He (ه) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark
Gezinti kısmına atla
Arama kısmına atla
"Kategori:Arapça Kök Harflere Göre Kelimeler He ({{Arabi|ه}}) ile başlayan Arapça kök harfler listelenmiştir." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu |
Değişiklik özeti yok |
||
| (Aynı kullanıcının aradaki diğer 6 değişikliği gösterilmiyor) | |||
| 1. satır: | 1. satır: | ||
[[Kategori:Arapça Kök | [[Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler]] | ||
He ({{Arabi|ه}}) ile başlayan Arapça | ''Önceki Harf: [[Nun (ن) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Nun ({{Arabi|ن}})]] ← [[:Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası]] → [[Vav (و) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Vav ({{Arabi|و}})]]: Sonraki Harf'' | ||
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve He ({{Arabi|ه}}) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir. | |||
{|class="wikitable" | |||
|+İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı | |||
!Arapça Harf | |||
!Türkçe Okunuşu | |||
!2 Harfli Kelime Sayısı | |||
!3 Harfli Kök Sayısı | |||
!3 Kök Harfli Kelime Sayısı | |||
!4 Harfli Kök Sayısı | |||
!4 Kök Harfli Kelime Sayısı | |||
!Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı | |||
!Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı | |||
!Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | |||
!Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı | |||
!Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı | |||
!Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | |||
|- | |||
|align=center|{{Arabi|ه}} | |||
|align=center|He | |||
|align=center|3 | |||
|align=center|39 | |||
|align=center|99 | |||
|align=center|7 | |||
|align=center|8 | |||
|align=center|48 | |||
|align=center|78 | |||
|align=center|26 | |||
|align=center|'''109''' | |||
|align=center|229 | |||
|align=center|'''22''' | |||
|-} | |||
{|class="wikitable" | |||
|+ | |||
!Kelime | |||
!Anlamı | |||
!Kur'an'da<br />Geçiyor mu? | |||
!Örnek Cümle | |||
|- | |||
|'''He-Be-Vav (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Heba | |||
|Boşu boşuna (giden) | |||
|align=center|+ (Toz anlamında) | |||
|Ömür ayn-ı heva oldu Kemal ayn-ı heba gördüm. | |||
|- | |||
|'''He-Te-Fe (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hatif | |||
|Sesi işitilen kendi görülmeyen cin | |||
| | |||
|Hem kâhinler gibi; "hâtif" denilen, şahsı görünmeyen ve sesi işitilen cinnîler, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın geleceğini mükerreren haber vermişler. | |||
|- | |||
|'''He-Cim-Dal (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Teheccüd | |||
|Yatsı akabinde uyuduktan sonra gece kılınan namaz | |||
| | |||
|Ve gecede teheccüd ise, kabir gecesinde ve Berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder… | |||
|- | |||
|'''He-Cim-Ra (9)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Ahcar | |||
|Taşlar | |||
| | |||
|Eğer ubudiyetinde tam bu kasra mâlik olsa, sultanlar ve güneşler, onun kasrının ecza ve ahcarı hükmüne girerler. | |||
|- | |||
|Hacer | |||
|Taş | |||
| | |||
|Bazıları demişler ki: O, Hacerü'l-Esved'e işarettir. | |||
|- | |||
|Hicran | |||
|Ebedi ayrılık | |||
| | |||
|Demek rahmet, (Çünki rahmettir) hicran-ı ebedîyi, muhabbet-i hakikiyeye karşı çıkaramaz. | |||
|- | |||
|Hicret | |||
|Göç | |||
| | |||
|Nasıl bir sultan-ı azîmin bir âdi neferi, o padişahın namıyla ve onun kuvvetiyle bir memleketi hicret ettirebilir, iki denizi birleştirebilir, bir şahı esir edebilir. | |||
|- | |||
|Hicri | |||
|Peygamberimizin hicretiyle başlayan takvim | |||
| | |||
|Oniki sene evvel denilen tarih; Hicri 1340, Miladi 1921 seneleridir. | |||
|- | |||
|Mehcur | |||
|Uzaklaşmış, ayrı kalmış | |||
|align=center|+ | |||
|Bir dem bile hem eyleme senden beni ya Rabbena mehcur | |||
|- | |||
|Muhaceret | |||
|Göç etme | |||
| | |||
|Şu dünya yüzü, hususan şu memleketimiz, eski zamandan beri çok muhaceretlere ve tebeddülata maruz olmakla beraber; … | |||
|- | |||
|Muhacir | |||
|Hicret eden | |||
|align=center|+ | |||
|Mescid-i Şerif'in suffesini mesken ittihaz eden yüzden ziyade fukara-yı muhacirîni davet et! | |||
|- | |||
|Tehcir | |||
|Hicret ettirmek | |||
| | |||
|Böyle hayvanlar için, bu kelimat-ı mukaddese tercüme ve tahrif edilmez ve tehcir edilmezler! | |||
|- | |||
|'''He-Cim-Mim (4)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hücum | |||
|Saldırı | |||
| | |||
|Dehşetli bir arslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. | |||
|- | |||
|Mühacemat | |||
|Hücumlar | |||
| | |||
|Dikkat isterim ki; şeriat ile hiç münasebeti olmayan o müthiş istibdad-ı zalimane sırf milleti aldatmakla bir münasebet-i mevhumeye istinad ile ol kadar dâhil ve haric mühacemata karşı bu kadar zaman kendini muhafaza ettiğinden, … | |||
|- | |||
|Mütehacim | |||
|Saldıran | |||
| | |||
|Bu kadar Kur'anı taklid etmeye müştak olan dostlar ve mütehacim düşmanlara rağmen, şimdiye kadar Kur'anın ne taklidi yapılmış ve ne de bir misali gösterilmiştir. | |||
|- | |||
|Tehacüm | |||
|Saldırma | |||
| | |||
|Hayatına muzır mikroptan tut, tâ zelzeleye kadar binler taife düşmanları, hayatına karşı tehacüm vaziyetinde görür. | |||
|- | |||
|'''He-Cim-Nun (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Müstehcen | |||
|Adebe aykırı | |||
| | |||
|Veyahut on para kazanmak için ahlâk-ı İslâmiyeyi esasıyla sarsan istihzaât ve terzilât ve müstehcenât ile ezhan-ı şûrede ahlâk-ı rezilenin tohumunu ekiyorlar.. | |||
|- | |||
