizat lisanıyla bin şehadeti ihtiva edip...
|-
|-
|Şehd
|Şehd
|Bal
|Bal
|
|
|
|O da alır getirir, şehd-i şehadet yapar.
|-
|-
|Şehid/Şehit
|Şehid/Şehit
|Allah yolunda hayatını feda eden; Allah'ın ismi
|Allah yolunda hayatını feda eden; Allah'ın ismi
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şehid, kendini hayy bilir.
|-
|-
|Şevahid
|Şevahid
|Şahitler
|Şahitler
|
|
|
|...şevâhid-i vahdâniyetini o koca nehirlerin kuvvet ve zuhur ve ifazaları derecesinde kâinatın kalbine ve zeminin dimağına vererek cin ve insin kulûb ve ukûlüne isâle ediyor.
|-
|-
|Şuhud
|Şuhud
|Görme
|Görme
|
|
|
|Şuhud derecesinde olan keşifleri bazan hilâf-ı vaki ve muhalif-i hak çıkıyor.
|-
|-
|Şüheda
|Şüheda
|Şehitler
|Şehitler
|
|
|
|Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır.
|-
|-
|Teşehhüd
|Teşehhüd
|Ettehiyyatü oturuşu
|Ettehiyyatü oturuşu
|
|
|Hem bu tarzdaki salâvatın teşehhüdde tahsisinin hikmeti nedir?
|-
|-
|'''Şın-He-Ra (8)'''
|'''Şın-He-Ra (8)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|İştihar
|İştihar
|Meşhur olma
|Meşhur olma, yayılma
|
|
|
|Eğer çendan taassubla da olsa müdâfîleri bulunsa idi, mesele mühim olduğu için iştihar edecekti.
|-
|-
|Meşhur
|Meşhur
|Ünlü, bilinen
|Ünlü, bilinen
|
|
|
|Onlar çoktur; biz, onlardan meşhurları ve mânevî tevatür hükmüne geçmiş ve ekser tarih ve siyerde nakledilmiş birkaçını zikredeceğiz.
|-
|-
|Müştehir
|Müştehir
|Meşhur olmuş
|Meşhur olmuş
|
|
|
|Aktâb-ı Hamse-i Azîmenin birincisi ve Gavs-ı Âzam namıyla müştehir Şeyh-i Geylânî Hazretlerinin,...
|-
|-
|Şehir/Şehîr
|Şehir/Şehîr
|Meşhur
|Meşhur
|
|
|MN Reşhalar
|Ezcümle, Amerikalı feylesof Carlyle, Alman edib-i şehîri Goethe'den naklen, Kur'ân'ın hakaikine dikkat ettikten sonra, "Acaba İslâmiyet içinde âlem-i medeniyetin tekemmülü mümkün müdür?" diye sormuştur.
|-
|-
|Şehr
|Şehr
|Ay
|Ay
|align=center|+
|align=center|+
|
|...bir saati yüz saat hükmüne getiren o şehr-i mübarekte, bu musibet dahi, o yüz sevabı, herbir saati on saat derecesinde ibadet yapmakla bine iblâğ ettiğinden,...
|-
|-
|Şöhret
|Şöhret
|Ün
|Ün
|
|
|
|Şöhret, insanın malı olmayanı da insana mal eder.
|-
|-
|Şuhur
|Şuhur
|Aylar
|Aylar
|
|
|
|Ben hem kendimde, hem bu yakındaki Risale-i Nur talebelerinde şuhur-u muharremeden sonra bir yorgunluk ve şevkte bir fütur görüyordum.
|-
|-
|Teşhir
|Teşhir
|İlan etme, sergileme
|İlan etme, sergileme
|
|
|
|O zeval ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san'at için bir tazelendirmek şeklinde görüp, lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir.
|-
|-
|'''Şın-He-Kaf (3)'''
|'''Şın-He-Kaf (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.679. satır: 1.618. satır:
|Yüksek
|Yüksek
|
|
|
|Hem şârık ki sur sûreler şâhik, her kelime bir melek-i nâtık ki,...
|-
|-
|Şahika
|Şahika
|Zirve
|Zirve
|
|
|
|Demek, sekiz yüz sene bir mesafede görünen, hizmet-i Kur'âniyenin şâhikasıdır;...
|-
|-
|Şehik
|Şehik
|Hıçkırarak içini çekme
|Hıçkırarak içini çekme
|align=center|+
|align=center|+
|
|...Cehennem ateşinde zefir ve şehîk eden ehl-i şekavetin azabını haber verip,...
|-
|-
|'''Şın-He-Lam (1)'''
|'''Şın-He-Lam (1)'''
|
|
|
|
|
1.700. satır: 1.638. satır:
|Ela/Mavi göz
|Ela/Mavi göz
|
|
|
|Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnun seni leylâ.
|-
|-
|'''Şın-He-Vav (7)'''
|'''Şın-He-Vav (7)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
|İştah/İştiha
|İştah (İştiha)
|Yemek isteği
|Yemek isteği
|
|
|
|Hem ben, hem kardeşlerim, bunu benim az yemek ve iştahsızlığıma veriyorduk.
|-
|-
|Müştehi
|Müştehi
|İştahlı
|İştahlı
|
|
|Lemeat müştehiyane
|Öyle de, rahmete muhtaç bir biçare meyyitenin güzel tasvirine müştehiyâne bir nazarla bakmak, ruhun hissiyât-ı ulviyesini söndürür.
|-
|-
|Müştehiyat
|Müştehiyat
|İştah verici şeyler
|İştah verici şeyler
|
|
|
|...bilhassa hevesat ve müştehiyat-ı nefsaniyeyi taammüm etmiş memleketlerde...
|-
|-
|Şehevat
|Şehevat
|Şehvetler
|Şehvetler
|
|
|
| Yetimâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrik eden sesler haramdır.
|-
|-
|Şehvet
|Şehvet
|(Cinsel) istek
|(Cinsel) istek
|align=center|+
|align=center|+
|
|Vasat mertebesi ise iffettir ki, helâline şehveti var, harama yoktur.
|-
|-
|Şehvani
|Şehvani
|Şehvetle ilgili
|Şehvetle ilgili
|
|
|
|İnsan, hemşire misilli mahremlerine karşı fıtraten şehvânî his taşıyamıyor.
|-
|-
|Teşehhi
|Teşehhi
|İştahla isteme
|İştahla isteme
|
|
|
|Sizin, ey ehl-i hayal, teşehhî ile istediğiniz gibi yaratmamıştır, akıllarınızı kâinata mühendis etmemiştir.
|-
|-
|'''Şın-Vav-Be (1)'''
|'''Şın-Vav-Be (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.752. satır: 1.688. satır:
|Leke
|Leke
|align=center|+ (Karışık anlamında)
|align=center|+ (Karışık anlamında)
|
|...bir Mâbud-u Lemyezel, bir Mahbub-u Lâyezâlin ezelî ve ebedî bir hayat-ı daimesi var ki, şaibe-i zevâl ve fenâdan münezzeh ve avârız-ı naks ve kusurdan müberrâdır....
|-
|-
|'''Şın-Vav-Ra (8)'''
|'''Şın-Vav-Ra (8)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.763. satır: 1.698. satır:
|Danışma
|Danışma
|
|
|
|Ekradın istidatları ile istişare etmek, onların sabavet ve besatetlerini nazara almaktır.
|-
|-
|İşaret
|İşaret
|Göstererek bildirme
|Göstererek bildirme
|
|
|
|İşte bu On Üç İşaret, on üç anahtardır.
|-
|-
|Meşveret
|Meşveret
|Danışma
|Danışma
|
|
|
|Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer'iyedir.
|-
|-
|Mişvar
|Mişvar
|Tarz
|Tarz
|
|
|
|Ve ahlâk-ı Muhammediyenin (a.s.m.) tam âmili ve mişvar-ı Ahmediyenin (a.s.m.) ve hilye-i Nebeviyenin (a.s.m.) hakikî lâbisi olduklarını gösterirler.
|-
|-
|Müşavere
|Müşavere
|Danışma
|Danışma
|
|
|
|...heyet-i hâkime müşavereden sonra ittifakla beraat kararını tebliğ etmiş...
|-
|-
|Müşavir
|Müşavir
|Danışman
|Danışman
|
|
|
|Sizler—haddimin fevkinde—bir cihette talebemsiniz ve bir cihette ders arkadaşlarımsınız ve bir cihette muîn ve müşavirlerimsiniz.
|-
|-
|Müşir
|Müşir
|Meraşal
|Meraşal
|
|
|
|Âdi bir neferin, müşir makamının evâmirini tebliği gibi, ben de mânevî bir müşiriyet makamının evâmirini tebliğ ediyorum.
|-
|-
|Şura
|Şura
|Danışma meclisi; Sure adı
|Danışma meclisi; Sure adı
|align=center|+
|align=center|+
|
|{{Arabi|وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ}} âyet-i kerimesi, şûrâyı esas olarak emrediyor.
|-
|-
|'''Şın-Vav-Şın (2)'''
|'''Şın-Vav-Şın (2)'''
|
|
|
|
|
1.809. satır: 1.743. satır:
|Karışık
|Karışık
|
|
|
|Şu İkinci Kısım, kırk dakikada sür'atle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtip ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır.
|-
|-
|Teşviş
|Teşviş
|Karıştırma
|Karıştırma
|
|
|
|Ehl-i zahirin zihinlerini teşviş eden, felsefe-i Yunaniyeye incizaplarıdır.
|-
|-
|'''Şın-Vav-Zı (1)'''
|'''Şın-Vav-Zı (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.825. satır: 1.758. satır:
|Kızgın ateş
|Kızgın ateş
|align=center|+
|align=center|+
|
|...belki farz-ı muhal olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer adüvv-ü kâfir olsaydınız, arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları, ateşli demirleri, şuvazlı nuhasları size atabilirler, sizi dağıtırlar.
|-
|-
|'''Şın-Vav-Kaf (6)'''
|'''Şın-Vav-Kaf (6)'''
|
|
|
|
|
1.836. satır: 1.768. satır:
|Şiddetli arzu
|Şiddetli arzu
|
|
|
|Muzaaf ihtiyaç, iştiyak olur. Muzaaf iştiyak, incizap olur.
|-
|-
|Müşevvik
|Müşevvik
|Teşvik eden
|Teşvik eden
|
|
|
|Şu zaman-ı tereddüt ve evhamda iz'an ve iltizamı tenmiye ve takviye eden nuranî sıcak kalblerden çıkan müspet efkârı ve müşevvik beyanatı hüsn-ü zan ile temaşa etmek gerektir.
