Dad (ض) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler: Revizyonlar arasındaki fark

Nurpedia.org - İman ve İslam Hakikatlerine Dair Nur Ansiklopedisi sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
Turker (mesaj | katkılar)
Değişiklik özeti yok
 
(Aynı kullanıcının aradaki diğer 15 değişikliği gösterilmiyor)
1. satır: 1. satır:
[[Kategori:Arapça Kök Harflere Göre Kelimeler]]
[[Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler]]
Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Dad ({{Arabi|ض}}) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.
''Önceki Harf: [[Sad (ص) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Sad ({{Arabi|ص}})]] ← [[:Kategori:Risale-i Nur'da Geçen Arapça Kökenli Kelimeler|Arapça Kökenli Kelimeler Ana Sayfası]] → [[Tı (ط) Kök Harfi İle Başlayan Kelimeler|Tı ({{Arabi|ط}})]]: Sonraki Harf''


İki harfli kök/Kelime: -
Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Dad ({{Arabi|ض}}) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.


Üç harfli kök: 18
{|class="wikitable"
 
|+İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Dört harfli kök: -
!Arapça Harf
 
!Türkçe Okunuşu
Toplam kök sayısı: '''18'''
!2 Harfli Kelime Sayısı
 
!3 Harfli Kök Sayısı
Toplam kelime: '''63'''
!3 Kök Harfli Kelime Sayısı
!4 Harfli Kök Sayısı
!4 Kök Harfli Kelime Sayısı
!Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı
!Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı
!Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
!Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı
!Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı
!Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
|-
|align=center|{{Arabi|ض}}
|align=center|Dad
|align=center|-
|align=center|17
|align=center|68
|align=center|-
|align=center|-
|align=center|17
|align=center|25
|align=center|15
|align=center|'''68'''
|align=center|64
|align=center|'''19'''
|-}


{|class="wikitable"
{|class="wikitable"
|+Dad ({{Arabi|ض}}) kök harfi ile başlayan kelimeler
|+
!Kelime
!Kelime
!Anlamı
!Anlamı
29. satır: 52. satır:
|Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi.  
|Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi.  
|-
|-
|'''Dad-Be-Tı (5)'''
|'''Dad-Be-Tı (4)'''
|
|
|
|
44. satır: 67. satır:
|Bazısı su gibidir, elle alınır, fakat zapt altına alınmaz.
|Bazısı su gibidir, elle alınır, fakat zapt altına alınmaz.
|-
|-
|Zâbit
|Zabit
|Binbaşıya kadar subay
|Binbaşıya kadar subay
|
|
56. satır: 79. satır:
|'''Dad-Ha-Kef (1)'''
|'''Dad-Ha-Kef (1)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
66. satır: 89. satır:
|'''Dad-Ha-Vav (1)'''
|'''Dad-Ha-Vav (1)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|Duha
|Duha
|Kuşluk
|Kuşluk
| +
|align=center|+
|Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır.  
|Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır.  
|-
|-
|'''Dad-Dal-Dal (3)'''
|'''Dad-Dal-Dal (4)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
84. satır: 107. satır:
|Ezdad, sûretlerini mübadele etmişler.
|Ezdad, sûretlerini mübadele etmişler.
|-
|-
|Tezad
|Mütezadd
|Birbirine zıt
|
|Umûr-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezâdde olan eşyalarda tenafür ve tedafü kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; maneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder.
|-
|Tezad/Tezat
|Karşıtlık
|Karşıtlık
|
|
91. satır: 119. satır:
|Zıt/Zıd
|Zıt/Zıd
|Karşıt
|Karşıt
|
|align=center|+
|Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür.
|Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür.
|-
|-
|'''Dad-Ra-Be (6)'''
|'''Dad-Ra-Be (7)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|Darb
|Darb/Darp
|Verme; Vurma
|Verme; Vurma
|
|align=center|+
|Yani, temsillerin darbı ve darb-ı meseller, sikkenin darbı kadar kelâma kıymet veriyor.  
|Yani, temsillerin darbı ve darb-ı meseller, sikkenin darbı kadar kelâma kıymet veriyor.  
|-
|-
109. satır: 137. satır:
|...kalbleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz,...
|...kalbleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz,...
|-
|-
|Dârib
|Darib
|Vuran
|Vuran
|
|
119. satır: 147. satır:
|Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, hakikatleri durub-u emsal ile beyan ediyor.  
|Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, hakikatleri durub-u emsal ile beyan ediyor.  
|-
|-
|Izdırap
|Izdırap/Iztırap
|Maddî veya mânevî acı
|Maddî veya mânevî acı
|
|
128. satır: 156. satır:
|
|
|Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder.  
|Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder.  
|-
|Muztarib/Muztarip
|Iztırap içinde kıvranan
|
|En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır.
|-
|-
|'''Dad-Ra-Ra (9)'''
|'''Dad-Ra-Ra (9)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|Darr
|Darr
|Zarar
|Zarar
|
|align=center|+
|Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı?
|Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı?
|-
|-
161. satır: 194. satır:
|Muztar
|Muztar
|Zorda kalmış, mecbur kalmış
|Zorda kalmış, mecbur kalmış
|
|align=center|+
|Belki nevâmis-i fıtratta "kuvâ-yı sâriye" diye bir cihette tasdike muztar olmuşlar.
|Belki nevâmis-i fıtratta "kuvâ-yı sâriye" diye bir cihette tasdike muztar olmuşlar.
|-
|Muztarib
|Iztırap içinde kıvranan
|
|En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır.
|-
|-
|Zarar
|Zarar
|Kötü sonuç, ziyan
|Kötü sonuç, ziyan
|
|align=center|+
|Hâlbuki bu imkân ve bu ihtimal, ilm-i yakinimize zarar vermez.
|Hâlbuki bu imkân ve bu ihtimal, ilm-i yakinimize zarar vermez.
|-
|-
179. satır: 207. satır:
|Âhirete iman ettiği halde, "Zaruret var" diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor.
|Âhirete iman ettiği halde, "Zaruret var" diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor.
|-
|-
|Zarurî
|Zaruri
|Mecburi
|Mecburi
|
|
|Öyleyse, zarurî vazifeniz, şeâiri ihyâ ve muhafaza etmektir.
|Öyleyse, zarurî vazifeniz, şeâiri ihyâ ve muhafaza etmektir.
|-
|-
|'''Dad-Ra-Ayn (3)'''
|'''Dad-Ra-Ayn (4)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|Dari'  
|Dari'  
|Acı ve dikenli ağaç
|Acı ve dikenli ağaç
|align=center|+
|Cehennem gibi, midesinde acı, dikenli darî gibi tesir eder.
|-
|Mutazarrı
|Tazarru eden
|
|
|Cehennem gibi, midesinde acı, dikenli darî gibi tesir eder.  
|...ve hazin bir mahbubiyet içerisinde derin bir hüzün ile mutazarriâne yalvarıyor,...
|-
|-
|Muzari
|Muzari
201. satır: 234. satır:
|Tazarru
|Tazarru
|Yalvarıp yakarma
|Yalvarıp yakarma
|
|align=center|+
|Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur.  
|Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur.  
|-
|-
|'''Dad-Ayn-Fe (6)'''
|'''Dad-Ayn-Fe (9)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|İzafî
|Ez'af/Ezaf
|Daha zayıf; en zayıf
|align=center|+
|Ez'afü'l-ibad - Hâfız Hâlid
|-
|İzafi
|Göreceli
|Göreceli
|
|
216. satır: 254. satır:
|Muzaaf
|Muzaaf
|Kat kat
|Kat kat
|align=center|+ (Muzaafe)
|Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizaptır.
|-
|Taz'if/Tazif
|Artırmak
|
|
|Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizaptır.
|...o dünyanın hem cümudetini ziyade edip gafleti kalınlaştırmış hem küdûretle bulanmasını taz'îf edip Sâni'i ve âhireti unutturuyor.
|-
|-
|Tezauf
|Tezauf
223. satır: 266. satır:
|
|
|Bu babda ne dense tezauf değil.
|Bu babda ne dense tezauf değil.
|-
|Tezyif
|Küçümseme
|
|...bütün esma-i İlahiyeye karşı bir tezyif ve mevcudatın vahdaniyete olan şehadetlerini reddettiğinden, ...
|-
|-
|Zaaf/Za'f
|Zaaf/Za'f
|Zayıflık
|Zayıflık
|
|align=center|+
|Zaaf, gururun madenidir.
|Zaaf, gururun madenidir.
|-
|-
|Zaif/Zayıf
|Zaif/Zayıf
|Güçsüz
|Güçsüz
|
|align=center|+
|Zaif ve âciz omuzuma çok ağır gelen vazife-i Kur'âniyeyi, o kuvvetli omuzlara bindirdi, kemâl-i kereminden yükümü hafifleştirdi.