|'''He-Cim-Vav (2)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Heca/hece | |||
|Hece | |||
| | |||
|Onun için sözü kısa kesip yalnız numune olarak bir âyetteki huruf-u hecaiyenin vaziyetiyle hasıl olan bir selaset ve fesahat-i lafziyeyi ve o vaziyetten parlayan bir lem'a-i i'cazı göstereceğiz. | |||
|- | |||
|Hicv/Hiciv | |||
|Alay etme, yerme | |||
| | |||
|Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat, bâhusus şâirane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir. | |||
|- | |||
|'''He-Dal-Dal (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Tehdid/Tehdit | |||
|Korkutma | |||
| | |||
|Bak, mükerrer va'dediyor ve şiddetli tehdid ediyor ki: | |||
|- | |||
|'''He-Dal-Ra (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Heder | |||
|Boşa gitme | |||
| | |||
|Adalet-i Kur'anî; tek masumun hayatı, kanı heder göremez, onu feda edemez değil ekseriyete, hattâ nev'in umumu... | |||
|- | |||
|'''He-Dal-Fe (2)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hedef | |||
|Nişan alınan yer | |||
| | |||
|Bu hâdise-i arziye, bu memleketin ahali-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi, ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor? | |||
|- | |||
|İstihdaf | |||
|Hedef edinme | |||
| | |||
|Binaenaleyh bu asil gayeyi istihdaf eden herhangi mutasavvıf bir kardeşimizin, Risale-i … | |||
|- | |||
|'''He-Dal-Mim (3)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hadim/Hedim | |||
|Yıkan, yıkıcı | |||
| | |||
|Din ve imana hâdim (hizmet edici), şirk ve küfrü hêdim (yıkıcı) pek aziz kardeşlerim! | |||
|- | |||
|Hedm | |||
|Yıkma, bozma | |||
| | |||
|Evet eğer kâinat ömr-ü fıtrîsinden evvel haricî bir tahribata veya Sâni'i tarafından bir hedm ve kıyamete maruz kalmasa bile, fennî bir hesab ile kâinatın öyle bir günü gelecektir ki;… | |||
|- | |||
|İnhidam | |||
|Yıkılma, çökme | |||
| | |||
|Bu kudret karşısında, küfr-ü mutlakın ve dinsizliğin temelleri târumâr olacak; inhidam çukurlarına yuvarlanarak geberecektir. | |||
|- | |||
|'''He-Dal-He-Dal (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hüdhüd/hudhud | |||
|İbibik kuşu | |||
|align=center|+ | |||
|…ekser kuşlar, Hüdhüd-ü Süleymanî gibi birer munis arkadaş veya mutî' birer hizmetkâr suretini giysin. | |||
|- | |||
|'''He-Dal-Ye (11)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hadi | |||
|Hidayet eden Allah (Esma); hidayete ermiş kişi | |||
|align=center|+ | |||
|Her hâdî zât, mühdî olamaz. | |||
|- | |||
|Heda | |||
|Hidayet, hediye | |||
| | |||
|Nur-u Huda, mü'mine hedâ, dalalete seyf-i hemta mı desem; | |||
|- | |||
|Hedaya | |||
|Hediyeler | |||
| | |||
|…hem senevî, hem asrî, hem dehrî, kudretin mu'cizatını ve rahmetin hedâyâsını hatırlatır. | |||
|- | |||
|Hediye | |||
|Armağan | |||
|align=center|+ | |||
|Halkın hediyesini kabul etmek, onların hatırını sayıp istemediğim vakitte onları kabul etmek lâzım geliyor.. o da hoşuma gitmiyor. | |||
|- | |||
|Hidayet | |||
|Kur'an'ın gösterdiği doğru yol | |||
| | |||
|Hidayet ve tevfikı Erhamürrâhimîn'den iste... | |||
|- | |||
|Hüda | |||
|Hidayet | |||
|align=center|+ | |||
|Onu hevaya değil, hüdaya sevkedersin. | |||
|- | |||
|İhda | |||
|Hediye etme | |||
| | |||
|...ruhlarımıza yeni, safi bir nesîm ihda eden Kur'anın celalli ve izzetli, rahmetli ve şefkatli âyetlerindeki tekraratın mehasinini ta'dad eden, … | |||
|- | |||
|İhtida | |||
|Hidayete erme | |||
| | |||
|…Nusaybin ecinnileri ihtida için Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a geldikleri vakit, … | |||
|- | |||
|Mehdi | |||
|Yol gösterici, ahirzamanda dine büyük hizmet edecek vazifeli kişi | |||
| | |||
|İşte bunun için, Mehdi ve Süfyan mes'eleleri gibi çok mes'elelerde çok ihtilaf olmuş. | |||
|- | |||
|Mühdi | |||
|Doğru yolu gösteren | |||
| | |||
|Her hâdî zât, mühdî olamaz. | |||
|- | |||
|Mühtedi | |||
|Hidayete ermiş, müslüman olmuş | |||
|align=center|+ | |||
|Eskiden düşman, şimdi dost olan mühtedi diyor ki: | |||
|- | |||
|'''He-Zel-Ye (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hezeyan | |||
|Saçmalık | |||
| | |||
|Evet o küfür; ahmakane, sarhoşane, divanece bir hezeyandır. | |||
|- | |||
|'''He-Ra-Cim (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Herc | |||
|Karışıklık | |||
| | |||
|Bilcümle ihtilalat, bütün herc ü fesadat; hem asıl, hem madeni.. rezail ve seyyiat, bütün fasid hasletler,… | |||
|- | |||
|'''He-Ra-Mim (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Ehram | |||
|(Mısır) Piramid(i) | |||
| | |||
|…şöhretperest olup dağ-misal meşhur ehramları bina eden … | |||
|- | |||
|'''He-Ze-Elif (2)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|İstihza | |||
|Alay etme | |||
| | |||
|Elbette in'amı istihzadan ve ihsanı aldatmaktan ve inayeti adavetten ve rahmeti azabdan ve lütuf ve keremi ihanetten halâs eden ve ihsanı ihsan eden ve nimeti nimet eden bir âlem-i bâkide bir hayat-ı bâkiye var ve olacaktır. | |||
|- | |||
|Müstehzi | |||
|Alay eden | |||
|align=center|+ | |||
|Ehemmiyetsiz ve müstehzi ve hezeyancı bazı serserilerin nazarında, muvakkat ve menhus bir mevki kazanır. | |||
|- | |||
|'''He-Ze-Cim (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hezecat | |||
|Hoş ve nağmeli ses | |||
| | |||
|Yağmurun hezecatı, kuşların seceatı birer tesbih-i rahmet, hakikata bir mecaz. | |||
|- | |||
|'''He-Ze-Ze (2)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|İhtizaz | |||
|Titreme, sallanma | |||
| | |||
|Fakat şu haliçe hem hayattardır, hem intizamlı bir ihtizazdadır. | |||