|-
|-
|Müştak
|Müştak
|İştiyaklı
|İştiyaklı
|
|
|
|Mevcudatın en müntehabı ve en muhtacı ve en nâzenini ve en müştakı olan hakikî insanların münâcâtlarına ve şükürlerine fiilen mukabele ettiği gibi, kelâmıyla da mukabele etmek, hâlıkıyetin şe'nidir.
|-
|-
|Şaik/Şaika
|Şaik/Şaika
|Şevk verici
|Şevk verici
|
|
|
|...insanda ve hayvanda "sâika" ve "şâika" namıyla, aynı sâmia ve bâsıra gibi iki hiss-i âhari ilmen bulmuştum.
|-
|-
|Şevk
|Şevk
|Arzu, istek
|Arzu, istek
|
|
|
|Kur'ân'ın şevki ise, ruh düşer heyecana, şevk-i maâli verir.
|-
|-
|Teşvik
|Teşvik
|Şevk verme
|Şevk verme
|
|
|
|Teşvik ise bir nevi hidayettir.
|-
|-
|'''Şın-Vav-Kef (1)'''
|'''Şın-Vav-Kef (1)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.872. satır: 1.803. satır:
|Heybet, ululuk
|Heybet, ululuk
|align=center|+
|align=center|+
|
|Görüyoruz ki, bu seyyaremiz, bir azamet-i şevket-i Rububiyeti ve haşmet-i saltanat-ı Ulûhiyeti ve kemâl-i rahmet ve hikmeti gösterir bir surette, güneşin etrafında, emr-i Rabbânî ile, Birinci Mektupta beyan edildiği gibi, pek büyük bir hizmet için bir uzun seyir ve seyahat ona ettiriliyor.
|-
|-
|'''Şın-Vav-Lam (2)'''
|'''Şın-Vav-Lam (2)'''
|
|
|
|
|
1.883. satır: 1.813. satır:
|Atkı
|Atkı
|
|
|Divanı harbi
|...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında öyle bir kanun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, "mecnun" demişlerdi.
|-
|-
|Şevval
|Şevval
|10. Hicri ay
|10. Hicri ay
|
|
|
|...İsm-i Âzam veyahut İsm-i Âzamın iki ziyasından bir ziyası veya altı nurundan bir nuru olan ism-i Hayyın bir cilvesi, Şevvâl-i Şerifte, Eskişehir Hapishanesinde uzaktan uzağa aklıma göründü.
|-
|-
|'''Şın-Ye-Elif (5)'''
|'''Şın-Ye-Elif (5)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.899. satır: 1.828. satır:
|Şeyler
|Şeyler
|
|
|
|Ve yakînen bana bildirildi ki, kâinattaki kudretin faaliyeti ve seyr ü seyelân-ı eşya o kadar mânidardır ki, o faaliyetle Sâni-i Hakîm envâ-ı kâinatı konuşturuyor.
|-
|-
|İnşaallah
|İnşaallah/İnşallah
|Allah dilerse
|Allah dilerse
|align=center|+
|align=center|+
|
|İnşaallah, senin herşeyinde ve her işinde uzun bir zamanda, yani tufûliyet zamanından, tâ ihtiyarlığın vaktinde işkenceli esaretine kadar, yani bin iki yüz doksan dörtten, tâ bin üç yüz kırk beş, belki altmış dörde, daha ziyade bir zamana kadar Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim.
|-
|-
|Maşaallah
|Maşaallah/Maşallah
|Allah saklasın
|Allah saklasın
|align=center|+
|align=center|+
|
|İşte, masnuatı yaldızlayan mezâyâ ve mehâsine ve mevcudatı ışıklandıran letâif ve kemâlâta karşı "Sübhanallah, Maşaallah, Allahu ekber" diyerek semâvâtı çınlattıran...
|-
|-
|Meşiet
|Meşiet
|Dileme
|Dileme
|
|
|
|...meşiet-i İlâhiye asıldır, kader hâkimdir.
|-
|-
|Şey'/Şey'en
|Şey' (Şey'en/Şeyen)
|Nesne/Azar azar
|Nesne (Azar azar)
|align=center|+
|align=center|+
|
|...ancak Vâcibü'l-Vücud ve Kàdir-i Külli Şey ve Âlim-i Külli Şey bir Rabb-i Zülcelâl-i ve'l-İkramdır" der, hükmeder.
|-
|-
|'''Şın-Ye-Hı (6)'''
|'''Şın-Ye-Hı (6)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.930. satır: 1.858. satır:
|Şeyhler
|Şeyhler
|
|
|
|İşte, büyük ulemâ-i İslâm ve meşâyih-ı kiram çok tecrübe ve imtihanlarla şöyle bir kanaata varmışlardır ki, Bediüzzaman ne söylerse hakikattır.
|-
|-
|Meşihat
|Meşihat
|Din işleri merkezi, şeyhülislamlık
|Din işleri merkezi, şeyhülislamlık
|
|
|
|Diyanet dairesi, Meşihat-ı İslâmiye gibi, yalnız Türkiye'nin din muallimi değil, belki umum âlem-i İslâma Meşihat-ı İslâmiye yerine alâkası, nezareti, münasebeti var.
|-
|-
|Müteşeyyih
|Müteşeyyih
|Şeyhlik taslayan
|Şeyhlik taslayan
|
|
|
|İşte o tedennînin mühim bir sebebi: Bazı rüesâ ile haksız olarak millete fedakârlık iddia eden sahtekâr hamiyet-furuşlar veya velâyeti dâvâ eden ehliyetsiz bazı müteşeyyihlerdir.
|-
|-
|Şeyh
|Şeyh
|Yaşlı, hoca
|Yaşlı, hoca
|align=center|+
|align=center|+
|
|Şeyh efendi, bunlara söyleyiniz, benimle dövüştükleri vakit dördü birden olmasınlar, ikişer ikişer gelsinler.
|-
|-
|Şeyhuhet
|Şeyhuhet
|Yaşlılık
|Yaşlılık
|
|
|
|Zira; dünya şeyhuhet itibariyle müşevveşedir; İslâmiyet ağrazın teneffüsü ile mütezelziledir.
|-
|-
|Şüyuhat
|Şüyuhat
|Şeyhlik
|Şeyhlik
|
|
|
|Biraz ileride şu asr-ı hâzırın uğradığı ve uğrayacağı kaviyyen me'mul ve melhuz olan sefahet ve atâlete rağmen düstur-u şüyuhatını tahdit ...
|-
|-
|'''Şın-Ye-Dal (3)'''
|'''Şın-Ye-Dal (3)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.966. satır: 1.893. satır:
|Harçla yapılmış sağlam bina
|Harçla yapılmış sağlam bina
|align=center|+
|align=center|+
|
|...biri diğerinin noksanını tekmil için bir meclis-i şûrâ olarak, bir kasr-ı meşîd-i nuranî timsalinde arz-ı dîdar edecektir.
|-
|-
|Müşeyyed/Müşeyyede
|Müşeyyed (Müşeyyede)
|Sağlamlaştırılmış
|Sağlamlaştırılmış
|align=center|+
|align=center|+
|
|Nazm-ı maânî ise mantıkla müşeyyeddir.
|-
|-
|Teşyid
|Teşyid
|Binayı sağlamlaştırmak
|Binayı sağlamlaştırmak
|
|
|AB tarihçe
| Ulum-u diniye ile fünûn-u asriyeyi mezc, hakâik-i diniyeyi fünûn-u müsbete ile te'yid ve teşyid etmek suretiyle, talebenin tenvir-i ezhânına sarf-ı himmet eyledi.
|-
|-
|'''Şın-Ye-Ayn (7)'''
|'''Şın-Ye-Ayn (7)'''
|
|
|align=center|'''+'''
|align=center|'''+'''
|
|
|
|-
|-
1.987. satır: 1.913. satır:
|Yayma
|Yayma
|
|
|
|Şimdilik o hâdisât-ı gaybiyenin yüzer misallerinden, mülhidler tarafından avâmın akidelerini bozmak fikriyle işâa edilen yirmi üç Meseleleri, tevfik-i Rabbânî ile, gayet muhtasar bir surette beyan edilecek.
|-
|-
|Şayia
|Şayia
|Söylenti
|Söylenti
|
|
|
|Hem biz de çok dikkat ve ihtiyat etmeye, böyle şâyialara ehemmiyet vermemeye mecbur oluyoruz.
|-
|-
|Şia
|Şia
|Şiilik
|Şiilik
|align=center|+ (Grup anlamında)
|align=center|+ (Grup anlamında)
|
|O muhabbet, Şialar için belki bir özür teşkil eder.
|-
|-
|Şii
|Şii
|Hz. Ali taraftarı
|Hz. Ali taraftarı
|
|
|
|Alevî ve Şiîlerin müfritleri ise, değil Peygamber (a.s.m.) aleyhinde, belki Âl-i Beytin muhabbetinden, ifratkârane muhabbet besliyorlar.
|-
|-
|Şüyu'
|Şüyu'
|Yayılma
|Yayılma
|
|
|
|Bunu dinlediğinde, kendisinden bahsettiğini ve bir sene evvelki kendi vukuatının şimdi civar köylerde şüyû bulduğunu anlayarak geriye döner, dâvete icabet etmez.
|-
|-
|(Ehl-i) Teşeyyu'
|(Ehl-i) Teşeyyu'
|Şiiler
|Şiiler
|
|
|
|Ehl-i teşeyyu', imanına kàil; Ehl-i Sünnetin ekserîsi imanına kàil değiller.
|-
|-
|Teşyi'
|Teşyi'
|Uğurlama
|Uğurlama
|
|
|
|Ticaret muhabbeti, onlar bizi beslerler, hediyelerle süslerler, hem de teşyi ederler.
|-
|-
|'''Şın-Ye-Nun (1)'''
|'''Şın-Ye-Nun (1)'''
|
|
|
|
|
|
|
|-
|-
|Şeyn
|Şeyn/Şun
|Kusur
|Kusur
|
|
|
|Hem de o sarhoş namazsızlar Jön Türk değiller, belki şeyn Türktürler. Yani fena ve çirkin Türktürler.
|-}
|-}

18.24, 27 Aralık 2025 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Önceki Harf: Sin (س)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıSad (ص): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Şın (ش) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ش Şın 0 71 310 1 2 72 49 312 67
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Şın-Elif-Mim (3) +
Meş'um/Meşum Uğursuz İşte, ey akıl, dikkat et! Meş'um bir alet nerede, kâinat anahtarı nerede?
Şeamet Uğursuzluk, kötülük Hem fikr-i milliyette bir zevk-i nefsanî var, gafletkârâne bir lezzet var, şeâmetli bir kuvvet var.