|Zaif ve âciz omuzuma çok ağır gelen vazife-i Kur'âniyeyi, o kuvvetli omuzlara bindirdi, kemâl-i kereminden yükümü hafifleştirdi.
|-
|-
|Zuafâ
|Zuafa
|Zayıflar
|Zayıflar
|
|
|Ve fukaralar ve zuafalar kısmını en ziyade ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîmin hakaik-i imaniyesiyle hafifleştirildi.
|Ve fukaralar ve zuafalar kısmını en ziyade ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîmin hakaik-i imaniyesiyle hafifleştirildi.
|-
|-
|'''Dad-Lam-Lam (8)'''
|'''Dad-Lam-Lam (7)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|Dalal
|Dalal
|Sapıklık, dinsizlik
|Sapıklık, dinsizlik
|
|align=center|+
|Küfr ü dalâl yıldı, sindi;
|Küfr ü dalâl yıldı, sindi;
|-
|-
|Dalalet
|Dalalet
|Dinsizlik
|Dinsizlik
|
|align=center|+
|...Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i'câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor.
|...Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i'câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor.
|-
|-
|Dall(e)
|Dall (Dalle)
|Sapmış
|Sapmış
|
|align=center|+
|Fakat kendisini şakî, dâll, ahmaklardan addetmeyen adam, Kur'ân'ın şu beşaretini dinlesin:
|Fakat kendisini şakî, dâll, ahmaklardan addetmeyen adam, Kur'ân'ın şu beşaretini dinlesin:
|-
|-
|Dallîn
|Dallin
|Sapkınlar
|Sapkınlar
|
|
269. satır: 317. satır:
|Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir.
|Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir.
|-
|-
|Mudıl/Mudil(le)
|Mudıl/Mudil (Mudille)
|Saptıran
|Saptıran
|
|align=center|+
|İşte medeniyet-i sefihe-i dâllenin şakirdleri ve felsefe-i sakime-i mudıllenin talebeleri,
|İşte medeniyet-i sefihe-i dâllenin şakirdleri ve felsefe-i sakime-i mudıllenin talebeleri,
|-
|-
|Tadlil
|Tadlil
|Dalalette olduğu iddiası
|Dalalette olduğu iddiası
|
|align=center|+
|Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor.  
|Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor.  
|-
|-
|'''Dad-Mim-Ra (1)'''
|'''Dad-Mim-Ra (1)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
291. satır: 339. satır:
|'''Dad-Mim-Mim (3)'''
|'''Dad-Mim-Mim (3)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
319. satır: 367. satır:
|Tazammun ettiği ve tesis ettiği dîn-i İslâmdır ki, onun misline ne mazi muktedir olmuş, ne müstakbel muktedir olabilir.
|Tazammun ettiği ve tesis ettiği dîn-i İslâmdır ki, onun misline ne mazi muktedir olmuş, ne müstakbel muktedir olabilir.
|-
|-
|Tazmin(at)
|Tazmin (Tazminat)
|Zararını karşılama
|Zararını karşılama
|
|
|...ya kitaplarımın hepsinin iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiplerinden tazminini dâvâ ediyorum.
|...ya kitaplarımın hepsinin iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiplerinden tazminini dâvâ ediyorum.
|-
|-
|Zâmin
|Zamin
|Kefil
|Kefil
|
|
|Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir.
|Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir.
|-
|-
|Zımn(en)
|Zımn (Zımnen)
|Dolaylı olarak
|Dolaylı (olarak)
|
|
|Kur'ân'da sarîhan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücâzâtını binler defa ispat edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?
|Kur'ân'da sarîhan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücâzâtını binler defa ispat edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?
|-
|-
|Zımnî(yye)
|Zımni (Zımniyye)
|Örtülü göstererek
|Örtülü göstererek
|
|
|Elbette, âyetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur'a kuvvetli karinelerle işareti kat'îdir;...
|Elbette, âyetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur'a kuvvetli karinelerle işareti kat'îdir;...
|-
|-
|'''Dad-Nun-Nun (3)'''
|'''Dad-Ye-Elif (4)'''
|
|
|
|-
|Maznun
|Sanık
|
|Hem mahkemelere senin eczaların bir mücrim, bir maznun sıfatıyla değil, belki bir muallim, bir mürebbî ve bir mürşid olarak girmiştir.