|- | |||
|Mühtezz | |||
|Titreyen | |||
| | |||
|Bütün masnuatın ve cemi-i mahlûkatın ve umum mevcudatın tarifat ve tavsifat ve tesbih ve senasıyla, cemi-i zihayatın tahiyyat ve cemi-i evrak-ı mühtezze-i zâkirenin tahmidatıyla Cenab-ı Rabb-i izzeti zikr … | |||
|- | |||
|'''He-Ze-Lam (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hezl/Hezel (Hezeliyat) | |||
|Şaka, mizah | |||
|align=center|+ | |||
|Fakat işaret olunan celb-i ervah-ı tayyibe ise, medenîlerin yaptığı gibi hezeliyat suretinde bazı oyuncaklara, o pek ciddî ve ciddî bir âlemde olan ruhlara hürmetsizlik edip, kendi yerine ve oyuncaklara celbetmek değil, … | |||
|- | |||
|'''He-Ze-Mim (2)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|İnhizam | |||
|Bozulma, dağılma | |||
| | |||
|…aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevketmesi;… | |||
|- | |||
|Münhezim | |||
|Hezimete uğramış | |||
| | |||
|…safsata ederek asıl tevhid-i mahz ve itikad-ı kâmil ve akl-ı selim kabul ettiği akide-i hak ile mücehhez ve seyf-i bürhan ile mütekallid olanlarla mübareze ve muharebe ederse; nasıl birden mağlub ve münhezim oluyor... | |||
|- | |||
|'''He-Dad-Mim (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hazım/Hazm | |||
|Sindirim | |||
| | |||
|Bîçare zaîf mideye de, hazımdan evvel yemek yemek üzerine doldurmak ile hastalıkları celbetmez. | |||
|- | |||
|'''He-Fe-He-Fe (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Müheffef | |||
|İnce, narin | |||
| | |||
|Evet, altında nescolmuş mühefhef mantık ve bürhan, sağında aklı istintak; mürefref her taraf, ezhan "Sadakte" der ki:… | |||
|- | |||
|'''He-Kef-Mim (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Tehekküm | |||
|Alay etme | |||
| | |||
|Şu güzel kelimeleri hâvi olan şu cümlenin onlara karşı zikredilmesi, bir tehekkümdür (istihza), bir tevbihtir, yüzlerine gülmektir. | |||
|- | |||
|'''He-Lam (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hel | |||
|mı? mi? soru harfi | |||
|align=center|+ | |||
|…sema, cevv ve arzın mükemmel ve kat'î derslerini dinlediği halde "Hel min mezîd" deyip dururken, … | |||
|- | |||
|'''He-Lam-Kef (9)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Halik/Helik | |||
|Mahvolan, helak olan | |||
|align=center|+ | |||
|Yani hêlik ve fâni olanlar vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u manevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer. | |||
|- | |||
|Helak | |||
|Ölme, bitme | |||
| | |||
|Bu zihniyette olan, Kur'andan ve onun hakaikından üstün bir şey tanımayan bir insan, sırf fâni cezalar korkusuyla kendini ebedî helâke atar mı? | |||
|- | |||
|Helaket | |||
|Yıkılma, mahvolma | |||
| | |||
|Ya bir tek surenin mislini getiriniz veyahut dünyada ve âhirette helâket ve zilleti kabul ediniz. | |||
|- | |||
|İhlak | |||
|Helak etme | |||
| | |||
|Evet Cenab-ı Hak melaikeye bildirmeksizin şeytanları def' veya ihlâk edebilir. | |||
|- | |||
|İstihlak | |||
|Yiyip bitirmek | |||
| | |||
|Zira istibdad, hasılat-ı terakkiyi istihlâk ile insanları mazi tarafına döndürüyor. | |||
|- | |||
|Mehalik | |||
|Tehlikeler | |||
| | |||
|…menfî unsuriyet fikriyle şark vilayetlerindeki vatandaşlara veya cenub tarafındaki dindaşlara adavet besleyip onlara karşı cephe almak, çok zararları ve mehaliki ile beraber; … | |||
|- | |||
|Mühlik | |||
|Helak eden, öldüren | |||
|align=center|+ | |||
|Her derdin devası içinde var demeyeceğim, fakat mühlik dertlerin ağleb devası yazılanlarda vardır. | |||
|- | |||
|Müstehlik | |||
|Tüketici | |||
| | |||
|İktisadsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. | |||
|- | |||
|Tehlike | |||
|Bir şeyin varlığını tehdit eden şey | |||
|align=center|+ (Tehlüke şeklinde) | |||
|Acaba o serseri nefer, o mücahid mualleme kulak vermezse, ne kadar tehlikede kalır anlarsın! | |||
|- | |||
|'''He-Lam-Lam (4)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hale | |||
|Ay ve güneş etrafında görülen parlak daire | |||
| | |||
|Biraz da mümtaz şahsiyeti, nurdan bir hâle halinde sarmakta olan üstün meziyetlerinden, ahlâk ve kemalâtından bahsedelim. | |||
|- | |||
|Hilal | |||
|Yay şeklindeki yeni ay | |||
| | |||
|Meselâ Ramazan hilâlinin sübutunu ihbar eden iki adam, binler münkirlerin inkârlarını hiçe atarlar. | |||
|- | |||
|İstihlal | |||
|Hayırlı başlangıca delil olmak | |||
| | |||
|Hâkimiyet-i milliyenin beraat-i istihlali olan kanun-u şer'î, hâzin-i Cennet gibi bizi duhûle davet ediyor. | |||
|- | |||
|Tehlil | |||
|La ilahe illallah demek | |||
| | |||
|Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir musikî sesi işitiyor. | |||
|- | |||
|'''He-Mim-Cim (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hemec | |||
|Ahmak | |||
| | |||
|Âyetin manası dürrdür. Bu ise mederdir. Hadîsin mefhumu mühec, bu hemecdir. | |||
|- | |||
|'''He-Mim-Ze (2)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hemze | |||
|Harekeli elif | |||
|align=center|+ (Kışkırtma anlamında) | |||
|Hemze, melfuz ve gayr-ı melfuz yirmibeştir ve hemzenin sâkin kardeşi elif'ten üç derece yukarıdır. Zira hareke üçtür. | |||
|- | |||
|Hümeze | |||
|Sure | |||
|align=center|+ | |||
|Evet {{Arabi|اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ}} ile beraber Duha, Elem neşrah leke, Zilzal, Tekâsür, El-Maun, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel-i Alak, Ve't-tîn, El-Karia ve Hümeze olan 10 surenin tevafuku bozmayan küçük küsurattan kat'-ı nazar 100 adedinde tevafukları olduğu gibi;… | |||
|- | |||
|'''He-Mim-Sin (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Mehmuse | |||