Şu'm/Şum Uğursuzluk Hem ihbar ediyorlar ki, dalâlet ve batalet ve belâhet şu'muyla (uğursuzluğuyla) sol yolda gidenler, müddet-i seferlerinde, açlık ve korkudan azîm bir ıztırap çekiyorlar.
Şın-Elif-Nun (3) +
Şan Ün, itibar Şan ve şeref arzusuyla teveccüh-ü nâs ise, ücret ve mükâfat değil, belki ihlâssızlık yüzünden gelen bir itab ve bir mücazattır.
Şe'n/Şein İş, tavır + Menfaatin şe'ni, her arzuya kâfi gelmediğinden, üstünde boğuşmaktır.
Şuun (Şuunat) Şe'nler Sıfâtın mükemmeliyeti, şuûnatın mükemmeliyetini tasrih eder.
Şın-Be-Be (3)
Şabb Genç Baktım, birisi sakallı, ikisi şâbb-i emred.
Şebab Genç ...cezâlet ve melâhattan hasıl olan ruhânî halâvet; aşk-ı şebâbîden, şevk-i baharîden neş'et eden semâvî neşe;...
Şebabet Gençlik Hem öyle bir tazelik ve gençlik ve şebâbet ve garabet göstermiş ki, on dört asır yaşadığı ve herkesin eline kolayca girdiği halde, şimdi nazil olmuş gibi tazeliğini muhafaza ediyor.
Şın-Be-Se (2)
Müteşebbis (Müteşebbisin) Girişimde bulunan(lar) ...tesis edilecek Şark Darülfünununun ilk müteşebbisinin bir ders kitabı olan ve ulûm-u müsbete ve fenniye ile ulûm-u imaniyeyi barıştıran...
Teşebbüs Giriş Yani ityan (delil getirmek), tecrübeye lâzımdır; tecrübe taallüme, taallüm vücub-u teşebbüse, vücub-u teşebbüs de teşebbüse, teşebbüs de raybe lâzımdır.
Şın-Be-Ayn (2)
İşba' Doyurma Aynen öyle de, Kur'ân'ın mânâları, dağ gibi akılları işbâ ettiği gibi, sinek gibi küçücük, basit akılları dahi aynı sözlerle talim eder, tatmin eder.
Meşbu' Tok Kabiliyetimin azlığı, istidadımın kısalığı, iktidarımın noksanlığıyla beraber uhdeme verilmiş olan birkaç maddî vazifelerin taht-ı tesirinde dimağım meşgul ve adeta meşbû olduğundan, o mübarek cevherlerinize mukabil âdi boncuk bile ibraz edemeyeceğim.
Şın-Be-Kef (4)
İştibak Şebekelenme Kelâmın selaseti ise: Bir derece hissiyattan tafralık ve iştibak etmemek; ve tabiatı taklit; ve harice temessül; ve mesîl-i garazda sedad; ve maksat ve müstekarrın temeyyüzüdür.
Müteşabik (Müteşabike) Birbiriyle şebeke oluşturan ...tesâvir-i mütedahileye benzeyen mürekkebat-ı müteşâbike-i mütesâide-i kâinatın herbir makamında ve herbir nisbetinde ve herbir dairesinde,...
Şebeke Ağ; örgüt Tesadüf, şirk ve tabiattan teşekkül eden fesat şebekesinin âlem-i İslâmdan nefiy ve ihracına Risale-i Nurca verilen karar infaz edilmiştir.
Teşabük Birbiriyle şebekelenme ...her şeyde hattâ bir zerrede dahi teşarük ve teşabükleri; (yani birbirleriyle ortaklık etmeleri ve şebekelenmeleri)...
Şın-Be-He (14) +
Eşbah Benzerleri ...Hem de حَتّٰۤى اِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِىعَيْنٍ حَمِئَةٍ ve eşbâhı...
İştibah Benzeme Eğer hakikat-i İslâmiyette şüphe etsen, bedihiyat ve zaruriyat-ı kat'iyede iştibah edersin.
Müşabehet Benzerlik Bu şiiri güzel gösteren, içindeki hayalin hakikate bir derece müşabehetidir.
Müşabih Benzeyen, benzer Ve o ağaçtaki yemişler ise, dünyevî nimetlerdir ki, Cenâb-ı Kerîm-i Mutlak, onları âhiret nimetlerine bir liste, hem ihtar edici, hem müşabihleri, hem Cennet meyvelerine müşterileri davet eden nümuneler suretinde yapmış.
Müşebbeh Benzetilen Öyleyse müşebbehün-bih olacak şey, mukadderdir.
Müştebih Şüphe edilen + İşte, müştebih ağaçları gösteren semereleridir.
Müteşabih Birbirine benzeyen; Ayet ve hadislerin mecazî mânalara gelen ifadeleri + Madem bu müteşabih hadîse, lüzumsuz ve zararlı bir tarzda nazar-ı dikkat celb edilmiş ve bu çeşit hadîsler çok varid olmuş.
Şebih Benzeyen şey, benzer Ne zâtında ve ne sıfâtında ve ne ef'âlinde şeriki, şebihi yoktur.
Şibh Benzeyen şey, benzer ...sırlarıyla misli, misali, mesîli, şibhi, şebihi olmayan bir Semi' ve Basir olup,...
Şübeh (Şübehat) Şüpheler Bu şübehatı ve itirazları bu zamanda def eden, başta Risalei'n-Nur ve şakirtleri göründüğünden,...
Şübhe/Şüphe Kuşku Şüphe değil, bazısına vesvese de vermezdi.
Teşabüh Birbirine benzeme İkincisi, küre-i arz simasında, nebâtat ve hayvanâtın tedbir ve terbiye ve idaresindeki teşabüh, tenasüp, intizam, insicam, lûtuf ve merhametten tezahür eden sikke-i kübrâ-yı Rahmâniyettir ki, Bismillâhirrahmân ona bakıyor.
Teşbih Benzetme Teşbih ve temsiller, havastan avâma geçtikçe, yani, ilmin elinden cehlin eline düştükçe, mürur-u zamanla hakikat telâkki edilir.
Teşebbüh Benzeme Felsefenin "Teşebbüh-ü bi'l-Vâcib insaniyetin gayet-i kemâlidir" kaidesiyle, "Vâcibü'l-Vücuda benzemeye çalışınız" hodfuruşâne düsturu nerede?
Şın-Te-Te (2) +
Şetta Çeşitli, başka başka ...ism-i âzam ve esma-i hüsna; melaike-i ulya ve mahlûkat-ı şetta, cemi-i enbiya-i uzma ve cemi-i evliya-i kübra ve cemi-i asfiya-i ulya,...
Teşettüt Dağınıklık ...hem ikisinin isimde ve esmâ lâfzında tevafuk karinesiyle, hem teşettüt-ü hale ve sıkıntılı bir gurbete ve perişaniyete düşen müellifi onun telifi bereketiyle teselli ve tahammül bulmasına...
Şın-Te-Mim (1)
Şetm/Şetim Kötü söz, sövme Eğer kalb kabul etmezse, o şüpheden, şetme döner.
Şın-Te-Vav (1) +
Şita Kış + Evet, yirmi senedir devam eden şu mevsim-i şita, inşâallahu teâlâ nihayet bulmuş ola...
Şın-Cim-Ra (2) +
Eşcar Ağaçlar Bütün eşcar ve nebatatın envâları, bil'icmâ, beraber; Lâ ilâhe illâllâ Hû diyorlar gibi lisan-ı hallerinden anladı.
Şecer (Şecere) Ağaç + İşte, şu kâinata nazar-ı hikmetle bakıldığı vakit, azîm bir şecere mânâsında görünür.
Şın-Cim-Ayn (3)
Şecaat Cesaret Şecaat gibi her haslette fâik olduğunu o zaman düşmanları dahi tasdik ettiklerini tarihler naklediyorlar…
Şeci' Cesur Nüsha-i nâdire-i zaman olan Üstadımız, gayet şecî ve metin ve ulü'l-azmâne bir cesaret-i fevkalâdeye mâlik bir lisanü'l-haktır ki, hak yolunda söz söylemekten çekinmez ve levm-i lâimden korkmazlar.
Teşci' Cesaretlendirme Zaaf ise, düşmanı tevkif etmez, teşci eder.
Şın-Ha-Mim (1) +
Şahm İç yağı Çünkü o Hakîm-i Zülcelâl, zîhayatın bedenine gönderdiği rızkın bir kısmını ihtiyat için şahm ve içyağı suretinde iddihar eder.
Şın-Ha-Nun (1) +
Meşhun Dolu + Siyer ve tarihin kitapları onlarla meşhundur.
Şın-Hı-Sad (5) +
Eşhas Şahıslar Âhirzamanın eşhas-ı mühimmesinden olan Süfyanın eli delinecek.
Müşahhas Belirlenmiş, somut Müşahhas birtek zât nihayetsiz yerlerde nihayetsiz işleri külfetsiz yapabilir mi?
Şahs/Şahıs (Şahsi, Şahsiyet) Kişi Halbuki şu zaman cemaat zamanıdır, şahıs zamanı değil.
Teşahhus Belirli hale gelme Adeta, o zîhayatın masnuiyeti arkasında muktedir, muhtar, işitici, bilici, görücü bir Zâtın mânevî bir teşahhusu, bir taayyünü, imana görünür.
Teşhis Belirleme, tanıma ...kat'î senetle o saçın zâtını teşhis ve tayin lâzım değildir.
Şın-Dal-Dal (8) +
Eşedd Daha/En şiddetli + ...ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahanesiyle çok bîçareleri yakacak; o hâlette o da azlem olacak ve mağlûp kalacak.
Müşedded Şeddeli اَلْمُقَرَّبُ müşedded râ, bir sayılsa, Üstadımızın lâkabı olan "en-Nursî" kelimesinin aynıdır.
Şeddad Eski çağlarda Yemenli bir zorba O şecerenin kuvve-i gadabiye dalında, biçare beşerin başında küçük büyük Nemrutlar, Firavunlar, Şeddadlar meyvelerini yetiştirmiş;...
Şedde U/ü okutan işaret ...şeddeli ك iki ك sayılmak cihetiyle 1349 ederek,...
Şedid (Şedide) Şiddetli + Medeniyet ve san'atın hakikî üstadı ve vesilelerin ve mebâdilerin tekemmülüyle cihazlanmış olan şedid bir ihtiyaç ve belimizi kıran tam bir fakr, öyle bir kuvvettir ki, susmaz ve kırılmaz.
Şiddet Güç, kuvvet Üstadımız şiddetli hastalığından fazla konuşamadı.
Teşdid Güçlendirme ...ekseriyetin hatâsına terettüp eden musibet-i âmmenin devamına ve idamesine, belki teşdidine kader-i İlâhiyeye fetva verirler;...