|-
|Zan
|Gerçeğini bilmeden ihtimal üzerine hüküm verme
|
|Dördüncü hastalık: "Sû-i zan"dır.
|-
|Zannî
|Zanna dayanan
|
|Ve o davayı veya hükmü aşağıya indirir, hakikate yapıştırmakla o hükmün hayalî veya zannî veya mevzu veya hurafe hükümlerden olmadığını ve ancak hakaik-i sabiteden olduğunu ispat eder.
|-
|'''Dad-Ye-Elif (3)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
373. satır: 401. satır:
|
|
|...nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izâe eylediği gibi, ...
|...nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izâe eylediği gibi, ...
|-
|Müstazi'
|Aydınlanan
|
|Müstazî bilir, müstear âyine-misâl tanır, nûru güneşten gelir.
|-
|-
|Ziya
|Ziya
|Işık
|Işık
|
|align=center|+
|...vahdânî fiiller, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk, Hayy ve Muhyîyi bilbedâhe gösteriyorlar....
|...vahdânî fiiller, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk, Hayy ve Muhyîyi bilbedâhe gösteriyorlar....
|-
|-
|'''Dad-Ye-Ayn (1)'''
|'''Dad-Ye-Ayn (1)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
389. satır: 422. satır:
|Halbuki, Yeni Said, insanoğullarıyla izâa-i vakt etmemeli.
|Halbuki, Yeni Said, insanoğullarıyla izâa-i vakt etmemeli.
|-
|-
|'''Dad-Ye-Fe (3)'''
|'''Dad-Ye-Fe (4)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
403. satır: 436. satır:
|
|
|Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden, umumî bir tevessümü ifade eden {{Arabi|اَىُّ}} kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup, yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir.
|Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden, umumî bir tevessümü ifade eden {{Arabi|اَىُّ}} kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup, yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir.
|-
|Zayi
|Kayıp
|
|Kumara mumara verip zayi eder, bir tek altını kalır.
|-
|-
|Ziyafet
|Ziyafet
411. satır: 449. satır:
|'''Dad-Ye-Kaf (3)'''
|'''Dad-Ye-Kaf (3)'''
|
|
|
|align=center|'''+'''
|
|
|-
|-
|Dıyk/Dîk
|Dıyk/Dik
|Darlık
|Darlık
|
|align=center|+
|Rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'î, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve muktedir canavarların dıyk-ı maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişetle vücutça zayıflığıdır.  
|Rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'î, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve muktedir canavarların dıyk-ı maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişetle vücutça zayıflığıdır.  
|-
|-
424. satır: 462. satır:
|Risale-i Nur şakirtlerine bu noktada benzeyen eskiden bir zât, haremiyle beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası yüzünden haremi, demiş zevcine: "İhtiyacımız şedittir."
|Risale-i Nur şakirtlerine bu noktada benzeyen eskiden bir zât, haremiyle beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası yüzünden haremi, demiş zevcine: "İhtiyacımız şedittir."
|-
|-
|Tazyik(at)
|Tazyik (Tazyikat)
|Baskı
|Baskı
|
|
|İkincisi, hususî rububiyetidir ve has iltifat ve imdad-ı Rahmânîsidir ki, umumî kanunların tazyikatı altında tahammül edemeyen fertlerin imdadına, Rahmânü'r-Rahîm isimleri imdada yetişirler, hususî bir surette muavenet ederler, o tazyikattan kurtarırlar.
|İkincisi, hususî rububiyetidir ve has iltifat ve imdad-ı Rahmânîsidir ki, umumî kanunların tazyikatı altında tahammül edemeyen fertlerin imdadına, Rahmânü'r-Rahîm isimleri imdada yetişirler, hususî bir surette muavenet ederler, o tazyikattan kurtarırlar.
|-}
|-}

07.26, 18 Aralık 2025 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

Önceki Harf: Sad (ص)Arapça Kökenli Kelimeler Ana SayfasıTı (ط): Sonraki Harf

Bu sayfada Bediüzzaman'ın eserlerinde geçen ve Dad (ض) kök harfi ile başlayan Arapça kelimeler listelenmiştir.