|Söylendiğinde nefes akışını engellemeyen harfler | |||
| | |||
|Surelerin başında mezkûr olan huruf, hurufatın aksam-ı malûmesi olan mechure, mehmuse, şedide, rahve, zelaka, kalkale gibi aksam-ı kesîresinden herbir kısmından nısfını almıştır. | |||
|- | |||
|'''He-Mim-Şın (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hamiş | |||
|Sayfa kenarı notu | |||
| | |||
|Hâmiş: Harman ortasında Mevlevîvari dolaşan bu bîçare çiftçi, sözlerini de işlediği işe benzeterek, söylediğini tekrar söylemiş; geçtiği yere dönmüş, yine gelmiş ise de, ne yapsın? | |||
|- | |||
|'''He-Mim-Mim (6)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Ehemm | |||
|Çok mühim | |||
| | |||
|En ehemm ve en elzem işler, takdim edilecektir. | |||
|- | |||
|Ehemmiyet | |||
|Önem | |||
| | |||
|Ey insan, hiç mümkün müdür ki: Sana bu sîmayı veren, o sîmada böyle bir sikke-i rahmeti ve bir hâtem-i ehadiyeti vaz'eden zât, seni başı boş bıraksın; sana ehemmiyet vermesin; … | |||
|- | |||
|Himem (Himemat) | |||
|Himmetler | |||
| | |||
|…inayet-i Rabbanî, mu'cizat-ı Kur'anî, himemat-ı Sübhanî, keramat-ı ruhanî eseri olmalıdır ki, … | |||
|- | |||
|Himmet | |||
|Gayret, çalışma | |||
| | |||
|Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. | |||
|- | |||
|İhtimam | |||
|Özen gösterme | |||
| | |||
|Şu mevcudatın Mâliki, mülkünde cereyan eden herşeyin inzibatına büyük bir ihtimamı var. | |||
|- | |||
|Mühimm | |||
|Önemli | |||
| | |||
|…o sikkenin üç mühim ukdesini irae eden "Bismillahirrahmanirrahîm"dir. | |||
|- | |||
|'''He-Mim-He-Mim (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hemheme | |||
|Hava sesi, mırıldanma | |||
| | |||
|Heva-yı nefs ise şu hemheme-i hava ve hevheve-i yapraktan öyle bir lezzet alıyor ki, bütün ezvak-ı mecazîyi ona unutturup, o heva-yı nefsin hayatı olan zevk-i mecazîyi terketmekle, bu zevk-i hakikatte ölmek istiyor. | |||
|- | |||
|'''He-Nun-Dal-Sin (2)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hendese | |||
|Geometri, mühendislik | |||
| | |||
|Şu âlem-i maneviye-i İslâmiyenin güneşi, temeli, hendesesi... | |||
|- | |||
|Mühendis | |||
|Hendeseci, geometrici | |||
| | |||
|Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir. | |||
|- | |||
|'''He-Vav (2)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Hüve | |||
|Arapça'da "O" (3. tekil şahıs) | |||
|align=center|+ | |||
|"HÜVEL HAKKU" yerine "HÜVE HAKKUN" olmalı. "HÜVEL HASEN" yerine "HÜVEL AHSEN" olmalı... | |||
|- | |||
|Hüviyet | |||
|Kimlik, mahiyet | |||
| | |||
|Âyinede temessül, münkasım dört surete: Ya yalnız hüviyet; ya beraber hâsiyet; ya hüviyet hem şu'le-i mahiyet; ya mahiyet, hüviyet. | |||
|- | |||
|'''He-Vav-Dal (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Yahudi | |||
|Hz. Yakub'un oğlu Yahuda'nın soyundan gelenler, İsrail oğulları | |||
| | |||
|O kıssada, hem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı teskin ve teselli, hem küffarı tehdid, hem münafıkları takbih, hem Yahudileri tevbih gibi çok makasıdı, pekçok vücuhu vardır. | |||
|- | |||
|'''He-Vav-Ra (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Tehevvür | |||
|Korkusuzluk, saldırı | |||
| | |||
|Risale-i Nur şakirdleri bu mezkûr dört esasa binaen, muarızlara hiddet ve tehevvürle ve mukabele-i bilmisille karşılamamalı. | |||
|- | |||
|'''He-Vav-Sin (2)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Heves | |||
|İstek, arzu | |||
| | |||
|Hevesine tebaiyet edip her nevi zulmü, sefaheti irtikâb ediyor. | |||
|- | |||
|Tehevvüs | |||
|Heveslenme | |||
| | |||
|Evet bir şahsın tehevvüsü için büyük bir daire-i muhita hareket-i mühimmesinden durdurulmaz. | |||
|- | |||
|'''He-Vav-Lam (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Ehval | |||
|Korkular | |||
| | |||
|…dünyayı ve insanı Hakîm, Alîm, Kadîr, Rahîm, Kerim bir zâtın tasarrufunda tasavvur etmediği ve onları tesadüf ve tabiata havale ettiği için, dünyanın ehvali ve insanın ahvali onu daima iz'ac eder. | |||
|- | |||
|'''He-Vav-Nun (6)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Ehven | |||
|Daha kolay | |||
|align=center|+ | |||
|Demek bir baharı halketmek, Zât-ı Zülcelal'ine bir çiçek kadar ehvendir. | |||
|- | |||
|Hain | |||
|Hıyanet eden | |||
| | |||
|Yine o hain sersem, temerrüd edip: "İnanmam. Hiç mümkün müdür ki, bu memleket harab edilsin; başka bir memlekete göç etsin." dedi. | |||
|- | |||
|Hıyanet | |||
|Sözünde durmayıp aldatmak | |||
| | |||
|Hem emanette hıyanet cezasını göreceksiniz. | |||
|- | |||
|İhanet | |||
|Hainlik | |||
| | |||
|Elbette in'amı istihzadan ve ihsanı aldatmaktan ve inayeti adavetten ve rahmeti azabdan ve lütuf ve keremi ihanetten halâs eden ve ihsanı ihsan eden ve nimeti nimet eden bir âlem-i bâkide bir hayat-ı bâkiye var ve olacaktır. | |||
|- | |||
|Tehavün | |||
|Önemsememe | |||
| | |||
|Lâkaydlığı atar, tehavünü def'eder. | |||
|- | |||
|Tehvin | |||
|Kolaylaştırma | |||
| | |||
|Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın görmekte olduğu zahmetlerin tahfifine ve göstermekte olduğu hırs ve şiddetin tehvinine medar olmak için,… | |||
|- | |||
|'''He-Vav-He-Vav (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Hevheve | |||
|Yaprak sesi | |||
| | |||
|Heva-yı nefs ise şu hemheme-i hava ve hevheve-i yapraktan öyle bir lezzet alıyor ki, bütün ezvak-ı mecazîyi ona unutturup, o heva-yı nefsin hayatı olan zevk-i mecazîyi terketmekle, bu zevk-i hakikatte ölmek istiyor. | |||
|- | |||
|'''He-Vav-Ye (3)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Ehva | |||