Teşeddüd Şiddetlenme Amelin en iyi sûretini taharriden neş'et eden bir vesvesedir ki, takva zanniyle teşeddüd ettikçe hal ona şiddetlenir.
Şın-Zel-Zel (2)
Şaz Kaide harici olan Acaba mebdeinde ve hattâ her senede bu kadar şâzlarla yırtılmış, zedelenmiş bir kanunu, bin dokuz yüz senede bir ferdin şüzûzunu akla sığıştıramayan ve nusûs-u Kur'âniyeye karşı bir te'vîle yapışan bir akıl, kaç derece akılsızlık ettiğini kıyâs et.
Şuzuz/Şüzuz (Şüzuzat/Şuzuzat) Kaide dışı olma ...şuzûzât-ı kanuniye ile, âdetinin harikalarıyla, tagayyürat-ı sûriye ile, teşahhusatın ihtilâfâtıyla, zuhur ve nüzul zamanının tebeddülüyle meşietini, iradetini, fâil-i muhtar olduğunu...
Şın-Ra-Be (9) +
Maşrapa İçecek kapı Sizi kudsî hizmetinizde, alâ kaderi't-tâka tâkibe çalışan dost, kardeş ve talebelerinize birer maşrapa vererek, muhtaçlara gıda, zaif ve marizlere ilâç, zâlim ve kâfirlere semm-i katil olan mâ-i kevserden ulaştırmayı emrediyorsunuz.
Meşarib Meşrebler Mânâsında meşârib-i evliya, ezvâk-ı ârifîni, mezâhib-i sâlikîn, turuk-u mütekellimîn, menâhic-i hükema,...
Meşreb/Meşrep Tarz + (İçme yeri anlamında) Ehl-i vahdetü'l-vücudun meşrebi mahv ve sekirdir.
Meşrubat İçecek Fakat iman gözlüğüyle bakılırsa, Cenâb-ı Hakkın, Hâlık, Rahmân, Rahîmin insanlara ihzar ettiği çeşit çeşit nefis, leziz, me'külât ve meşrubata zarf olan bir mâide ve bir sofra-i Rahmânî şeklinde görünecektir.
Şarab/Şarap/Şerab (Haram) içecek + Ey serab-ı gururu, şarab-ı tahur zanneden Said-i hodfuruş!
Şerbet Meyve özlü şekerli içecek Şükre dair çok derin mânâlı, şeker gibi tatlı, şeker şerbetinizi besmeleyle içmeye başladım.
Şurup Kaynatılarak koyulaşmış şerbet Sinek pisliği, tıp cihetiyle zararı yok bir maddedir ki, bazan tatlı bir şuruptur.
Şürb İçme + Ekl ve şürb ve muamele-i zevciye, gerçi bu dünyada bir ihtiyaçtan gelir, bir vazifeye gider.
Teşerrüb İçme, kendine çekme Tâ canipler garazın kuvvetini teşerrüb etmekle ehemmiyetsiz etmesin.
Şın-Ra-Ha (6) +
İnşirah Ferahlanma; Sure adı O hasene içinde, âhiretin maddî sevâbını andıracak mânevî bir lezzet, bir zevk, bir inşirâh-ı kalb derc edilmiştir.
Meşruh (Meşruhat) Açıklama(lar) Hükûmetin dosyalarında, benim künyem altında hiçbir meşruhat yoktur.
Şarih Açıklayan ...ve zat ve sıfât ve esmâ ve şuûn-u İlâhiyenin kavl-i şârihi, tefsir-i vâzıhı, bürhan-ı kàtıı, tercüman-ı sâtıı,...
Şerh İzah; genişleme Ve ondan erkân-ı imaniyenin her birisine, mesela Kur'ân'ın kelâmullah olduğuna ve i'câzî nüktelerine dair müteferrik risalelerdeki parçalar toplansa veya haşre dair ayrı ayrı burhanlar cem edilse ve hâkezâ, mükemmel bir izah ve bir hâşiye ve bir şerh olabilir.
Şuruh Şerhler Ve bunca havaşî ve şuruhla izaa-i vakit etmemekti.
Teşrih (Teşrihat) Açıklama(lar) Meselâ, tıbba ait teşrih-i beden-i insanî fenni ve kozmoğrafyaya tabi manzume-i şemsiye fenni, nebatât ve hayvanâta ait fenler gibi bütün fenlerin her birisi,...
Şın-Ra-Ra (6) +
Eşrar Kötüler + Meselâ, ashab-ı Nebî safında küffara karşı muharebe etmek için melâikeleri göndermesini iktiza eden hangi isim ve ünvan ise, o isim ve ünvan iktiza eder ki, melâike ile şeyâtin ortasında muharebe bulunsun ve ahyâr-ı semâviyyîn ve eşrâr-ı arzîn mabeynlerinde mübareze olsun.
Şer Kötülük + Kader Risalesinde izah edildiği gibi, halk-ı şer, şer değil; belki kesb-i şer, şerdir.
Şerarat Kıvılcımlar (Şerareler) İşte o fezlekelerde Kur'ân'ın hikmet-i ulviyesinden bazı işarat ve hidayet-i İlâhiyenin âb-ı hayatından bazı reşaşat, i'câz-ı Kur'ân'ın berklerinden bazı şerarat vardır.
Şeraret Kötülük Çünkü mahiyetçe şeraret ve nuhusetleri vardır.
Şerir (Şerire) Kötü Arzlı şerirlerin ihtilâtından ve istimâlarından hoşlanmayan cünudullah bulunduğuna ilân ve işarettir.
Şerur Çok kötü Sendeki nihayetsiz muhabbet kabiliyetini, çirkin ve noksan ve şerûr ve sana muzır olan nefs-i emmârene verme.
Şın-Ra-Tı (6) +
Eşrat İşaretler, şartlar + Otuz sene evvel yazılan matbu Muhakemat-ı Bediiyyede bahsedilen "Sedd-i Zülkarneyn" ve Ye'cüc, Me'cüc ve sâir eşrat-ı kıyametten yirmi mesele, o Muhakemat'a bir tetimme olarak on üç sene evvel bir kısım müsveddesi yazılmış idi.
Meşrut Şarta bağlı Dahil olduğu her iki cümleyi birincisi melzum, ikincisi lâzım veya evvelkisi şart, ötekisi meşrut olmak üzere, ikincisini birinci ile bağlar.
Meşrutiyet Hükümdara bağlı meclisle yönetim Yaşasın meşrutiyet-i meşrua!
Şart Gereklilik Dahil olduğu her iki cümleyi birincisi melzum, ikincisi lâzım veya evvelkisi şart, ötekisi meşrut olmak üzere, ikincisini birinci ile bağlar.
Şerait Şartlar Fakat onların medar-ı taayyüşü ve hususî şerâit-i hayatiyeleri vardır ki, onların bir kısmı âkilü'n-nebattır, yalnız nebâtatla yaşıyorlar.
Şerit Bükülmüş ip Sanki Cenâb-ı Hakkın ahdi meşiet, hikmet, inayet'in ipleriyle örülmüş nûranî bir şerittir ki; ezelden ebede kadar uzanmıştır.
Şın-Ra-Ayn (7) +
Meşru' Şeriata (dine) uygun Gayr-ı meşru muhabbetin âkıbeti, mükâfatı, mahbubun gaddârâne adavetidir.
Müşerri' Kanun koyan Müstaid, müçtehid olabilir; müşerri' olamaz
Şari' Hüküm koyan Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri' olamaz.
Şer' (Şer'an/Şeran) Hüküm koyma, şeriat Şer'an ehl-i iman, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmı gayet derecede sevmek ve hürmet etmek ve hiçbir şeyinden nefret etmemek ve her halini güzel görmekle mükellef olduğundan,...
Şer'i/Şeri (Şeriyye/Şer'iye) Şeriatla ilgili Sordukları mesele-i şer'iye ise, şimdiki mesleğimiz ve halimiz, o meselelerle meşgul olmaya müsaade etmiyor.
Şeriat Allah'ın kanunları + Bir şeriat-ı fıtriyedir, şâri' olamaz.
Teşri' Hüküm koyma Ümmeti davetle teşri' edemez.
Şın-Ra-Fe (6)
Eşref En (çok) şerefli İşte, mevcudatın en eşrefi olan zîhayat ve zîhayat içinde en eşref olan zîşuur ve zîşuur içinde en eşref olan hakikî insan ve hakikî insan içinde geçmiş vezâifi en âzamî bir derecede, en ekmel bir surette ifa eden zât,...
Müşerref Şereflenen Hem vakidir ki, risaletiyle beraber saltanatla müşerref olan Hazret-i Süleyman aleyhisselâm,...
Şeref Yükseklik, onur Şeref, i'câz-ı Kur'ân'a ait olduğundan ve bana ait olmadığından, bilâpervâ derim:
Şerif Şerefli; Hz. Hüseyin'in soyundan gelen Nurlarıyla kara kalbimi nurlandırmış olduğunuz Mektubat'ınızdan, i'câz-ı Kur'ânîden İhlâs-ı Şerif, Muavvizeteyn, Fatiha-i Şerif surelerinin tevafukat-ı hurufiye sırlarını gösterir, Yirmi Dokuzuncu Mektubun Sekizinci Remzini din kardeşlerimle birlikte okuduk.
Teşerrüf Şereflenme Binaenaleyh, mânen asıl hakikat, ittihada intisap ile beraber sûreten onun nümunesi olan bu uhrevî ve sırf dinî cemaate intisap ile teşerrüf edecek.
Teşrif (Teşrifat) Şereflendirme, karşılama Elfazca zengin değilim, israfı da sevmem, teşrifatçı elfâzı beğenmem, îcâzımdan darılma.
Şın-Ra-Kaf (5) +
İşrak Güneşin doğması; Gönüle doğma + Havâ-i zulmette işrâk eden şems-i tâbândır bu.
İşrakiyyun Hakikatın sezgi ile bulunacağı görüşünde olanlar Ne melekûta geçen evliyaların eserinde, ne umurun bâtınlarına geçen işrâkıyyunun kitaplarında, ne âlem-i gayba nüfuz eden ruhanîlerin maarifinde hiç bulunmuyor.
Muşrık Parlak Biz şu İşarette, o muşrık, parlak delile ve nâtık-ı sâdık burhana, hülâsatü'l-hülâsa bir icmal ile küçük bir tarif yapacağız.
Müsteşrik Doğubilimci batılı alim Meşhur muharrir, müsteşrik, edebiyat-ı Arabiye mütehassısı ve Kur'ân-ı Kerimin mütercimi Doktor Maurice şöyle diyor:
Şark (Şarki, Şarkiye) Doğu (Doğuya ait) + Bediüzzaman, Ankara'da bulunduğu müddetçe, en birinci maksadı olan, Şark Darülfünununun tesisi için uğraşmaktan kat'iyen geri durmadı.