İlk Kök Harfe Göre Kelime Sayısı
Arapça Harf Türkçe Okunuşu 2 Harfli Kelime Sayısı 3 Harfli Kök Sayısı 3 Kök Harfli Kelime Sayısı 4 Harfli Kök Sayısı 4 Kök Harfli Kelime Sayısı Risalelerdeki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Toplam Kök Sayısı Kur'an'daki Köklerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı Risalelerdeki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Toplam Kelime Sayısı Kur'an'daki Kelimelerden Risalelerde Geçenlerin Sayısı
ض Dad - 17 68 - - 17 25 15 68 64 19
Kelime Anlamı Kur'an'da
Geçiyor mu?
Örnek Cümle
Dad-Be-Be (1)
Dabb Keler, kertenkele Arapça "dabb" denilen bir susmar, yani keler elindeydi.
Dad-Be-Tı (4)
Mazbut Zaptedilmiş, kayıt altında Hayat; muhassal-ı mazbuttur, görünür.
Zabt/Zapt Tutma, tespit Bazısı su gibidir, elle alınır, fakat zapt altına alınmaz.
Zabit Binbaşıya kadar subay Bu müddet içinde kendisiyle beraber esarette bulunan zabitlere dersler veriyordu.
Zabıta (Belediye) polis(i) Yirmi sekiz sene zarfında hükûmetin resmî adamlarından bana rast gelenler, hep sıkıntı verdikleri halde, zabıtanın bana hiç sıkıntı vermediği gibi,...
Dad-Ha-Kef (1) +
Mudhike Gülünen kişi Çünkü, zaafiyetini gösteren tekebbürünle, aczini gösteren gururunla, riyayı gösteren tasannuunla kendine mudhike yaparsın.
Dad-Ha-Vav (1) +
Duha Kuşluk + Duhâ vaktinden, öğleden biraz sonraya kadardır.
Dad-Dal-Dal (4) +
Ezdad Zıtlar Ezdad, sûretlerini mübadele etmişler.
Mütezadd Birbirine zıt Umûr-u mütenasibede temayül ve tecazüb ve mütezâdde olan eşyalarda tenafür ve tedafü kaide-i meşhuresi, maddiyatta nasıl cereyan ediyor; maneviyat ve ahlâkta dahi cereyan eder.
Tezad/Tezat Karşıtlık Temasül, tezadın sebebidir.
Zıt/Zıd Karşıt + Tarik-i gayr-ı meşru ile bir maksadı takip eden, galiben maksudunun zıddıyla ceza görür.
Dad-Ra-Be (7) +
Darb/Darp Verme; Vurma + Yani, temsillerin darbı ve darb-ı meseller, sikkenin darbı kadar kelâma kıymet veriyor.
Darbe Vuruş ...kalbleri kışırlanarak felsefenin çıkmaz çığırlarına sapan gafil ve âsilere şiddetle darbe-i müthişe ve mühlikesini çarpan o Söz,...
Darib Vuran Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder.
Durub Darbeler; Vermeler Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, hakikatleri durub-u emsal ile beyan ediyor.
Izdırap/Iztırap Maddî veya mânevî acı Değil dünyevî ızdıraplar, cehennemî azaplar da verilse, bıçaklarla da doğransak, en müthiş ölümlere de maruz bırakılsak, asırlar boyunca milyonlar mübarek ecdadımızın feda-yı can ettikleri bu kudsî hakikata, bizim cânımız da feda olsun.
Madrub Vurulan Nasıl ki, madrup, elbette dâribe delâlet eder.
Muztarib/Muztarip Iztırap içinde kıvranan En bedbaht, en muztarip, en sıkıntılı, işsiz adamdır.
Dad-Ra-Ra (9) +
Darr Zarar + Hüsnün içinde kubhu, nef'in içinde dârrı, nimet içinde nıkmet, nurun içinde nârı, bilir misin ki sırrı?
Izrar Zarar verme ...hodfuruş, şöhretperest, riyâkâr insanlar ve az birşeyle iktidarlarını göstermek ve ihâfe ve ızrar cihetinden bir mevki kazanmak için ehl-i hakka muhalefet vaziyetine girerler.
Iztırar Çâresizlik, mecbûriyet Abd, bir ağaç gibi bütün bütün ıztırar ve cebir altında değildir.
Mazarrat Zarar, ziyan Muhakkak bir maslahat, mazarrat-ı mevhume için feda edilmez.