|Nefsin arzuları | |||
| | |||
|Bu bir hikmet-i nur-u irfandır/Ki ehva ve lağv ve tefelsüf değil | |||
|- | |||
|Hava | |||
|Atmosfer | |||
|align=center|+ | |||
|Kudret-i İlahiyenin bir arşı olan bir avuç toprakta konulan muhtelif tohumların mahiyetlerinde ve emir ve iradenin diğer bir arşı olan havanın bir parçasında … | |||
|- | |||
|Heva | |||
|Nefsin zararlı istekleri | |||
|align=center|+ | |||
|O iki yolcu; biri mutî'-i kanun-u İlahî, birisi de âsi ve hevaya tâbi insanlardır. | |||
|- | |||
|'''He-Ye-Elif (2)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Heyet/Hey'et (Hey'at/Heyat) | |||
|Durum, grup (çoğul), biçim | |||
|align=center|+ | |||
|Kâinatın heyet-i mecmuasındaki teavün, tesanüd, teanuk, tecavübden tezahür eden sikke-i kübra-i uluhiyettir ki, "Bismillah" ona bakıyor. | |||
|- | |||
|Müheyya | |||
|Hazır(lanmış) | |||
| | |||
|Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar. | |||
|- | |||
|'''He-Ye-Be (3)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Heybet | |||
|Saygı ve korku uyandıran durum | |||
| | |||
|Ve bütün kâinat taht-ı emir ve idaresinde ve heybet ve azameti altında nihayet itaatte, celaline karşı tezellüldedir. | |||
|- | |||
|Mehabet | |||
|Heybet | |||
| | |||
|Cebel-i Uhud ya onların mehabetlerinden veya kendi sürur ve sevincinden lerzeye geldi, kımıldandı. | |||
|- | |||
|Mehib | |||
|Heybetli | |||
| | |||
|Kendileri uzun boylu, çok mehib ve üzerlerinde siyah bir sako, mübarek sakalları siyah, pek az ağarmış. | |||
|- | |||
|'''He-Ye-Cim (4)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Heyecan | |||
|Ani değişiklik nedeniyle histe şiddetlenme | |||
| | |||
|Müdhiş bir halecan ve heyecan hisseder. | |||
|- | |||
|Müheyyic | |||
|Heyecanlandıran | |||
| | |||
|Birden bir maraz, ya bir iştiha, ya bevl gibi bir emr-i müheyyic şiddetle senin hissine dokunuyor. | |||
|- | |||
|Müteheyyic | |||
|Heyecanlı | |||
| | |||
|Zira fıtratı müteheyyic olan insanın rahatı, yalnız sa'y ve cidaldedir. | |||
|- | |||
|Tehyic | |||
|Heyecana getirme | |||
| | |||
|Böyle bir cemaat-i azîme içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak hâdisat-ı azîme vücuda geliyor. | |||
|- | |||
|'''He-Ye-Kef-Lam (1)''' | |||
| | |||
| | |||
| | |||
|- | |||
|Heykel | |||
|Çeşitli malzemeden yapılmış insan veya hayvan şekli; cismani beden | |||
| | |||
|Evet o iki mana, onda o derece hükmeder ki; âdeta o çiçek bir lütf-u mücessem, o heykel bir kerem-i mütecessiddir. | |||
|- | |||
|'''He-Ye-Lam (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Heyula | |||
|Şekilsiz madde | |||
| | |||
|Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat maddesinden daha latîf ve eski hükemanın saplandığı heyula fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir. | |||
|- | |||
|Mühlet | |||
|Süre | |||
| | |||
|Zira onbeş gün (güya bize mühlet verilmiş gibi) bize ilişmiyorlar. | |||
|- | |||
|'''He-Ye-He-Elif-Te (1)''' | |||
| | |||
|align=center|'''+''' | |||
| | |||
|- | |||
|Heyhat | |||
|Yazık, ne kadar uzak | |||
|align=center|+ | |||
|Heyhat! Binler berahin-i kat'iyyenin mıhlarıyla Arş-ı A'zam'a çakılan bu muazzam pırlantayı hangi el bütün o mıhları söküp, o direkleri kesip (onu) düşürebilir? | |||
|-} | |||
09.36, 22 Aralık 2025 itibarı ile sayfanın şu anki hâli
Önceki Harf: Nun (ن) ← Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası → Vav (و): Sonraki Harf
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve He (ه) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
| Arapça Harf | Türkçe Okunuşu | 2 Harfli Kelime Sayısı | 3 Harfli Kök Sayısı | 3 Kök Harfli Kelime Sayısı | 4 Harfli Kök Sayısı | 4 Kök Harfli Kelime Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı | Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı | Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı | Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı |
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
| ه | He | 3 | 39 | 99 | 7 | 8 | 48 | 78 | 26 | 109 | 229 | 22 |
| Kelime | Anlamı | Kur'an'da Geçiyor mu? |
Örnek Cümle |
|---|---|---|---|
| He-Be-Vav (1) | + | ||
| Heba | Boşu boşuna (giden) | + (Toz anlamında) | Ömür ayn-ı heva oldu Kemal ayn-ı heba gördüm. |
| He-Te-Fe (1) | |||
| Hatif | Sesi işitilen kendi görülmeyen cin | Hem kâhinler gibi; "hâtif" denilen, şahsı görünmeyen ve sesi işitilen cinnîler, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın geleceğini mükerreren haber vermişler. | |
| He-Cim-Dal (1) | + | ||
| Teheccüd | Yatsı akabinde uyuduktan sonra gece kılınan namaz | Ve gecede teheccüd ise, kabir gecesinde ve Berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder… | |
| He-Cim-Ra (9) | + | ||
| Ahcar | Taşlar | Eğer ubudiyetinde tam bu kasra mâlik olsa, sultanlar ve güneşler, onun kasrının ecza ve ahcarı hükmüne girerler. | |
| Hacer | Taş | Bazıları demişler ki: O, Hacerü'l-Esved'e işarettir. | |
| Hicran | Ebedi ayrılık | Demek rahmet, (Çünki rahmettir) hicran-ı ebedîyi, muhabbet-i hakikiyeye karşı çıkaramaz. | |
| Hicret | Göç | Nasıl bir sultan-ı azîmin bir âdi neferi, o padişahın namıyla ve onun kuvvetiyle bir memleketi hicret ettirebilir, iki denizi birleştirebilir, bir şahı esir edebilir. | |
| Hicri | Peygamberimizin hicretiyle başlayan takvim | Oniki sene evvel denilen tarih; Hicri 1340, Miladi 1921 seneleridir. | |
| Mehcur | Uzaklaşmış, ayrı kalmış | + | Bir dem bile hem eyleme senden beni ya Rabbena mehcur |