Şın-Ra-Kef (11) +
İştirak Ortak olma İştirak etmeseniz de, iştirak edenleri tenkit etmeyiniz.
Müşareket Ortaklık; işteş fiil {يُخَادِعُونَ اللهَ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا cümlesinde münafıkların amelinden (müşareket babından) muzari sîgasıyla hud'a ünvanıyla tabir edilmiştir.
Müşrik Şirk koşan + ...hem iman tâcını giyen hizbullahın galebesini ve hem zahir insan suretinde halk olunan müşrikînin ve onların bir nev'i olan, herşeyi inkâr edenlerin, Kur'ân nazarındaki kıymetlerini...
Müşterek Ortak Hattâ, hadis-i sahihle, âhirzamanda İsevîlerin hakikî dindarları ehl-i Kur'ân ile ittifak edip, müşterek düşmanları olan zındıkaya karşı dayanacakları gibi;...
Şarik Ortak Yani şu bütün cümleler şöyle emrediyor, diyorlar ki: "Rabbinize ibadet ettiğinizde sakın başkalarını -ubudiyyet noktasında- ona şarik, ortak itikad edip de teşrik etmeyiniz.
Şerik Ortak + Maahaza, şerik hadd-i zâtında mümtenidir.
Şirk Eş koşma + Şirk ve dalâletin ve fısk ve sefahetin yolu, insanı nihayet derecede sukut ettiriyor.
Şirket Ortaklık Risale-i Nur dairesinde, ihtiyarımız olmadan takarrur ve tahakkuk eden şirket-i maneviye-i uhreviye cihetiyle,...
Şüreka Şerikler, ortaklar Hem de şürekâya hiçbir ihtiyaç olmadığı ve kâinat onlardan müstağni-yi mutlak oldukları halde, şerik-i ulûhiyet gibi, rububiyet ve icad şerikleri dahi mümtenidirler, vücutları muhaldir.
Teşarük Ortaklık Mesailerinde teşarük düsturuyla işe girişildi, teavün düsturu ihmal edildi.
Teşrik Ortak etme Bir adam onunla teşrik-i mesai etmek ister, seninle meşveret eder.
Şın-Ra-Ye (2) +
Müşteri Satın alan; Jüpiter O zât müşteridir ki ilişmiş. Müşteri olmayan lâkayt kalır.
Şira Satma Binaenaleyh, şu devr-i müşevveşte, hakaik-i Kur'âniyenin hakkıyla bey'u şirâsını yapan dellâl-ı Kur'ân'ın değil altı senedir, belki kırk seneden beri ehl-i İslâm'a hitâben,...
Şın-Tı-Ha (1)
Şatahat Manevi sarhoşlukta söylenen ölçüsüz söz Bu meşrepteki şatahat, hubb-u nefisten neş'et ediyor.
Şın-Tı-Nun (3) +
Şeyatin Şeytanlar ...o isim ve ünvan iktiza eder ki, melâike ile şeyâtin ortasında muharebe bulunsun...
Şeytan İblis + Umumun altındaki şık ise, muhal olmakla beraber, hiçbir düşman, hattâ Şeytan dahi diyemez ve kabul etmez.
Şeytanet Şeytanlık Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nur'a karşı çevrilen plânlar ve hücumlar inşaallah bozulacaklar.
Şın-Ayn-Be (7) +
Münşaib Şubelenen İttihadın hedef ve maksadı, o kadar uzun, münşaib ve muhit ve merakiz ve meabid-i İslâmiyeyi birbirine rapt ettiren bir silsile-i nuranîyi ihtizaza getirmekle,...
Müteşaib Şubelenen ...istidâdât-ı gayr-ı mahdude-i insaniyeyle mütenasip olan âmâl ve müyûl-ü müteşâibeye neşr-i hayat eder.
Şaban/Şa'ban Kameri 8. ay Hususan Şaban ve Ramazan'da, akıldan ziyade kalb hissedardır, ruh hareket eder.
Şuab Şubeler + Ashâb-ı Kütüb-i Sitteden İmam-ı Hâkim, Müstedrek'inde ve Ebu Davud, Kitab-ı Sünen'inde; Beyhakî, Şuab-ı İman'da tahriç buyurdukları,...
Şu'be/Şube Dal, kısım Nil-i mübarek Cebel-i Kamer'den çıktığı gibi, Dicle'nin en mühim bir şubesi Van vilâyetinden, Müküs nahiyesinden bir kayanın mağarasından çıkıyor.
Şuub (Şuubat) Kavimler + Kâinatta gâlib-i mutlak hayır olduğundan, pekçok envâ ve şuubât-ı heyet-i içtimâiyede meşrutiyet hükümfermâ olmuştur. Cidâl berdevam, harb ise sicaldir.
Teşaub Şube olarak ayrılmak Bu iki asıl, filvaki Kur'ân'dan teşaub etmişlerdir.
Şın-Ayn-Ra (14) +
Eş'ar/Eşar Şiirler + (Kıllar anlamında) Herbirinin bütün divan-ı eş'ârının ruhunu eğer sıksan, elemkârâne birer feryat damlar.
Eş'ari/Eşari İtikatta bir hak mezheb Abdin bir fiile olan meyelânı, Eş'arîlerin mezhebi gibi mevcut bir emir ise de, o meyelânı bir fiilden diğer bir fiille çevirmekle yapılan tasarruf, itibarî bir emir olup abdin elindedir.
İş'ar/İşar Bildirme En sevimli ve muhabbetli ve endişeli ve nokta-i istinada en muhtaç ve sahibini ve malikini bulmaya en müştak, hem fakir ve âciz bulunan mahlûkatlarına, acz ve iştiyakı, fakr ve ihtiyacı ve endişe-i istikbali ve muhabbeti ve perestişi veren bir Zât, elbette Kendi vücudunu onlara tekellümüyle iş'ar etmek, ulûhiyetin muktezasıdır.
Meş'ur/Meşur Şuurlu, bilinen ...gayr-ı meş'ur, sâika ve şâika hisleriyle beraber, o arı, dünyanın ekser envâıyla ihtisas ve ünsiyet ve mübadele ve tasarrufa sahip olur.
Müş'ir/Müşir Haber veren, bildiren Hem hiç mümkün olur mu ki, bu kâinatın Sahibi, şu kâinatın tahavvülâtındaki maksat ve gaye ne olacağını müş'ir tılsım-ı muğlâkını, hem mevcudatın "Nereden? Nereye? Necisin?" üç sual-i müşkülün muammasını bir elçi vasıtasıyla açtırmasın?
Şa're/Şare Saç, kıl Evvelki vecih itibarıyla öyle bir biçare mahlûktur ki, sermayesi, yalnız, ihtiyardan bir şa're (saç) gibi cüz'î bir cüz-ü ihtiyarî;...
Şair Şiir söyleyen + Bülbül şairâne konuştuğu için, şu bahsimiz de bir parça şairâne düşüyor.
Şeair Şiarlar Belki, şeâir-i İslâmiyeye temas eden ibadetlerin izharları, ihfâsından çok derece daha sevaplı olduğunu, Hüccetü'l-İslâm İmam-ı Gazâlî (r.a.) gibi zâtlar beyan ediyorlar.
Şehriye Çorbalık makarna Bir seneden beri bir parça, yani bir kilo kadar şehriye ve pirinçten sarf ediyordum.
Şiar Sembol Fakat, اَلْحُكْمُ لِلّٰهِ kazaya rıza, kadere teslim İslâmiyetin bir şiârıdır.
Şiir/Şi'r Nazım + Şiir ise, çendan kıymettar, şirin bir vasıta-i ifadedir.
Şi'ra/Şira Sirius yıldızı + İşte semâvât ve arzın Rabbi, o Şemsü'ş-Şümus ve Şi'râ'nın Hâlıkı hitap ettiği vakit, o semâvât ve arzın ecramına ve âlemlerine bakan kudsî kelâmında o eyyamları zikreder ve zikretmesi gayet yerindedir.
Şuara Şairler; Sure adı Saniyen, cesedi libasa göre yontmakla rendeleyen şuarâya tenkidimi göstermek istedim.
Şuur Bilinç Hayat, vücudun nurudur. Şuur, hayatın ziyasıdır.
Şın-Ayn-Şın-Ayn (2)
Müşa'şaa/Müşa'şa'/Müşaşaa Parlak Envâr-ı Muhammediyeyi (a.s.m.) ve maarif-i Ahmediyeyi (a.s.m.) ve füyuzât-ı şem'-i İlâhîyi en müşa'şa bir şekilde parlatması...
Şa'şaa/Şa'şa'/Şaşaa Parlaklık, gösteriş ...bu fâni âlemde rahîmâne cilveleri, nümuneleri müşahede edilen ihsanatının daha şa'şaalı bir tarzda dar-ı saadette istimrarına...
Şın-Ayn-Ayn (1)
Şua' (Şuaat, Şualar) Işın/Işınlar Tevhid hakkında iki makamdan ibaret Yedinci Şua olan Âyetü'l-Kübrâ risalesinin ikinci makamının bir kısmıdır.
Şın-Ayn-Lam (4) +
İş'al/İşal Alevlendirme, tutuşturma ...İstahrâbâd'da bin senedir daima iş'âl edilen, yanan ve sönmeyen, Mecusîlerin mâbud ittihaz ettikleri ateşin, velâdet gecesinde sönmesi.
İştial Tutuşma Yanmak maddeleri tükenmiyor bir tarzdaki elektrik lâmbaları ve fabrikası, şeksiz, bedahetle elektriği idare eden ve seyyar lâmbaları yapan ve fabrikayı kuran ve iştial maddelerini getiren bir mucizekâr ustayı ve fevkalâde kudretli bir elektrikçiyi hayretler ve tebriklerle tanıttırır, yaşasınlar ile sevdirir.
Meş'ale/Meşale Aydınlatıcı değnek ...hiçbir eserin nail olmadığı bir şekilde meş'ale-i İlâhiye ve şems-i hidayet ve neyyir-i saadet olan Hazret-i Kur'ân'ın füyuzatına vâris olduğu meşhud olduğundan,...
Şule/Şu'le Alev Bahusus mecmu-u harekâtının imtizacından ciddiyet, hakkıyet şu'le-i cevvale gibi;...
Şın-Ğayn-Lam (5) +
Eşgal Meşguliyetler Akıl tâtil-i eşgal etse de, nazarını ihmal etse, vicdan Sânii unutamaz.
İşgal Doldurma, meşgul etme Böyle ahmaklardan mühim bir mevkiyi işgal eden birisi demiş ki:
İştigal Uğraşma ...Risale-i Nur ile kıraeten ve kitabeten iştigal, sıkıntıyı çok hafifleştirir, ferah verir.