Muzır Zararlı O zaman, o seyahat-i ruhiyede, mehâsin-i medeniyet ve fünun-u nâfiadan başka olan mâlâyâni ve muzır felsefeyi ve muzır ve sefih medeniyeti elinde tutan Avrupa'nın şahs-ı mânevîsine karşı demiştim:
Muztar Zorda kalmış, mecbur kalmış + Belki nevâmis-i fıtratta "kuvâ-yı sâriye" diye bir cihette tasdike muztar olmuşlar.
Zarar Kötü sonuç, ziyan + Hâlbuki bu imkân ve bu ihtimal, ilm-i yakinimize zarar vermez.
Zaruret Mecburiyet; fakirlik Âhirete iman ettiği halde, "Zaruret var" diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor.
Zaruri Mecburi Öyleyse, zarurî vazifeniz, şeâiri ihyâ ve muhafaza etmektir.
Dad-Ra-Ayn (4) +
Dari' Acı ve dikenli ağaç + Cehennem gibi, midesinde acı, dikenli darî gibi tesir eder.
Mutazarrı Tazarru eden ...ve hazin bir mahbubiyet içerisinde derin bir hüzün ile mutazarriâne yalvarıyor,...
Muzari Geniş zaman Fiil-i muzâri, teceddüd ve istimrara delâlet ettiğinden, yirmi üç sene devam eden nüzul-ü Kur'ân'ın parça parça teceddüdü nisbetinde,
Tazarru Yalvarıp yakarma + Benim hissem, yalnız şiddet-i ihtiyacımla taleptir ve gayet aczimle tazarruumdur.
Dad-Ayn-Fe (9) +
Ez'af/Ezaf Daha zayıf; en zayıf + Ez'afü'l-ibad - Hâfız Hâlid
İzafi Göreceli İki mizaca göre mesâil-i fer'îde hakikat sabit değil; izafî ve mürekkep.
Muzaaf Kat kat + (Muzaafe) Muzaaf meyil ihtiyaçtır. Muzaaf ihtiyaç iştiyaktır. Muzaaf iştiyak incizaptır.
Taz'if/Tazif Artırmak ...o dünyanın hem cümudetini ziyade edip gafleti kalınlaştırmış hem küdûretle bulanmasını taz'îf edip Sâni'i ve âhireti unutturuyor.
Tezauf Fazlalık Bu babda ne dense tezauf değil.
Tezyif Küçümseme ...bütün esma-i İlahiyeye karşı bir tezyif ve mevcudatın vahdaniyete olan şehadetlerini reddettiğinden, ...
Zaaf/Za'f Zayıflık + Zaaf, gururun madenidir.
Zaif/Zayıf Güçsüz + Zaif ve âciz omuzuma çok ağır gelen vazife-i Kur'âniyeyi, o kuvvetli omuzlara bindirdi, kemâl-i kereminden yükümü hafifleştirdi.
Zuafa Zayıflar Ve fukaralar ve zuafalar kısmını en ziyade ezen ve müteessir eden hayatın ağır tekâlifi, Kur'ân-ı Hakîmin hakaik-i imaniyesiyle hafifleştirildi.
Dad-Lam-Lam (7) +
Dalal Sapıklık, dinsizlik + Küfr ü dalâl yıldı, sindi;
Dalalet Dinsizlik + ...Cehennemin gayzını ve öfkesini ve sair mevcudatın ehl-i küfür ve dalâlete karşı hiddetini gösterip ilân ederek gayet müthiş bir tarzda ve i'câzkârâne ehl-i dalâlet ve isyanı zecrediyor.
Dall (Dalle) Sapmış + Fakat kendisini şakî, dâll, ahmaklardan addetmeyen adam, Kur'ân'ın şu beşaretini dinlesin:
Dallin Sapkınlar Sırat-ı müstakimin o meslek-i nuranî, mağdub ve dâllînin o tarik-i zulmanî, tam farklarını görmek eğer istersen, ey aziz,
İdlal Saptırma Bâtıl şeyleri tasvir, sâfi zihinleri idlâldir ve cerhdir.
Mudıl/Mudil (Mudille) Saptıran + İşte medeniyet-i sefihe-i dâllenin şakirdleri ve felsefe-i sakime-i mudıllenin talebeleri,
Tadlil Dalalette olduğu iddiası + Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor.
Dad-Mim-Ra (1) +
Zamir İsmin yerini tutan ...âyet-i Nur'un مَثَلُ نُورِهِ kelimesindeki zamir, üç vecihten birisiyle Muhammed aleyhissalâtü vesselâma râci olmak haysiyetiyle, ...