| Muhaceret | Göç etme | Şu dünya yüzü, hususan şu memleketimiz, eski zamandan beri çok muhaceretlere ve tebeddülata maruz olmakla beraber; … | |
| Muhacir | Hicret eden | + | Mescid-i Şerif'in suffesini mesken ittihaz eden yüzden ziyade fukara-yı muhacirîni davet et! |
| Tehcir | Hicret ettirmek | Böyle hayvanlar için, bu kelimat-ı mukaddese tercüme ve tahrif edilmez ve tehcir edilmezler! | |
| He-Cim-Mim (4) | |||
| Hücum | Saldırı | Dehşetli bir arslan, meşelikten çıkıp ona hücum ediyor. | |
| Mühacemat | Hücumlar | Dikkat isterim ki; şeriat ile hiç münasebeti olmayan o müthiş istibdad-ı zalimane sırf milleti aldatmakla bir münasebet-i mevhumeye istinad ile ol kadar dâhil ve haric mühacemata karşı bu kadar zaman kendini muhafaza ettiğinden, … | |
| Mütehacim | Saldıran | Bu kadar Kur'anı taklid etmeye müştak olan dostlar ve mütehacim düşmanlara rağmen, şimdiye kadar Kur'anın ne taklidi yapılmış ve ne de bir misali gösterilmiştir. | |
| Tehacüm | Saldırma | Hayatına muzır mikroptan tut, tâ zelzeleye kadar binler taife düşmanları, hayatına karşı tehacüm vaziyetinde görür. | |
| He-Cim-Nun (1) | |||
| Müstehcen | Adebe aykırı | Veyahut on para kazanmak için ahlâk-ı İslâmiyeyi esasıyla sarsan istihzaât ve terzilât ve müstehcenât ile ezhan-ı şûrede ahlâk-ı rezilenin tohumunu ekiyorlar.. | |
| He-Cim-Vav (2) | |||
| Heca/hece | Hece | Onun için sözü kısa kesip yalnız numune olarak bir âyetteki huruf-u hecaiyenin vaziyetiyle hasıl olan bir selaset ve fesahat-i lafziyeyi ve o vaziyetten parlayan bir lem'a-i i'cazı göstereceğiz. | |
| Hicv/Hiciv | Alay etme, yerme | Heyet-i içtimaiyeyi faaliyet ve harekete götüren çok ukde-i hayatiyelerden, bizde inkişafa başlayan yalnız fikr-i edebiyat, bâhusus şâirane, müfritane, edebşikenane, hodpesendane olan fikr-i hiciv ve arzu-yu tahkirdir. | |
| He-Dal-Dal (1) | |||
| Tehdid/Tehdit | Korkutma | Bak, mükerrer va'dediyor ve şiddetli tehdid ediyor ki: | |
| He-Dal-Ra (1) | |||
| Heder | Boşa gitme | Adalet-i Kur'anî; tek masumun hayatı, kanı heder göremez, onu feda edemez değil ekseriyete, hattâ nev'in umumu... | |
| He-Dal-Fe (2) | |||
| Hedef | Nişan alınan yer | Bu hâdise-i arziye, bu memleketin ahali-i İslâmiyesine bakması ve onları hedef etmesi, ne ile anlaşılıyor ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor? | |
| İstihdaf | Hedef edinme | Binaenaleyh bu asil gayeyi istihdaf eden herhangi mutasavvıf bir kardeşimizin, Risale-i … | |
| He-Dal-Mim (3) | + | ||
| Hadim/Hedim | Yıkan, yıkıcı | Din ve imana hâdim (hizmet edici), şirk ve küfrü hêdim (yıkıcı) pek aziz kardeşlerim! | |
| Hedm | Yıkma, bozma | Evet eğer kâinat ömr-ü fıtrîsinden evvel haricî bir tahribata veya Sâni'i tarafından bir hedm ve kıyamete maruz kalmasa bile, fennî bir hesab ile kâinatın öyle bir günü gelecektir ki;… | |
| İnhidam | Yıkılma, çökme | Bu kudret karşısında, küfr-ü mutlakın ve dinsizliğin temelleri târumâr olacak; inhidam çukurlarına yuvarlanarak geberecektir. | |
| He-Dal-He-Dal (1) | + | ||
| Hüdhüd/hudhud | İbibik kuşu | + | …ekser kuşlar, Hüdhüd-ü Süleymanî gibi birer munis arkadaş veya mutî' birer hizmetkâr suretini giysin. |
| He-Dal-Ye (11) | + | ||
| Hadi | Hidayet eden Allah (Esma); hidayete ermiş kişi | + | Her hâdî zât, mühdî olamaz. |
| Heda | Hidayet, hediye | Nur-u Huda, mü'mine hedâ, dalalete seyf-i hemta mı desem; | |
| Hedaya | Hediyeler | …hem senevî, hem asrî, hem dehrî, kudretin mu'cizatını ve rahmetin hedâyâsını hatırlatır. | |
| Hediye | Armağan | + | Halkın hediyesini kabul etmek, onların hatırını sayıp istemediğim vakitte onları kabul etmek lâzım geliyor.. o da hoşuma gitmiyor. |
| Hidayet | Kur'an'ın gösterdiği doğru yol | Hidayet ve tevfikı Erhamürrâhimîn'den iste... | |
| Hüda | Hidayet | + | Onu hevaya değil, hüdaya sevkedersin. |
| İhda | Hediye etme | ...ruhlarımıza yeni, safi bir nesîm ihda eden Kur'anın celalli ve izzetli, rahmetli ve şefkatli âyetlerindeki tekraratın mehasinini ta'dad eden, … | |
| İhtida | Hidayete erme | …Nusaybin ecinnileri ihtida için Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a geldikleri vakit, … | |
| Mehdi | Yol gösterici, ahirzamanda dine büyük hizmet edecek vazifeli kişi | İşte bunun için, Mehdi ve Süfyan mes'eleleri gibi çok mes'elelerde çok ihtilaf olmuş. | |
| Mühdi | Doğru yolu gösteren | Her hâdî zât, mühdî olamaz. | |
| Mühtedi | Hidayete ermiş, müslüman olmuş | + | Eskiden düşman, şimdi dost olan mühtedi diyor ki: |
| He-Zel-Ye (1) | |||
| Hezeyan | Saçmalık | Evet o küfür; ahmakane, sarhoşane, divanece bir hezeyandır. | |
| He-Ra-Cim (1) | |||
| Herc | Karışıklık | Bilcümle ihtilalat, bütün herc ü fesadat; hem asıl, hem madeni.. rezail ve seyyiat, bütün fasid hasletler,… | |
| He-Ra-Mim (1) | |||
| Ehram | (Mısır) Piramid(i) | …şöhretperest olup dağ-misal meşhur ehramları bina eden … | |
| He-Ze-Elif (2) | + | ||
| İstihza | Alay etme | Elbette in'amı istihzadan ve ihsanı aldatmaktan ve inayeti adavetten ve rahmeti azabdan ve lütuf ve keremi ihanetten halâs eden ve ihsanı ihsan eden ve nimeti nimet eden bir âlem-i bâkide bir hayat-ı bâkiye var ve olacaktır. | |
| Müstehzi | Alay eden | + | Ehemmiyetsiz ve müstehzi ve hezeyancı bazı serserilerin nazarında, muvakkat ve menhus bir mevki kazanır. |
| He-Ze-Cim (1) | |||
| Hezecat | Hoş ve nağmeli ses | Yağmurun hezecatı, kuşların seceatı birer tesbih-i rahmet, hakikata bir mecaz. | |
| He-Ze-Ze (2) | + | ||
| İhtizaz | Titreme, sallanma | Fakat şu haliçe hem hayattardır, hem intizamlı bir ihtizazdadır. | |