Meşagil/Meşağil Meşgaleler Ve zuhr zamanında—ki o zaman gündüzün kemâli ve zevâle meyli ve yevmî işlerin âvân-ı tekemmülü ve meşâğilin tazyikinden muvakkat bir istirahat zamanı...
Meşgale Uğraş Düşmanâne taarruzdan vazgeçip, dostâne hulûl edip, has talebeleri Risale-i Nur'un hizmetinden geri bırakmak için memuriyet gibi bir meşgale buluyorlar,...
Meşgul Uğraşan, dolu Nasıl bir parmak yaralansa göz, akıl, kalb ehemmiyetli vazifelerini bırakıp onunla meşgul oluyorlar.
Şın-Fe-Ayn (3) +
İstişfa' Şefaat dileme Bir zât def-i beliyyât için istişfâ ( اِسْتِشْفَۤاءْ) ve istişfa' (اِسْتِشْفَاعْ) için böyle demiş:
Şefaat Af için vesilelik + O dergâhta en makbul bir şefaatçi, acz ve zaaftır.
Şefi' Şefaatçi + Hem Risale-i Nur'u, hem bizi hizmet-i Kur'aniyede sebkat eden Hüsrev ve Rüştü ve Sabri gibi kardeşlerimi şefi' tutarak bu kusurumun afvını Üstadımdan istedim.
Şın-Fe-Fe (2)
Eşeff En/Daha şeffaf Birbirinden eltaf ve eşeff, kudretin çok âyineleri vardır.
Şeffaf (Şeffafe, Şeffafiyet) Işık geçiren İman ile küfür arasındaki berzah ne kadar şeffaf ve ne kadar kesiftir!
Şın-Fe-Kaf (4) +
Müşfik Şefkatli + (Çekinen anlamında) Sizin zabitleriniz, müşfik pederlerinizdir.
Şafak Güneşin doğmasına yakın vakit + Afyon hapishanesinde de saat onda âdet iken, Bediüzzaman'ı fevkalâde bir tezahüratla karşılamaya hazırlanan halkın istikbaline mâni olmak için, şafak vakti ile sabah namazı arasında hapishaneden tahliye etmişlerdir.
Şefik Şefkatli ...hem incir ağacı, kendi çamur yiyerek, yavrusu olan meyvelerine halis süt vermesi, bilbedâhe, nihayetsiz Rahîm, Kerîm, Şefîk bir Zâtın hesabıyla hareket ettiklerini, kör olmayana gösteriyorlar.
Şefkat Acıma Şefkat, vicdan, hakikat bizi siyasetten men ediyor.
Şın-Fe-He (3) +
Şefe Dudak + Böyle şeylerde şakk-ı şefe etmeyiniz, bu kapıyı kapayınız demektir.
Şifahen Sözlü olarak, karşılıklı Daha şifahen söylediklerimi sen bilirsin; sen benim mektubumsun.
Şifahi Sözlü olarak, karşılıklı Barla'ya dönsem, arzunuz vechile sizden ziyade müştak olduğum şifahî bir musahabe çaresini arayacağız.
Şın-Fe-Ye (5) +
İstişfa Şifa isteme Bir zât def-i beliyyât için istişfâ ( اِسْتِشْفَۤاءْ) ve istişfa' (اِسْتِشْفَاعْ) için böyle demiş:
Şafi Şifa veren Allah Bir tiryak-ı şâfi, bir elektrik-i muzî tevellüd eder.
Şifa Afiyet, iyileştirme + Şu şifalı âyet çok zamandır benim dertlerimin şifası ve ilâcı olduğu gibi...
Teşeffi Şifa bulma Tenkidin sâiki, ya nefretin teşeffisidir, veya şefkatin tatminidir. (Dostun veya düşmanın ayıbını görmek gibi.)
Teşfiye Şifa verme Bir kısmı da; İhyâ-yı emvat, hastaları teşfiyeye aittir.
Şın-Kaf-Kaf (8) +
İnşikak Yarılma; türeme; Sure adı + Hattâ Kur'ân'ı inkâr edenlerden bir kısmı, inşikak-ı kamer mânâsında tasarruf etmemişlerdir.
İştikak Türemek, türemiş kelimeler Hem de hüküm müştak üzerine olsa, me'haz-ı iştikakı, illet-i hüküm gösterir.
Meşakk Zorluklar, zahmetler ...bizim mestur bir mevkide seyreylediğimiz o meşakk ve mezahime iştirak ettirilmediğimiz, ancak Üstad-ı Muhteremimin, Cenâb-ı Hak nezdinde duasının kabulüdür.
Meşakkat Zorluk, zahmet Demek, meşakkat ve çalışmakla, ömrün lezzetini ve hayatın kıymetini anlıyor.
Müştak Türemiş Çünkü, ilm-i sarf kaidesince, ism-i fail, bir emr-i nisbî olan masdardan müştaktır.
Şakk Yarılma + Meleklerde Mirac, insanlarda şakk-ı kamer gibidir
Şık/Şıkk Taraf, yarım, kısım + Çünkü bu şıkkı dinleyecek ve kabul edecek, dünyada yoktur.
Şikak İkilik, ayrılık + MÜ'MİNLERDE nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve haset, hakikatçe ve hikmetçe ve insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyetçe ve hayat-ı şahsiyece ve hayat-ı içtimaiyece ve hayat-ı mâneviyece çirkin ve merduttur, muzır ve zulümdür ve hayat-ı beşeriye için zehirdir.
Şın-Kaf-Lam (1)
Şakul/Şakül (Şakulen) Dikey (olarak) Kamer batn-ı arzdan sür'atle çıkarak, şâkulen semâvâta yükselmeye başladı.
Şın-Kaf-Vav (4) +
Eşkiya Şakiler Ve hapishane memurları ve müdürleri ve müdebbirleri dahi, câni ve eşkiya ve serseri ve katil ve sefahetçi ve vatana muzır zannettikleri adamları, bir mübarek dershanede çalışan talebeler görsünler ve müftehirâne Allah'a şükretsinler.
Şaka Latife Nasıl ki mübarezede müthiş bir hasma karşı gülmekle, adâvet musalâhaya, husumet şakaya döner, adâvet küçülür, mahvolur, tevekkül ile musibete karşı çıkmak dahi öyledir.
Şaki Haydut, bedbaht + Şakî def olur gider, ilişemez.
Şekavet Şakilik Belki insan ebede meb'ustur ve saadet-i ebediyeye ve şekavet-i daimeye namzettir.
Şın-Kef-Ra (7) +
Meşkur Şükredilen Allah + Sen öyle şükre lâyık bir meşkûrsun ki, bütün kâinata serilmiş bütün ihsânâtın açık lisan-ı hâlleri, şükür ve senânızı okuyorlar.
Müteşekkir Şükreden, teşekkür eden Fakat sizin yakınınızda ve beraber bir binada bulunduğumdan, çok bahtiyarım ve müteşekkirim.
Şakir Şükreden + Ve o ağlayıcı ve şekvâ edici, kimsesiz yetimler, birer tesbih içinde zâkir veya vazife paydosundan şâkir suretine girdi.
Şekur Şükre layık Allah + Misbah-ı müeyyede kıldı seni Zât-ı Şekûr.
Şükr/Şükür Teşekkür + Şükür, Mün'ime edilir; yani nimetleri veren Zâta şükretmek vaciptir.
Şükran Şükretme, minnetdarlık Şekvâ edemezler; belki vücud-u madenîye mazhar oldukları için, hakları Fâtırına şükrandır.
Teşekkür Minnet ifadesi Ona teşekkür lâzımken, teşekküre bedel kalbinden kızıyor.
Şın-Kef-Sin (1) +
Müteşakis Birbirine ters + ...bütün mevhum olan kör, sağır ve birbirine zıd ve müteşâkis erbabın arasında mütezebzib ve mütereddid bir şekilde kalmaktansa; ...
Şın-Kef-Kef (6) +
Meşkuk Şüpheli Akıbeti meşkuk, belâları çok, hem uzun, hem tehlikeli.
Müteşekkik Şüphe eden İşte şu desise-i şeytaniye ile, kâfir-i mütereddid ve müteşekkiki ve hem fâsık-ı mahrumu;
Şekk Şüphe + O adam şekk-i küfrî cihetiyle der: "Bâkiki yoktur. Yok için neden çalışayım?"
Şükuk Şekler, şüpheler ...her bir tılsımın bilinmemesinden, çok insanlar şübehata ve şükûke düşüp, tereddütlerden kurtulmayıp, bazan imanını kaybederdi.
Teşekkük Şüphe etme Teşekkükün tevesvüsün gelmesine mani' bu...
Teşkik (Teşkikat) Şüphelendirme ...fakat şeytan gibi, vahdete dair teşkikât yapmak için üç mühim sual ile, ehadiyete ve vahdete dair, ehl-i tevhide vesvese yapmak istedi.
Şın-Kef-Lam (9) +
Eşkal/Eşgal Şekiller Öyle de, bütün otlarda ve ağaçlardaki bütün yaprakların türlü türlü eşkâl-i muntazamaları ve ayrı ayrı vaziyetleri ve cezbekârâne mevzun hareketleri, yapraklar adedince, yine o Sâni-i Hakîmin vücub-u vücudunu ve vahdetini ve kemâl-i rububiyetini gösterir.
İşkal Zorlaştırma Fakat, ibaresindeki işkâl ve îcazdan tevahhuş edip, mütâlaasından vazgeçme.
Müşakele (Müşakelet) Şekilce ve cinsçe benzeme Sebeb-i muhabbet, ya lezzet veya menfaat, ya müşâkelet (yani meyl-i cinsiyet), ya kemâldir.
Müşkil (Müşkilat) Zor(luklar), çetin Müteşabihat dahi ince ve müşkil istiarelerin bir kısmıdır.
Müteşekkil Oluşmuş Halbuki yüz on dokuz parçadan müteşekkil Risale-i Nur Külliyatından olan bu büyük mecmuaların parçaları da...
Şekil/Şekl Biçim, görünüş + Tabiatları lâtif, ince ve lâtif san'atlara meftun bazı insanlar, bilhassa has bahçelerinde pek güzel hendesevâri bir şekilde şekilleri, arkları,...
Teşekkül Oluşma Çünkü ikinci teşekkül, yani ikinci yapılış, birinci teşekkülden daha kolaydır.
Teşkil Oluşturma Teşkil ettiği hakikatli âlem-i İslâmiyet, izhar ettiği esaslı şeriat ve gösterdiği âli kemâlâtın şehadetiyle, âlem-i gayba ait olan bahislerinde dahi, âlem-i şehadetteki bahisleri gibi ayn-ı hakaik olduğunu ve içinde hilâf bulunmadığını ispat eder.