Dad-Mim-Mim (3) +
İnzimam Eklenme Evet, ene ve enaniyetin eşkâl-i habîsesi olan hodgâmlık, hodbinlik, hodendişlik, gurur ve inat o meyle inzimam etse, öyle ekberü'l-kebâiri icad eder ki, daha beşer ona isim bulmamış.
Zam İlave Binlerce velî hem yine yapmış buna bin zam.
Zamme/Damme Ötre harekesi Hem fail kuvvetlidir, kavî olan zammeyi kendine gasp eder.
Dad-Mim-Nun (5)
Tazammun İçerme Tazammun ettiği ve tesis ettiği dîn-i İslâmdır ki, onun misline ne mazi muktedir olmuş, ne müstakbel muktedir olabilir.
Tazmin (Tazminat) Zararını karşılama ...ya kitaplarımın hepsinin iadesini veyahut bu husustaki zarar ve ziyanımın müsebbiplerinden tazminini dâvâ ediyorum.
Zamin Kefil Fakat garaz ve maksada mutlaka zâmindir.
Zımn (Zımnen) Dolaylı (olarak) Kur'ân'da sarîhan ve zımnen ve işareten, âhiret ve tevhidi ve beşerin mükâfat ve mücâzâtını binler defa ispat edip nazara vermenin ve her sûrede, her sahifede, her makamda ders vermenin hikmeti nedir?
Zımni (Zımniyye) Örtülü göstererek Elbette, âyetin delâlet-i zımniyeyle Risale-i Nur'a kuvvetli karinelerle işareti kat'îdir;...
Dad-Ye-Elif (4) +
İstizae Bir şeyle aydınlanmak Ve hem kendisi, o Malik-i Zülcelalini seviyor, hem de onu insanlara sevdirmeye çalışıyor. Hem kendisi o Malik'ten istizae ediyor, (yani envar-ı hidayetten nurlar alıyor,) ...
İzae Aydınlatmak ...nev-i beşerin humsunu ihyâ, ebedî ve dâimî bir nurla tenvir ve izâe eylediği gibi, ...
Müstazi' Aydınlanan Müstazî bilir, müstear âyine-misâl tanır, nûru güneşten gelir.
Ziya Işık + ...vahdânî fiiller, ziya güneşi gösterdiği gibi, birtek Zât-ı Hakîm, Kerîm, Rahîm, Rezzâk, Hayy ve Muhyîyi bilbedâhe gösteriyorlar....
Dad-Ye-Ayn (1) +
İzaa Kaybetmek; geçirmek Halbuki, Yeni Said, insanoğullarıyla izâa-i vakt etmemeli.
Dad-Ye-Fe (4) +
İzafe Atıfta bulunma, bağlama Bu isnad ve izafe, Kürdistan'da doğup büyüyen ve bu lâkapla mâruf ve meşhur olan bu zâtın Risaletun-Nur'un tercümanı olduğunu sırf âleme ilân etmek içindir;...
Muzaf İzafe edilen, bağlanan Muzafun ileyhsiz zikredildiğinden, umumî bir tevessümü ifade eden اَىُّ kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup, yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir.
Zayi Kayıp Kumara mumara verip zayi eder, bir tek altını kalır.
Ziyafet İkram, ağırlama Yani, nasıl bir zât, ziyafete misafirleri dâvet eder.
Dad-Ye-Kaf (3) +
Dıyk/Dik Darlık + Rızk-ı helâl iktidar ile alınmadığına, belki iftikara binaen verildiğine delil-i kat'î, iktidarsız yavruların hüsn-ü maişeti ve muktedir canavarların dıyk-ı maişeti, hem zekâvetsiz balıkların semizliği ve zekâvetli, hileli tilki ve maymunun derd-i maişetle vücutça zayıflığıdır.
Müzayaka Darlık Risale-i Nur şakirtlerine bu noktada benzeyen eskiden bir zât, haremiyle beraber büyük bir makamda bulundukları halde, maişet müzayakası yüzünden haremi, demiş zevcine: "İhtiyacımız şedittir."
Tazyik (Tazyikat) Baskı İkincisi, hususî rububiyetidir ve has iltifat ve imdad-ı Rahmânîsidir ki, umumî kanunların tazyikatı altında tahammül edemeyen fertlerin imdadına, Rahmânü'r-Rahîm isimleri imdada yetişirler, hususî bir surette muavenet ederler, o tazyikattan kurtarırlar.