| Mühtezz | Titreyen | Bütün masnuatın ve cemi-i mahlûkatın ve umum mevcudatın tarifat ve tavsifat ve tesbih ve senasıyla, cemi-i zihayatın tahiyyat ve cemi-i evrak-ı mühtezze-i zâkirenin tahmidatıyla Cenab-ı Rabb-i izzeti zikr … | |
| He-Ze-Lam (1) | + | ||
| Hezl/Hezel (Hezeliyat) | Şaka, mizah | + | Fakat işaret olunan celb-i ervah-ı tayyibe ise, medenîlerin yaptığı gibi hezeliyat suretinde bazı oyuncaklara, o pek ciddî ve ciddî bir âlemde olan ruhlara hürmetsizlik edip, kendi yerine ve oyuncaklara celbetmek değil, … |
| He-Ze-Mim (2) | + | ||
| İnhizam | Bozulma, dağılma | …aynı avucunda, küçücük taş ve toprak, düşmana top ve gülle hükmünde onları inhizama sevketmesi;… | |
| Münhezim | Hezimete uğramış | …safsata ederek asıl tevhid-i mahz ve itikad-ı kâmil ve akl-ı selim kabul ettiği akide-i hak ile mücehhez ve seyf-i bürhan ile mütekallid olanlarla mübareze ve muharebe ederse; nasıl birden mağlub ve münhezim oluyor... | |
| He-Dad-Mim (1) | + | ||
| Hazım/Hazm | Sindirim | Bîçare zaîf mideye de, hazımdan evvel yemek yemek üzerine doldurmak ile hastalıkları celbetmez. | |
| He-Fe-He-Fe (1) | |||
| Müheffef | İnce, narin | Evet, altında nescolmuş mühefhef mantık ve bürhan, sağında aklı istintak; mürefref her taraf, ezhan "Sadakte" der ki:… | |
| He-Kef-Mim (1) | |||
| Tehekküm | Alay etme | Şu güzel kelimeleri hâvi olan şu cümlenin onlara karşı zikredilmesi, bir tehekkümdür (istihza), bir tevbihtir, yüzlerine gülmektir. | |
| He-Lam (1) | + | ||
| Hel | mı? mi? soru harfi | + | …sema, cevv ve arzın mükemmel ve kat'î derslerini dinlediği halde "Hel min mezîd" deyip dururken, … |
| He-Lam-Kef (9) | + | ||
| Halik/Helik | Mahvolan, helak olan | + | Yani hêlik ve fâni olanlar vücud-u haricîyi bırakıp, mahiyetleri bir vücud-u manevî giyer, daire-i kudretten çıkıp daire-i ilme girer. |
| Helak | Ölme, bitme | Bu zihniyette olan, Kur'andan ve onun hakaikından üstün bir şey tanımayan bir insan, sırf fâni cezalar korkusuyla kendini ebedî helâke atar mı? | |
| Helaket | Yıkılma, mahvolma | Ya bir tek surenin mislini getiriniz veyahut dünyada ve âhirette helâket ve zilleti kabul ediniz. | |
| İhlak | Helak etme | Evet Cenab-ı Hak melaikeye bildirmeksizin şeytanları def' veya ihlâk edebilir. | |
| İstihlak | Yiyip bitirmek | Zira istibdad, hasılat-ı terakkiyi istihlâk ile insanları mazi tarafına döndürüyor. | |
| Mehalik | Tehlikeler | …menfî unsuriyet fikriyle şark vilayetlerindeki vatandaşlara veya cenub tarafındaki dindaşlara adavet besleyip onlara karşı cephe almak, çok zararları ve mehaliki ile beraber; … | |
| Mühlik | Helak eden, öldüren | + | Her derdin devası içinde var demeyeceğim, fakat mühlik dertlerin ağleb devası yazılanlarda vardır. |
| Müstehlik | Tüketici | İktisadsızlık yüzünden müstehlikler çoğalır, müstahsiller azalır. | |
| Tehlike | Bir şeyin varlığını tehdit eden şey | + (Tehlüke şeklinde) | Acaba o serseri nefer, o mücahid mualleme kulak vermezse, ne kadar tehlikede kalır anlarsın! |
| He-Lam-Lam (4) | + | ||
| Hale | Ay ve güneş etrafında görülen parlak daire | Biraz da mümtaz şahsiyeti, nurdan bir hâle halinde sarmakta olan üstün meziyetlerinden, ahlâk ve kemalâtından bahsedelim. | |
| Hilal | Yay şeklindeki yeni ay | Meselâ Ramazan hilâlinin sübutunu ihbar eden iki adam, binler münkirlerin inkârlarını hiçe atarlar. | |
| İstihlal | Hayırlı başlangıca delil olmak | Hâkimiyet-i milliyenin beraat-i istihlali olan kanun-u şer'î, hâzin-i Cennet gibi bizi duhûle davet ediyor. | |
| Tehlil | La ilahe illallah demek | Hem tekbir ve tehlil ile mesrurane ahz-ı asker için bir davul, bir musikî sesi işitiyor. | |
| He-Mim-Cim (1) | |||
| Hemec | Ahmak | Âyetin manası dürrdür. Bu ise mederdir. Hadîsin mefhumu mühec, bu hemecdir. | |
| He-Mim-Ze (2) | + | ||
| Hemze | Harekeli elif | + (Kışkırtma anlamında) | Hemze, melfuz ve gayr-ı melfuz yirmibeştir ve hemzenin sâkin kardeşi elif'ten üç derece yukarıdır. Zira hareke üçtür. |
| Hümeze | Sure | + | Evet اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ ile beraber Duha, Elem neşrah leke, Zilzal, Tekâsür, El-Maun, en evvel nâzil olan nısf-ı evvel-i Alak, Ve't-tîn, El-Karia ve Hümeze olan 10 surenin tevafuku bozmayan küçük küsurattan kat'-ı nazar 100 adedinde tevafukları olduğu gibi;… |
| He-Mim-Sin (1) | + | ||
| Mehmuse | Söylendiğinde nefes akışını engellemeyen harfler | Surelerin başında mezkûr olan huruf, hurufatın aksam-ı malûmesi olan mechure, mehmuse, şedide, rahve, zelaka, kalkale gibi aksam-ı kesîresinden herbir kısmından nısfını almıştır. | |
| He-Mim-Şın (1) | |||
| Hamiş | Sayfa kenarı notu | Hâmiş: Harman ortasında Mevlevîvari dolaşan bu bîçare çiftçi, sözlerini de işlediği işe benzeterek, söylediğini tekrar söylemiş; geçtiği yere dönmüş, yine gelmiş ise de, ne yapsın? | |
| He-Mim-Mim (6) | + | ||
| Ehemm | Çok mühim | En ehemm ve en elzem işler, takdim edilecektir. | |
| Ehemmiyet | Önem | Ey insan, hiç mümkün müdür ki: Sana bu sîmayı veren, o sîmada böyle bir sikke-i rahmeti ve bir hâtem-i ehadiyeti vaz'eden zât, seni başı boş bıraksın; sana ehemmiyet vermesin; … | |
| Himem (Himemat) | Himmetler | …inayet-i Rabbanî, mu'cizat-ı Kur'anî, himemat-ı Sübhanî, keramat-ı ruhanî eseri olmalıdır ki, … | |
| Himmet | Gayret, çalışma | Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. | |
| İhtimam | Özen gösterme | Şu mevcudatın Mâliki, mülkünde cereyan eden herşeyin inzibatına büyük bir ihtimamı var. | |
| Mühimm | Önemli | …o sikkenin üç mühim ukdesini irae eden "Bismillahirrahmanirrahîm"dir. | |
| He-Mim-He-Mim (1) | |||