Teşkilat Oluşma; Kurum, kuruluş Meselâ, elmas madeninde teşkilât başladığı vakit, o maddeden hem ramad, yani hem kül, hem kömür, hem elmas nevileri tevellüt ediyor.
Şın-Kef-Vav (6) +
Mişkat Lamba yeri, kandil + O kudretin ziyasına güneş mişkât olmuştur.
Müşteki (Müştekiyane) Şikayetçi (olarak) İşte bu yirmi üç senede yüzer işkenceli musibetlerden on tanesini, Âdil-i Hâkim-i Zülcelâlin dergâh-ı adaletine müştekiyâne takdim ediyorum.
Müteşekki Şikayet eden ...o iktidarlı ihsanperver Sâni-i Zülcelal, bu müteşekkir ve istihsankâr zata karşı alâkasız kalsın.
Şekva Şikayet Ey kanaatsiz, hırslı ve iktisatsız, israflı ve haksız, şekvâlı, gafil insan!
Şikayet Yakınma ...bütün o vazifedarlar namına gemi sahibi ondan şedit şikâyet eder.
Teşekki (Teşekkiyat) Şikayet etme(ler) Fikir, o neylerden, başta Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî olarak bütün âşıkların işittikleri elemkârâne teşekkiyât-ı firâkı işitmiyor.
Şın-Lam-Lam (1)
Şelale Çağlayan Yirmi Yedinci Mektup gittikçe coşan berrak bir şelâle gibi çağlamaktadır.
Şın-Mim-Ra (1)
Teşmir (Kolları) sıvama ...nara-yı merdanesiyle teşmir-i sak ederek, zincir-i âtaleti kırmak ve perde-i sefaleti yırtmakla meydan-ı terakkiye atılacaktır.
Şın-Mim-Sin (3) +
Şems (Şemsi; Şemsiyye) Güneş + Maahaza, bütün şeffaf şeylerde görünen şemsin timsallerinin herbirisi, "Şems benimdir. Şems yanımdadır. Şems bendedir" diyebilir.
Şemsiye Güneşlik/Yağmurluk Cenab-ı Hakk'a hadsiz şükür ediyorum, el ayağım kırılmamış, çok ziyade incinmiş iken yine şemsiye ile yürüyebildim.
Şümus Güneşler Demek, arzı ve bütün nücum ve şümusu tesbih taneleri gibi kaldıracak, çevirecek kuvvetli bir ele mâlik olmayan kimse, kâinatta dâvâ-yı halk ve iddia-yı icad edemez.
Şın-Mim-Tı (1)
Şemta Saçı ağarmış ...ve nazenîn ve hasnâ iken acuze-i şemtâ ve kocakarı olur.
Şın-Mim-Lam (8) +
Eşmel Daha kapsamlı Ve o semeratı görünen merhametten daha eşmel bir merhamet tasavvur edilemez.
Müştemil Kapsayan ...kuvve-i hayaliyeyi keyiflendirecek bütün garaibi müştemil,...
Müştemilat Kapsam dahilindekiler Müştemilat
Şamil Kapsayan Nev'en umuma şamil, bir müşterek sebebi, maddiyyunluktan gelen dalâlet-i fikri idi.
Şemail Huylar, şimaller Rüyamda, Şemâil-i Şerife muvafık, gayet nuranî bir surette Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâmı oturduğu yere dayanmış bir vaziyette gördüm.
Şimal Kuzey; sol; huy + ...hem denizle beraber Şark, Garp, Şimal, Cenup, bu yüzdeki ve Yeni Dünya yüzündeki malûm yedi kıt'ası,...
Şümul Kapsama Çünkü kendisi bu kaidenin şümulünden hariç kalmıştır.
Teşmil Kapsamına alma ...bir kısım tefsir bu noktayı izah etmeden, umum çocuklara teşmil etmişler.
Şın-Mim-Mim (3)
İşmam Hafifçe duyurma İşte, beşerin nazik san'atlarından olan celb-i suret ve savtların çok ilerisindeki nihayât hududunu, şu âyet remzen gösteriyor ve teşviki işmam ediyor.
(Kuvve-i) Şamme Koku (duyusu); burun Meselâ, kuvve-i şâmme, kokular taifesindeki letâif-i rahmeti hisseder.
Şemme 1 defa koklama, kokucuk Şu meseleye dair, Şemme isminde bir risale-i Arabiyemde şöyle bahsetmişiz ki:
Şın-Nun-Ayn (3)
Şenaat Kötülük, aşağılık Belki haşmetin izharı ve düşman şenaatinin teşhiri gibi sebeplerden ileri geliyor.
Şeni' Kötü ...sofestaîleri ve şeytanları dahi utandıracak ve titretecek şenî' bir hezeyan-ı küfrî olmakla beraber…
Teşniat Ayıplamalar Bunun içindir ki, Kur'ân-ı Azîmüşşan, ehl-i nifaka fazlaca teşniat ve takbihatta bulunmuştur.
Şın-He-Be (2) +
Eşheb Ak Dest-i gaybın da Gavs-ı A'zam Sultan-ı Evliya Bâzü'l-Eşheb, Seyyid Abdülkadir-i Geylanî kuddise sırruhu'l-âlî Hazretleri olduğunu son defa öğrenmiş olduk.
Şahab/Şihab Kayan yıldız + İşte bu recm-i şeyâtîn için atılan şahapların üç mânâsı olabilir.
Şın-He-Dal (15) +
Eşhad Şahidler ... tam serbestiyetle bilâperva ve kemâl-i vüsûk ile alâ ruûs-il eşhad zikir ve naklinden güneş gibi sıdkın tulû' edeceğini göreceksin.
Eşhedü Şahitlik ederim Kalb kulağıyla hangisini dinlesen "Eşhedü en lâ ilâhe illâllah" dediğini işitirsin.
İstişhad Şahid gösterme Üstünde sikke-i i'câz, içinde nur-u hidayet, altında mantık ve delil, sağında aklı istintak, solunda vicdanı istişhad, önünde hayır, hedefinde saadet-i dareyn, nokta-i istinadı vahy-i mahzdır.
İşhad Şahid gösterme ...gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin bir hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü'minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder.
Meşhud Görülen + İşte, meşhud, bedihî kader, o zîhayatın mânevî hâlâtında dahi bir kader kalemiyle çizilmiş muntazam meyvedar hudutları, nihayetleri var olduğunu gösterir.
Müşahede Görme Gizli, kusursuz kemâl ise, takdir edici, istihsan edici, "Maşaallah" deyip müşahede edicilerin başlarında teşhir ister.
Müşahid Gören ...mazinin a'mâk-ı hafâsına girerek, hazır ve müşahid gibi enbiya-yı sâlifenin ahvallerini ve esrarlarını teşrih etmesiyle, ...
Şahid/Şahit Tanık + Bu şâhid, binlerce binlerdir. Bu şahidlerin sıdkına şâhid şudur ki; ...
Şehadet Şahitlik; şehitlik + İşte bu on beş küllî şehadetler, her biri pek çok şehadetleri, hattâ Üçüncü Şehadet, mu'cizat lisanıyla bin şehadeti ihtiva edip...
Şehd Bal O da alır getirir, şehd-i şehadet yapar.
Şehid/Şehit Allah yolunda hayatını feda eden; Allah'ın ismi + Şehid, kendini hayy bilir.
Şevahid Şahitler ...şevâhid-i vahdâniyetini o koca nehirlerin kuvvet ve zuhur ve ifazaları derecesinde kâinatın kalbine ve zeminin dimağına vererek cin ve insin kulûb ve ukûlüne isâle ediyor.
Şuhud Görme Şuhud derecesinde olan keşifleri bazan hilâf-ı vaki ve muhalif-i hak çıkıyor.
Şüheda Şehitler Dördüncü tabaka-i hayat: Şüheda hayatıdır.
Teşehhüd Ettehiyyatü oturuşu Hem bu tarzdaki salâvatın teşehhüdde tahsisinin hikmeti nedir?
Şın-He-Ra (8) +
İştihar Meşhur olma, yayılma Eğer çendan taassubla da olsa müdâfîleri bulunsa idi, mesele mühim olduğu için iştihar edecekti.
Meşhur Ünlü, bilinen Onlar çoktur; biz, onlardan meşhurları ve mânevî tevatür hükmüne geçmiş ve ekser tarih ve siyerde nakledilmiş birkaçını zikredeceğiz.
Müştehir Meşhur olmuş Aktâb-ı Hamse-i Azîmenin birincisi ve Gavs-ı Âzam namıyla müştehir Şeyh-i Geylânî Hazretlerinin,...
Şehir/Şehîr Meşhur Ezcümle, Amerikalı feylesof Carlyle, Alman edib-i şehîri Goethe'den naklen, Kur'ân'ın hakaikine dikkat ettikten sonra, "Acaba İslâmiyet içinde âlem-i medeniyetin tekemmülü mümkün müdür?" diye sormuştur.
Şehr Ay + ...bir saati yüz saat hükmüne getiren o şehr-i mübarekte, bu musibet dahi, o yüz sevabı, herbir saati on saat derecesinde ibadet yapmakla bine iblâğ ettiğinden,...
Şöhret Ün Şöhret, insanın malı olmayanı da insana mal eder.
Şuhur Aylar Ben hem kendimde, hem bu yakındaki Risale-i Nur talebelerinde şuhur-u muharremeden sonra bir yorgunluk ve şevkte bir fütur görüyordum.
Teşhir İlan etme, sergileme O zeval ve fenâyı, tezyid-i hüsün ve tecdid-i lezzet ve teşhir-i san'at için bir tazelendirmek şeklinde görüp, lezzetini ve şevkini ve hayretini ziyadeleştirir.
Şın-He-Kaf (3) +
Şahik Yüksek Hem şârık ki sur sûreler şâhik, her kelime bir melek-i nâtık ki,...
Şahika Zirve Demek, sekiz yüz sene bir mesafede görünen, hizmet-i Kur'âniyenin şâhikasıdır;...
Şehik Hıçkırarak içini çekme + ...Cehennem ateşinde zefir ve şehîk eden ehl-i şekavetin azabını haber verip,...
Şın-He-Lam (1)
Şehla Ela/Mavi göz Boyun bâlâ, gözün şehlâ, gören mecnun seni leylâ.
Şın-He-Vav (7) +
İştah (İştiha) Yemek isteği Hem ben, hem kardeşlerim, bunu benim az yemek ve iştahsızlığıma veriyorduk.
Müştehi İştahlı Öyle de, rahmete muhtaç bir biçare meyyitenin güzel tasvirine müştehiyâne bir nazarla bakmak, ruhun hissiyât-ı ulviyesini söndürür.
Müştehiyat İştah verici şeyler ...bilhassa hevesat ve müştehiyat-ı nefsaniyeyi taammüm etmiş memleketlerde...
Şehevat Şehvetler Yetimâne hüzünleri, nefsânî şehevâtı tahrik eden sesler haramdır.
Şehvet (Cinsel) istek + Vasat mertebesi ise iffettir ki, helâline şehveti var, harama yoktur.
Şehvani Şehvetle ilgili İnsan, hemşire misilli mahremlerine karşı fıtraten şehvânî his taşıyamıyor.
Teşehhi İştahla isteme Sizin, ey ehl-i hayal, teşehhî ile istediğiniz gibi yaratmamıştır, akıllarınızı kâinata mühendis etmemiştir.
Şın-Vav-Be (1) +
Şaibe Leke + (Karışık anlamında) ...bir Mâbud-u Lemyezel, bir Mahbub-u Lâyezâlin ezelî ve ebedî bir hayat-ı daimesi var ki, şaibe-i zevâl ve fenâdan münezzeh ve avârız-ı naks ve kusurdan müberrâdır....
Şın-Vav-Ra (8) +
İstişare Danışma Ekradın istidatları ile istişare etmek, onların sabavet ve besatetlerini nazara almaktır.
İşaret Göstererek bildirme İşte bu On Üç İşaret, on üç anahtardır.
Meşveret Danışma Müslümanların hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyedeki saadetlerinin anahtarı, meşveret-i şer'iyedir.
Mişvar Tarz Ve ahlâk-ı Muhammediyenin (a.s.m.) tam âmili ve mişvar-ı Ahmediyenin (a.s.m.) ve hilye-i Nebeviyenin (a.s.m.) hakikî lâbisi olduklarını gösterirler.
Müşavere Danışma ...heyet-i hâkime müşavereden sonra ittifakla beraat kararını tebliğ etmiş...
Müşavir Danışman Sizler—haddimin fevkinde—bir cihette talebemsiniz ve bir cihette ders arkadaşlarımsınız ve bir cihette muîn ve müşavirlerimsiniz.
Müşir Meraşal Âdi bir neferin, müşir makamının evâmirini tebliği gibi, ben de mânevî bir müşiriyet makamının evâmirini tebliğ ediyorum.
Şura Danışma meclisi; Sure adı + وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْ âyet-i kerimesi, şûrâyı esas olarak emrediyor.
Şın-Vav-Şın (2)
Müşevveş Karışık Şu İkinci Kısım, kırk dakikada sür'atle yazılmasından, ben ve müsvedde yazan kâtip ikimiz de hasta olduğumuzdan, elbette içinde müşevveşiyet ve kusur bulunacaktır.
Teşviş Karıştırma Ehl-i zahirin zihinlerini teşviş eden, felsefe-i Yunaniyeye incizaplarıdır.
Şın-Vav-Zı (1) +
Şuvaz/Şüvaz Kızgın ateş + ...belki farz-ı muhal olarak dağ ve arz büyüklüğünde birer adüvv-ü kâfir olsaydınız, arz ve dağ büyüklüğünde yıldızları, ateşli demirleri, şuvazlı nuhasları size atabilirler, sizi dağıtırlar.
Şın-Vav-Kaf (6)
İştiyak Şiddetli arzu Muzaaf ihtiyaç, iştiyak olur. Muzaaf iştiyak, incizap olur.
Müşevvik Teşvik eden Şu zaman-ı tereddüt ve evhamda iz'an ve iltizamı tenmiye ve takviye eden nuranî sıcak kalblerden çıkan müspet efkârı ve müşevvik beyanatı hüsn-ü zan ile temaşa etmek gerektir.
Müştak İştiyaklı Mevcudatın en müntehabı ve en muhtacı ve en nâzenini ve en müştakı olan hakikî insanların münâcâtlarına ve şükürlerine fiilen mukabele ettiği gibi, kelâmıyla da mukabele etmek, hâlıkıyetin şe'nidir.
Şaik/Şaika Şevk verici ...insanda ve hayvanda "sâika" ve "şâika" namıyla, aynı sâmia ve bâsıra gibi iki hiss-i âhari ilmen bulmuştum.
Şevk Arzu, istek Kur'ân'ın şevki ise, ruh düşer heyecana, şevk-i maâli verir.
Teşvik Şevk verme Teşvik ise bir nevi hidayettir.
Şın-Vav-Kef (1) +
Şevket Heybet, ululuk + Görüyoruz ki, bu seyyaremiz, bir azamet-i şevket-i Rububiyeti ve haşmet-i saltanat-ı Ulûhiyeti ve kemâl-i rahmet ve hikmeti gösterir bir surette, güneşin etrafında, emr-i Rabbânî ile, Birinci Mektupta beyan edildiği gibi, pek büyük bir hizmet için bir uzun seyir ve seyahat ona ettiriliyor.
Şın-Vav-Lam (2)
Şal Atkı ...Şarkî Anadolu kıyafetinde, o şal ve şalvar altında öyle bir kanun-u dehânın ihtifa edebileceğini bir türlü anlayamayarak, bir kısım adamlar ona, "mecnun" demişlerdi.
Şevval 10. Hicri ay ...İsm-i Âzam veyahut İsm-i Âzamın iki ziyasından bir ziyası veya altı nurundan bir nuru olan ism-i Hayyın bir cilvesi, Şevvâl-i Şerifte, Eskişehir Hapishanesinde uzaktan uzağa aklıma göründü.
Şın-Ye-Elif (5) +
Eşya Şeyler Ve yakînen bana bildirildi ki, kâinattaki kudretin faaliyeti ve seyr ü seyelân-ı eşya o kadar mânidardır ki, o faaliyetle Sâni-i Hakîm envâ-ı kâinatı konuşturuyor.
İnşaallah/İnşallah Allah dilerse + İnşaallah, senin herşeyinde ve her işinde uzun bir zamanda, yani tufûliyet zamanından, tâ ihtiyarlığın vaktinde işkenceli esaretine kadar, yani bin iki yüz doksan dörtten, tâ bin üç yüz kırk beş, belki altmış dörde, daha ziyade bir zamana kadar Allah'ın izniyle ve kuvvetiyle senin imdadına yetişeceğim.
Maşaallah/Maşallah Allah saklasın + İşte, masnuatı yaldızlayan mezâyâ ve mehâsine ve mevcudatı ışıklandıran letâif ve kemâlâta karşı "Sübhanallah, Maşaallah, Allahu ekber" diyerek semâvâtı çınlattıran...
Meşiet Dileme ...meşiet-i İlâhiye asıldır, kader hâkimdir.
Şey' (Şey'en/Şeyen) Nesne (Azar azar) + ...ancak Vâcibü'l-Vücud ve Kàdir-i Külli Şey ve Âlim-i Külli Şey bir Rabb-i Zülcelâl-i ve'l-İkramdır" der, hükmeder.
Şın-Ye-Hı (6) +
Meşayih Şeyhler İşte, büyük ulemâ-i İslâm ve meşâyih-ı kiram çok tecrübe ve imtihanlarla şöyle bir kanaata varmışlardır ki, Bediüzzaman ne söylerse hakikattır.
Meşihat Din işleri merkezi, şeyhülislamlık Diyanet dairesi, Meşihat-ı İslâmiye gibi, yalnız Türkiye'nin din muallimi değil, belki umum âlem-i İslâma Meşihat-ı İslâmiye yerine alâkası, nezareti, münasebeti var.
Müteşeyyih Şeyhlik taslayan İşte o tedennînin mühim bir sebebi: Bazı rüesâ ile haksız olarak millete fedakârlık iddia eden sahtekâr hamiyet-furuşlar veya velâyeti dâvâ eden ehliyetsiz bazı müteşeyyihlerdir.
Şeyh Yaşlı, hoca + Şeyh efendi, bunlara söyleyiniz, benimle dövüştükleri vakit dördü birden olmasınlar, ikişer ikişer gelsinler.
Şeyhuhet Yaşlılık Zira; dünya şeyhuhet itibariyle müşevveşedir; İslâmiyet ağrazın teneffüsü ile mütezelziledir.
Şüyuhat Şeyhlik Biraz ileride şu asr-ı hâzırın uğradığı ve uğrayacağı kaviyyen me'mul ve melhuz olan sefahet ve atâlete rağmen düstur-u şüyuhatını tahdit ...
Şın-Ye-Dal (3) +
Meşid Harçla yapılmış sağlam bina + ...biri diğerinin noksanını tekmil için bir meclis-i şûrâ olarak, bir kasr-ı meşîd-i nuranî timsalinde arz-ı dîdar edecektir.
Müşeyyed (Müşeyyede) Sağlamlaştırılmış + Nazm-ı maânî ise mantıkla müşeyyeddir.
Teşyid Binayı sağlamlaştırmak Ulum-u diniye ile fünûn-u asriyeyi mezc, hakâik-i diniyeyi fünûn-u müsbete ile te'yid ve teşyid etmek suretiyle, talebenin tenvir-i ezhânına sarf-ı himmet eyledi.
Şın-Ye-Ayn (7) +
İşaa Yayma Şimdilik o hâdisât-ı gaybiyenin yüzer misallerinden, mülhidler tarafından avâmın akidelerini bozmak fikriyle işâa edilen yirmi üç Meseleleri, tevfik-i Rabbânî ile, gayet muhtasar bir surette beyan edilecek.
Şayia Söylenti Hem biz de çok dikkat ve ihtiyat etmeye, böyle şâyialara ehemmiyet vermemeye mecbur oluyoruz.
Şia Şiilik + (Grup anlamında) O muhabbet, Şialar için belki bir özür teşkil eder.
Şii Hz. Ali taraftarı Alevî ve Şiîlerin müfritleri ise, değil Peygamber (a.s.m.) aleyhinde, belki Âl-i Beytin muhabbetinden, ifratkârane muhabbet besliyorlar.
Şüyu' Yayılma Bunu dinlediğinde, kendisinden bahsettiğini ve bir sene evvelki kendi vukuatının şimdi civar köylerde şüyû bulduğunu anlayarak geriye döner, dâvete icabet etmez.
(Ehl-i) Teşeyyu' Şiiler Ehl-i teşeyyu', imanına kàil; Ehl-i Sünnetin ekserîsi imanına kàil değiller.
Teşyi' Uğurlama Ticaret muhabbeti, onlar bizi beslerler, hediyelerle süslerler, hem de teşyi ederler.
Şın-Ye-Nun (1)
Şeyn/Şun Kusur Hem de o sarhoş namazsızlar Jön Türk değiller, belki şeyn Türktürler. Yani fena ve çirkin Türktürler.