| Hemheme | Hava sesi, mırıldanma | Heva-yı nefs ise şu hemheme-i hava ve hevheve-i yapraktan öyle bir lezzet alıyor ki, bütün ezvak-ı mecazîyi ona unutturup, o heva-yı nefsin hayatı olan zevk-i mecazîyi terketmekle, bu zevk-i hakikatte ölmek istiyor. | |
| He-Nun-Dal-Sin (2) | |||
| Hendese | Geometri, mühendislik | Şu âlem-i maneviye-i İslâmiyenin güneşi, temeli, hendesesi... | |
| Mühendis | Hendeseci, geometrici | Lâkin çendan arabî bilmiyor fakat çok iyi bir mühendistir, güzel bir tasvircidir, mahir bir kimyagerdir, sarraf bir cevhercidir. | |
| He-Vav (2) | + | ||
| Hüve | Arapça'da "O" (3. tekil şahıs) | + | "HÜVEL HAKKU" yerine "HÜVE HAKKUN" olmalı. "HÜVEL HASEN" yerine "HÜVEL AHSEN" olmalı... |
| Hüviyet | Kimlik, mahiyet | Âyinede temessül, münkasım dört surete: Ya yalnız hüviyet; ya beraber hâsiyet; ya hüviyet hem şu'le-i mahiyet; ya mahiyet, hüviyet. | |
| He-Vav-Dal (1) | + | ||
| Yahudi | Hz. Yakub'un oğlu Yahuda'nın soyundan gelenler, İsrail oğulları | O kıssada, hem Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ı teskin ve teselli, hem küffarı tehdid, hem münafıkları takbih, hem Yahudileri tevbih gibi çok makasıdı, pekçok vücuhu vardır. | |
| He-Vav-Ra (1) | + | ||
| Tehevvür | Korkusuzluk, saldırı | Risale-i Nur şakirdleri bu mezkûr dört esasa binaen, muarızlara hiddet ve tehevvürle ve mukabele-i bilmisille karşılamamalı. | |
| He-Vav-Sin (2) | |||
| Heves | İstek, arzu | Hevesine tebaiyet edip her nevi zulmü, sefaheti irtikâb ediyor. | |
| Tehevvüs | Heveslenme | Evet bir şahsın tehevvüsü için büyük bir daire-i muhita hareket-i mühimmesinden durdurulmaz. | |
| He-Vav-Lam (1) | |||
| Ehval | Korkular | …dünyayı ve insanı Hakîm, Alîm, Kadîr, Rahîm, Kerim bir zâtın tasarrufunda tasavvur etmediği ve onları tesadüf ve tabiata havale ettiği için, dünyanın ehvali ve insanın ahvali onu daima iz'ac eder. | |
| He-Vav-Nun (6) | + | ||
| Ehven | Daha kolay | + | Demek bir baharı halketmek, Zât-ı Zülcelal'ine bir çiçek kadar ehvendir. |
| Hain | Hıyanet eden | Yine o hain sersem, temerrüd edip: "İnanmam. Hiç mümkün müdür ki, bu memleket harab edilsin; başka bir memlekete göç etsin." dedi. | |
| Hıyanet | Sözünde durmayıp aldatmak | Hem emanette hıyanet cezasını göreceksiniz. | |
| İhanet | Hainlik | Elbette in'amı istihzadan ve ihsanı aldatmaktan ve inayeti adavetten ve rahmeti azabdan ve lütuf ve keremi ihanetten halâs eden ve ihsanı ihsan eden ve nimeti nimet eden bir âlem-i bâkide bir hayat-ı bâkiye var ve olacaktır. | |
| Tehavün | Önemsememe | Lâkaydlığı atar, tehavünü def'eder. | |
| Tehvin | Kolaylaştırma | Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm'ın görmekte olduğu zahmetlerin tahfifine ve göstermekte olduğu hırs ve şiddetin tehvinine medar olmak için,… | |
| He-Vav-He-Vav (1) | |||
| Hevheve | Yaprak sesi | Heva-yı nefs ise şu hemheme-i hava ve hevheve-i yapraktan öyle bir lezzet alıyor ki, bütün ezvak-ı mecazîyi ona unutturup, o heva-yı nefsin hayatı olan zevk-i mecazîyi terketmekle, bu zevk-i hakikatte ölmek istiyor. | |
| He-Vav-Ye (3) | + | ||
| Ehva | Nefsin arzuları | Bu bir hikmet-i nur-u irfandır/Ki ehva ve lağv ve tefelsüf değil | |
| Hava | Atmosfer | + | Kudret-i İlahiyenin bir arşı olan bir avuç toprakta konulan muhtelif tohumların mahiyetlerinde ve emir ve iradenin diğer bir arşı olan havanın bir parçasında … |
| Heva | Nefsin zararlı istekleri | + | O iki yolcu; biri mutî'-i kanun-u İlahî, birisi de âsi ve hevaya tâbi insanlardır. |
| He-Ye-Elif (2) | + | ||
| Heyet/Hey'et (Hey'at/Heyat) | Durum, grup (çoğul), biçim | + | Kâinatın heyet-i mecmuasındaki teavün, tesanüd, teanuk, tecavübden tezahür eden sikke-i kübra-i uluhiyettir ki, "Bismillah" ona bakıyor. |
| Müheyya | Hazır(lanmış) | Ve bununla sahibini, saadet-i ebediyeye müheyya eden bir mürşid-i Rabbanî derecesine çıkar. | |
| He-Ye-Be (3) | |||
| Heybet | Saygı ve korku uyandıran durum | Ve bütün kâinat taht-ı emir ve idaresinde ve heybet ve azameti altında nihayet itaatte, celaline karşı tezellüldedir. | |
| Mehabet | Heybet | Cebel-i Uhud ya onların mehabetlerinden veya kendi sürur ve sevincinden lerzeye geldi, kımıldandı. | |
| Mehib | Heybetli | Kendileri uzun boylu, çok mehib ve üzerlerinde siyah bir sako, mübarek sakalları siyah, pek az ağarmış. | |
| He-Ye-Cim (4) | + | ||
| Heyecan | Ani değişiklik nedeniyle histe şiddetlenme | Müdhiş bir halecan ve heyecan hisseder. | |
| Müheyyic | Heyecanlandıran | Birden bir maraz, ya bir iştiha, ya bevl gibi bir emr-i müheyyic şiddetle senin hissine dokunuyor. | |
| Müteheyyic | Heyecanlı | Zira fıtratı müteheyyic olan insanın rahatı, yalnız sa'y ve cidaldedir. | |
| Tehyic | Heyecana getirme | Böyle bir cemaat-i azîme içindeki mukaddes kuvveti tehyic edecek ve uyandıracak hâdisat-ı azîme vücuda geliyor. | |
| He-Ye-Kef-Lam (1) | |||
| Heykel | Çeşitli malzemeden yapılmış insan veya hayvan şekli; cismani beden | Evet o iki mana, onda o derece hükmeder ki; âdeta o çiçek bir lütf-u mücessem, o heykel bir kerem-i mütecessiddir. | |
| He-Ye-Lam (1) | + | ||
| Heyula | Şekilsiz madde | Çünki esîr maddesi, maddiyyunları boğduran zerrat maddesinden daha latîf ve eski hükemanın saplandığı heyula fihristesinden daha kesif, ihtiyarsız, şuursuz, camid bir maddedir. | |
| Mühlet | Süre | Zira onbeş gün (güya bize mühlet verilmiş gibi) bize ilişmiyorlar. | |
| He-Ye-He-Elif-Te (1) | + | ||
| Heyhat | Yazık, ne kadar uzak | + | Heyhat! Binler berahin-i kat'iyyenin mıhlarıyla Arş-ı A'zam'a çakılan bu muazzam pırlantayı hangi el bütün o mıhları söküp, o direkleri kesip (onu) düşürebilir? |